The Trip

The Trip (I onde dager)

ดาวน์โหลดคำบรรยายTurkish

ข้อมูลรุ่น

The Trip 2021 1080p NF WEB-DL DDP5 1 x264-EVO
ความคิดเห็นโดย erlat
RARBG / AGLET / VXT

แท็ก

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
x264
1080
เผยแพร่เมื่อ: 2021-10-16
ดาวน์โหลด: 34
ผู้พิการทางการได้ยิน: No

ตัวอย่างคำบรรยาย Turkish

200 บรรทัดแรก

Sana güvenebilir miyim?

Tabii ki güvenebilirsin Kjetil'ciğim.

Öyleyse belki bu durumdan kurtulabilirim.

Sürekli öfkeli olmaktan.

Umutsuz olmaktan.

Şüphe duymaktan.

Keşke bunları daha çok konuşsak.

Artık o kadar şüphelendim ki telefonunu karıştırdım.

Ne?

Haklısın.

Suç bende değildi.

NETFLIX SUNAR

Daniel'a attığın mesajları gördüm.

Birbirinize söylediğiniz şeyleri.

Yaptıklarınızın hepsini gördüm.

-Telefonuma bakamazsın. -Sorun yok.

Artık her şeyi biliyorum sonuçta.

Yalancı bir orospu olduğunu da öğrenmiş oldum.

-İşte tam olarak busun. -Her şeyi…

Her şeyi bilmiyorsun.

Öyle mi? Başka ne varmış? Yoksa…

Hamileyim.

-Ne? -Hamileyim.

-Çocuğumuz mu olacak? -Bizim değil.

Daniel ile benim çocuğumuz olacak.

Doğru duydun.

Rahmetli abinin oğlundan çocuğum olacak.

Ve kestik!

Bence gayet iyiydi.

Evet, oldu. Harikaydınız millet.

Teşekkürler.

-Lars? -Evet.

İstersen tekrar çekelim.

Hayır, sağ olun. Harikaydı. Sağ olun. Süper.

Süper.

-Selam. -Selam.

Çok güzel bir iş çıkardın.

-Öyle mi? -Evet.

-Çok teşekkürler. -Çok güzeldi.

-Sonraki sahne için bir fikrim var. -Hafta sonu gidiyoruz.

Lisa'yla dağ evine gidiyoruz.

-Lisa'yla aranız nasıl? -İyi.

Yani, her zamanki Lisa işte.

Ama ben de iyiyim, o da iyi, iyiyiz yani.

-Sevindim. Geçen sefer… -Aynen öyle.

İlişkimiz çalkantılı ama idare ediyoruz.

-Selam söyle. -Tamamdır.

Şu başlayacağımız sahneye gelirsek…

Lisa hafta sonu dağa gitmek istiyor.

Yalnız yürüyüşe çıkacakmış.

Hayatını tehlikeye atarsın, dedim.

Öyle mi?

Yarın tam öğlen vakti görüşürüz.

-Evet. -Gecikme sakın.

Tamam.

-Ekipmanlar tamam mı? -Evet, her şey hazır.

-Süper. Görüşürüz. -Baksana,

-tekneyle çıksak mı? -Ne?

-Hazır gitmişken yani? -Ne demek tekneyle çıkalım?

Tekne falan yok. Niye oraya gittiğimizi unuttun mu?

TØYEN "BUNAK" EVİ

Lisa nasıl?

Her zamanki gibi işte. İyi.

Bu hafta sonu rahatlamak için dağ evine kaçamak yapalım dedik.

-Ne rahatlaması? -Başlama şimdi.

TV işlerini ne zaman bırakacaksın? Senden Hitchcock olmaz. Ne zaman…

Senin gibi düzgün bir iş mi bulacağım?

Hayrını görmüşsün. Harika durumdasın.

Seni beslemek için otobüs sürdüm.

Annenle sana baktım, o dağ evini yaptım.

Lisa…

Lisa dağda yürüyüşe gitmek istiyor.

Dağda etrafı gezecekmiş.

Tek başına.

Çok tehlikeli bir şey.

Etraf kar ve buzla dolu. Tehlikeli olduğunu söyledim.

Siktir ya.

Dağ evini çok özlüyorum.

Al biranı, geç hamağa, denizi izle.

Ağaçların hışırtısı kulağında.

Evet.

ULLERSMO'DA FİRAR

-Tasarımı ben yaptım. -Öyle mi?

Aptal mimar evi döndürmek istedi.

Ben de dedim ki "Güneşin doğduğunu görmek…"

Batmasından daha güzel.

Evet, insana umut veriyor.

İşte sizin neslin sıkıntısı bu. Hepiniz böylesiniz.

