The first 200 lines.
Karşınızda televizyonun Bay Sihir'i Jonathan Ross!
Çok teşekkür ederim. Çok sağ olun.
Çok teşekkürler.
Hepiniz hoş geldiniz. Genç ve yetenekli sihirbazların büyük kandırmaca ustaları
Penn ve Teller'ı kandırmaya çalışacağı Penn and Teller: Fool Us'tan
herkese merhaba.
Bu bir saatte size, gözünüzü Simon Cowell'ı
güneş gözlüğü takmak zorunda bırakan diş hijyenistinden daha çok kamaştıracak
illüzyonlar göstereceğiz.
Bu gece programa çıkmak büyük azim gerektirdi.
Örneğin, bana bir kadını ikiye bölme numarasında ustalaşmak için
hem yıllarca alıştırma yapmak, hem de en az 20 asistan gerekiyor dendi.
Bu gece amaç, tüm zamanların en iyi sihirbazlarından ikisini kandırmak.
Gerçi ikisi de, futbol takımı oluştururken sona bırakılan iki tuhaf çocuğa benziyor.
Karşınızda Penn ve Teller.
Bay Teller, Bay Penn.
Nasılsın Jonathan?
Şahane, lütfen yerinize geçin.
Bu geceyi başlatmak için
ilk yarışmacımızı tanıyalım.
KÜBİK NUMARA
Kübik numara.
Ben Maxime.
Ben Bertox.
Kübik numara iki yıl önce sirk okulunda ortaya çıktı.
Kübik Numara, bir sahne illüzyonunun yeni bir şekilde sunumudur.
Tüm zamanlara ait bir numaradır, hatta biraz gariptir.
Sahne illüzyonuyla ilgili basmakalıp düşünceleri yıkmak istiyoruz.
Bunlar klasik numaralar, ama bazı şeyleri farklı yapıyoruz
ve sihirbazların kafası karışıyor.
Numaranın tüm özelliklerini anlamıyorlar. Birazdan göreceğiz!
KÜBİK NUMARA
İki Fransızı sokak lambasının altındaki gizemli bir kutuya koyarsanız ne olur?
Cumartesi gecesi programlarına uygun olmayan bir espri çıkar
ama müthiş bir performans izlersiniz.
Kübik Numara karşınızda!
Kübik Numara, hanımlar, beyler.
Harikulade, müthiş, çok iyi.
Çok güzel.
Sizinle birlikte seyirciyi de izliyordum.
Herkes "Vay, nasıl yaptılar?" der gibiydi. Şahane.
Hepsini kandırdınız ama en önemlisi, bakalım bizim ikiliyi
kandırabildiniz mi?
İsterseniz mikrofonumu
size vereyim.
Bu numarayı ne zamandır yapıyorsunuz?
-Tamam... sen söyle. -Hayır.
Evet, Fransızım. İngilizce benim için çok zor.
Kübik Numara'yı
beş altı yıl önce başka biriyle yapıyordum
ve bir buçuk yıldır Bertox ve Léoplodine'le yapıyorum.
Tamam. Aralarından İngilizceyi iyi konuşan sensin, yani...
Evet! Siz de görüyorsunuzdur!
Millet, eminim sizler de
müthiş bir performans olduğunu düşünüyorsunuzdur.
Evet. Öncelikle şunu söyleyeyim,
beni kesinlikle, su götürmez bir biçimde kandırdınız. Tamamen.
Teşekkürler.
Yolun yarısı. Vegas yolunun yarısı tamam.
Özgürlük Anıtı üzerinden uçacaksınız.
Ta Vegas'a gitmeniz gerekecek ama bunun için Teller'ı kandırmanız gerek.
Şunu da söyleyeyim,
Teller'ın buraya yazdığı şey bir tahmin.
Yanılıyor olmasını canı gönülden umut ediyoruz,
çünkü Vegas'a gitmenizi istiyoruz.
Bence bu hayatımda gördüğüm
en iyi büyük illüzyonlu sahne numarasıydı.
Vay canına, inanılmaz!
Müthişti ve Teller...
Bunun yalnızca
bir tahmin olduğunu vurgulayayım.
Kâğıda bakın
ve Teller'la biraz konuşun.
Ben tamamen sizin tarafınızdayım.
Hemencecik bir göz atayım.
-Çok fena! -Evet.
Bunu sır olarak sakla, Teller.
-Önce... -Dur,
hemen yırtma Teller.
Bir bakalım.
Hanımlar, beyler, bakalım
sihirbazlar ikiliyi kandırabildi mi?
-Hayır. -Hayır, anladılar.
Teller müthiş bir sihirbaz ve ne yaptığımızı anladı.
Anladı. Numarayı biliyor!
-Penn hayal kırıklığına uğrayacak. -Evet, Mösyö Teller. Teşekkürler.
Ama başka herkesi kandırdınız.
Resme baktım ama hâlâ ne yaptığınızı anlayamıyorum.
Müthiştiniz.
-Teşekkürler. -Numaranız inanılmazdı.
Çok iyiydi.
Teşekkürler.
Hanımlar, beyler, Kübik Numara'ya bir kez daha teşekkür edelim!
İyi şanslar! Hoşça kalın!
Hiç beklemeden sıradaki yarışmacıyla tanışalım.
Nick Einhorn.
Adım Nick Einhorn.
16 yıldır profesyonel olarak sihirbazlık yapıyorum.
On yıl önce benden halk için sihir kitabı yazmam istendi.
