The Curse

The Curse

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

The Curse 2023 S01E02 The Curse Pressures Looking Good So Far 1080p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb
A Commentary by 1see0ne

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
Published on: 2024-01-24
Downloads: 21
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Önceki bölümlerde...

2020'de Santa Fe Muhabiri...

...ebeveynlerinin gecekondu ağası olduğunu söyledi.

Bugün bizim hakkımızda konuşmak için buradayız, tamam mı?

Bu gizli bir saldırıydı. - Bunun yayınlanmasına izin veremeyiz.

Başka bir şey teklif etsek?

Elimde haber değeri taşıyabilecek bazı bilgiler var.

Bir süre Whistling River Kumarhanesi'nde çalıştım.

Bütün kumar bağımlıları gelirdi.

Onlara yardım etmek için kurallar olduğunu düşünebilirsin.

Ama bu kurallar gerçekten uygulanıyor mu?

Somut ve doğrulanabilir bir şeye ihtiyacım olacak.

Sıkıcı. Gerçekten sıkıcı.

Dört dakika boyunca bir adamın hava hakkında konuşmasını izliyorum.

Bana biraz yardımcı ol.

Bu şeyin bizim için önemli olduğunu biliyorsun.

Burada öylece oturup şov böyle olacak, şöyle olmayacak diyemezsiniz.

Çocuk sahibi olmamız konusu gündeme geldi...

...ben de bunun şu an acil bir öncelik olmadığını söyledim.

Frene basanın ben olduğumu düşünmen ilginç.

Tamam. Steven sıra sende diyor.

İnan bana, insanlar seninle birlikte olmanın hayalini kuracak.

Ash?

Ne dedi? - Beni lanetlediğini söyledi.

İstediğini yapabileceğini ve sonuçları olmayacağını mı sanıyorsun?

Bu işe yaramaz. Zaten kamuya açık bir bilgi.

Bunu neden kaydettin?

Konuşmaları sık sık kaydederim. Bunu bize Cornell'de öğrettiler.

Otelcilik okulunda bunu mu öğretiyorlar?

Evet, kendini geliştirme meselesi.

Müşteri hizmetleri çağrılarını nasıl kaydediyorsa...

...bunu yüz yüzeyken de yapabilirsin. - Tamam.

Tekrar dinlediğinde bir şeyler de yakalayabiliyorsun.

Bak, şöyle yapalım.

Kaydettiğini söylediğin güvenlik görüntülerini almadığım sürece...

...bu haberi yapamayız.

Yapımcılarıma görüntüleri alabileceğimizi söyledim.

Görüntüler var.

Var ama şu anda erişimim yok. Artık orada çalışmıyorum.

Bana çok bir seçenek bırakmıyorsun.

Sana zaten bir sürü şey verdim. Bekle, tamam mı?

Bana biraz daha zaman ver, görüntüleri almaya çalışayım.

Seni bekletmek istemiyorum. - İki haftadır çok yavaş ilerliyoruz.

Kumar bağımlılarını korumadıklarına dair kanıta ihtiyacım var.

- Kayıtlar ortak bir sürücüde. - Tamam.

Koyduğum klasörü adına kadar biliyorum.

Onları sana getireceğim.

Annemin üzerine yemin ederim, tamam mı?

Evet. Ana katta oyun süresinde bir düşüş oldu ama...

...tuhaf bir şekilde, sirkadiyen aydınlatma...

...yüksek bahisli alanlardaki oyun süresini artırdı.

Atmamışlar demek. Herkes benden şüphe etmişti.

Fikrinin eyleme dökülmüş hâlini gör dostum.

İzle.

Olmak üzere.

Bekle.

Bekle.

Kahretsin. Hadi ama dostum.

- İnanılmaz. - Nasıl yaptın onu.

Hadi ama. Gerçekten yapacak mı?

Evet, gerçekten yapacak. Bak, işte başlıyoruz.

Gittikçe daha soğuk ve daha parlak oluyor.

Biz böyle programlamamıştık.

Siz kurduğunuzdan beri denemeler yapıyoruz.

