Disclaimer

Disclaimer

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

Disclaimer S01E05 1080p WEB H264-SuccessfulCrab-TORRENTGALAXY-MiNX
A Commentary by pitiko
Süre: 55:26

Tags

webdl
Published on: 2024-10-25
Downloads: 47
Hearing Impaired: No
FPS: 23.976

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

- Selam anne. - Merhaba yavrum.

Sağ ol, kalmama izin verdin. Cidden minnettarım.

Nasılsın?

Tanrım. Her şey birbirine girdi.

Bilirsin, inşaatçılar ve Robert'la.

Robert yine Amerika'da mı?

Evet. Yine Amerika'da.

Sana yemek hazırlayayım mı?

Hayır, sağ ol. Aç değilim. Hatta midem biraz kötü.

Saat 20.00'ye geliyor. Bir şey yemelisin.

Yok, migrenim tutacak gibi.

Acaba biraz uzanabilir miyim?

Senin yaşında benim de başım tutardı.

Evet.

Annen bunuyor.

Zaman ve mekân algısı, doğrusallığını yitirmiş durumda.

Kötü kokuların tuhaf karışımını

ve bunu bastırmak için kullanılan sahte çiçek kokularını duyabiliyorsun.

Bir yaşlı evinin kokusunu.

Annenin yatağında en son ne zaman yattın, hatırlayamıyorsun.

Bir zamanlar babanın yattığı yatak.

Uyumayı başarabilirsen daha net düşünebileceğini sanıyorsun.

Başına gelenleri anlamlandırmaya başlayabileceğini.

Sağ ol anne.

Justin'in öğrencisi Tommy, Jonathan'ı hayata döndürmeme yardım etti.

Facebook'u sadece yaşlıların kullandığını anlattı,

biz de Instagram'ı kullandık.

...bir şey olmuyor.

Ekranı kullan. Klavye o. Ekrana dokun.

Anladım.

Fotoğraflar eski görünüyordu, filtreledim.

İyi görünüyorlar.

Olağanüstü.

Sağ ol. Bence en sevdiği müziği de paylaşmalıyız.

Ne dinliyor? Biliyor musun?

Hayır, bilmiyorum. Kylie Minogue olabilir.

Kylie. Evet. Seksi.

Başka şeyler de eklemeli. Mesela Drake ve Tyler, the Creator.

Post Malone ve benzeri.

Birkaç paylaşımımı ona iletirim.

Tabii. Peki ya kitaplar?

Kitaplar mı?

On sekizinde, bence Demian olur.

Hermann Hesse.

Evet, ben duymadım.

Harry Potter olabilir

ama ben olsam kitap paylaşmazdım.

Uzman olan sensin.

Evet.

Şimdi şu yorumlarla ilgilenmeliyiz.

Jonathan'ı ergen olarak tuttum.

Sonsuza dek genç, sonsuza dek üniversite öncesi

bir yıllık tatil döneminde.

Şimdi oğlumuzun bir geleceği var.

Robert, eşiyle ilişki yaşamış

ve çocuğunu kurtarmış, ölmüş genç bir adamı kıskanıyor.

Onunla birlikteyken Catherine'in kaç kere bu oğlanı

düşündüğünü merak ediyor.

Seksi kaç kere karşılaştırdı?

Onunlayken numara mı yapıyordu? Ara sıra mı? Her zaman mı?

Nicholas yemekten sonra mutfak işinde babasına yardım etmeli, biliyor

ama istemiyor.

Babası neşeli sohbetini sürdürmeye devam ederse delirecek.

Babasıyla kalmak kolay olmayacak, biliyor...

...ama buna değer.

Para biriktiriyor.

Babası sigaranın kokusunu alamıyor, biliyor

ama alsa bile bir şey diyeceğinden emin değil.

Babası, aralarındaki özel bağın kopmasından korkar.

Anne babası arasında bir sorun olduğunun farkında.

Akşamın başında annesine üzüldü

ve daha önce onun için üzüldüğünü hatırlamıyor.

Annesinin o şekilde gidişini görmek ona küçüklüğünü hatırlattı,

iş için uzaklara gidişini.

Sonra annesinin eve dönünce

etrafında çırpınıp ona ne kadar özlediğini söyleyişini.

Bunu hiç gerçekçi bulmadığı için annesini günlerce yok sayardı.

İyi geceler.

İyi geceler.

- Yarın işe gidiyor musun? - Evet.

- Erkenden mi? - Geç.

- O zaman akşam yemeğinde görüşürüz. - Evet.

İyi geceler.

İyi geceler.

Anne babası onu tanımıyor.

Annenin yüzünü inceliyor,

öldüğünde nasıl görüneceğini çözmeye çalışıyorsun.

Kayıpların üzüntüsüyle boğulmuş durumdasın.

Çocukluğun ve çocuğunun çocukluğu.

Annenin gücü

ve o gücün iliklerine işlediğine, her şeyin üstesinden gelmen için

annenin sevgisinin sana güç verdiğine olan inancın.

Biliyorsun, annenin adı Helen

ve Helen keder, yalnızlık ve acı çekmiş olmalı...

...ama aslında gerçekten bilmiyorsun

çünkü senin için Helen her zaman annendi.

