ആദ്യത്തെ 192 വരികൾ.
From'da daha önce...
Ormanda karanlık var.
Hayal bile edemeyeceğin kabuslar.
Benim kanım artık senin kanın.
Ne zaman gerçekten garip bir şeyler görsem, bu sembolü görüyorum.
- Bunu görmüştüm. - Öyle mi? Hayal falan gibi bir şey de mi?
Hayır, tünellerdeki duvarlarda.
Victor annesinin kulede mahsur kalan çocukları kurtarmak istediğini söylemişti.
Herkesi evlerine götürmenin tek yolu buymuş.
Bu zamana kadar çocuklar beni korkutmaya çalışıyor sanıyordum...
...ama ya sadece benden yardım istiyorlarsa?
Bunu duyuyor musunuz?
Yardım edin!
Lütfen. Lütfen. Yardımınız gerekiyor!
Uykusunda konuşuyordu.
Ne diyordu?
"Dokunurlar, kırarlar, çalarlar.
"Burada kimse özgür değil."
Şimdi burada başka bir şey var. Yeni bir şey.
Bu gece uyurken kimse güvende değil.
- Her biriniz öleceksiniz! - Onu yukarı çıkart!
Onu buradan hemen çıkart!
Az önce rüyamı hatırladım.
Komple beyaz giyinmiş bir çocuk vardı...
...ve sürekli aynı cümleyi tekrarlıyordu.
"İşte geliyorlar.
"Melodiyi susturmazsan üç kişi için gelirler."
Ben bunu biliyorum.
Bu eski bir çocuk tekerlemesi.
"Dokunurlar, kırarlar, çalarlar. Burada kimse özgür değil.
"İşte geliyorlar. Üç kişi için gelirler.
"Tabii melodiyi durdurmazsan."
Julie! Dur!
Üst kattalar.
Annen ve...
...Victor, Ethan'ı lokantaya götürdüler.
Hey, Boyd...
Yardım gerekirse diye yukarı çıkmalısın.
O çocuk, balo elbisesi seçiyor olmalıydı, yerde... öylece yatıp...
Sorun şu ki, bilmediğimiz çok şey var.
Sanki bir kitabı açıp ortasından başlamak gibi...
...ya da elinde rastgele birkaç parçası varken, yapbozun...
...nasıl göründüğünü hayal etmek gibi.
Ve parçalar, kenar ya da köşelerden değiller.
Sadece... belirsiz lanet olası...
İşin püf noktası, birbirine uyan iki parça bulmak.
O zaman en azından başlayacak bir yerin olur.
Hey, hey. Nereye gidiyorsun?
Sara ile konuşmamız gerek.
Artık uyuyamayacaksak, ne anlamı var ki?
Sana söylüyorum, hepimiz gitmeliydik.
Erzak alıp, yola çıkıp, neler bulabileceğimize bakmalıydık.
Boyd bunu zaten denedi.
Evet, belki buradaki her şeyin cevabı Boyd değildir.
Zaten burada işimiz ne? Randall pisliğin tekiydi.
Evet, sen de pisliğin tekisin ama seni de burada çürümeye bırakmazdım.
Hadi ya! Sonunda kahrolası odamdan çıktım...
...ve ceset toplama görevindeyim.
Git orayı kontrol et.
Elgin, bu taraftan.
Geldiğin için teşekkürler.
Yararlı şeyler yapmak iyi hissettiriyor.
Çok şey yaptın. Senin o rüyan...
...belki bunun cevabı olacaktır.
Kulağa ne kadar tuhaf gelse de.
Evet, belki.
Bunu görmek isteyeceksiniz!
Bu adamın ölmediğini düşünüyorum.
Lanet olsun.
Burada ölü canavarlar olabileceğini söylememiş miydin?
Gümüş mermiler de buraya kadarmış!
Evet. Onu minibüse bindirin.
Kahretsin.
- Onu minibüse bindirin! - Tamam.
Tanrım!
Nabzı güzel ve güçlü...
...ve uzun, derin nefesler alıyor.
Buraya bakalım.
Aman Tanrım. Aman Tanrım. Ne oluyor?
- Neler oluyor? - Bilmiyorum!
- Ne? Neler oluyor? - Bilmiyorum!
Bir şeyler yap! Bir şeyler yap!
- Julie! Julie! - Aman Tanrım!
Marielle!
Marielle!
Hey, hey. Hey, bana bak.
