Disclaimer

Disclaimer

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

Disclaimer S01E03 III 720p ATVP WEB-DL DDP5 1 Atmos H 264-BYNDR
Disclaimer s01e03 dv 2160p web h265-successfulcrab
Disclaimer S01E03 1080p WEB H264-SuccessfulCrab
A Commentary by Nawaf_NM
[ATVP] Original Subtitle By @Nawaf_NM 💢

Tags

webdl
Published on: 2024-10-18
Downloads: 42
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Lütfen Robert.

KUSURSUZ YABANCI E.J. PRESTON

Siktir git.

Siktir git!

Pollock ve Monet'yi kaçırdığımız gibi...

...Ulusal Galeri'deki Rembrandt sergisini kaçıramayız.

Ayrıca Almodóvar'ın yeni filmi gelecek ay gösterime giriyormuş.

Kader kapıyı çalar derler.

Bu doğru değildir.

Pazar pazar bu kim olabilir?

Dumandan sızlanan komşulardır.

Kapıya bakacak mısın?

Peki.

Kader her kapıyı çalmaz.

Kader izin istemez.

Aramadan çıkıp gelir

ve sizi vücudunuz ve ruhunuzdan acımasızca yakalar.

Bay Brigstocke?

Evet.

Girebilir miyiz efendim?

Nancy.

Nancy.

Stephen?

Polisler geldi, oturma odasındalar.

Çıkar şunu.

Evet?

Ben DBM Duggins. Bu da PM Davis, Metropolitan Polisi.

- Sizin için ne yapabiliriz? - Oturur musunuz lütfen?

Bir oğlunuz var.

- Jonathan, 19 yaşında. - Evet.

- İtalya yolculuğunda mı? - Evet. Evet, şeyde...

İtalya'da. Dün ondan kartpostal geldi.

Çok üzgünüz ama Jonathan dün bir trafik kazasında öldü.

Çok üzgünüz.

Nasıl bir kaza?

Boğulmuş.

Çay ister misiniz?

Kaza, Forte dei Marmi'de olmuş.

Kaza mı?

Evet. İtalyan polisi bu konuda çok net.

Oğlunuzu teşhis etmek için İtalya'ya gitmelisiniz.

En yakın havaalanı Pisa'da.

İtalyan yetkililer, resmen teşhis edilmeden

cesedi teslim etmeyecek.

Yani Jonathan olmayabilir mi? Hata olabilir mi?

Hayır, üzgünüm Bay Brigstocke ama hata yok.

İtalyan polisi oğlunuzun eşyalarına bakmış

- ve çantası da kumsaldaymış. - Biri çalmış olabilir.

Pasaportunu bulmuşlar.

Üzgünüm. Ne yazık ki kesin olarak Jonathan.

Resmen teşhis edilmeden cesedi teslim edemiyorlar.

Ardından onu getirebilirsiniz.

Sizin adınıza yapabilecek başka biri var mı?

Hayır, kimse yok.

Konsolosluğun numarası.

Başka sorunuz olursa diye benimkini de verdim.

Bir daha söyleyeyim, kaybınız için çok ama çok üzgünüz.

Kendimiz çıkarız.

- Fazla sütlü. - Pardon?

Çay fazla sütlü.

Peki. Üzgünüm.

Sorunuz olursa lütfen arayın.

Jonathan.

O2 mesaj servisine hoş geldiniz.

Aradığınız kişi sizi cevaplayamıyor. Lütfen sinyalden sonra mesaj bırakın.

Robert.

Kızgın olmanı anlıyorum.

Beni arar mısın lütfen?

Güvende olduğunu bilmeliyim.

Ona neden anlatmadığını anlamasını sağlamak istiyorsun.

Bunu kendin için yapmadın. Onlar için yaptın.

Robert için ama en çok Nicholas için.

Oğlunu korumak için sessiz kalmıştın

ve Jonathan'ın ölümü bunu kesinleştirdi.

Başkasının acı çekmesine gerek yoktu.

Bay ve Bayan Brigstocke?

Merhaba, adım Richard Perkins.

Konsolosluk, bu acılı süreçte yardım etmem için yolladı.

Hazırsanız arabam var.

GELEN YOLCU

Evet. Onu ben alayım Bayan Brigstocke.

Bay Brigstocke? Tamam, beni izleyin lütfen.

Geciktiğim için üzgünüm. Autostrada'da trafik tıkalıydı.

Otobanda yani.

Korkunç bir şey olmamış gibi güneş parlıyordu.

GALILEI ULUSLARARASI HAVALİMANI

Yük ağırlaştıkça her şey daha gerçek oluyor.

Mermer bir heykel sadece bir taş parçasına dönüşüyor.

CATHERINE ROBERT LÜTFEN

EVE DÖN

KONUŞMAMIZ LAZIM

ROBERT LÜTFEN ARA BENİ

Siktir git.

Robert işe arabayla gidemeyeceğini fark eder.

Bu riski göze alamaz. Kanındaki alkol oranı hâlâ fazladır.

Taksi çağırabilir ama otobüse binmeye karar verir.

İtalyan kanunlarına göre ceset yurt dışına nakledilmeden önce tahnit edilmeli.

Bu ne demek, anlıyor musunuz?

Bayan Brigstocke?

- Yüzü şişmemiş. - Pardon?