Bak, dışarıda gün batıyorken...

...içerideki maviyi arttırmaya çalışıyoruz.

Bu da yapay bir enerji patlaması veriyor.

Hafif bir şekilde.

İlginç.

O bileklikler nasıl çalışıyor? - Rex'e sor.

Her oyuncu bunlardan takmak istemiyor ama takanlar seviyor.

Şuna bir bak, bu yaşta ATM'ye gidip gelmek zorunda kalmıyor.

Bu onun için iyi.

İşte benim adamım.

Kendinle gurur duymalısın Asher. Gerçekten.

50 dolar, hızlı bahis, iyi eğlenceler.

Bak, geri dönmeliyim.

Ama yakında bowlinge gideriz, değil mi?

Evet, evet. Kesinlikle.

TV yıldızı olmaya ara verdiğinde tekrar piyasaya dönelim ama.

Kesinlikle. Dönmeliyiz.

Tanrım. Buradaki herkesi çok özledim.

Takıma olan sevgini onlara ileteceğim.

Evet. Tabi, tabi.

Işıklandırma konusunda benden şüphe ettiği için...

...Wandall'la biraz uğraşayım, değil mi?

Uğraş tabi. Ama bugün burada değil.

- Kötü oldu. - Evet.

- Tamam. Başka zaman. - Elbette dostum.

- Evet. Tamam. - Sonra görüşürüz.

Sonra görüşürüz.

Şu an Pueblo topraklarında duruyorum.

Bu sürücülerin hepsi Los Alamos'a giden kasabalardan geliyor.

Bu kadar insan bilmiyor bile.

Bu bölgedeki bazı insanların bu kadar cahil olması inanılmaz.

Bu insanlardan bazıları hayatları boyunca burada yaşamış.

Yine de hiçbir fikirleri yok.

Hepimiz kendimizi bu toprakların ziyaretçisi olarak görmeliyiz.

Şehirde yaşayanlarımız bile.

Burada gerçeklerle yaşamak zorundayız.

Çoktan bittik.

Tabii, tabii.

Ama bu topluluğa yeni insanlar getiriyorsanız...

...bilmeleri gereken çok şey var.

Bunların her gün kullandıkları devlet yolu olmadığını bilmeleri gerek.

Burası Pueblo toprakları. - Kesinlikle.

Tapu şirketlerinden bazılarının sigorta yaptırmak bile istememesi...

...çok saçma.

Çünkü Pueblo'ların yapabileceklerinden endişeliler.

Bense ülkeye senin ne kadar cömert ve misafirperver olduğunu...

...göstermek istiyorum.

İnsanlar bizi romantize etmeyi seviyor.

Amerikan yerlisi fikri işte.

Ama Tewa halkı köklü bir savaşçı soyundan geliyor.

Bu bizim kanımızda var. Benimkinde de.

Bende de.

Luisa?

Onunla fotoğraf çektirmek istediğini söylemiştin.

Şu an fotoğraf çektirmiyoruz. Sohbet ediyoruz.

Tamam. Üzgünüm.

Evet, fotoğraf çekebilirsiniz. Sorun değil.

- Bunu ister misin? - Tabi.

Sana da göndeririz tabii.

Luisa'nın kamerası mükemmel. Sana hemen e-postayla gönderir.

Tamam.

Hazır mıyız?

Harika. Teşekkürler.

Arkadaşım Cara Durand'ı diyecektim, adını duymuş muydun?

- Cara Durand. - O bir sanatçı.

Az önce bahsettiğin romantize etme onun sanat eserlerinin konusuydu.

O bir Picuris. Yani o da Tewa.

Tiwaca konuşuyor. "İ" harfiyle.

Biz "E" harfi olan Tewa'yız.

Çok farklı diller. Çok farklı insanlar.

Hâlâ öğrenme aşamasındayım. Çok üzgünüm.

Kendisi yakın arkadaşlarımdan biri.

Sanat eserlerini gerçekten seveceğinizi düşünüyorum.

Önümüzdeki cuma gecesi Santa Fe'deki bir galeride açılış yapacak.

