The Curse

The Curse

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

The Curse 2023 S01E08 The Curse Down and Dirty 1080p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb
A Commentary by 1see0ne

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
Published on: 2024-01-30
Downloads: 16
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Önceki Bölümlerde

Fernando'yla konuştun, değil mi? Hâlâ belinde.

Seni rahatsız etmedi mi?

- Burada ne oldu? - Bir kot pantolon çaldı.

Bu tür suçların kimseye zararı yoktur.

Birisi mağazadan bir ürün alırsa kredi kartımdan çekin.

O zaman hırsızlık olmaz.

Amazing Architectura beni etiketledi.

Doug Aiken'ı kopyaladığımı söyleyen yorumlar alıyorum.

Kimin umurunda? O bir sanatçı ama sen değilsin.

Evlerim sanattır.

Bunu neden yaptın?

Senden programın danışmanı olmanı istemeye gelmiştim.

Maaşı 20 bin dolar mı?

Seni hiçbir şeye zorlamak istemiyorum.

Dışarıda bir potan olduğunu gördüm. Hadi oynayalım.

Evet. Boşum sanırım.

Gidip alacağım, tamam mı?

Lanetlendim. Karımla yaşananları açıklamanın başka yolu yok.

Bu arada beni Şabat yemeğine...

...bir kez bile davet etmediğin için teşekkürler.

Yahudiyim, hatırlıyorsun değil mi?

Buna tanık olduğunu söylediğinde...

...senin de bir parçası olduğunu fark etmemiştim.

Onu çıkarmasını sağlamaya çalışıyordum!

Seni zorlamasaydım iyi bir şey yapmazdın.

İlişkiniz güçlü değil mi? Her şeyi atlatabilirsiniz.

Sonraki soru.

Aynı hikayeyi neredeyse üç kez duydum.

"Bu iş bitti, o çok kaba" diyorsunuz. Ve sonra tahmin edin ne oluyor?

Barışıyorsunuz.

Sonra biriniz başka biriyle yatıyor ve tekrar ayrılıyorsunuz.

- Evet. - Peki neden bunu kabul etmiyorsunuz?

Hayır çünkü zaten yaptım. Zaten Kelsey'le yattım.

- John'la yattım! - Hayır.

- Evet, yaptım. - Hayır, yapmadığını söyledi.

Çocuklar, çocuklar, çocuklar, araba sürmeye çalışıyorum.

Artık binmiyorum.

Hayır, bana yalan söylemez. Hayır, John bana yalan söylemez.

Espanola'ya Hoş geldiniz

Burası mı?

Evet. Kardeşim birkaç gün önce buradaydı.

- Emin misin? - Evet, eminim. Pozitif.

Ne? Korkuyor musun?

Bir saat önce kendin de korkmuyormuşsun gibi davranma.

Pısırık. Hiçbir şey yapmıyorlar.

Kardeşim üç çift alıp internetten sattı. Yasal.

- Hadi bakalım. - Belki sırayla gireriz.

Diyorum sana, o önemli değil. Hadi girelim.

- Promosyon falan gibi bir şey mi? - Bilmiyorum.

Kes sesini. Lanet olsun.

Burası çok havalı.

- Hoş geldiniz. - İşte bu. Kızılderili misin?

- Yerli ama evet. - Bu akşam ne yapıyorsun?

Oda arkadaşımla akşam yemeği yiyorum.

Ben de gelebilir miyim?

- Hangi sınıfsın? - Bunu yapabilir mi?

- Evet. Umurumda değil. - Promosyon falan mı bu?

Mülk sahibi hepsini kredi kartından çektiriyor. Zengin sanırım.

- Keşke ben de zengin olsaydım. - Ben de. Sen değil misin?

- Ben değilim, ailem öyle ama. - Çok hoş bir zincir.

Teşekkürler. Kendin için herhangi bir şey alıyor musun?

Henüz değil. Kız kardeşimden ya da birinden...

...benim için bir tane almasını isteyecektim ama...

...bu biraz tuhaf çünkü burada çalışıyorum.

- Mantıklı. Bedenin ne? - Epey iriyim.

- Evet. İri kızları severim. - Olur. Kaç tane aldın?

- Beş. - Tamam.

Ne diyeceğim, bana numaranı ver çünkü akşam yemeği konusunda ciddiyim.

