To All the Boys: P.S. I Still Love You

To All the Boys: P.S. I Still Love You

Turkish Altyazısını İndir

Sürüm bilgisi

To All the Boys P S I Still Love You 2020 1080p WEBRip x264-RARBG Turkish
Şunun yorumuyla nortwing
runtime 1 h 42 min , 23.976 fps

Etiketler

webrip
web
x264
BRip
1080
Yayınlandı: 2020-02-12
İndirmeler: 31
İşitme Engelliler: No

Turkish altyazı önizlemesi

İlk 200 satır.

Bana doğru yürüdü Dansa davet etti

Hoş görünüyordu Şansımı deneyeyim dedim

Ne yapacağımı bilemedim

Seni seviyorum diye fısıldadım

O da beni sevdiğini söyledi Ve beni öptü

Sonra evlenme teklifi etti

Hep yanında olmamı istedi

Mutluluktan neredeyse ağladım Sonra beni öptü

Bebek Bakıcısının Maceraları mı?

Cidden mi Lara Jean?

Şimdi bir 80'ler filminde yaşamayı hayal etme zamanı değil.

Bugün hariç. Bu farklı çünkü bir hayal değil.

Bu benim gerçek hayatım.

Farklı görünmüyor muyum?

Hayır. Bir fark göremiyorum.

-Ne açıdan? -Erkek arkadaşı olan biri gibi.

Yakında burada olacak ve hazırlanmaya başlamamışsın.

Duş aldın mı?

Dışarı çık.

Duş alacağım.

Masalların gerçek olmadığını söylerler.

Ama bazen...

...mutlu sonlar gerçek olur.

Aşk romanı okumaya başladığımdan beri bu anı düşünüyordum.

İlk randevum.

Nasıl olmuşum?

-Mükemmel. -Harika görünüyorsun.

Pekâlâ.

Selam.

Selam.

Ne haber?

-İyilik. -Öyle mi?

-Bu sana. -Teşekkürler.

Selam Kitty.

-Bu sana. -Gerbera papatyası en sevdiğimdir.

-Doktor Covey. -Hangi restorana? En iyilerini bilirim.

Baba, bunları suya koy. Git.

Yüksek sesle söyle. Saat 11'de.

Saat 11'de.

-İyi eğlenceler. -Çok da eğlenmeyin.

Hoşça kalın.

Cardona's'a hiç gelmemiştim.

Güzel bir yer.

-Heyecanlandım. -Öyle mi?

Bu iyi. Evet!

-Bence seveceksin. -Tanrım. Çok güzel.

-Señorita için. -Teşekkürler.

-Ve señor. -Grazie.

Menüleri büyükmüş.

Büyük menü lüks olduğunu gösterirmiş.

Bu restoranda iki çatal veriyorlar.

Birincisini düşürme ihtimaline karşı ikinciyi veriyorlar.

Hayır, öyle değil.

-Aynen öyle. -Değil.

Bak gör.

Peter, dur. Çok utanç verici.

-Ne oluyor? -Niye...

Peter.

Neyse ki yedeği var.

Bu benim ilk randevum.

Kimsenin kız arkadaşı olmamıştım.

Umarım iyiyimdir.

Hey. Anahtarlarını ver.

-Hayır, sürmek mi istiyorsun? -İyi bir sürücüyüm.

Karda sürmekten korkarım ama şunu dinle.

Kar yağmıyor.

-Tamam. Bizi öldürme yeter. -Evet!

Lütfen.

-Bundan nasıl haberin oldu? -Kendi yöntemlerim var.

Tamam, bir dilek yaz ve gökyüzüne gönder.

-Bu bir dilek değil. -Nasıl?

Bu bir dilek değil. Şu anda oluyor, dilek olamaz.

-Ne? Ne oldu? -Ne?

Bu bitsin istemiyorum.

Şu anda bitmesini mi düşünüyorsun?

-Sadece aklıma geldi, tamam mı? -O düşünceyi aklından çıkar!

İlk randevumuzda ayrıldığımızı düşünemezsin.

Sadece birbirimizin kalbini kırmamızı istemiyorum.

Söz veriyorum, kalbini kırmayacağım.

Söz, kalbini kırmayacağım.

-Sevdin mi? -Evet.

-Şuna bak! Harika. -El yazın çok iyi.

Bunu yapabiliriz.

Tamamdır.

Isı dolsun.

Güzel.

-Aman Tanrım! -İşte gidiyor.

Başardık. Çok güzel.

Herkes adlarımızı görsün.

Arabanın büyüklüğüne alışabilecek miyim bilmiyorum.

-Evet, öyle. -Çok yüksek.

-Oldukça yüksek bir araba. -İnerken düşüyormuş gibi hissediyorum.

Bekle o zaman, ben gelip seni yakalarım.

Pekâlâ...

İlk randevun nasıldı?

Benimle çıkmamışsın gibi söyle.

Bu...

...mükemmeldi.

-Öyle mi? -Evet.

-Pekâlâ, iyi geceler. -Tamam, iyi geceler.

İyi geceler.

Sağ elindeki büyük kısmı sol elindeki küçük parçanın üzerine koy.

Böyle giyinmemiz şart mı? Diğerleri böyle giyinmeyecek.