Misafirimiz olarak gelirseniz çok seviniriz.

Müsaitseniz tabii. Çok meşgul biri olduğunuzu biliyorum.

Bu toplulukta pek çok şey oldu ama...

...şimdiye kadar hiç kimse bize yardım edip edemeyeceklerini sormadı.

Bu çok kıymetli.

Evet, gelebilirim. - Müthiş. Çok sevinecek.

Doug Aitken'i Kopyalamışsın Resmen

- Monica'yla nasıl gitti? - İyiydi. İyiydi. Evet.

İhtiyacı olan her şeyi aldı.

Açıklığa kavuşturmak için soruyorum:

Cara'dan bunu gönüllü olarak yapmasını istiyoruz, değil mi?

Çünkü Dougie kültür danışmanına para ayrılmayacağını söylüyor.

Ellerini böyle de yaptı mı yoksa bunu sen mi yapıyorsun?

- Ben yapıyorum. - Bir şeyler ayarlamalıyız.

Birden fazla sahibi olan bir bölgede arazi geliştiriyoruz.

Bu konuları konuşacak bilgi birikimimiz veya altyapımız yok.

Kaldı ki ulusal televizyonda yayınlayacak.

- Hayır, biliyorum, biliyorum. - Bana söz vermiştin, bunu yapacağız.

Hayır. Evet ama bu piyasayı tanıyorum.

O kadar çok Yerli tanıyorum ki.

Mike, Florence veya Elaine'den dahil olmalarını isteyebilirim.

Kapsamlı bir şekilde Yerlilerin yaşamı hakkında konuşmak için...

...kumarhane arkadaşlarından birini işe almayacağız.

Cara'dan ne farkları var?

Zaten hayatımızın bir parçası olan, Yerli ve çağdaş sanatın...

...en büyük isimlerinden biri olacağına inandığım bir arkadaş var.

Yaptığımız şeyi yayına koyarken kendimi rahat hissetmem için...

...onun onayına ihtiyacım var.

- Tamam. - Yoksa bırakırım.

- Tamam. Tamam. - Zaten burama kadar geldi.

- Tamam. - Daha fazla sorun istemiyorum.

Evet. Tamam, tamam.

Hindistan cevizli karides mi yoksa...

...kızarmış mısır unlu muzlu yengeç keki mi karar vermeye çalışıyorum.

İkisini de al.

Evet. Çok meşgulsün. İstersen yarın için al.

Evet, paket al. Eve de biraz yemek götür.

- Hazırlamakla uğraşmazsın. - Evet.

Seni biraz şişmanlatalım.

Sonra Fas baharatlı dana göğüs eti alacağım.

- Tamam. - Ve narlı barbekü sosu.

- Ben de tavuklu sandviç alacağım. - Mükemmel.

Pidedeki domates sosu çok baharatlı mı?

- Hafif. - Hafif mi? Tamam. Evet. İyi.

- Evet. Uygun mudur? - Evet, teşekkür ederim.

- Güzel. Hemen hazırlatıyorum. - Teşekkür ederim. Tamam.

Cara, yayınlanabilecek bir programımız var.

- Hemen değil. - Ve yayınlanırsa...

- Ne demek istiyorsun? - Akşam yemeğine gelmesini istedik.

Bu bir iş görüşmesi değil, akşam yemeği olacak.

Tamam. Bu bir akşam yemeği de henüz yemekler yok.

O yüzden yemek gelene kadar bir şeyler yapmamız gerekiyor.

- Ben ne yapabileceğimizi biliyorum. - Ne konuşalım?

Ben ne konuşacağımızı biliyorum.

Burada olma sebebimizi konuşabiliriz belki. Tamam.

Bugün "Amazing Architecture" beni bir gönderiye etiketledi.

Şuna bak. Şu Palmer'a bak, nasıl ama?

Şimdi de Doug Aitken'i taklit ettiğimi söyleyen yorumlar alıyorum.

Sanat dünyasının farklı alanlarından insanlar bunlar.

Senin kitlen değiller, niye önemsiyorsun ki?

Benim evlerim sanattır.

Somut bir halidir.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left