INVINCIBLE

INVINCIBLE

Turkish সাবটাইটেল ডাউনলোড করুন

সিজন 4

রিলিজ তথ্য

Invincible 2021 S04E08 1080p WEB h264-ETHEL[tur]
ভাষ্য লিখেছেন BartuW

ট্যাগ

webdl
প্রকাশিত: 2026-04-22
ডাউনলোড: 191
শ্রবণপ্রতিবন্ধীদের জন্য: No

Turkish সাবটাইটেল প্রিভিউ

প্রথম 200টি লাইন।

ÖNCEKİ BÖLÜMLERDE

Relonia yerlilerinin bu haftaki üçüncü sabotaj eylemi.

Tekrar düşünmenizi rica ediyorum.

Öyle mi?

Hain kaçtı

ama onu bulacağız ve ihanetinin bedelini ödeyecek.

İmparator Argall'ın öldürülmesinden bu yana

Thragg dışında bir lider görmediler.

Geleceğimizi biliyorlardı.

Burası bizim yuvamız.

Hayır. Burası mezarlık.

Viltrumlular! Teslim olun.

Ölümü seçiyorum!

Zaten sayımız fazla değil.

Yaşıyorsun.

Oliver…

İyi olacak.

Küçük bir sorunu çözmemi istiyorlar.

Kalan Viltrumlular.

Dünya'ya gittiler.

Mark.

Ne oldu?

Endişelenmeyi bırakıp uyuman lazım.

Benim…

Eve gidene kadar yapabileceğimiz bir şey yok

ve daha günlerce yol var.

Thragg orada mı, bilmiyoruz bile.

Başka nerede olabilir?

Bilmiyorum.

Aynen öyle.

Bir sorum var.

Viltrumlular Dünya'daysa planımız tam olarak nedir?

Anladım.

Harika.

Aptal gibi görünüyorum.

Daha önce aptal gibi görünüyordun.

Şimdi asil görünüyorsun.

Yine de biraz aptal gibisin.

Durum çok ciddi.

Çıta çok yüksek.

Giyim açısından değil gerçi, ne de olsa Thaedus

tuhaf terlikler giyerdi…

Bir şey yok.

Sadece birkaç yüz gezegeni, sayısız uygarlığı

ve trilyonlarca hayatı koruyacaksın.

Galaksiyi ve yaşayanları etkileyen kararlar vereceksin.

Peki diyelim ki

biri bu seviyedeki sorumluluğu

rahatsız edici ve hak edilmemiş bulursa?

Feci derecede hak edilmemiş.

Thaedus sana inanmasaydı

seni halefi olarak seçmezdi.

Ben sana inanmasaydım da bunu kabul etmene izin vermezdim.

Sağ ol.

Hadi. Herkes göreve başlamanı bekliyor.

Konuşmanı ezberledin, değil mi?

Konuşma mı?

Galaksiyi yok olmaktan kurtarmaya yardım ettin.

Ödülün tüpten akan bir kahvaltı.

Düşünüyordum da…

Eve döndüğümüzde bir grup Viltrumluyla

savaşmamız gerekse

uzay istasyonumu operasyon merkezi olarak kullanabiliriz.

Kolay olmayacak ve muhtemelen öleceğiz

ama yörüngeden onları arayabilir,

tek tek indirmeye çalışabiliriz.

Şey diyorum işte…

Durum ciddileşirse her şeye hazırım.

Ya da aslında,

şu an sadece sesli düşünüyorum,

Dünya'yı almalarına izin verebiliriz.

Orayı seven mi vardı sanki?

Boktan bir yer, değil mi?

Harikasınız ya.

Dikkat dikkat.

Dünya'nın güneş sistemine giriyoruz.

Nihayet.

Demek dinliyordunuz!

-Ne? -Ne?

Hızımızı azaltıp yörüngeye…

Ne kadar var?

Dünya'ya mı?

Yaklaşık on dakika.

Tamam, plan şöyle.

Gemi Ay'ın arkasında duracak

ve olabildiğince sessiz şekilde Dünya'ya ineceğiz.

Thragg ve halkı oradaysa

gemiyi Talescria'ya geri yollayacağız,

sonra direniş organize edeceğiz ve…

Sessizce inmek böyle olmaz ki.

