İlk 200 satır.
Çeviri: cybox İyi seyirler.
Prens Igor,
bugün nasılız?
Igor?
Gayet iyiyiz,
Kemiksiz Ivar.
Günün iyi geçsin.
Şimdi de,
benim dilimde konuşuyosun.
Keyifliyim, dostum,
sakat dostum.
Konuşabiliriz!
Evet. Konuşabiliriz.
Artık ciddi şeyleri tartışabiliriz.
Önemli şeyleri.
Ne gibi?
Şey gibi, tanrılar neye benziyor?
Sadece bir tane Tanrı var ve o da Oleg'e benziyor.
Kim olduğunu biliyor musun?
Ben anlamıyorum.
Buradaki her şey.
Her şey sana ait.
Bu odadaki mi?
Hayır Igor.
Bütün bu şehirdeki, Kiev'deki.
Ve Novgorodda'ki.
Ve bütün Rus içindeki her şey.
Araziler, gökyüzü.
Köyler, şehirler, insanlar.
Hepsi senin.
Beni güldürüyorsun.
Bunların gerçekten Oleg'e ait olduğunu biliyorum.
Konuşabildiğimiz için mutluyum.
Çünkü şimdi sana bir şeyler açıklayabilirim.
Nasıl ihanete uğradığını açıklayabilirim.
Hiçbir şey Oleg'e ait değil.
Oleg bir Tanrı değil.
Oleg bir hiç, ama sen,
sen her şeysin.
Ve buradaki her şey sana ait.
Bunu unutma.
Etrafımız sarıldı.
Kendimizi iyi tanıyalım.
Valhalla'yı kaçırmayı istemiyorum.
Bjorn!
Onu kampta bulduk.
Seninle konuşması gerektiğini söyledi.
Sorun nedir?
Bize yeterince ihanet etmedin mi?
Kral Olaf'tan bir mesajım var.
Onunla görüşmeyi kabul ederseniz size saldırmayacak.
Eğer beni öldürürseniz tüm dediklerini unutmanızı da söyledi.
Kral Olaf'a kabul ettiğimi söyle,
ama benim de bir şartım var.
Kral Harald'ın hala hayatta olduğunu gözlerimle görmek istiyorum.
Valhalla bekleyebilir.
Hepinizin bilmesi gerektiği gibi, bir grup haydut var.
Buradaki köylere saldıranlar.
Bize yeniden saldırabilirler, o yüzden hazırlıklı olmalıyız.
Bazılarınız kadın savaşçılardınız.
Nasıl savaşılacağını unutmadınız.
Muhtemelen Paris duvarları önünde birlikte savaştık.
- Hala hatırlayabilir misin? - Tabiki, Lagertha.
Kalkanlarınız hala duruyor olmalı,
ve silahlarınızı bir yerlere saklamışsınızdır.
Şimdi hepimiz tekrar savaşmalıyız.
Kadınlar, erkeklerden daha fazla.
Çocuklar, gözcülük yapabilirsiniz.
Haydutlar etrafta olduğunda bizi uyarabilirsiniz.
Ve siz kızlar, hayvanlara bakarsınız. Olur mu?
Olur, Lagertha.
Siz erkekler. Çok yaşlı değilsiniz.
Hala faydalı olabilirsiniz, değil mi?
Evet olabiliriz.
Ambarlarımız için daha iyi koruma sağlamanıza ihtiyacım var.
Ambarlarımızı altınımız olarak düşünün.
Onlarsız yaşayamayız, bu yüzden canı pahamıza savunmalıyız.
Evet. Yapacağız.
Ayrıca herkesin ormana gitmesini istiyorum,
yay ve ok yapmak için uygun çalı çırpı toplayın.
Fakat bütün bunları çabucak yapmalısınız, fazla zamanımız yok.
Lagertha, ne yaptığımız önemli değil.
Haydutları yenemeyiz. Bunu biliyorsun.
Hepimiz öleceğiz.
Evet, hepimiz öleceğiz.
Ama haydutlar bize saldırdığında öleceğiz diye bir şey yok.
Bjorn Ironside.
Lütfen gel de otur.
Rahatına bak.
Üçümüz garip bir şekilde tekrar biraraya geldik.
Kader esrarengiz şekillerde çalışır.
Alın yazımız dokuyor ve biz de buna inanıyoruz.
Skol!
Dün gece bir rüya gördüm.
Ve o rüyada, bir odada oturuyordum.
Kral Harald Finehair ve Kral Bjorn Ironside ile.
Bilirsin, belki her şey bir rüyadır.
Ve biz belki ruhuzdur ve bir gün havaya karışıp yok oluruz.
Sonsuz havaya.
Eğer gerçek dünya azıcık umrundaysa,
neden bu krallıktan vazgeçip, savaşçılarınla evine gitmiyorsun?
