முதல் 200 வரிகள்.
Uyudun mu?
İyi misin?
Onu uyandırmaya çalıştım.
Soğuk.
Bay... Bay Edwards'a söyle kimse gelmedi.
Uyanma vakti mi?
Dangalaklar tüm dünyayı uyandırıyor sanki ha?
Yüce Tanrım.
Dün gece rüyamda kendi yatağımda yattığımı gördüm.
Hey, çantamı versene Alf.
Kalk!
Bay E nasıl?
Soğuk.
- Hey. Tut şunu. -Çok yorgunum.
Dişlerimi fırçalamam gerek.
Hey! Uyanık mı o?
- O... - Pek iyi görünmüyordu...
- O... -İyileşti mi?
Ona ambulans lazım.
O...
-İyileşmiş mi kanka? - Ambulans çağır.
Ölmüş.
Bay Edwards ölmüş.
Aneesha?
Babam neden yerde yatıyor?
Belki sırtı ağrıyordur.
O zaman yatakta yatması gerekmez mi?
Belki yatakta yatmak istemiyordur.
Annemle babam boşanıyor mu?
Hayır. Boşanmalarına izin yok.
Bu nedir?
Dur. O benim. Ben buldum.
- Nerede? - Buldum işte.
Ve benim, o yüzden de ona sakın dokunma.
Tamam.
Ne zaman eve gideceğiz?
Bilmiyorum. Kuzeye gittiğimizi biliyorum.
Lütfen tüm kişisel eşyalarınızı alın...
Burayı bombalamaları imkânsız. Hiçliğin ortasındayız.
Peki ya bomba değilse? Ya nükleerse?
...çıktığınız zaman.
IŞİD için çok büyük.
Benzin hatları vuruldu, hastaneler kapatılıyor...
- Hastaneler mi? - Elektrik kesik, ekipmanlar bozuk.
Koduğumun Putin'i.
Dikkat! Federal acil duruma bağlı olarak
Centre, Blair ve Clinton bölgelerinin tahliyesi emredildi.
Güvenliğinizi sağlamak için büyük otobanlarda muhafızlar olacak.
Ne diyor anne?
Hiçbir şey canım. Sadece yol tarif ediyor.
Şimdi otur da kemerini takayım.
Çok sıkı.
- Kız kardeşine yardım et Luke. - Tekrar ediyorum...
Sıkı olması lazım. Amacı o zaten.
Ama boynumu acıtıyor.
Seni koruyor.
...tahliye emri verildi.
Neye karşı koruyor?
Güvenliğinizi sağlamak için büyük otobanlarda
muhafızlar olacak.
Tekrar ediyorum, federal acil duruma bağlı olarak...
Döneceğim.
...Centre, Blair ve Clinton bölgelerinin tahliyesi emredildi.
Hayır...
Kes şunu!
Sen kes.
O sırt çantası senin değil benim.
MESAJLAR A - MESAJ GÖNDERİLEMEDİ
Hey!
İyi misin? Güvende misin? GÖNDERİLMEDİ
Lütfen onu bana bırak.
Hayır, benim o.
DİĞER ALBÜMLER GİZLİ
- Evet, öyle! - O benim! Kes şunu!
- Aptalca davranmayı kes. - Sen kes.
- Aptalca davranan sensin. - Sensin.
O senin.
- Bu benim. - Bu benim.
Bu benim.
Bırak onu! Kes!
- Sen dursana. - Ben bir şey yapmıyorum.
Kes şunu.
Neden kapıları kilitliyorsun anne?
Anne? Anne?
- Anne? - Neden kapıyı kilitledin?
Otoban açık diyorlar. Kuzeye gidebilirmişiz.
Kapıları korunmak için mi kilitledin?
Seninki.
Hey!
Ne kadar kaldı dostum?
Dishu ne kadar uzakta?
Dishu?
Hey! Neredeyiz?
Burası neresi böyle?
Ne?
Ne?
Hey!
Yardım et. Bul.
Bu nedir böyle?
Ne? Beni iki gündür koduğumun keçilerini
buldurmak için mi dolaştırıyorsun? Keçi?
Adamlarımı bulmama yardım edecektin!