Anne.

Anne, bir şey oldu.

İnşaatçılar yüzünden gelmedim.

Muhtemelen hatırlamıyorsundur ama yıllar önce...

Aslında yaklaşık 20 yıl önce

çünkü Nick beş yaşındaydı.

İtalya'ya tatile gitmiştik

ve şey peşindeydim...

Robert'a anlatamadığın her şeyi annene anlatıyorsun.

Her şeyi.

Utancını ve suçluluk duygunu.

Bu süre boyunca annen sessiz

ve merak ediyorsun, bir şey duyabiliyorsa,

ona anlattıkların rüyalarına sızarsa

sonra bir kısmını hatırlayabilir mi.

- Evet. - Elvis'i arıyorum.

- Sen kimsin? - Ben Nicholas. Daha önce gelmiştim.

Tamam.

- Ne kadarlık? - Beşlik.

Kalırsan bir beşlik daha.

On beşim var, değil mi?

- Evet çünkü kartı koydum. - Yapma evlat.

Marş marş.

Nicholas buraya sadece birkaç kere gelmişti.

Alışkanlık hâline gelsin istemiyor

ve durumu çok iyi idare ettiğinden emin.

Rahatlamak için ara sıra azıcık bir şey

ama asla çok değil.

Annen huzur içinde horlarken her şeyi anlattın

ve sonuna doğru bitkin düştün,

rahatlayıp derin bir uykuya daldın.

Hikâyeni kelimelere dökmek

büyük acılar çekmene neden olan kötü huylu bir tümörün

çekirdeğini dürtmek gibiydi

ve artık anlıyorsun, başkalarına da acı çektirdin.

O sabah, ofisi açılmadan erkenden gittim

ve Asyalı kızın gelişini bekledim.

Bir şey oluyor gibi.

Alt kadrodan olmalıydı.

Catherine Ravenscroft'la yürürken gördüm,

onun öğle yemeğine davet etmesinden onur duyduğu belliydi.

Bence bugün...

Pardon. Bayan, pardon.

Özür dilerim. Siz...

Catherine Ravenscroft'la çalışıyorsunuz,

- değil mi? - Evet.

Acaba biraz vaktinizi alabilir miyim?

- Paketleri resepsiyona bırakabilirsiniz. - Hayır. Oldukça önemli bir mesele.

Sen gidebilirsin. Adınız neydi?

Evet.

Özür dilerim.

Evet, adım Stephen Brigstocke.

Benim adım da Jisoo Kim.

Yukarı çıkıp konuşalım mı Bay Brigstocke?

Hayır. Burada kalmayı tercih ederim.

Tamam. O zaman şuraya otursanız ya.

Peki.

Kısa sürede gelmeyeceğine emin misiniz?

Catherine mi?

Hayır, aradı. Bugün gelmiyor.

İşte burada. Selam Jisoo. Nasılsın? İyi misin?

- Catherine'e... - İyi. Evet.

...göster diye gönderdiğim e-posta ne oldu?

- İzin verir misin? - Pardon.

- Meşgulsün. - Evet.

Nasılsın? İyi misin?

- Bak, çok önemli. - Biliyorum.

Bugün olursa çok sevinirim.

Hırs kötü kokar, saklamak imkânsızdır

ve Jisoo Kim'in her yerine sinmişti.

Kariyer yapabileceği bir anı yakalatacak harika bir hikâyeyi

araştırma fırsatının kokusunu aldı.

Catherine Ravenscroft'la uzun zamandır yakın çalıştığı belliydi

çünkü Catherine'in insanların açılmasını sağlayan numaralarını bende denedi.

Peki, mesele nedir Bay Brigstocke?

Zor bir mesele. Burada olmalı mıyım, bilmiyorum.

Güvendesiniz.

Konuşabiliriz

ya da isterseniz numaramı veririm, istediğiniz zaman ararsınız.

Catherine Ravenscroft beni taciz ediyor.

Üzgünüm Bay Brigstocke.

Daha açık olur musunuz?

Beni sürekli tehdit ediyor.

Sizi neden tehdit ediyor?

Yazdıklarım yüzünden.

Ne yazdınız Bay Brigstocke?

Kitap mı?

Yazar mısınız Bay Brigstocke?

Hayır ama dünyaya gerçeği anlatmak zorundaydım.

KUSURSUZ YABANCI E. J. PRESTON

Mahlasla, kendi paramla, kendim yayımladım.

Sizin ve çalışanlar için kopyalarından getirdim.

Tüm dünya Catherine Ravenscroft gerçekte kim, bilmeli.

Sürekli dağıtımımı engellemeye çalışıyor.

Bu korkunç.

Bunu duyduğuma üzüldüm.

Telesekreterime tehdit mesajları bıraktı.

Ama Catherine neden kitabınızın bilinmesini engellemeye çalışıyor?

Çünkü yıllar önce olan bir şeyi anlatıyor.

Yıllar önce ne oldu Bay Brigstocke? Bana anlatabilir misiniz?

Biriyle ilişki kurdu ve adam sorun hâline gelince...

...ölmesine izin verdi.

Bu korkunç.

- Ama nasıl... - Gitmeliyim. O...

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left