Boğuldu dediniz ama yüzü şişmemiş.

Enflamasyon için bir neden yok. Ceset, su altında uzun süre kalmamış.

Kolundaki ne?

Muhtemelen kaza sırasında olmuş bir yara.

Bayan Brigstocke?

Bay Brigstocke, artık gidebiliriz.

Çok teşekkür ederim.

Ismarladığın pizzadan sonra bari bu kadarını yapayım.

O sırada yemeğini yesin diye oğlumu eğlendirdin.

Eğlenceliydi. Çocukları severim.

- Roma'da iyi şanslar. - Sağ ol.

- Yolculuğunun keyfini çıkar. - Denerim.

Tamam.

Peki. Hadi, Nicholas. Pardon.

- Tamam. Sağ ol. - Sen sağ ol.

Güle güle Jonathan.

Hoşça kal.

- Jonathan? - Evet?

Ben onu yatırırken biraz bekler misin?

Bence doğru dürüst bir teşekkür içkisini hak ettin.

Evet. Beklerim.

Tamam. Harika.

Bir yetişkinle olmak hoş bir değişiklik olur.

Sen barda bekle, ben de onu yukarı çıkarayım.

- Tamam. - Tamam. Harika.

Çok sürmez.

Tamam.

İyi akşamlar.

Robert toplu taşımaya binmeyeli yıllar oldu.

Normalde beraber işe gitmediği insanlara bakar.

Kadın kendine ve ailesine bakmak için

vardiyasına gidiyordur muhtemelen diye düşünür.

İyi bir kadın. Kibirli olmayan,

ilişkilere ya da aldatmaya vakti olmayan bir kadın.

İki koltuk ilerideki adamın çantasından gelen

öğle yemeğinin kokusunu alır.

Yapı ustası herhâlde der,

muhtemelen imtiyazlı bir Londra'lının evinde çalışıyor,

kendi evi gibi,

istemeye istemeye kahve verecekleri ve tuvaleti kullandıracakları bir ev.

Böyle düşünerek ırkçılık mı yapıyor, tepeden mi bakıyor ya da ikisi birden mi

merak eder ve muhtemelen öyle olduğuna karar verir.

Bu basitlik varsayımı.

Varlıklarına dayattığı değer.

Kendisi hakkında "Kibirli budala" diye düşünür.

Stephen Brigstocke'un ne istediğinden emin değilsin.

Özür mü? Suçluluğun kabul edilmesini mi?

İşler daha ileri gitmeden ona ulaşman gerektiğini biliyorsun.

Stephen Brigstocke'un kızgınlığı Nicholas'a dokunmadan.

Kilerde Nancy'nin yaptığı reçellerden vardı.

O öldüğünden beri reçellere dokunmadım.

Özel günlere saklıyordum

ve bugün özeldi.

Plan hatasız biçimde ilerliyordu.

Her adımını gerçekleştirmek

beni ona yaklaştırıyordu.

020 7946 0534'e ulaştınız.

Ne Stephen ne de Nancy burada değil

ama lütfen gün, saat ve telefon numaranızı bırakın

ve sizi aramaya çalışalım.

İyi günler.

Evet. Alo.

Bu mesaj, Stephen Brigstocke için.

Adım Catherine Ravenscroft.

Kusursuz Yabancı'yı okudum ve...

Yoğun duygusal bir bağlılıkla yazılmış

ve kitabın kalbinde bir acı var,

bu reddedilemez.

Dolayısıyla kelimeleri yazıya döken bu kalpten etkilenmemek imkânsız

ve bu aslında bir kurgu eserde nadiren görülür,

okuyucunda bu kadar güçlü duygular uyandırması.

Evet, bu, üstün bir kurgu eser

ve size iyilikler dilerim.

Doğru yaptığını hissediyorsun.

Stephen Brigstocke'un senin teyidine ihtiyacı vardı

ve bunun sana da faydası oldu.

O kelimeleri yazıp okumak seni acısını düşünmeye zorladı.

Belki ikiniz arasında yeniden bir denge sağlanmıştır.

Şeytan kapımı çalmıştı.

Kim olduğumu çözmüştü.

Bunun olmasını bekliyordum ama sesini duymak beni irkiltti.

Kitap, dediği gibi "Üstün bir kurgu eser" değildi

ve bunu en iyi o biliyordu. Ne büyük bir düzenbaz.

Özür dilememeye, sorumluluk kabul etmemeye dikkat etti.

Acımı teyit etmesiyle ilgilenmiyordum.

Bunun için çok geçti. Bu acıyı hissetmesi gerekiyordu.

Benim gibi acı çekmesi gerekiyordu...

...ve Nancy'nin uzun, beyaz saçı bir işaretti.

Onay damgası.

Onu mutlu etmek için başka ne yapabileceğimi düşündürttü.

"Cesur ol" diye düşündüm.

Oğlumu öldürmemi engellemene.

Öldürmezdin. Onu seviyorsun.

Çok tatlı. Koca bir enerji topu.

"Anne. Anne, şuna bakar mısın?"

- "Anne, bana bak. bana bak." - Ve buna bayılıyorsun.

Bayılıyorum.

Her saniyesine...

...ama açıkçası seni görüyorum ve biraz kıskanıyorum.

Beni mi kıskanıyorsun?

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left