O zamandan beri birkaç kitap yazdım.
Şansım yaver gitti ve kitaplar dünya çapında 500.000 sattı.
Sihrin sevdiğim yanı
insanları hayrete düşürdüğüm,
bir şeye yoğunlaşmalarını sağladığım
ve sihirle akıllarını başlarından aldığım anlar.
Uzmanlaştığım özel bir alan yok. Daha ziyade...
Elimden her iş gelir ama hiçbirinde uzman değilim. Bu hoş değil, değil mi?
Bu geceki mekânımız,
birkaç ayda bir, sihir gecesine ev sahipliği ediyor.
Burada, o gece Penn ve Teller için yapmayı planladığım şeyi yapacağım.
Bunu seyircilerin önünde, canlı yapmak benim için büyük bir fırsat.
Hamburger ve patates kızartması!
Sahneden yeni indim, ama işler umduğum gibi gitmedi.
Aslında çok önemli bir şey feci şekilde ters gitti.
Sizlere iyi akşamlar, sağ olun.
Başarılı olacağımdan emindim ama olamadım.
O gece de böyle olursa işim biter.
Bu gece bütün kalbimle şansının yaver gitmesini umuyorum.
Nick Einhorn'a bir alkış alalım!
Teşekkürler!
Çok teşekkürler.
Son araştırmalara göre kadınlar baskı altındayken,
erkeklerden daha iyi kararlar veriyor.
Bu akşam
kadın içgüdüsünün gücünü test edeceğim.
Bunun için bu gecenin seyircileri arasından
rastgele bir kadın seçeceğim.
Burada bir hanımefendi var! Merhaba, adınız nedir?
-Catherine. -Catherine, bana rastgele göründün.
Ayağa kalkabilir misin?
Sana bir iki soru soracağım
ve sorulara düşünmeden yanıt vermeni istiyorum.
İçgüdün doğruysa, bu gece yapmak üzere olduğumuz şey
imkânsız olmasa da, bayağı düşük olasılıklı, tamam mı?
Sevdiğim iki şeyi, sihri ve yemeği birleştirdim.
Arkamda, sağda, en sevdiğim üç yemek var.
Arkamda üç masa var.
İlk görevin hangi yemeği hangi masaya servis edeceğimizi seçmek.
Bu yemekle başlayalım.
Bu birinci masaya mı gitsin, ikinciye mi, üçüncüye mi?
İkinciye.
İki numaralı masa. Şahane.
Sıradaki yemeğe geçelim.
Bir numaralı masaya mı gitsin, üç numaralı masaya mı?
-Bir. -Bir numara.
Fikir değiştirmek ister misin?
Hayır, bir diyeceğim.
-Hâlâ bir diyorsun. -Evet.
Şahane. Pekâlâ. O hâlde son yemek
mecburen üç numaraya gidecek.
Süper.
Şimdi, seyirciler arasından aç görünen, önümüzdeki dakikalarda
restoran müşterilerini temsil edecek üç adam
bulmamız gerekiyor.
Senden seyirciler arasından rastgele üç adam seçmeni istiyorum.
Bu gece burada olan herhangi birilerini işaret edebilirsin.
-Bir. -Beyefendi, adınız nedir?
-Jack. -Jack,
olduğun yerde ayağa kalkar mısın?
Teşekkürler.
Birini daha seçer misin?
-İki. -Adınız, beyefendi?
-Daniel. -Daniel, lütfen ayağa kalk.
Harika, bir kişi kaldı.
Oradaki şapkalı adam.
Tamam, güzel. En arkalardan. Süper. Adınız nedir, beyefendi?
-Wayne. -Wayne.
Beyler, lütfen sahneye çıkın.
Okuma gözlüğü lazımsa lütfen onu da yanınıza alın.
Sahnede size yaka kartı ve mikrofon vereceğiz.
Diğer herkes sizi uzun uzun alkışlayacak.
Geldiğiniz için teşekkürler beyler.
Yaka kartlarınızı aldınız.
Tamam Catherine.
Catherine, yine kararlar vermen gerekecek.
Bu mavi, kırmızı ve sarı zarfların
hangi adamlara verileceğini seçmen lazım.
Daniel'la başlayalım. Mavi zarfı mı,
kırmızıyı mı, yoksa sarıyı mı alsın?
-Kırmızıyı. -Kırmızı zarf Daniel'a.
Daniel, şunu tutabilir misin?
Çok teşekkürler. Peki ya mavi zarf?
Jack'e mi, Wayne'e mi?
-Wayne'e. -Mavi zarf Wayne'in oldu.
O hâlde Jack'e de sarı zarf kalıyor.
Zarfları değiş tokuş etmek ister misin?
Sarıyla kırmızıyı değiş tokuş edin.
Hay aksi.
Tamam. Sence Wayne birinci masada mı,
ikincide mi yoksa üçüncüde mi oturmalı?
İkincide.
Wayne, lütfen gidip iki numaralı masaya otur. Peki ya Jack?
-Üç. -Sen üçüncü masaya geç.
Daniel, sen de uzun uzun yürüyüp
birinci masaya geç. Çok teşekkürler.
Şimdi, beyler fazla yerleşmeden masalarını değiştirmek ister misin?
Erkeklerin sırasını değiştirmek?
-Hayır, böyle iyi. -Tamam, o zaman işin bitti.
Şimdi, bir iki şeyi tasdik edeyim.
Birincisi, seni seyirciler arasından tamamen rastgele seçtim.
No comments yet. Be the first to leave one.