Les 200 premières lignes.
Televizyonların Bay Sihir'i Jonathan Ross.
Teşekkürler. Şunu aradan çıkartalım.
Merhaba millet, sihirbazların gelmiş geçmiş en iyi numara ustalarını
kandırdığı Penn and Teller: Fool Us'a hoş geldiniz.
Sizi temin ederim, bu programda hiçbir kamera numarasına başvurulmamaktadır.
Çıplaklar kampı gibi. İyisiyle, kötüsüyle her şeyi gözler önüne seriyoruz.
Bu geceki gösterilerin yüzleşeceği zorluk muazzam.
Gösteriler, bu zanaatin ustalarının huzurunda sergilenecek.
Tıpkı Gordon Ramsay için pasta yapan bir şef
yahut Louis Walsh'un dostu Simon Cowell'in huzurunda şarkı söyleyen bir şarkıcı gibi.
Burada elbette Penn ve Teller'dan bahsediyorum!
İyi akşamlar beyler. İşe koyulalım. Koltuklarınıza geçin. Buyurun.
Umarım gösteriler güzeldir Jonathan. Birkaçı güzeldir umarım.
Canım biraz sihir görmek istiyor. Haydi sahneye çağıralım.
Bu gecenin ilk sihirbaz adayını tanıyalım.
Ben Shawn Farquhar.
Kanada Britanya Kolumbiyası, Maple Ridge adlı küçük bir şehirden geliyorum.
Heathrow Havaalanı ile aşağı yukarı aynı nüfusta.
Hayatım boyunca sihir yaptım.
Annem doğduğumda doktor bana şaplak attığında "Bir kart seç." dediğimi söyler.
Babam sihirbazdı. Dedem sihirbazdı. Büyük dedem sihirbazdı.
Gerçek bir işi olmayan dördüncü nesilim.
2009'da Dünya Sihir Olimpiyatları'na Pekin, Çin'e gittim
ve 3200 akranımın gözü önünde
Kart Numaraları Dünya Şampiyonasını kazandım.
Olağanüstü bir unvan ve bana dünyayı görmem için bir fırsat tanıdı.
Gösteri zamanı! Biraz eğlenelim bakalım.
Huzurlarınızda egemenliği süregelen Kart Numarası Dünya Şampiyonu.
Bay Shawn Farquhar!
Vay canına.
Bu sıcak karşılama için çok teşekkür ederim.
Numaralarımı paylaşmak için okyanusu
geçip gelmek benim için bir zevk.
Kart numarası yapacağım.
Ancak çok özel bir numaradır
ve yepyeni bir iskambil destesi kullanacağım.
-Penn, bana yardım eder misin? -Denerim. Kalkayım mı?
Bayanlar baylar, Penn Jilette. Lütfen gel ve katıl.
Teşekkürler efendim.
Teller'ı seçecektim
ancak muhabbetin tek taraflı olacağını düşündüm.
Elimde hava geçirmeyen, yepyeni bir iskambil destesi var.
Bu iskambil destesinin içinde ufak bir damga var.
Damgada "ABD Oyun Kartı Şirketi" yazıyor.
Muhakkak.
Yeni bir deste olduğunu kanıtlıyor.
-Kanada malı olmadığını. -Doğru.
Pek sayılmaz. Bak, açacağım.
İçinde insan elinin değmediği bir iskambil destesi var.
Avuçlarını benim için birleştirir misin?
Kartları eline bırakacağım. Kartlardan anladığını biliyorum
ama onlar anlamıyor. Şunu da belirteyim, yeni iskambil destesine bakarsan
-burada iki özel kart olduğunu göreceksin. -Doğru.
Yalnızca reklam kartları, destenin diğer tarafında ise
iki adet joker var.
Bir tanesi bilindik olan, diğeriyse garanti jokeri gibi.
Bunları kullanmayacağız ama bir jokeri elimizde tutacağız.
