200 dòng đầu tiên.
UVERTÜR
MARGARET MITCHELL ESKİ GÜNEY'İN ÖYKÜSÜ
RÜZGAR GİBİ GEÇTİ
Eski Güney denen bir süvariler ve pamuk tarlaları ülkesi vardı.
Kahramanlık, son günlerini bu güzel dünyada yaşadı.
Şövalyeler ve leydileri son kez burada görüldü.
Efendiler ve köleler de.
Onu yalnız kitaplarda arayın. Çünkü artık anılarda bir hayal o.
Rüzgar gibi geçip giden bir uygarlık.
Atılsak ne fark eder?
Savaş çıkınca okulu zaten bırakacağız.
Savaş! Ne heyecanlı.
-Aptal Yankiler, savaş istiyor. -Onlara göstereceğiz!
Saçmalık bu. Savaş, savaş, savaş!
Bu savaş muhabbeti her partiyi berbat ediyor.
Öyle sıkıldım ki, bağırabilirim.
Hem, savaş falan olmayacak.
-Olmayacak mı? -Elbette olacak.
Bir daha savaş derseniz eve girerim.
-Ama Scarlett! -Savaşı istemiyor musun?
-Dur tatlım. Lütfen! -Özür dileriz.
Peki...
Ama uyarmadı demeyin.
Bir fikrim var!
Wilkesler'in ızgarasını konuşalım.
Geleceksin, değil mi?
Henüz düşünmedim. Yarın düşünürüm.
Dansların, bizim.
Bir Brent, bir ben, bir Brent, bir ben.
-Söz mü? -Çok isterim.
Ama hepsinin sözü alındı bile.
-Bize bunu yapamazsın! -Sana bir sır verelim.
Sır mı? Kimin?
Melanie Hamilton var ya.
Ashley Wilkes'ın kuzeni. O geliyor.
Şu hanım evladı. Ondan bana ne?
Duyduk ki... Diyorlar ki...
Ashley Wilkes'le evlenecekmiş.
-Onlar hep kuzenleriyle evlenir. -Danslar bizim mi?
Elbette.
Doğru olamaz! Ashley, beni seviyor!
-Ne oldu birden? -Sence kızdırdık mı?
Şalını almadan nereye gidiyorsun? Hava soğuyor.
Beyefendileri niye yemeğe çağırmadın?
Tarla işçisi kadar kabasın.
Bn. Ellen'la sana bu yüzden kızıyoruz.
Üşütüp, hasta olmadan gir içeri.
Hayır! Babamı bekleyeceğim.
İçeri gel!
Haydi!
Paydos saati!
-Kim demiş onu? -Ben dedim.
Ustabaşı, benim. Tara'da, paydos saatini ben söylerim.
Paydos!
Ne bu kentte, ne de eyalette sana kimse dokunamaz.
Baba!
Kendinle gurur duyuyorsundur!
Katie Scarlett O'Hara, beni izliyordun demek.
Ablan gibi sen de annene yine atladığımı söylersin.
Ben, Suellen gibi, boşboğaz değilim.
Ama geçen yıl çitten atlayıp, dizini kırdıktan sonra...
Öz kızımın nereden atlayacağımı söylemesine izin verecek değilim.
Can, benim canım.
Tamam baba, nereden istersen atla.
-Twelve Oaks'dakiler nasıl? -Wilkesler mi?
Izgara hazırlığı var ve savaştan başka bir şey konuşulmuyor.
Savaşın canı cehenneme! Başka biri var mıydı?
Kuzenleri Melanie ile kardeşi Charles.
Melanie Hamilton, soluk yüzlü, sinsi bir ahmak!
-Ashley, öyle düşünmüyor. -Ashley Wilkes, onun gibi birini sevemez.
Ashley ve Bn. Melanie seni niye ilgilendiriyor?
İlgilendirmiyor. Eve gidelim.
Sana ümit mi verdi? Evlenme mi teklif etti?
Etmeyecek de. Bugün John Wilkes, bana sır olarak söyledi.
Ashley, Melanie'yle evleniyor. Yarın akşam baloda ilan edilecek.
İnanmıyorum!
Gel! Nereye gidiyorsun?
Scarlett! Ne oluyor sana?
Sana aşık olmayan bir adamın peşinden mi koşuyordun? Bir sürü talibin varken?
Peşinden koşmuyorum, sadece sürpriz oldu.
Beni kızdırma şimdi.
Ashley, seninle evlenmek istese, korku duyardım.
Kızımın mutluluğunu isterim. Onunla mutlu olamazdın.
Olurdum!
Kiminle evlendiğin ne fark eder? Güneyli olduktan sonra.
Öldüğüm zaman Tara'yı sana bırakacağım.
İstemiyorum. Hiçbir anlamı yok.
Katie Scarlett, toprağın senin için...
...bir anlamı olmadığını mı söylüyorsun?
Dünyada uğrunda çalışmaya, savaşmaya ve ölmeye...
...değen tek şey topraktır.
-Kalıcı olan tek şeydir! -İrlandalı gibi konuştun.
İrlandalı olmaktan gurur duyuyorum. Yarı İrlandalı...
...olduğunu unutma.
Damarlarında bir damla İrlandalı kanı olan için toprak, ana gibidir.
Ama sen daha çocuksun.
Toprağı seveceksin.
İrlandalılar bundan kaçamaz.
İşte geliyor! Scarlett, Suellen, Carreen, anneniz geldi!
Yemeğini yiyeceği yerde, o beyaz avam Slatteryler'e...
...süt annelik yapıyor. Ateşi yakın!
Kendini harap edip duruyor.
Pork! Lambayı verandaya götür.
Kendini harap ediyor. Bay Gerald, Bayan Ellen geldi!
