前 200 行。
Aman tanrım, burası inanılmaz!
Diyecek kelime bulamıyorum.
Emily Cooper diyecek kelime mi bulamıyor?
Paris'i sevdiğini biliyorum ama bence Venedik dünyanın en güzel şehri.
Belki de en romantik olanı.
O zaman iyi ki seninleyim.
Venedik beş yaşımdan beri listemde.
Kim beş yaşında liste yapar?
Hâlâ balıkçı şapkası takan biri.
- Tanrım! - Tanrım. Şuna bak.
Şurada duracağız.
Otelimize benzemiyor.
- Defile makânına baksak olur mu? - Tabii ki olur.
Hey!
San Francesco della Vigna'ya hoş geldiniz.
- Vay canına, bu mükemmel. - Seveceğini biliyordum.
Kanala yakın, tekneyle gelebilirler. Tam Venedik tarzı.
Dior geçen yıl burada defile yaptı. Müsait olduğuna inanamıyorum.
Marcello, modeller son prova için hazır.
- Hadi. - Ben de geleceğim.
Zaten çok şey yaptın, bu da Venedik'e ilk gelişin.
Tadını çıkar.
Ama iş için geldim.
Git.
Bu defa ben halledeyim.
Emin misin?
Gerçekten öyle. Hadi.
Tamam, St. Regis'te görüşürüz.
Hani iş için gelmişti?
Bir, iki.
Tanrım, tamam.
Aman tanrım.
Seni hiç bu kadar mutlu görmemiştim.
Biliyorum.
Marcello'yla gurur duyuyorum.
Onunla ve hep birlikte burada olmak...
Hiç bu kadar gülmemiştim.
Seni âşık görmeye bayılıyorum.
Küçük kemirgen kalbimi ısıtıyor.
Neyini?
Şu köprüye bak.
Kemirgen kalbini mi?
Tabii ya.
Moulin Rat. O nasıl gidiyor?
Yapımcılar bana Satine'in ilk görselini gönderdi.
Pardon, Ratine'in.
Hadi be, bana da göster.
Tanrım, çok tatlısın.
Bıyıklarımın öyle titremesini sevmiyorum ama sıçan göğüslerim güzel görünüyor.
İyi ki iki tane yapmışlar.
Değil mi?
- Üzgünüm, buna bakmalıyım. - Tamam.
Selam Sylvie. Yolda mısın?
Hayır, Roma'dayım.
Roma mı? Neden?
Jane'i hatırladın mı?
Nasıl unutabilirim? Şimdi ne yaptı?
Kocası beklenmedik bir şekilde öldü.
Tanrım, bu korkunç. Üzgünüm.
Cenazeye geldim, defile için yarın Venedik'te olacağım.
Kalman gerekiyorsa biz hallediyoruz.
Hayır. Yarın geliyorum.
Bu sadece Marcello'nun işi değil.
Ben de yatırım yaptım ve başarılı olması gerekiyor.
Hepimiz için.
Kapatmam gerek.
Yarın görüşürüz.
Bunca yol geldin, iyi bir arkadaşsın.
Hayatının en üzücü gününde seni yalnız bırakamazdım.
Aslında hayatımın en üzücü günü haftaya olacak,
avukatlar vasiyeti okuyacak ve borcumu öğreneceğim.
Yumurtalarımı satardım ama bozulmuşlardır.
Ben de iş insanıyla evlenmeliydim.
Laurent iki gece kulübü batırdı ve annemin mülkünü ipotek ettirdi.
Onu öldürebilirim.
Üzgünüm. Çok erken.
Hiç değil.
Bugünün geleceğini biliyordum. O yüzden önceden yas tuttum.
Laurent konusunda ne yapacaksın?
Uzun zaman önce yapmam gereken şeyi.
Boşanacağım.
Hele şükür.
Sana demedim canım.
Güle güle aşkım.
"Sonsuz yolculuğun bugün başlıyor."
Bence bu bizi kastediyor.
Hayır, inanmıyorum.
Pasaportumu gördün mü? Havalimanında yanımdaydı.
Bir duş alayım, yardım ederim.
Teşekkürler.
Akşam için favori restoranıma rezervasyon yaptırdım.
Baş başa.
Bu akşam seni başkasıyla paylaşamam.
Tamam mı?
Evet, hem de nasıl!
Tamam.
Şimdi gidip Mindy'yle buluşacağım.
Tamam.
HEMEN GÖRÜŞMEMİZ LAZIM!
Ne? Evlenme teklifi mi?
Pardon, çok heyecanlandım.
Bekle, kutlamalıyız. İki Aperol Spritz lütfen.
- Heyecanlı mıyız? Heyecanlı görünmüyorsun. - Öyleyim. Şaşırdım.
Yani daha erken.
