İlk 187 satır.
Ze&Bur iyi seyirler diler...
Ubbe!
Ubbe.
Ragnar'ın oğlu.
Ve Torvi.
Hatırlıyorum.
Sen olduğuna inanamıyorum.
Sevgili Floki.
Seni hatırlamıyorum.
Beni affet.
İsmi Naad.
Ve senin de ismin Othere.
Seni tanıyorum, değil mi?
Evet, doğru Floki. Evet, öyle.
Gel, Ubbe. Gel.
- Oturalım. - Memnuniyetle.
Oturun, oturun.
Bu insanlar bana hep göz kulak oldu.
Onlar olmadan hayatta kalamazdım.
Buraya geldiğim zaman çok zayıflamıştım.
Ayaklarımın üstünde duramıyordum.
Geveze bir aptaldım.
Vücudumu ve ruhumu iyileştirdiler
Sağlığıma kavuşturdular.
Elinden geleni yaptılar.
İzlanda'dan neden ayrıldın?
Birçok hikaye anlatıldı.
Çok fazla üzülünce ayrıldım.
Bunalmıştım.
Üzüntüye boğulmuştum.
Tanrılarca terk edildiğimi hissettim.
Onlara seslendim...
...ama artık seslerini duymuyordum.
Dünyanın bir anlamı yoktu.
Bir zamanlar gerçek olduğunu düşündüğüm her şey...
...kaybolmaya başlıyor...
...çirkinleşip...
...başka şekile bürünüyordu.
Ruhum bir kez daha yaralanmıştı.
Ve böylece bir tekne buldum.
Hala eskisi gibi bir Vikingim.
Her zaman bir tekne bulabilirim.
Seni bu kadar üzen şey neydi?
Ben...
Her zaman hatırlamıyorum.
Bazı şeyler aklımdan uçup gidiyor.
Ama ona sorabilirsin.
Othere'ye sorabilirsin.
Floki'yi bu kadar üzen neydi?
İnsanların halleri.
İntikamın kirli kanı rüyalarını bitirdi...
Sadece tanrıları değil, kendisini de sorgulamaya başladı.
Eski adetler.
Tam olarak kirli kan.
Bu yeni dünyaya baktığında ne görüyorsun?
Sonsuz imkanlar görüyorum.
Altın bir manzara görüyorum.
Verimli tarım toprakları, madenler...
...nehirler, limanlar, yapılar ve bolluk.
Ragnar'ın hayalini kurduğu her şey.
Kattegat'tan yelken açtığında hayalini kurduğu her şey.
Onun aradığı şey buydu.
Ve ben onu buldum.
Bu yeni dünyada...
...gerçekten eski adetlerle mi yaşamak istiyorsun?
Yeni bir yer keşfediyorsun...
...ama eski yaşam tarzını sürdürürsen...
...bu toprağın geride bıraktığın yerlerden bir farkı kalmaz.
Durun! Silahlarınızı indirin!
Bırakın gelsin.
Selamlar.
Bana oyunu oynamayı sen öğrettin.
Oyunu çok iyi oynuyorsun Ivar.
Uzun zaman oldu.
Babalarımız öldü.
İkimiz de kral olduk.
Ama babalarımız gibi hala savaşıyoruz.
Bu sonsuz acı ve savaş döngüsünün sona ereceğine dair bir umudum var.
Aynı fikirdeyim.
O yüzden, senin iyiliğin için...
...savaşı bitirip barış yapmayı teklif ediyorum.
Esirleri değişelim.
İyi niyetle pazarlık yapalım.
Başka bir gün savaşmak için yaşayalım.
Ne dersin?
Barış teklifini reddetmek zorundayım.
Buraya davetsiz geldiniz, istenmiyorsunuz.
Şimdi barış istiyorsun çünkü kaybetmekten korkuyorsun.
Gerçekten barış istemiyorsun, değil mi, Kemiksiz Ivar?
Dünyanın her yerinde terör estiriyorsunuz.
Sıradan halkın ölüm acısını görmez ve hissetmezsiniz.
Hayır.
