200 บรรทัดแรก
ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
Pek sizler gibi büyümedim ben.
Yani büyüyordum ama sonra dünyanın sonu geldi.
Kimse buna şaşırmamıştır bence.
Bir gün bunun olacağını biliyorduk ve oldu da.
Ama olayın ilginç kısmı dünyanın sonunun nasıl geldiği.
Agatha 616.
Evet, doğrudan Dünya'ya doğru gelen bir asteroid.
Biliyorum. Hep öyle olur.
Bu yüzden bütün insanlık bir araya geldi ve en iyi yaptığımız şeyi yaptık.
Asteroide birkaç roket attık!
Ve onu patlattık. Harikaydı.
Ama aslında değildi. Roketleri roket yapan içindeki o kimyasal bileşikler.
İşte onlar üstümüze yağdı. Ve her şey değişti.
Her şey derken, soğukkanlı yaratıklardan bahsediyorum.
Değişimden kastım da bunların mutasyona uğrayıp bizi yiyerek öldürmeye başlaması.
Karıncalar, kertenkeleler, hamamböcekleri, timsahlar. Aklınıza gelebilecek her şey.
BAŞKAN DEVASA GÜVE TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ
Tanıdığım bir çocuğu, bir karnavalda kazandığı japon balığı gece uyurken yedi.
Todd o balığı çok severdi ya.
Ve kediyi de.
İnsanlık tarihi boyunca, hamamböceği öldürmek için bir ayakkabı yeterliydi.
Birden artık pompalı tüfeğe ihtiyaç duyar olmuştuk.
Bazen de tanklara.
Bazen tank bile işe yaramıyordu.
Özellikle de tankın içinde değilsen, Bob.
En sonunda, büyük böcekler ve ordumuz birbirini yok etti.
Yaklaşık 1 yılda insan nüfusunun %95'ini kaybettik.
Bu bir sürü Bob demek.
Bir sürü de Todd.
Hayatta kalan bizler ise, bulduğumuz yerlere saklandık.
Dünyanın her yanındaki sığınaklara, mağaralara ve panik odalarına.
Son 7 yıldır bir yeraltı sığınağında yaşıyorum ben.
Çok da kötü değil. Gerçekten.
Bir grup insanız burada ve birbirimizi çok seviyoruz.
Tam da hayal ettiğim üniversite ortamı gibi.
Uyuduğundan emin misin?
Kimin?
- Joel. Başka kim olacak? - Evet. Uyuyor.
- Bekle. - Uyuyor işte.
- Emin misin? - Senin sesindi o.
Ben... Sadece...
Joel. Joel.
Gördün mü? Uyuyor.
Sen ses yapıyorsun.
Sevgili Aimee, uyumuyorum.
Hareketsiz durmakta veya nefes almamakta çok ustalaştım artık.
Ruh eşlerini bulmuş bir grup insanla bir mağara sığınakta...
...tıkılıp kalmak pek de hoş değil.
Karen ve Ray birkaç ay önce çıkmaya başladı.
O yüzden hala balayında sayılırlar.
Birbirlerine dokunmadan duramıyorlar.
Onlar için iyi ama. İkisi de oldukça çekici ve görünen o ki çok da esnekler.
Hayat kısa. Özellikle de burada.
- Merhaba Ava. - Merhaba Joel.
- Joel. Nasılsın? - İyi sayılır, Tim.
- Sen nasılsın? - Ben de iyiyim.
Harika.
- Uyuyamadım da. - Evet, biliriz o hissi.
Evet. Ama benim uyuyamama sebebim sizinkinden farklı.
Kapınızın açık olduğunun farkında mısınız acaba?
- Evet. - Farkındayız.
Tamam.
Tim'in ailesini bir termit sürüsü yedi.
- O olaydan sonra Ava'dan ayrılmaz oldu. - Tamam. İyi geceler.
- Her şekilde. - İyi geceler.
616 Agatha adını verdikleri asteroid bu.
Bunlar da asteroidi durdurmak için gönderdikleri kimyasal bombalar.
Yani neredeyse herkes burada bir çift oldu.
İlk bebeğimiz geçen kış doğdu. Çok duygusal bir andı.
Kıyamete hoş geldin evlat.
Yemek berbat. En azından neyi kaçırdığını bilmeyeceksin.
Kala ve Connor da Carol öldükten sonna beraber oldular.
Carol bir kutu çamaşır deterjanı yiyen bir inekti.
Artık elimizde tek bir inek var.
Adı da Gertie.
Gertie harika bir hayvan.
Gertie bizim tek yemek kaynağımız değil.
Yüzeyde bulduklarını bize getiren bir avlanma ekibimiz de var.
Başlarda daha kolaydı bu. Çünkü mermilerimiz bitmemişti.
O şeylerden biriyle elimizde berbat bir el yapımı silahla...
...çarpışmak hiç kolay değil.
Yani, ben onların yalancısıyım.
Çünkü ben avlanmaya gitmiyorum.
Ben mutfakta görevliyim. Sığınağın aşçısı sayılırım.
Sebze çorbama bayılırlar.
Sığınakta sevgilisi olmayan tek kişi olmanın ayrıcalıkları da var.
Mavis ile takılabiliyorum.