Yetinmeyi bilmiyorsunuz.

Hay sikeyim, bir savaş çıksa anca adam olursunuz.

Savaş iyidir.

-Beni adam yaptı. -Aynen.

Adam olarak doğulmaz.

Adam olursun, güçlenirsin.

Acıyla, ızdırapla,

kanla.

-Başladı yine. -Dağ evinde ölsem daha iyiydi.

Burada çürüyeceğime.

Böyle ölemem.

Burada bu hâlde olmaz.

-Selam! -Merhaba Lars.

-İyi misin? -Evet.

Güzel.

-İyi avlar! -Ne?

Selam! Yolculuğa hazır mısın?

Evet.

Çitlere çok yakın park etmişsin.

Ne yapıyorsun?

-İşte. -Pahalı bir şarap değil.

-Sormadım. -Soracaktın.

Sormayacaktım.

Artık pahalı şaraplara paramız yetmediğinden almıyorum.

Her şeyi unutup güzel bir hafta sonu geçirsek?

-Olur. -Sağ ol.

Yeni seçmenin senaryosu mu?

-Güzel mi? -Fena değil.

Kesin seni seçerler.

Bilemiyorum.

Yönetmen sıkıntılıymış.

Kasıntı herifin teki.

İşin doğasında bu var.

Ama tiyatro yönetmeniymiş.

-Ne demek istedin? -Hiç.

TV yönetmeniyim diye mi?

Onu da yaparsan işte.

Yapıyorum zaten, bugün eve işten geldim.

-Pembe dizi miydi? -Son işin ne zamandı Meryl?

"Yan etkileri baş dönmesi, uyuşukluk…"

Sanki senin işlerin çok da matah.

Kredi kartımızı benim işim ödüyor.

-Kavga etmekten usandım ya! -Etme o zaman!

Vardığımızda hamağa uzanıp kıpırdamayacağım bile.

Çok güzel.

Senaryo okuyup şarap içeceğim.

Sadece buzdolabı ve TV'ye gitmek için

hareket edeceğim.

Senden iyi demek istemedim. Farklı sadece. Sen…

Sen harika bir yönetmensin.

Salladığını ikimiz de biliyoruz.

Ne oluyor lan?

Ne oldu?

Çalışmıyor.

Ben geldim!

Evim evim, güzel evim.

FESLEĞEN

-Yün kazağımı gördün mü? -Hangisini?

Şu buraya gelince hep giydiğim.

Burada giydiğim çizgili olan, hani şu çok sevdiğim.

Dolapta değil mi?

Dolaba baktım tabii ki.

Hayır, görmedim.

Fazla kalın kesmemen önemli.

Kalın olmasın. İncelt biraz.

Tamam.

Ateşi kısma daha!

Tava çok sıcak. Yakacaksın.

Yağın kızması lazım.

Şöyle al, koy işte ya!

Nasıl olmuş?

Güzel.

Arvid'e kestirdim.

Şerit biftek yokmuş, benim çizip göstermem gerekti.

-Çizdin mi? -Evet.

Ne oldu?

Yani, böyle şeylere bu kadar uğraş vermene inanamıyorum.

Güzel bir yemekle güzel bir akşam için mi?

Tabii ki uğraşırım.

Seçmeler ne zaman?

Salı günü.

Hazır mısın? Nasıl gidiyor?

-Ezberleyecek çok şey var. -Tam yerine geldik o zaman.

Diğeri nasıl gidiyor?

-Diğer ne? -Şu şey vardı ya,

şu sınıftaki çocukla birlikte yazdığınız şey. Adını unuttum şimdi.

-Diego. -Diego, aynen.

-Nasıl gidiyor? -Güzel. Bence güzel şeyler olacak.

Güzel.

Çok mu emek harcıyorsunuz?

Çalışıyorsunuz.

Evet.

Kendi materyalini yazmak zekice.

Zekice.

Tamam.

Böylece bir, iki, üç,

dört, beş, altı, yedi,

sekiz, dokuz oldu.

Gurka. Al sana üç kat puan.

-54 puan oldu. -Git işine.

-Ne var? -İsveççe kelime olmaz.

Norveççede kelime agurk. A-G-U-R-K.

-İsveççe neden olmuyormuş? -Bu oyunun Norveç versiyonu.

İsveççe olsa kutunun üstünde de İsveççe yazardı.

-Puanımı alıyorum. -O zaman kaybettin.

-Ciddi misin sen? -Tabii ki.

-Sikerler. Bana ne ya. -Agurk yazıyoruz o zaman.

Yani, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18 puan.

Agurk.

Yoruldun mu?

Kaybedince yorgun düşüyorsun.

Sen çık, ben etrafı toplarım.

ความคิดเห็น

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left