Sadece tekrar toplanmak için bir ara vermek istiyorsun.
Belki başka kuzeylileri yardıma çağırırsın.
Tek arzun öldürmek ve zafer kazanmak.
Benim tanrım barış ve sevgi tanrısıdır ama seninkiler bir vahşi.
Kurban istiyorlar.
İnsan sevigisi bilmezler ve zayıflar.
Ve beni de zayıf sanıyorsun.
Yumuşak başlı ve korkak.
Ama tamamen yanılıyorsun.
Tanrıların seni yanılttı.
Ölümün yaşamın üstesinden geldiğine inanıyorlar.
Ama öyle değil.
Kış dünyada ölümü getirse de...
...bahar da her zaman yaşam getirir.
Ve güneş de her zaman doğar.
Yani bu "hayır" demek mi?
Emin olamadım.
Zavallı savaşçılarına hristiyan olarak önem verirsin sanıyordum.
Alfred...
...sayıca azsınız.
Wessex'te son kalanlarsınız.
Ivar...
...zavallı savaşçılarıma öyle değer veriyorum ki...
...onları hilelerinize ve zorbalığınıza teslim etmeyi reddediyorum.
Tanrı sevgileri ve vatanları için ya yaşar ya da ölürler.
Neden gitmiyorsun?
Savaştan vazgeç.
Kendi adamlarını kurtar.
Ok yaydan çıktı.
Ne yapıyorsun?
Altın!
Altın nerede?
Git buradan!
Altın. Bana altın lazım.
Hırsız.
Hırsız!
Hayır, hayır. Onu durdurun. Yardım edin!
Hayır! Hayır!
We'jitu öldürüldü.
Durdurun onu!
Durdurun! We'jitu öldürüldü.
İmdat!
Oğlum öldü.
Benim sevgili kardeşimdi.
Böyle bir ölümü hak etmiyordu.
Bu en kötü suç.
Buna göz yumamayız.
Affedemeyiz.
İnanın, bizim bilgimiz yoktu.
Oğlunun ölümünden pişmanlık duyuyor ve olanlardan tiksiniyoruz.
Bu adam sizin adamınız.
Bu adamı bize ver...
...işlediği suçtan dolayı cezasını çekeceğine emin ol.
Neden bana böyle bakıyor?
Mavi gözlerin var.
Bu insanlar için mavi göz tehlike demek.
İsa bizimle.
O savaş alanında ve onu yalnız bırakmayacağız.
Mancınıklar!
Salın!
Naad, cinayet suçunu inkar ediyor musun?
Neden edeyim ki?
Bu da ne? Bir çeşit mahkeme mi?
Evet.
Kendi adamını cezalandırmazsın.
Kızılderililere gerçekten inanıyor musun?
Onlar yalancı.
Tek başımaydım.
Birisi bana saldırdı.
Kendimi korumak için öldürdüm, işte gerçek bu!
Sagamaw'a inanıyorum.
Oğluyla ilgili doğru söylediğine inanıyorum.
O halde sen bir aptalsın.
Bu vahşilere inanıyorsanız hepiniz aptalsınız.
Floki, ne diyorsun?
Bugünlerde kendi fikrimi savunuyorum.
Dünya bizden daha önemli.
Ona iyi bakmalıyız.
Hepsi bu.
Naad'ın bu suçu işlediğine inanıyorsak...
... o zaman cezalandırılmalıyız.
Cinayeti göz ardı edersek...
...bu yeni dünyada asla adalet ve güven olmaz.
Para cezası öderim.
Kadının daha iyi hissetmesi için ne gerekiyorsa yaparım.
Anlaştık mı?
Anlaştık mı?
Othere bana burada farklı davranmamız gerektiğini söyledi.
Burası yeni bir dünya.
Farklı erkekler ve kadınlar gibi davranmalıyız ki...
...bu yeni topraklarda tekrar doğalım.
Ama pek ikna olmadım.
Eski kanunlarımız burada da işimize yarar sandım.
Tanrılar burada.
Tanrılar bizi izliyor.
No comments yet. Be the first to leave one.