前 183 行。
Merhaba.
Merhaba.
- İyi görünüyorsun. - Teşekkürler. Sen de.
- Aramızdaki bu gerginliğe dayanamıyorum. - Evet, çok kötü.
- O zaman niye bir şey demedin? - Ya sen?
Şimdi dedim.
- Gitmemi ister misin? - Ne? Hayır, bu çok kaba olur.
Konuşmaya çalışalım mı?
Bu parti tamamen Morgan'la ilgili olmazsa Morgan beni öldürür.
Tamam, şimdilik bunu bir...
- Kenara koyalım deme! - Demeyecektim.
Diyecektim.
Ne yapalım o zaman?
Numara yapalım.
Kocaman gülümseyelim.
Teşekkürler.
Andy.
- Merhaba! - Selam!
- Merhaba! Beyaz giymişsin. - Kavgalıyken tepki olarak almıştım.
Başka elbise bakamadım.
- Çok hoş. - Morgan!
Tebrikler, çok güzel görünüyorsun. Burada olduğumuz için çok heyecanlıyız.
Harika bir nişan partisi.
Tamam. Sakin olun. Fotoğrafımı çek. Evet.
- Evet. Evet! - Yatay mı, dikey mi?
- Aslında, dur. - Evet.
- Tamam. - Hayır, aslında...
Fotoğraf mı çekiyorsunuz? Biz de girelim. Tamam.
- Tamam, çektik. - Sanırım oldu.
- Hayır, çekmedi galiba. Peki. - Selam.
Çocuklar, bu parti iyiymiş ya.
Bu elbise çok iyi oldu.
Evet, bu uygunsuz beyaz elbise çok güzelmiş.
- Teşekkür ederim. - Evet.
Bir içki alacağım.
- Evet. - Tamam.
Neden böyle tuhaf gülüyorsun?
- Ne? - Yüzünle tuhaf bir şey yapıyorsun.
Tuhaf gülmüyorum.
- Bilmem. - İyi misin?
Sen...
Burnunu kırıştırması iticiydi.
- O burun neydi öyle? - Bebek gibi yapıyordu.
- Delirdim mi yoksa biraz eğlendik mi? - Numara yapıyordum. Bir şey değişmedi.
Ha. Vay canına, bunda çok iyisin.
Hadi. Kavga etmek istemiyorum.
Bu laftan nefret ediyorum. Kavga etmemize gerek yok.
Cevap önümüzde. Gereken şeyi söylersen...
- Selam. - Selam.
Merhaba!
Siz aşk böcekleri tatlı tatlı fısıldaşıyordunuz.
Tuvalette işi pişirdiniz mi yoksa?
- Selam. Burası harikaymış. - Selam.
- Evet. - Andy terapist mi cidden?
Evet. Herhâlde ünlü danışanlarından yüksek ücret alıyor. Bilmiyorum.
Eğleniyor musun?
- Evet. - İyi.
Yani daha yeni geldim ama evet. Evet.
- Ya sen? Heyecanlı mısın? - Evet. Çok heyecanlıyım.
Bunun benim hayatım olduğuna inanamıyorum. Harika.
Evet, öyle. Senin adına sevindim Morgan.
Güzel. Tanrım, cidden
çok mutluyum.
Mutluluktan uçmak bu herhâlde.
Ağlıyor musun sen?
Evet. Belki biraz. Bilmiyorum.
Biraz bunaldım ve belki biraz açım
ve sadece...
Çok mutluyum.
Tamam. Derin bir nefes al. Tamam mı?
Ne oluyor? Mutluluk gözyaşları olduğuna emin misin?
Bilmiyorum.
Tuhaf hissediyorum. Sanki...
- Acaba ondan artık hoşlanmıyor muyum? - Tanrıya şükür.
Bilmiyorum. Aradayım. Emin değilim. Bilmiyorum.
- Tamam, evet. - Evet.
Seni hangi yöne itmemi istersin? İstediğin yöne itebilirim.
- Tamam. - Evet.
Sanırım beni ondan ayrılmaya itmene ihtiyacım var.
Şimdiye kadar içinde tuttuklarını söyle
çünkü sanırım ayrılmak istiyorum
ama geri adım atmamam için ikna edecek bir şeyler lazım.
Emin misin? Çünkü iyice saydırırım ama tuzak kurmadığını teyit etmeliyim.
- Evet. Saydır. - Tamam, tamam.
Purim'de bir garsonu ayağına bastı diye azarladı.
- "Bunlar yepyeni mokasenler" dedi. - Hoş değil.
Hayır. Gece 11.00'de anneme mesaj atıp "Seni rüyamda gördüm" dedi.
Babama da yapmıştı.
50 tane daha var.
Beni asıl rahatsız eden ne biliyor musun?
Terapide, güvenli bir yerdeyim sanırken dediklerimi
silaha dönüştürüyor.
- Çok rahatsız edici. - Hemen şimdi, tazeyken yapmalısın.
- Ne? Hayır. - Evet.
- Burada mı? Hayır, bu delilik. Joanne. - Maalesef evet.
- Aman Tanrım. - Hemen yap.
Delisin sen.
- Bana bak. - Evet?
