The first 200 lines.
Odama döner dönmez
yabancı anında zihnimden silinip gitti.
Oğlumla çok özel bir gün geçirmiştim.
Kocam yanımda değildi ama yokluğunu o kadar da hissetmemiştim,
önümdeki uzun gün ve Nicholas'ı meşgul etme
mecburiyeti konusunda hissettiğim o hafif yılgınlık kolayca geçip gitmişti
ve sadece onunla... Sadece onunla olmaya geçivermiştim
ve oğlumla basit zevkler yaşadığım günde
canlanmış ve tatmin olmuştum.
Mutluydum.
Gerçekten mutlu olduğum son an bu muydu, cidden merak ediyorum.
Ondan sonraki mutluluğum numara mıydı diye.
Otel odası ve giydiklerim hakkında
karının yazdıkları çok doğruydu
ama ne hissettiğimi anlayamamış.
Mutluydum.
- Nancy... - Kapa çeneni, ben konuşuyorum.
Seni yeterince dinledim.
Evet, karın birçok konuda haklıydı...
Oğlunuzun nasıl öldüğü dâhil.
Anne. Anne.
O gece hiç uyumadım.
Bot alabilir miyiz?
- Tüm vücudum ağrıyordu. - Bot! Bot!
Nicholas plaja gitmek için yanıp tutuşuyordu.
Bot! Bot!
- Ben zor kımıldıyordum... - Bot! Bot!
...ama gerçekten de plaja gittik...
Bot!
...ve yolda pes ettim ve ona bot aldım.
Şeydi...
O zaman hayatımı kurtardı demiştim, onunla suya girecek kadar
enerjimi toplayana dek onu kumda meşgul edecek bir şey
çünkü çok bitkindim.
Önceki gece enerjimi tüketmişti.
Uyuyakalmak istemiyordum
ama uyudum.
Kapandım.
Gözlerimi kapatıp uyudum.
Rüzgâr hızlandığı ve kum, tenimi delmeye başladığı için uyandım
ve hemen bir terslik olduğunu anladım.
Deniz çok dalgalıydı ve Nicholas da...
Gülümsüyordu. Kendi dünyasına dalmıştı...
Nicholas?
- ...ve dalgalar... - Nicholas!
...gittikçe büyüyor, bot da zıplıyordu
ve Nicholas gittikçe açığa çekiliyordu.
Su belime ulaştığında... Ben... Donakaldım
ve hep denizden korkmuşumdur ama...
Ve emindim, ilerlesem... Ona doğru yüzsem
ikimiz de boğulacaktık.
Çocukları kurtarırken boğulanlar hep erkekler sanki.
Anneler değil, babalar.
Bilemiyorum, bunu yapmış olan kadınlar vardır
ama ben bunu okuduğumu hatırlamıyorum.
Oğlunun peşinden gitme cesaretine sahip olmayan
bir tek ben değilimdir, eminim.
Sürekli kendime soruyorum, yanan bir bina olsaydı
ya da biri silah doğrultmuş olsaydı durum farklı olur muydu?
O zaman cesaret edebilir miydim?
Alevlere dalar mıydım?
Ya da Nick için kurşun yer miydim?
Bilmiyorum. Tek bildiğim... Denizin beni engellediği.
Kendi çocuğum için tehlikeye atılmadım ve bununla yaşamak zorundayım.
Sonra...
...onu gördüm.
Plajda bana doğru koşuyordu
ve suya varır varmaz dalgaların içine daldı...
Hayır!
...ve ben daha onları durduramadan...
- Hayır! - ...kelimeler çıkıverdi.
O olsun istemedim. O olmazdı.
Onun dışında herkes olurdu
ve orada kalakaldım, donmuştum.
Tek koluyla yüzüp dalgaların arasında botu çekerken,
bir kahraman gibi görünürken onu izledim sadece...
...ama deniz ona karşıydı...
...ve sonra o iki adam
suya dalıp onlara doğru yüzdüler
ve sonra nihayet Nick güvenle sahile çıktı
ve herkes Nicky'yle o iki adama odaklanmıştı.
Kimse oğluna bakmıyordu.
O bir kahramandı. İyi olduğunu varsaydılar.
Evet, karın haklıydı.
Oğlunun dalgaların içinde zorlandığını gördüm...
...ve hiçbir şey yapmadım.
Rüzgâr, çığlıklarını boğdu
ve ona yardım etmek için hiçbir şey yapmadım.
Onu tekneye alıp sahile getirdiler
ve herkes harekete geçti.
Nicholas olay hakkında sadece donuyorum dedi.
Boğulma tehlikesi geçirdiğini fark etmemiş gibiydi.
Bir kez olsun korktuğunu söylemedi...
...ama ben korkmuştum.
Hâlâ korkuyorum.
O sadece üşümüş, sahile dönmek istemişti
ve bir yabancı gelip onu kurtarmıştı.
Bu kadar basit.