Marielle, Marielle, konuş benimle!
From 2. Sezon Finali "Bir Varmış Bir Yokmuş..."
Çeviri: bloodflower İyi Seyirler!
Peki, bu nasıl yardımcı olacak?
Biz ormandayken...
...beyazlı küçük bir çocuk ağaca girmemizi istiyor demiştin.
Bu, tüm bunların başladığı yer olan o çukura girmemi sağlayan aynı ağaç.
Yani?
Elgin'in beyaz giymiş bir çocukla ilgili bir rüya gördüğü ortaya çıktı.
Ona bir tekerleme parçası söylemiş.
Paula'nın ölmeden önce tekrarlayıp durduğu şeyle aynı.
"Dokunurlar, kırarlar, çalarlar.
"Burada kimse özgür değil.
"İşte geliyorlar. Melodiyi susturmazsan üç kişi için gelirler."
Bu sana bir şey ifade ediyor mu?
Hayır.
O küçük çocukla ilgili bana söyleyebileceğin başka bir şey var mı?
Bize yardım etmeye çalışıyordu.
Tamam, yani büyülü bir ormanda koşturan...
...bu küçük çocuk iyilik mi yapıyor?
İnsanların rüyalarında ortaya çıkıyor.
Onun gerçekten küçük bir çocuk olduğunu düşünmüyorum.
Hadi.
Hey, Sara, dinle beni.
Şimdilik bu kadar.
Hala iyilik yapmak için bir şansın olduğunu...
...söylediğimde, buradaki insanlara yardım etmeni kastetmiştim.
Tam şu anda.
Anlıyor musun?
Tamam.
Hemen şu tarafta.
Pekala. İşte burası.
Burası... Buranın tamamı... Burada bir...
Burada duvara zincirlenmiş biri vardı.
Tam burada. O zaman burada 14, 15 metre derinliğinde bir çukur vardı. Ve ben...
Sorun ne?
Onu duyabiliyorum.
Müziği.
O burada.
- Sen neden bahsediyorsun? - Müzik kutusundan.
O burada.
Nerede?
Tam burada.
Burada.
Burada müzik kutusu yok, Sara.
Evet, var. Var!
Onu duyabiliyorum. Size diyorum, ben... Ben onu...
Sorun ne?
Sorun ne?
Çığlık attıklarını duyabiliyorum.
Ne?
Burada... Burada bir şey var.
Bir şey var.
Burada.
O şey onları incitiyor.
Boyd, ne haltlar dönüyor burada?
Hey, Sara, Sara. Konuş... Konuş benimle.
"İşte geliyorlar, üç kişi için gelirler."
Onlara ihtiyacı var!
Onların kalmalarına. Onların kalma...
Tamam. Onu buradan çıkarmalıyız. Hadi.
- Kenny, Kenny, hadi! - Evet.
Hadi, hadi, hadi, dostum.
Kaldır. İşte böyle. Hadi.
Her şey yolunda. Her şey yolunda. Üzgünüm, üzgünüm.
- Hayır, yapma! Dur! Dur! - Ne?
Tamam. Tamam.
Tamam. Tamam.
Pekala.
O, sana gülüyor.
Ne?
Onu kasabaya geri getirdiğin için.
Onu özgür bıraktığın için.
O, bize zarar vermek istiyor.
Bize acı çektirmek istiyor.
O, koluna dokunduğunda...
...çok heyecanlanmış.
Bunu nasıl durdurabilirim? Sara?
Nasıl durdurabilirim?
- Julie. - Julie mi?
Julie.
- Julie mi? - Julie.
Ju... Julie.
Julie.
- Julie ve diğerleri. - Evet.
Ölüyorlar.
Ölüyorlar.
Ve öldüklerinde...
...çok geç olacak.
Müziği durdurmak zorundasın!
Tamam. Neyi durdurmalıyım?
Müziği! Müziği!
Müziği durdurmak zorundasın!
Tamam, nasıl?
Göremediğim bir şeyi nasıl durdurabilirim?
- Bilmiyorum! - Tamam, tamam, tamam.
Pekala. Pekala.
Tamam.
Sadece nefes al.
İşte bu.
Sadece nefes al.
Gözlerini kapat.
Hadi dua edelim.
Evet, karanlık ölüm vadisinin içinden geçmeme rağmen...
...hiçbir kötülükten korkmayacağım.
Çünkü sen benimlesin.
No comments yet. Be the first to leave one.