Beyaz avamların başını bekliyor. Sus köpek! Evde havlama!
Kalk oradan! Bayan Ellen'ı duymadın mı?
Git ilaç sandığını getir!
Sizi merak ettik, Bayan Ellen.
Tamam, Pork. Döndüm işte.
Bayan O'Hara, nehir yatağını sürme işini bugün bitirdik.
Yarın neye başlayayım?
Bay Wilkerson, Emmie Slattery'nin başucundan yeni geldim.
Çocuğunuz doğdu.
Çocuğum mu? Hiç anlamadım.
Doğdu ve çok şükür ki öldü.
İyi geceler, Bay Wilkerson.
Yemeği hazırlayayım da yiyin.
-Duadan sonra, dadı. -Başüstüne.
Bay O'Hara, Jonas Wilkerson'ı işten çıkarın.
Çıkarayım mı, Bn. O'Hara? O, yörenin en iyi kahyası.
Yarın sabaha kadar gitmeli!
Yanki Wilkerson ve beyaz avam kızı Slattery?
-Bunu sonra tartışırız. -Peki, Bn. O'Hara.
Scarlett'in elbisesi benimkinden güzel!
Benim pembeyi giysin. Yeşil elbisesini ben istiyorum.
Ses tonunu beğenmedim, Suellen. Pembe elbisen çok güzel.
-Baloya kalamaz mıyım? -Lallerimi takabilirsin.
Yarın baloya niçin kalamıyorum?
Yorgun görünüyorsun, canım. Senin için kaygılıyım.
İyiyim, anne.
Niçin baloya kalamıyorum? 1 3 yaşındayım.
Izgara patisine gidebilirsin.
Pejmürde elbiseni istemiyorum!
-Sus! -Dua, kızlar.
...ve tüm azizlere, kendi hatam sonucu fikir, zikir...
...ve amelde günah işledim. Kendi feci hatam sonucu.
Bu yüzden yalvarıyorum sana kutsal bakire Meryem...
...kutsal melek Mikail, kutsal Vaftizci John...
...Kutsal Havariler, Peter, Paul ve tüm diğer azizler Tanrı'ya dua edin.
Ashley, onu sevdiğimi bilmiyor.
Onu sevdiğimi söylerim. O zaman evlenemez.
Duy bizi, merhametli Yüce Tanrı.
Günahlarımızı bağışla, tövbelerimizi kabul et. Amin.
Kımıldama, nefesini tut!
Dadı, Bayan Scarlett'in yemeği.
Mutfağa geri götür. Yemeyeceğim.
Evet, yiyeceksin!
Her lokmasını yiyeceksin.
Hayır!
Elbiseni giy. Çoktan geciktik.
-Kuzum ne giyecek? -Şunu.
Olmaz! 3'ten önce bağrını gösteremezsin!
Annene söyleyeceğim!
Anneme tek kelime dersen, bir lokma yemem.
Öyleyse...
Şalını çıkarma. O çilleri beyazlatmak için sürdüğüm...
...yayık ayranından sonra çillenmeni istemiyorum.
Bayan Scarlett. Hadi, iyi bir kız ol da biraz ye, bir tanem.
Bugün çok eğleneceğim ve yemeği ızgara partisinde yiyeceğim.
Ne dedikleri senin değilse, benim umrumda!
Bir hanımefendi, insan içinde kuş kadar yemesinden anlaşılır.
John Wilkes'e gidip, domuz gibi tıkınmana göz yumacak değilim!
Saçma!
Ashley, iştahlı kızları sevdiğini söyledi.
Beylerin söylediğiyle düşündüğü farklıdır.
Hem Bay Ashley'nin sana evlenme teklif ettiğini bilmiyorum.
O kadar hızlı yeme. Hemen geri gelmesini istemeyiz ya.
Kızlar, koca yakalamak için niye bu kadar aptal?
Scarlett O'Hara! 1 0'a kadar sayıyorum, inmezsen sensiz...
-...gideceğiz! -Geliyorum, baba!
Bir, iki, üç, dört, beş...
Eyvah!
Korsem çok sıkı. Bütün gün geğirmeden durmam imkansız!
TWELVE OAKS SAHİBİ JOHN WILKES
BU ÇİFTLİĞİN HUZURUNU BOZANLAR DAVA EDİLECEKTİR.
John Wilkes.
-Izgara için harika bir gün. -Öyle görünüyor, Gerald.
Bayan O'Hara, niçin gelmedi?
Kahyayla hesaplara bakıyor, ama akşama gelecek.
-Twelve Oaks'a hoş geldiniz. -Hoş bulduk, India.
Kızın her gün daha da güzelleşiyor, John.
İşte, O'Hara kızları. Karşılayalım.
Scarlett'a dayanamıyorum. Ashley'nin önüne atlıyor.
Bu, ağabeyini ilgilendirir. Ev sahibesi olarak görevini bil.
Günaydın, kızlar. Çok güzelsiniz.
Günaydın, Scarlett.
India Wilkes, ne güzel bir elbise!
Gözlerimi alamıyorum.
Günaydın, Bayan Scarlett.
Bugün çok iyi görünüyorsunuz, Bn. Scarlett.
Sizi görmek bir zevk, Bn. Scarlett.
Ashley!
Scarlett, tatlım!
Her yerde seni arıyordum.
Söylemem gereken bir şey var. Sakin bir yere gidelim mi?
İsterdim ama, ben de sana bir şey söyleyeceğim.
Sevineceğini umduğum bir şey.
Önce gel, kuzenim Melanie'ye merhaba de.
Şart mı?
Seni tekrar görmeyi çok istiyordu.
No comments yet. Be the first to leave one.