İnan bana, buralarda popüler bir kral olmak için yapabileceğin hiçbir şey yok.
Hiçbir şey!
Eğer hiçbir şey gerçek değilse,
yine de öyleymiş gibi davranmalıyız.
Ama asıl gizem şu ki,
ikiniz de benim esirimsiniz.
Doğru, Bjorn Ironside, hala bir ordun var.
Ama ordun, inanıyorum ki beni yenmek için artık yeterince güçlü değil.
Ordularımız tekrar savaşırsa,
sonuç ne olursa olsun ciddi şekilde güç kaybedeceksin.
Bu durumda, bu krallığı elinde tutman eskisinden daha zor olacak.
Her iki şekilde de kazanamazsın.
Aramızdaki anlaşmazlıklarımızı nasıl çözeceğimiz üzerine biraz daha düşüneceğim.
Bu eski düşünce tarzından bıktım.
Bu arada,
Kral Harald, ne yazık ki hücresine geri dönmeli,
ve sen de etrafı sarılı olan kampına geri dönmelisin.
Ama size yiyecek getirilmesini sağlayacağım.
Haydutlar yakında saldıracak mı?
Hiç saldıramayabilirler de.
Ancak, her durumda, korkmamalısınız.
İki nedenden dolayı korkmamalısınız.
İlki, hepimiz size göz kulak olacağız.
İkincisi, siz Viking'siniz,
büyük savaşçıların çocukları.
Korkmuyorum! Saldırırlarsa,
annemin ve babamın benimle gurur duymasını istiyorum.
Seninle gurur duyuyorum.
Ve seninle de.
Hvitserk.
Hvitserk! Kalk!
Kalk! Lütfen.
Dışarı!
Dışarı! Gidin!
Merhaba Hvitserk.
Seni görmek istedim. Senin için haberlerim var.
Haber? Ne haberi?
İyi haberler.
Sana bazı sorumluluklar vermek istiyorum.
Ailemizin sendeki yetenekleri gerçekten farkettiğini sanmıyorum.
Gerçekten mi?
Evet çok iyi biliyorsun.
Yani...
Doğu'ya giden bir ticaret heyetine liderlik etmeni istiyorum.
Antik İpek Yolu boyunca seyahat edeceksiniz,
ticaret anlaşmaları yapmak, başkalarıyla temas kurmak için.
Umarım bunu kabul edersin, Hvitserk.
Sana yardım etmeye çalışıyorum.
Biliyorum. Biliyorum.
Daha iyi olacağım.
Daha iyi olacağım.
Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım.
İnan bana.
Teşekkür ederim.
Teşekkürler kardeşim.
Şimdi zamanımız var, Kjetill.
Zamanımız mı?
Bana İzlanda'da Floki ve yerleşimcilerle ilgili gerçeği söyleme zamanı.
Bütün hikayeyi duymak istiyorum.
Doğruyu.
Zaten çoğunu biliyorsun.
Birçok güçlük ve zorluk yaşadık.
Yiyecek yoktu. İlk hasat başarısız oldu.
Eyvind adında kötü bir adam vardı.
Her zorluk için Floki'yi suçladı.
Yanlış giden her şey için.
Geri kalanımız Thor adına bir tapınak inşa etti.
Eyvind ve ailesi onu yaktı.
Sonra onun oğulları,
oğlum Thorgrim'i öldürdü,
ve hamile kızım Thorunn'u.
Sen de onların ölümleri için intikam aldın?
Hayır.
Hayır, Floki bize yapmamamızı söyledi.
Bir kan davası başlarsa yerleşim yeri daha fazla dayanmaz dedi.
Bu doğru değildi.
Sonunda Eyvind ve ailesinin hepsini öldürdüm.
Sonuçta ben bir Viking'im.
Bu bir şeref meselesiydi.
Floki bir hayalperestti.
Hayallerinin yıkılması yüzünden paramparça hissetmiş olabilir.
Sen ve Eyvind'in yaptıkları yüzünden!
Ama yine de, Floki'nin çekip gittiğine inanamıyorum.
Elbette biri onu öldürdü ve cesedi sakladı!
Belki onu sen öldürdün, Kjetill?
Hayır Bjorn.
Belki bir tartışma yaşandı ve sen de ona vurdun.
Hayır Bjorn.
Floki'nin kayboluşuyla hiçbir ilgim yok.
Kol halkam üzerine sana yemin ederim.
Dua et de Floki bir gün dönüp anlattığın hikayeyi doğrulasın.
Çünkü o güne kadar,
sen, bir aileyi katleden bir katil olarak kalacaksın benim için.
Herkes bir gün ölmeli.
Sen bile, Bjorn Ironside.
Sen bile.
Çıkmama izin ver!
Çıkmama izin ver!
Çıkmama izin ver!
No comments yet. Be the first to leave one.