-Tamam. -Seyircilerin deste sırasını
görmesi için kartları yayabilir misin?
Siyah maçadan papaza doğru gidiyor.
Ortadaki iki papazı görüyor musunuz?
Bu kartlara Öpüşen Papazlar derler. Bense Brokeback Papazları diyorum.
Bana bir iyilik yap ve kartları kar.
İyice kardığında bana haber ver.
Persi Diaconis kartların 12 kez karılması gerektiğini söylemişti.
-Kesinlikle. -Ancak ben dört veya beş kere karacağım.
Sanırım iyice karıldı, ortasından keselim.
-Harika. -Altlarını görmene izin vermem.
Kartın arkasına dokunabilir misin?
Tamam.
Parmağınla vur, bir göz at.
Görmemde sorun yok, numarayı önceden görmüştüm.
Tamam.
Hangi kartı çektin? En sevdiğim karttır.
Karo yedi çektim.
Cidden mi? Daha güzel bir kart çekemezdin.
Kartın yüzüne ismini yaz.
Yazayım.
Harika.
Kart da imzalandığına göre sırrımı açıklayayım.
-Tamam. -Tükenmez kalem.
-Tabii. -Şaka yaptım.
Kâğıtlara... Açıklamak istedim.
Elini bu şekilde düz tutar mısın?
Tutmaz mıyım hiç?
Diğer elini kartların üstüne koy.
-Tabii. -Kartlar arada kalacak.
Tam verimle kâğıdı aradan çekeceğim.
Tamam.
Senin kâğıdı çeksem etkileyici olur muydu?
Epey etkileyici olurdu.
Hayır, olmazdı. Bir tane jokerim var. Şuna ne dersin? Daha iyisini yapabilirim.
-Peki. -Ellerinin arasına elimi uzatsam
ve kartlardan bir tanesini
tersine çevirsem ve bu kart senin kartın olan
karo yedi olsa nasıl olurdu?
-Çok iyi olurdu! -Daha iyisini yapabilirim. Şuna ne dersin?
Kartları yeni bir deste sırasına soksam ve içlerinden birini
-ters koysam seni kandırır mıyım? -Evet, çok güzel olurdu.
-Peki. -Beni kandıracağını söylemiyorum.
-Henüz söylemem. -Güzel.
Peki ya kartları alsam ve yeni bir deste sırasına soksam,
bir kartı ters çevirsem, karton kutuya geri koysam ve damgalayıp
-plastiğe sarsam nasıl olurdu? -İşte o zaman tadından yenmezdi.
Yaptım da zaten. Bir bak.
Yepyeni bir iskambil destesi.
En yakında sen olduğun için bakmanı istiyorum.
Kutunun üstünde bir kesik falan var mı?
Yok.
Kutunun altında var mı?
Yok.
-Gördüğüm kadarıyla yok. -Yanlar peki?
-Gördüğüm kadarıyla yok. -Diğer taraf.
-Yok. -Önünde yahut arkasında?
-Hayır. -Yeni bir iskambil destesi.
-Öyle sanıyorum. -Bu kutuyu açacağım.
İçinde bir damga kâğıdı var.
-ABD Oyun Kartı Şirketi yazılı. -Kanada malı değil.
Dejavu!
Dejavu!
Dejavu! Bazen dört kere söylemek gerekebiliyor.
Bak, kâğıt damgayı açacağım. İçinde yeni bir iskambil destesi var.
İnsan eli hiç değmedi.
-Evet, harika. -Geçen seferkini unutmadım.
-Evet. -Bir şeyi belirtmekte fayda var.
Desteye bakarsan sonunda özel kart yok.
Neden, biliyor musun?
-Nedenmiş? -Çünkü benim cebimde, unuttun mu?
Çıkartayım. Amma da varmış. Jokerler ve özel kartlar var.
Hepsi buradaydı.