Olaydan da bir daha bahsetmedi.
Plajdan, bottan, oğlundan. Asla.
Nicholas'ın üşümüş olması umurumda değil. Oğlum öldü.
Evet. Evet, öldü.
Boğuldu.
Onu izledin. Hiçbir şey yapmadın.
- Öylece dikildin... - Lafım bitmedi!
Otur!
Şimdi önceki gece ne olduğunu anlamanı istiyorum.
Karın kitabı birkaç fotoğrafa dayandırdı
ama fotoğraflar gerçek değildir.
Kendin söyledin, gerçeğin bir parçasıdır.
Oğlun ölmeden önceki gece
otel odama döndüm ve duşa girmeye hazırdım.
Kitabımı okurken uyuyakalmaya.
Dediğim gibi, mutluydum.
Hayır.
Mutludan da ötesiydim.
Neşeliydim.
Kapıyı açtığımda şarabımı dökmemeye çalışırken
anahtarı kapıda bırakmış olmalıyım.
Onu görmeden önce kokusunu aldım.
Tıraş losyonu...
Sessiz ol.
Ve terinin tadını alabiliyordum.
Hâlâ alabiliyorum.
Ne tadıydı bilmiyorum. Heyecan muhtemelen...
...ve konuştuğunda şaşırdım
çünkü o gün daha önce bana baktığının farkındaydım,
bana gülümsediğinde farklı bir şey hayal etmiştim.
Nazik olur sanmıştım...
...ama değildi.
Nefret doluydu.
- Ama fotoğraflar... - Evet.
Evet, fotoğraflara geliyorum.
Yala.
Daha önce tokat yememiştim, o yüzden donakaldım.
Dişlerim gıcırdadı. Kulaklarım çınlıyordu.
- Sadece... - Lütfen.
- ...olanlara inanamıyordum. - Bunu bir daha yapar ya da çığlık atarsan
seni de oğlunu da keserim.
Hayatınız boyunca yüzünüzde yara izi kalır. Anladın mı?
Dediklerimi yapacak mısın?
...ve çıkar siktiğimin elbisesini.
Anne.
Lütfen, lütfen.
- Uyut onu. - Lütfen. Canını yakma.
- Onu uyut dedim. - Bir şey yok. Canım...
- Canım, uyu hadi. Buradayım. - Ama söz verdin,
- kapıyı açık tutacaktın. - Lütfen.
Sustur onu.
Sustur onu.
Bu koku da ne?
İşte oldu.
Uyu hadi.
Nick uyansaydı...
Oğlun ne yapardı, bilmiyorum.
Yani odadan çıktığımda rahatlamıştım ve beni takip ettiğini hissedebiliyordum.
Sonra o...
Makinesini aldı ve "Bana şantaj yapmaya çalışıyor" dedim
ve...
"Onu ikna ederim" dedim. Nick'in canını yakmasını istemiyordum...
...ama ne yapacağımı bilmiyordum. Ne yapmalıydım? Poz mu verecektim?
Ve şoke olmuştum çünkü seçtiği iç çamaşırını
kocam bana tatil için vermişti.
Çabuk ol.
Daha hızlı.
Dön.
Gözyaşlarını sil ve gülümse. Anladın mı?
Şimdi gülümse.
Evet, çok daha iyi. Otur.
Dur, dur.
Hadi.
...sütyeni. Çabuk ol. Çıkar.
Gözlerimi kapadım.
Kendimi pis, buruşuk bir şey gibi hissediyordum
ve o gittikçe daha da yaklaşırken deklanşörün
ve zumun sesini duyabiliyordum...
...ve...
İstediklerini tam olarak yaptım.
Üst dudağımı ısırdım. İnledim. Ihladım. Nefesim kesildi.
Tatmin olur da gider diye umuyordum.
Sonra iç çekip inlediğini duydum
ve bekledim. Kımıldamaya korkuyordum...
...ve tek istediği bu sanmıştım.
- Bu yüzden "Artık git lütfen" dedim... - Artık git lütfen.
...ama hata etmiştim.
Öyle dememeliydim.
Aynı şeyi istiyormuş numarası yapmalıymışım...
Hayır. Hayır, yapma!
...ve bitmediğini anladım...
...ve dehşete düşmüştüm.
- Bıçağı vardı. - Gülümsesen iyi olur.
Tüm bu olay boyunca düşündüm, onu nasıl dışarı çıkaracaktım?
Nick'ten nasıl uzaklaştıracaktım?
Ve sandım ki... Bir yerden sonra bize acıyacağını umdum.
Sonra bir ses duydum.
Yaralanmış bir hayvan gibiydi ve fark ettim ki...
O, bendim ve tüm vücudum acı içindeydi. Her yerim
ve sonra beni çevirdi ve o...
Beni öptü ve ben...
Dişlerinin ve tükürüğünün tadını alabiliyordum
No comments yet. Be the first to leave one.