Sikik!
Adamlarımı bulmam ge...
Siktir.
Siktir!
Adamlarımı...
Siktir!
Chavez.
Video dosyası hasar görmüş olabilir.
Hasar mı?
Astronotların hepsi bir şey görmüş.
Bir şey mekiğe çarpmış.
Mekiğin yakınlarında bir obje görüldüğüne dair kanıt yok.
Japon uyduları da bir şey yakalamamış.
En hızlı kayan yıldızları ve meteorları yakalayabiliyorlar.
Ya uluslararası uydular?
Amerikalı ve İngilizler terörist saldırılarıyla uğraşıyor.
Ama bir şey yakalamış olsalardı
onu bize muhakkak önceden bildirirlerdi.
Belki de uzay molozuydu.
Ufacık bir nesne bile patlamaya sebep olabilir.
Uzay molozu mu?
Daha büyük bir şeymiş. Görüntülere baksanıza.
Baktık.
Kaito benimle aynı fikirde.
Öyle mi Kaito?
Video kaydında bir arıza olabileceğini düşündüm.
Ya da belki de gerçekten uzay molozuydu.
Tutuklanmadığın için şanslısın Yamato- san .
Şimdi git.
Buraya bir daha gelecek olursan hapse gireceksin.
Anladın mı?
Salaklar.
Mitsuki!
Mitsuki.
Mitsuki.
Uzay molozu mu?
Ben de kovulabilirdim.
Bir şey mekiğe çarpıp delik açtı.
Bugün iyi iş çıkardın.
Ne yani sence onlara bir şey mi saldırdı?
New York ve Londra saldırıya uğramadı mı? Neden Hoshi de uğramış olmasın?
Atmosferin dışındayken mi? Kim saldırdı peki?
Biri.
- Bir şey Hoshi'ye saldırdı. - Bir şey mi?
Hinata "Bir şey" dedi.
Öyle dedi.
Bir ipucu olabilir. Belki bana bir şey demeye çalışıyordu.
Anında öldüler. Belki de bir arıza oldu.
Hinata'ydı.
Şüphe yok.
Bay Edwards. Bay Edwards. Benim.
Bay Edwards.
Bay Edwards.
Bay Edwards?
Bay Edwards? Benim, Poppy.
Bay Edwards?
Kimse gelmiyor. Boku yedik.
Siktir. Ateş söndü.
Yapayalnız kaldık.
Telefonlar hâlâ çalışmıyor.
İmdat! İmdat! İmdat!
Kimse yok mu?
İlgilen kanka.
Günde bir paket!
- O şekilde pay edildi. - Ne oluyor ya?
Günde mi? Biz ölene kadar kaç gün geçecek acaba?
Daha bir gün oldu. Ben söylemeden kimse ölmeyecek.
Herkes ölüyor!
Yemek yiyemiyorsak gitmeliyiz.
En yakın market 150 kilometre ötede olsa bile
- yardım getirip birilerine anlatmalıyız. - Bak!
Kalacağız dedik!
- Söyle ona M. - Ne zamana kadar?
Bizi bulacaklarını nereden biliyoruz? Şimdiye gelirlerdi.
Sen nereden bileceksin. Burada kalacağız.
O kaldığımız için öldü.
-Çabaladık... - Kalacağız diyorsam kalacağız.
Sorumlumuz sen değilsin.
Ne dedin?
Dedim ki...
...sorumlumuz sen değilsin.
Tanrım.
- Bırakın onu. - Durun.
Geri alıyorum.
Sana verdiğim oyu geri alıyorum.
O yüzden artık yetki sende değil.
Burada olmamız senin suçun, unuttun mu?
Tıpkı annenin tekerlekli sandalyeye mahkûm olması gibi.
Pardon, sır mıydı bu?
Evet.
Evet.
Bu minik yavşak
babasının, annesini merdivenden atmasını izlemiş.
Annesinin belinin kırılmasını izlemiş.
Yardım etmeye çalışmamış bile.
Değil mi?
- Nereye gidiyorsun? -İyi misin?
- Hey Caspar. - Ne yapıyor?
No comments yet. Be the first to leave one.