Bu da demek oluyor ki bu destenin yeni bir sırası var.
Sıralama astan papaza doğru mu bir bak.
Kameranın görmesi için buraya çevirebilirsin.
Belki. Şov dünyasında
profesyonel olan birisi bu kadarını gözü kapalı yapabilir.
Karolara bakalım. Kartlardan bir tanesi ters, fark ettin mi?
Etmez miyim! Sekiz ile karo altının ortasında.
-Yedinin olması gereken yerde. -Seçtiğim kartın olması gereken yerde.
İşini kolaylaştırmak için çekmemi ister misin?
Hafifçe çekip
görebilmeniz için çevireceğim.
Vay canına!
Olağanüstüydü.
Çok teşekkürler.
Vay canına! Çok iyiydi. Harika.
Bay Shawn Farquhar, bayanlar ve baylar.
-Harikuladeydi. -Teşekkürler John.
Evet, pekâlâ.
Nasıl yaptığını söylemeyeceğini biliyorum ancak eşsizdi.
-Numara işte. Benim işim. -Bunu yapan var mı?
Bunu...
Biliyorum, sırrını paylaşamazsın. Peki bu özel tekniği yapan var mı?
Hayır, benzer bir teknik yok.
George Schindler adında bir bey, aynı etkiyi yıllar önce bırakmıştı.
Şu an Amerikan Sihirbazları'nın başkanı.
Her ne kadar bana ilham verse de çok farklı bir yöntem aklıma geldi.
Bu çocukları bu sayede kandırdığını düşünüyorum.
-Tabii. -Bu önceden
görmedikleri bir numaraysa ve ortaya çıkartamıyorlarsa
paçayı kurtaracağız. Bizden kastım sensin tabii.
Kendime de biraz pay biçmek istedim.
Harika. Sırrımı paylaşacağım.
Bu numara teknik olarak rutinindeki en zor numara mı?
Teknik olarak en zoru sayılmaz
ancak sunumu en eğlenceli numara
çünkü numaranın çoğu izleyicinin elinde gerçekleşiyor
ve ben başkasının elinde yapılan sihrin kendi elimizde
yapılan sihirden çok daha güçlü olduğunu düşünüyorum.
Ben de hep eşime böyle söylerim.
Yardımcı olmak için bazı numaralar öğreniyorum.
Durum bundan ibaret...
Sanırım yeteri kadar zaman tanıdık. Penn.
Bu kararı vermek bizim için çok zor oldu.
Bana kalırsa herkes,
bir noktada desteleri değiştirmek zorunda olduğunu biliyor.
Maalesef, bir an
ikimiz de tükenmez kalemi çektiğini gördük.
-Evet. -Bu konu üzerine
bir sürü görüşme gerçekleştirdik. Bizi nelerin kandıracağı üzerine
yapımcılarla saatlerce konuştuk.
Üzerine basa basa söyledik, bir hamle gördüğümüz takdirde
bu tüm gösteriyi olumsuz etkiler.
Ancak bununla ve görmememiz gereken bir hamleyi gördüğümüzü
hissetmemizle birlikte, o kahrolası kartı
o kahrolası desteye nasıl soktuğuna dair en ufak bir fikrimiz yok.
Oley!
Bunun gerçek ve tarafsızca
olacağı kanısındayım.
-Evet! -Bence desteden...
İnanılır gibi değil. Bana atma!
-Söylemeliyim ki... -Acısını benden çıkarma.
...numaranın en önemli kısmını besbelli ki yaptın.
Galiba bizi
kandırdın.
Sihir izlemeyi seven biri olarak konuşmak gerekirse...
Kahretsin! O numarayı nasıl yaptı, hiç bilmiyorum.
Anasının gözü seni.
-Bize bir söz verir misin? -Ne sözü?
-Asla onlara söyleme. -Söylemem.
İşte böyle. Asla onlara söyleme.
No comments yet. Be the first to leave one.