Her şey yoluna girecek.
Sen iyi misin?
Evet. İyiyim. Sorun yok. Harikayım. Andy'nin hayatını mahvet. Tamam mı?
Tamam. Gidiyorum. Bunu yapabilirim.
Morgan, Andy'den ayrılıyor.
- Ne? - Evet. Şu anda.
Nişan partisinde mi?
İçindeki güçlü hisse göre davrandı.
Vay canına!
Bunu anlamak senin için zordur. Güçlü bir hisse göre harekete geçmek.
Yok artık! Bu benim şarkım!
- Selam. - Selam. Beni kaydetsene.
Bir işim vardı ama...
- Ne yapacaksın? - İzle.
Yapma Jo. Durumumuz farklı, biliyorsun. Seni seviyorum.
Unutmuş olabilirsin ama sen de beni seviyorsun.
- Kabul et. - Seni tabii ki seviyorum. Sorun bu.
İnsanların ne düşüneceğinden mi endişeleniyorsun?
- Öyle bir durum mu? - Hayır.
Kahretsin, sıçtım. Tekrar başla.
Sadece uzun vadede bizi korumaya çalışıyorum.
Haham eşi olmak belli bir yaşam tarzıdır. Ya bunu istemezsen?
Rebecca çok benzer bir şey söylemişti Miriam'ın bat mitzvah'ında.
Rebecca'yla evlensene sen. Hâlâ müsaittir. Ulaşabilirsin.
Tamam. Ben biraz yürüyeceğim.
Aslında hayır. Sen çıkıp biraz yürü.
Sakinleş. Konuşabileceğin zaman geri gel.
- Çektin mi? - Çektim.
Güzel. Direkt Instagram'a gidecek.
- Aslanım. - Öne çıkarmak için para da verebilirim.
- Tamam. İşe yaramadı. Hâlâ birlikteyiz. - Ne? Nasıl ikna etti?
Tüm davranış kalıplarımı biliyor. İçimdeki çocuk âşık olmaktan korkuyormuş.
Ben de acaba içimdeki çocuk âşık olmaktan korkuyor mu, dedim.
Bilmiyorum. Profesyonel değilim.
- Evlen madem. - Ne? Ondan nefret etmiyor musun?
O zaman aşka inanıyordum ve mutlu olabileceğimizi düşünüyordum.
20 saniye önceydi. Ne diyorsun?
Neyin var senin? Noah nerede? Buna yardım edebilir.
Açıkçası Morgan, en azından seninle evlenmek istiyor.
Minnettar olmalısın çünkü eldeki bir kuş ve evdeki bulgur, falan filan.
Böyle kritik bir zamanda şifreli konuşmaz mısın?
En azından seninle olmak istiyor. Git evlen işte.
Boşanabilirsin. Senin de olayın bu olur.
Evet.
- Tamam. Belki de haklısın. - Evet.
- Uygulamalarla uğraşmak istemiyorum. - Kimse istemez.
Tamam.
Düğün organizatörünü arayıp Santa Barbara'yı ayırtayım.
Süper. Çok güzel olacak.
- Sanırım yapmamız gerekeni buldum. - Dinliyorum.
Kendimize altı ay verelim.
Altı ay birlikte keyfimize bakalım, baskı olmadan.
- Fikrin... - Fotoğraf alalım. Kocaman gülümseyin.
Yaklaşın.
Büyük fikrin bu mu Noah? Bana düşünmek için yarım yıl vermek mi?
- Sanmıyorum. Hayır, sağ ol. - Teşekkürler.
- Beklemekten bıktım. - Hayır.
Sence kaç yaşındayım ben?
Boş ver. Cevap verme.
Bence harika zaman... Joanne!
- Merhaba canım. - Yediğim en müthiş şey.
Erişteden bir doğum günü pastası gibi. Çok lezzetli.
Tatlım, bu kugel.
Benimki kadar iyi değil. Morgan neden kugel vermiş ki?
- Kugel ne yahu? - Çok sevdiğim bir Yahudi yemeği.
Şimdi Morgan da seviyor çünkü her şeyimi kopyalıyor.
Tamam Huysuz. Sorun ne?
Hiçbir şey.
Yani, ben...
Morgan yüzünden üzülüyorum.
Dr. Andy olayından kurtulmak istiyor.
Ama nasıl kurtulacağını bilmiyor.
Artık onu sevmiyor.
- Bu korkunç. - Mutlu görünüyor.
Hayır, değil. Benim de bir an kafam gitti ve sevmese de evlenmesini söyledim.
Kötü bir öneriydi ama kötü bir moddaydım.
- Bu çok kötü bir öneri! - Biliyorum. Dedim ya.
- Andy'de garip bir irade gücü var yalnız. - Çok iyi tarikat lideri olur ondan.
Tamam. Kemerlerinizi bağlayın. Bu işe el atıyorum.
Benden de çok iyi tarikat lideri olur. Yeterince yakışıklıyım.
Şunu alabilir miyim? Sağ ol.
Al, iç bunu.
- Ne? - Umarım güçlüdür.
İç sadece. Uyanman lazım.
Tamam anne. İçeceğim.
No comments yet. Be the first to leave one.