Bunu giyeceğiz. Babam istiyor.

Harika görünüyorsunuz. Kore yeni yılını seviyorum.

-Keşke orada olsaydım. - Evet, keşke.

-Bir sürü fotoğraf göndereceğim. -Vakit geldi! Gidelim!

Kızlarım.

Olamaz. İşte başlıyor.

İki güzel, küçük gül gibisiniz.

Margot mu o? Tatlım, keşke burada olsaydın.

-Keşke. Sizi seviyorum. -Hoşça kal.

Başardım.

Evet, bunu beklemiyordum.

Günaydın. Harika görünüyorsunuz.

-Sağ ol! -Buyur doktor.

Sağ ol Jasmine.

Hanbok giymediğin için dışlanmış hissetmiyor musun?

Evet anne. Âdeta yıkıldım.

Teşekkürler.

-Bira ister misin Dan? -Olur.

-Dan, biriyle çıkıyor musun? -Carrie!

Alt tarafı bir soru! Sonsuza dek bekâr kalman gerekmiyor.

Babam, Kore kökenimizi canlı tutmamızın önemli olduğunu söylüyor.

Ama tatillerde bu kadar fazla çaba sarf etmemizin asıl sebebi,

ailesinin yanında olarak anneme daha yakın hissetmesi.

Yani erkek arkadaşın mı var?

Alınma ama üniversiteye kadar yalnız kalırsın sanıyordum.

Adı Peter

ve ben olmam Lara Jean'le çıkmazdı çünkü onu tanımıyordu bile

ama ona yazdığı aşk mektubunu yolladım. Aslında beş tane vardı.

Peter'ın eski sevgilisini kıskandırıp aşkını gizlemek için numaradan çıktılar,

sonra gerçekten çıkmaya başladılar.

Şimdi de gerçekten sevgililer ve çok tatlılar.

Tatlı hikâye.

Çocuk işi ama tatlı.

Haven'a bir fotoğrafını göster.

-Hadi be! Bu erkek arkadaşın mı? -Evet, neden?

Bunu söylemekten nefret ediyorum

ama bir kızla jakuzide o işi yaparken videosunu görmüştüm.

Evet, o kız bendim.

Ama sadece öpüşüyorduk.

Bu...

...aslında çok havalı.

Dondurma istiyorum. Ya siz?

-Olur. -Olur.

Bu sana.

Teşekkürler.

Kitty aşk mektuplarımı gönderdiğinde mahvolmuştum.

John Ambrose'un mektubunun kaybolması için haftalarca dua ettim.

Bir şey duymayınca kâbusun bittiğini düşündüm

ama sanırım bitmemiş.

Sevgili Lara Jean,

mektubu açıp senden geldiğini gördüğümde inanamadım.

Vay canına. Görüşmeyeli beş yıl mı oldu?

Kızgın falan değilim. Bunu aldığıma çok sevindim.

11 yaşında bile ne kadar olgunmuşsun.

Ben 11 yaşındayken annem okul sonrası hâlâ atıştırmalık verirdi

ama sen karmaşık düşünceler ve hisler içindeymişsin.

İnanılmaz.

Okuyunca okuldan sonra kapıda kalışımızı hatırladım.

Hatırlıyor musun?

Robertson'ların ağaç evine gidip akşama kadar Harry Potter okumuştuk.

O zamanlar sana bir aşk mektubu yazsaydım şöyle bir şey olurdu.

''Seninle okumayı seviyorum.

Çok güzelsin.''

Ama seninki bundan fazlasıydı.

Tek bir sorum var. Neden şimdi gönderdin?

Sebebi ne olursa olsun okuduğuma sevindim.

Sevgiler, John Ambrose.

Aman Tanrım.

John Ambrose McClaren bana bir mektup yazdı.

Yani altıncı sınıfta o da benden mi hoşlanıyormuş?

Şimdi de hoşlanıyor mu?

Tamam. Sakin ol.

Aşk mektubunu içinden gelip yazmamış. Daha ziyade teşekkür kartı gibi.

Cevap vermeye gerek yok.

Ama cevap vermemek kabalık olmaz mı?

Kesinlikle nezaketsizlik olur, ben cevap vereyim.

Ama dostça. Kibarlık olsun diye.

Mektubu için teşekkür et ve devam et.

Sevgili John Ambrose,

Umarım iyisindir.

Siyasete ve diplomasiye olan ilgini sürdürdün mü?

Eminim daha zeki, düşünceli ve tatlısındır...

Ne diyorum ben?

Bunu söyleyemem.

Sevgili John Ambrose,

Ne güzel bir el yazın var.

Adını zarfta görünce kalbim küt küt attı ve sonra...

Çok eziğim.

Sevgili John Ambrose,

Öncelikle cevap yazdığın için teşekkürler.

Uzun zaman sonra konuşmak güzel.

Ağaç evinde hava kararıncaya kadar okuduğumuz günü hatırlıyorum.

Hufflepuff'lı olduğunu söylemiştin, ben de öyleydim

ve bunun bir işaret olduğunu düşünmüştüm.

Aman Tanrım.

Bunu yapamam.

Bunu Peter'a söylemek zorunda mıyım?

Yorumlar

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left