Tabii ki artık diyalog kuramıyor.
Göbek bataryasından vuruldu. Tıpkı öbür Mavis'ler gibi galiba.
Aslında hiç çalışır bir Mavis göremedim.
Keşke burada olsaydın, Aimee.
Herkesle tanışmanı çok isterdim.
Evet.
Belki biraz atış alıştırması yapardık.
Bunu çok seviyorum.
Neyse.
Üzgünüm, Mavis.
Çabuk olun millet. Gitmeliyiz.
Arkadaşlar!
Arkadaşlar! Silahları getirdim.
- Burada kal. - Ne?
- Gerekenleri alın ve gidelim. - Ne oluyor?
Neler oluyor?
- Güvenliği aştılar. - Ne demek aştılar?
- Joel. - Ne demek istiyorsun?
Sığınağın içine mi girdiler?
Aşılmak bu anlama geliyor evlat.
Güvenliği aşmışlar.
Anna Lucia ve ben önden gideceğiz. Anderson ve Tim, yanımızdan gelin.
Yanlarından gidin, evet. Ben nereden gideyim? Arkadan mı yoksa...
Bu konuyu komuşmuştuk, Joel.
Neyi konuşmuştuk? Yardıma ihtiyacınız var. Yardım edebilirim.
- Bırakın yardım edeyim. - İlla söyletecek misin?
- Neyi? - Baş edemiyorsun, Joel.
- Şoka giriyorsun. - Tamam.
- Siz hiç korkmuyor musunuz? - Korkuyoruz.
Hepimiz korkuyoruz, Joel ama sen çok fazla korkuyorsun.
- Kendini kötü hissettirmek istemiyoruz. - Seni seviyoruz, Joel.
Ama güvenilmezsin.
- Yüksün. - Gıda gezilerinde bile.
Sanki bunu aranızda daha önce konuşmuş gibisiniz.
Connor.
Tamam, 30 metre önümüzde. Gidelim.
- Dikkatli ol, Connor-Aşkito. - Olurum, Kala-Aşkito.
Tetikte olun.
Onlara git.
Yaklaşıyorlar.
Kahretsin.
Aman Tanrım.
- Bir tanesini yakaladı. - Peki ya diğerleri?
Geri geliyorlar.
Joel!
Yardıma ihtiyaçları var. Gidiyorum.
Joel! Bekle!
Connor?
Connor.
Ben mi vurdum yoksa sen mi?
Sence?
Sen.
Bu arada bir anda donup kalma sorunum var.
Ama bunu aşmaya çalışıyorum.
YEDİ YIL ÖNCE FAIRFIELD, KALİFORNİYA
- Nasıl görünüyor? - Çok güzel.
- Bana benziyor mu? - Evet.
Bu pozun doğal durduğundan emin misin?
- Evet. - Evet mi?
Bence çok güzel.
Ne yapıyorsun? Kıpırdama.
- Gösterecek misin? - Kıpırdama. Aimee.
Gerçekten görmek istiyorum.
Görebilir miyim?
Tamam.
Tamam.
Hazır mısın?
Ne düşünüyorsun?
Benim niye sakalım var?
Hayır, gölge o. Gölgeleme yaptım.
Kafam da çok uzun.
- Büyük bir kafan var. - Ellerim de çok küçük.
Küçük ellerin var ama.
Bayıldım. Çok beğendim.
Çok incesin çünkü bu resim berbat.
- Benim de sana sürprizim var. - Ne?
Doğru mu bilmiyorum ama.
Yok artık. Bunlar almayı istediklerim.
- Gerçekten mi? - Evet.
Merhaba.
Ne yapıyorsun şu an?
- İyi misin? - Evet, omuz dansı yapıyorum.
- İşte böyle. - İşte böyle.
Hayatımın en güzel yazı.
Benim de.
Ne yapıyorsun?
- Saat kaç acaba? - Sanırım 6:30.
Aimee, Timsah Carl'ı korkutuyorsun.
Tamam, arkanı dön, Timsah Carl.
Arkasını dönsün. Anladım.
Anladım.
Gitmemiz lazım.
Korkuyorum.
FAIRFIELD, KALİFORNİYA'YA HOŞ GELDİNİZ
Sevgili Aimee, bu hafta hepsinden berbattı.
Devasa karıncaya benzeyen bir şey Connor'ı yedi.
Onları çizmemi kolaylaştrıyor bu.
Özlerini yakalamaya çalışıyorum.
Onları nasıl öldüreceğime dair notlar alıyorum.
Bazen bu şeylerle başa çıkmanın tek yolu buymuş gibi geliyor.
7045 konuşuyor. 3022, cevap ver.
Tekrarlıyorum, 3022, cevap ver. Tamam.
3022 konuşuyor. Ne oldu yine, Ray?
Selam Janice. Ben Joel.
- Joel. - Evet.
Tamam. Bekle biraz.
Aimee, Ray seni arıyor!
Adım Joel. Sağ ol, Janice.
- Joel! Merhaba! - Merhaba, Aimee!
- Nasılsın? - İyiyim. İyiyim.
- Sesini duymak çok güzel. - Çok üzüldüm.
Açık frekansta sizinkilerden birinin öldüğünü duydum da.
No comments yet. Be the first to leave one.