Arkadaşım ve onun ailesiyle yaşıyorum...

...bu yüzden yemeğe gelemezsin ama sana numaramı vereceğim.

- Cliff alabilirim. - Bana uyar.

Bu kot pantolonu istiyor musun, istemiyor musun?

İstiyorum. Ayrıca seni görmek de istiyorum.

- Ben de. - Bekle, orada kaç tane kot var?

- Altı. - Tamam.

Fernando, merhaba. Selam, her şey yolunda mı?

Buraya pisliği temizlemeye geldiğinizi sanıyordum.

- Evet. Üzgünüm. - Bu ne anlama geliyor?

- Evet. Özür dilerim, evet, bu... - Hırsızlar. Bütün bu kot saçmalığı.

Tamam, Fernando neden içeri gelmiyorsun...

...sana her şeyi açıklayayım. Sadece üçümüz.

Buna gerek yok. Başımı belaya sokacaksınız.

Hayır, hayır. Lütfen içeri gel. Konuşabiliriz. Sadece sen ve o.

Sadece o. Lütfen. Fernando, lütfen. Lütfen. Tamam.

Harika, teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Tamam.

Lily. Merhaba.

Önce yatak odamızdan başlayabilir misin lütfen? Tamam.

Fernando, bu durum tamamen gerilimi azaltmakla ilgiliydi ve...

...artık bunun kontrolden çıktığını görebiliyorum.

Durdurulması gerekiyor. Ve yönetimin için minnettarız.

Ama evimize silahlarla gelmek...

Sorunları gerçekten bu şekilde mi çözmek istiyoruz?

- İşe yarıyor, değil mi? - Yaramıyor. Bu çok uygunsuz.

Bana neyin uygunsuz olduğunu söyleme!

Dinle, çeneni kapat ve beni dinle. - Dostum...

- İşimi nasıl istersem öyle yaparım. - Kes şunu, tamam mı?

- Yoksa ne olur? - Yoksa ne mi olur? Sonuçları olur.

Elini hemen silahından çek! - Sonuçlarından korkmuyorum.

Bu kahrolası çeteci ve hırsızların bir şey çalmaya gelmesinden bıktım.

Bunun ne olduğunu biliyor musunuz? Bu bir kanser ve sebebi sizsiniz.

Bu küçük bir kabahat Fernando. Kimseye zararı yok.

Kime zararı var?

Tuvaletinizi kullanabilir miyim?

- Hayır. - Hayır.

Neden bu adamlarla birliktesin Fernando?

Bu adamlar mı? Bu adamlar benim kardeşlerim!

Tuvaletimizi kullanabilirsin, tamam mı?

Senin için kurşun yemeye hazırdım.

Neden bahsediyorsun? Hiçbir şey yapmayacaklardı!

Onlar korkak!

O kot pantolonlar için toplam ne kadar ödedik?

Kabaca 14 bin dolara yakın. Bunun çok fazla olduğunu...

...buna bir son vermemiz gerektiğini biliyorum. Anlıyorum.

İnsanlardan daha fazlasını bekliyordum sadece, anlıyor musun?

Belki bunların hepsinin bir nedeni vardır, bilmiyorum.

- Bu ne anlama geliyor? - Bilmiyorum.

Dougie'ye söyleyelim dükkanlarda ne çekiyorsa çeksin...

...sonra onlardan kira almaya başlayacağız.

Yapacağımız şey bu.

Kira alırsak giderler. Kapanırlar, hiç müşterileri kalmaz.

Programın yayınlanması lazım.

Program yayına çıktıktan sonra organik olarak gelişecek, tamam mı?

Peki ya Fernando? Ona bir iş sözü verdik, değil mi?

Aman Tanrım, şu an bunu düşünmüyorum.

Ama annesi ve...

Ama annesi... Ashie, çok tatlısın.

Tanıştığımıza memnun oldum, bu kim?

Bu kim? İnsanları o kadar önemsiyorsun ki tam bir meleksin.

"Kesseniz iyi olur bayım. Bunun sonuçları olacak."

- Bu gün için benimle işin bitti mi? - Evet, evet.

Hiçbir şeye ihtiyacın yok mu?

Hayır, hayır. Zaten gitsen daha iyi olur.

Ona epey sert davranacağım.