Burada değiller.

Burada değiller.

Güzel.

İyi haber.

Sadece şu an burada değiller.

Tanrım.

Sandım ki…

Sandım ki…

İyiyim.

Bir şey yok.

Oliver nerede?

O uyanmadan gitmemiz gerekiyordu.

Ne demek "uyanmadan önce"?

Yaralandı ama emin ellerde.

Ona bakıyorlar.

Kim bakıyor?

İyileşecek.

Ama bizim endişemiz…

Bu bize yaptıkların için ödeyeceğin bedelin en küçüğü!

Mark!

Biz…

Biz Viltrumlular buraya gelmiştir diye endişelendik.

Onu bekleyemedik.

Orada ne oldu?

Anne, her şeyi anlatacağım. Söz.

Ama

önce Eve'i görmem lazım.

Babam dışarıda.

Oliver'la olabilmek için yarın Talescria'ya dönecek.

Ona söylemek istediğin bir şey varsa…

Aklından ne geçiyordu?

Oliver'ın yaralanmasına izin mi verdin?

Sonra onu bir uzaylı gezegeninde yalnız mı bıraktın?

O yalnız değil.

Orada dostlarımız var.

Mümkün olan en iyi tedaviyi alıyor.

Hem sana buraya gelmemeni söylemedim mi?

Ben…

Ben çabalıyorum Debbie.

Evet, çabalıyorsun.

Şu anda öyle çok çabalıyorsun ki…

Oliver çok cesurdu.

Mark…

Mark'ı görsen gurur duyardın.

Hiç tanımadıkları insanların

hayatlarını kurtarmak için her şeylerini verdiler.

Dünya'nın güvenliğinden emin olmak için

bir uyarı sistemi kurunca

Oliver iyileşene kadar onun yanında olacağım.

Onun acı çektiğini görmek kalbimi parçaladı.

Kalbinin parçalanması için de bir kalbin olmalı.

Dur artık.

Beni tanımıyormuş gibi davranmayı bırak.

Lütfen.

Önümden çekil.

İşleri düzeltmek için bana bir şans vermen lazım.

Seninle ilgili hiçbir şey yapmak zorunda değilim.

Biliyorum.

Ama yapacaksın.

Ne cüretle…

Sen iyileşmeye inanırsın.

İkinci şanslara.

Daha önce anlamamıştım

ama bunun için savaşmanı hep sevdim.

Beni tanıdığını sandın

ve bir parçamı senden saklamama rağmen tanıdın da.

Ama o zamandan beri her şey değişti.

Lütfen sana şimdiki hâlimi göstermeme izin ver.

Nerede yatarsın, bilmiyorum

ama burada değil.

Zoe!

Merhaba baba.

Tanrım.

Seni çok özledim.

Şu hâline bak. Resmen

canlısın.

Ben de seni özledim.

Sen de resmen…

…böylesin.

Duş falan mı bozuldu?

Bozuldu gerçekten.

Geldaria eşyaları güvenilir değil.

Gerçekten hiç güvenilir değil.

Çamaşır makinesi de bozuldu.

Bir dakika, savaş bitti mi? Kazandık mı? Ne oldu?

Keşke bilsem.

Eve?

Evde misin?

Eve?

-Mark! -Eve.

Sandım ki…

Çok uzun zaman oldu.

-Sandım ki… -Hey.

Bilmiyor musun, ben şeyim…

Sonra güçlerim geri geldi.

Öylece mi?

Evet.

Ama o konuda hâlâ gerginim,

o yüzden derslerime odaklanıyorum ve üst sınıf derslere yazıldım.

Sonra iş yerinde babamın beli sakatlandı,

ben de ona ve anneme yardım etmek için evde kaldım.

Sen gideli Invincible A.Ş.'ye iş almadım.

Belki fark etmişsindir

ama güç kullanmamak, burada ailemle yaşamak derken

ben

kendime pek vakit ayıramadım.

Seni ne kadar özlediğimi fark ettim sadece.

Ben de seni özledim.

Eve.

Efendim?

More Turkish subtitles for INVINCIBLE

মন্তব্যসমূহ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left