İlk 71 satır.
Şeker mi şaka mı?
Cadılar Bayramı'nın basit eğlenceleri.
İyi akşamlar. Benim adım Cain.
Gizem Evi'nin hikâye anlatıcısı ve bekçisiyim.
Ama siz Gizem Evi'ni zaten biliyorsunuzdur.
Son baktığınızda orada olmadığına yemin ettiğiniz
sokağın sonunda bulunan eski, karanlık harabe.
Neyden bahsettiğimi anladınız mı?
Ev kendililiğinden görünür ve kaybolur.
Duvarlarındaki bütün bu dehşet verici ve tuhaf
şeylerle birlikte.
Kapısından girenler sonsuza dek değişirler
yaşadıkları nedeniyle.
Şuradaki veletlerin de yakında öğrenecekleri gibi.
Teşekkürler! Cadılar Bayramı'nız kutlu olsun.
- Ben çikolata aldım. - Ben şekerleme aldım.
Ben patlamış mısır topları aldım.
Ben taş aldım.
Şeker çubuğu. Mmm. Fena değil aslında.
Şimdiye kadarki en iyi evdi.
Evet. Sokağın aşağısındaki ucubeler ne düşünüyordu ki?
Bize diş fırçası verdiler.
Lex'in hasta bir espri anlayışı var.
Yine de yetişkinlerin, çocukların ağız hijyeni konusunda
endişelendiğini görmek güzel.
Yine de evlerini yumurtalayacağız.
Ah, kesinlikle.
Pekâlâ pislik. Ver!
Hayır. Lütfen.
Beni rahat bırakın.
Sen neden bıraktırmıyorsun?
Biz size bıraktırsak nasıl olur?
Şuna bakın, dört torba dolusu şeker
alınmayı bekliyor.
Şeker mi? Ne şekeri?
- Nereye gitti? - Bir tane varken,
şimdi iki tane.
Ama doktorunuzun söylediğini unutmayın,
"Çok fazla şeker, karnınıza zarar."
Görünüşe göre talihsizsizlik yaşıyorsunuz.
Alın biraz daha.
Kaçın.
At ayakkabılarımı geri getirin, sizi dangozlar.
Vay canına, bunu biz mi yaptık?
Bu kostümler tuhaf biçimde güç veriyor.
Bu muhteşemdi!
Gerçek Adalet Takımı gibisiniz.
Batman, Zatanna, Dr. Fate ve sen.
Sen John Constantine'sin.
İyi bildin, dostum.
Şanslı tılsım koleksiyonumu göstermem bile gerekmedi.
Bu gece kahramanlara ihtiyacımız var.
O zorbalar bütün mahalleyi soydular.
Sadece şeker de değil; bisiklet, video oyunları, ne ararsan...
Çaldıkları eşyaları orada depoluyorlar.
Korkutucu eski bir eve girmek istediğinde, etrafta hiç anahtar bulamazsın.
Efendim, emrettiğiniz gibi işi bitirdik.
Lütfen bizi bırakın.
Gerçek şekillerinize dönün.
Kapıyı kırarak açabiliriz.
Belki de yetişkin birine söylemeliyiz.
Veya kapıyı kırarak açabiliriz.
Şansımız varsa ses, o serserilerin ödünü koparmıştır.
Gerçekten "ödünü koparmak" mı dedi o?
Kesinlikle öyle dedi.
Bu doğru. Zorbalar gitti.
Ama siz dördünüz kalıyorsunuz.
Hey, bu da ne şimdi?
İşin korkunç kısmı, çocuklar.
Bazılarınız gözlerini kapatmak isteyebilir.
Ben de bakmaya dayanamayacağım açıkçası.
No comments yet. Be the first to leave one.