Ama doğru geliyor.
Biz bir ekibiz, biliyorsun.
Gelecek yılı, beş yıl sonrasını düşündüğümde...
Tam senlik iş.
Bizi birlikte görüyorum.
Artık Marcello da Paris'te yaşadığına göre tüm istediklerime sahip olabilirim.
Aşk, iş, yakın arkadaş.
Ağlayacağım.
Teşekkürler.
Teşekkürler.
Sana ve Marcello'ya, dünyadaki tüm mutluluklar sizin olsun.
Hak ettin.
- Nedime seçmeleri için mi? - Seçme mi var?
Tabii ki hayır.
- En sevdiği restorana gidiyoruz. - Tanrım! Orada teklif edecek.
Bu iş kesinlikle oluyor kızım. Salata sipariş etme.
Diz çökünce dişlerinin arasından marul görünmesin.
Acaba nasıl yapacak?
Şarkıcı garsonlarla mı?
- Yaylı çalgılarla mı? - Dur, beni geriyorsun.
Buldum, şampanya bardağında.
Onun gibi klas.
- Hızlı içme. - Asla hızlı içmem.
Doğru, onu ben yapıyorum.
İyi akşamlar.
Marcello Muratori.
Teşekkürler.
Emily, düşünüyorum da
ya seninle tanıştığım gün Megève'deki dağda olmasaydım?
Ya polo için Paris'e gitmeseydim ve karşılaşmasaydık?
Hayatım çok farklı olurdu.
Benim de.
İyi ki kayak yapmayı hiç öğrenememişim.
Kendime inanmamı sağlıyorsun.
Beni herkesten farklı görüyorsun, yaratıcı biri gibi.
Defilede ne olursa olsun kendimi şimdiden başarılı hissediyorum.
- Ben tatlı sipariş etmedim. - Ben ettim.
Tiramisu. Uzmanlık alanları. Savoiardi'yi burada yapıyorlar.
Savoiardi mi?
İtalyanca "kedidili" demek.
Önce sen lütfen.
Tamam.
- Enfes, değil mi? - Evet.
Devam et. Dibinden de al. En iyi kısmı.
- Orada bir sürpriz var. - Tamam.
Bir şey buldum.
Buldun.
Evet.
Bu bir...
Kurabiye.
Venedik çikolatası en iyisidir.
Çok lezzetli.
Teklif etmedi mi?
Açıkçası rahatladım.
Tiramisu kâsesinde yüzük bulmak hoşuma gitmezdi.
Evet, zaten o hikâyeyi ömür boyu anlatmazdın.
Elbet olacak.
Bence defile bittikten sonra teklif edecek.
Tabii şimdi etmezse. Merhaba!
- Üzgünüm, böldüm. - Hayır.
- Mekânda bir sorun var. - Ne oldu?
Gidip görmemiz gerek ama hiç iyi değil.
- Tamam, gidelim. - Gidelim.
- Hoşça kal. - Güle güle.
Gerekirse buradayım.
Burada ne oldu?
Dün gece yağmur bile yağmadı.
Yukarıdan gelmedi, aşağıdan yükseldi. Acqua alta.
Bir doğa olayı, dolunay yüzünden su yükseliyor.
Tamam, bu acqua alta'yı ıslak süpürgeyle falan çekemez miyiz?
Fayda etmez. Biz çektikçe aynı hızda yükselir.
Şehir yavaş yavaş batıyor.
Mekân o yüzden müsaitmiş Luc.
Venedik zalim bir metres gibi.
Farklı bir mekân bakıyorum.
Danieli Otel dolu. Dükler Sarayı da öyle.
Max Mara yine Dükler Sarayı'nda.
Açgözlü piçler.
Ama yeni bir yer bulsak bile
oraya nasıl taşıyacağız, konukları nasıl yönlendireceğiz?
Şurada kilise var ama ilgilenmiyorlar.
Sorduğun için sağ ol Ayı Paddington.
Burada herkes bunu giyiyor. Ayakkabımı mahvedemem.
Kıyafetlere bakmam lazım.
Bunu istemiyorum ama iptal etmek zorunda kalabiliriz.
Hayır, iptal edemeyiz. Marcello mahvolur.
Ben Sylvie'den korkuyorum. Roma'dan gelecek.
Canımıza okuyacak ve senden başlayacak Luc.
Neden ben?
Mekânı sen ayarladın!
Kıyafetler kuru ama 15 santim suda nasıl defile yapacağız?
Mankenler nerede yürüyecek? Konuklar nerede oturacak? Islanacaklar.
Bu defile batmayacak.
Tam burada olacak.
Yeniden düşünmeliyiz.
Ve bilirsiniz, yerel halkın yaptığını yapmalıyız.
No comments yet. Be the first to leave one.