- Benimle gelecek bir kamera mı var? - Cara için, evet.

Tamam. Gelmek istemediğinden emin misin?

- Evet, böyle iyiyim. - Tamam. Tamam, bol şans.

Tamam. Teşekkür ederim. Görüşürüz.

Ash-man, bu çok iyi. Onu çok iyi gösterme, tamam mı?

O fotoğraf nerede? Teşekkürler.

Nasıl hissediyorsun? - İyi.

- Öyle mi? - Evet.

Çok işimiz var, umarım hazırsındır. Küçük bir maraton olacak.

- İyi mi? - Harika.

Evet. Heyecanlıyım.

Tamam. Kadrajı ayarlayıp kayda geçelim.

Hadi bakalım.

Kurguyu hazırlarken görüntüleri izliyordum da...

...sen ve Whit mükemmel bir çift gibisiniz. Peri masalı romantizmi.

İnsan hissedebiliyor. Gerçekten çok güzel.

Ve şunu sormam lazım: Whitney'de en çok neyi seviyorsun?

Nereden başlayayım ki? Nazik, düşünceli ve zeki biri.

Şimdiye kadar tanıştığım en özverili insan.

Yaptığı her şey o kadar doğru ve saf ki. Evrenle bağlantısı varmış gibi.

Ve onun gölgesinde kaldığım için kendimi şanslı hissediyorum.

Peki onun senden daha iyi bir insan olduğunu söyleyebilir misin?

Evet. Evet, kesinlikle.

Bunu bana bir cümle olarak söyleyebilir misin?

- O benden daha iyi bir insan. - O kim?

- Whitney benden daha iyi bir insan. - Bu harika. Harika.

Onsuz hayatın nasıl olurdu?

Başka bir dünyada, alternatif bir evrende seni terk etse mesela?

Hiçbir şeyim olmazdı.

Asher, neden evlerdeki hoparlörler hakkında konuşmuyoruz?

Ben buna "Asher Özel" diyorum.

Evet, çerçevesiz oldukları için tavan veya zeminle aynı hizadalar.

Ve üzerlerini boyayabilirsin, sesi hiçbir şekilde etkilemez.

Evet, iyi sesten bahsediyoruz, değil mi?

Tamamen sese gömülmüş durumdasınız, evet.

Bunu sevdim. Bu evi seviyorum. Kaç hoparlörden bahsediyoruz?

- 11, artı 1 subwoofer. - 11 ne?

Bu evde 11 hoparlör artı 1 subwoofer var.

Daha gururlu bir şekilde söyle.

Bu evde 11 hoparlör artı 1 subwoofer var.

O milisler silahlarla kapıma dayandı.

- Silah mı? - Evet.

- Vay canına. - Ve neden biliyor musun?

Toplumdaki aktivizmimden dolayı. Bu çılgınlık.

Yeşil şili sosları bitmiş. Bu bir ilk.

- Dur, şu an neredesin? - Cochinita Grande'deyim.

Senden iki blok uzaktayım. Hemen geleceğim. Orayı severim.

Açlıktan ölüyorum. - Tamam. Bir arkadaşımla birlikteyim.

- Harika. Tamam. Birazdan görüşürüz. - Tamam. Birazdan görüşürüz.

Birazdan görüşürüz mü? Arayan o muydu?

Onunla tanışacağım için heyecanlıyım.

Belki bilgeliğimin bir kısmı için bana da para ödemek ister.

- Kes şunu. - Ödemez mi?

Baykuş son hoo-hoo'sunu yaptığında ve inek son mö-mö'sünü yaptığında...

...ördek son vak-vak'ını yapar.

O buradayken o sesi yapma.

O da bizimle öğle yemeği mi yiyecek? Sadece ikimiz olacağız sanıyordum.

- Kısa sürer. - Tamam.

Kibar ol.

Ben her zaman kibarım, sen neden bahsediyorsun?

- Selam. Gidip sipariş vereyim. - Biraz taco al. Bende çok var.

- Emin misin? - Evet, al tabii. Bende çok var.

Teşekkür ederim. Hesabına gönderirim.

- Bu Brett. - Merhaba Brett. Bekle.

Ne diyordum? Tamam. Adamlar silahlarla geldi çünkü...

...küçük hırsızlıkların kovuşturulması konusunda...

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left