The Lobster

The Lobster

Turkish வசனம் பதிவிறக்கம்

வெளியீட்டு விவரம்

The Lobster 2015 LIMITED BDRip X264-AMIABLE
கருத்துரை வழங்கியவர் onsraman
Cevirmen: Onsraman

குறிச்சொற்கள்

bdrip
bdr
x264
BDR
வெளியிடப்பட்ட தேதி: 2022-05-10
பதிவிறக்கங்கள்: 91
காது கேளாதோருக்கானது: No

Turkish வசனங்களின் மாதிரிக்காட்சி

முதல் 198 வரிகள்.

Çeviri: ONSRAMAN Süha DEMİREL İyi Seyirler Dilerim.

I S T A K O Z

Gerçekten çok üzgünüm.

Gözlük veya kontak lens takıyor muydu?

Gözlük.

Acele etsen iyi olacak.

En iyi tercih olan kahverengi deri ayakkabılarını giymeye karar vermişti.

Sırtı biraz ağrıyordu ancak dayanılmaz şekilde ağrıdığı

zamanlardaki gibi de değildi acısı.

Kendisini zerre kadar sevmemiş olan karısını düşündü.

Gözlerinden hiç yaş boşanmadı, ayrıca bir çok insanın, birini sevmediği vakit

artık onun için ağlamadığının fark ettiği ilk şey olduğunu düşünmedi bile.

Efendim, buraya bana, kameranın içine doğru bakabilir misiniz?

Bu yeterli, teşekkür ederim.

Daha önce hiç kendi başınıza kaldınız mı?

Hayır, asla.

Herhaangi bir yiyeceğe karşı alerjiniz var mı?

Hayır.

En son ilişkiniz kaç yıl önce bitti?

Aşağı yukarı 12 yıl.

Efendim, tam olarak ne kadar olduğunu hatırlıyor musunuz?

11 yıl ve 1 ay.

- Cinsel tercihiniz? - Kadınlar.

Yine de, geçmişte kolejdeyken, bir defasında homoseksüel,

ilişki tecrübem olmuştu.

Her iki cinsiyetle de ilgilenme şansım var mı?

Hayır efendim, geçen yaz yaşadığımız bir çok ameliyat probleminden dolayı

artık bu tip bir seçeneğimiz yok.

Korkarım ki, homoseksüel veya heteroseksüel olarak sizi kaydedebilmem için

tam şu anda karar vermek zorundasınız.

Sanırım bir heteroseksüel olarak kaydedilmeliyim.

- Efendim, çocuğunuz var mı? - Hayır yok!

Peki, ya köpek?

Erkek kardeşim. Bir kaç yıl önce o da buradaydı ancak başarılı olamadı.

Onu hatırlamanız lazım!

Orta boyda, 48 yaşında, sarı saçlı, kafasının üstünde kel bir bölgesi vardı.

Korkarım ki hayır efendim.

Tamam, lütfen şimdi buraya adınızı büyük harflerle olacak şekilde yazmanızı istiyorum.

Ve lütfen imzalayın.

Tamam bu yeterli. Çok teşekkür ederim.

Tamam, şimdi, voleybol veya tenis kortlarına girmeye izniniz yok.

Bu bölgeler sadece çiftlere açıktır.

Duvar tenisi veya golf gibi bireysel sporlar için tesisleri kullanabilirsiniz.

45 gün boyunca otelde kalabilirsiniz. Tek kişilik odada kalacaksınız.

Her şey düzgün gider de kendinize bir partner bulabilirseniz, iki kişilik odaya alınacaksınız.

Korkarım ki, herhangi bir kişisel eşyanızı yanınıza alamazsınız.

İhtiyacınız olan her şeyi size sağlayacağız.

Anladığınız üzere elbiseler, aksesuarlar ve ayakkabılar burada kalacak.

- Bu, sizde kalabilir. - Teşekkür ederim.

Ayakkabı numaranız lütfen?

Kırk dört buçuk.

Kırk dört mü, kırk beş mi? Buçuk numaramız yok.

Kırk beş.

Saç traşına ihtiyacınız olursa, bir gün önceden resepsiyona haber verin.

Sigara içilmesi yasaktır.

Bu sayede, av esnasında çok daha uzun süre nefes nefese kalmadan ve yorulmadan koşabileceksiniz,

üstelik öpüştüğünüz zaman nefesiniz de sigara kokmayacaktır.

Kaldığınız sürenin tadını çıkarın.

Afedersiniz, saç traşına ihtiyacım olursa

resepsiyonu bir gün önceden aramak zorundayım, değil mi?

- Evet bu doğru. - Harika.

Oda numarası 101'di.

Bir bayıltıcı tüfek, yatağın üstünde duvarda asılı duruyordu.

Masanın üzerinde 20 adet bayıltıcı küçük ok, plastikten siyah bir saat,

bir güneş gözlüğü ve bir erkek parfümü vardı.

Giysi dolabının içinde birbirinin tıpatıp aynı dört adet gri renk pantolon,

birbirinin aynı beyaz ve mavi renklerde dörder adet kareli gömlek,

bir kemer, çoraplar, iç çamaşırları, bir blazer ceket,

bir çizgili kravat ve bir adet beyaz bornoz vardı.

Camdan dışarı baktı.

Yalnız başına yaşayan insanların baygın durumdaki bedenleri, lıslak zemin üzerinde boylu boyunca yatıyorlardı.

"Tanrıya şükür ki, üzerlerine su geçirmez yağmurluklarını giymeyi akıl etmişler!" diye düşündü.

Oda 195.

İki yalnız başına yaşayan, fazladan iki gün.

Oda 272.

Bir yalnız başına yaşayan, fazladan bir gün.

Merhaba. Otelin müdürüyüm. Bu beyefendi de kocam.

Size hoşgeldin demek istedik.

Epey şanslısınız.

Lüks odalarımızdan birindesiniz, harika bir manzaranız var.

- Kitapçığı okudunuz mu? - Evet, okudum.

Bu çok iyi. Şimdi gerçek şu ki, burada kaldığınız sürece herhangi birine

aşık olamazsanız bir hayvana dönüştürüleceksiniz,

ki bu sizi üzecek ya da hayal kırıklığına uğratacak bir durum olmamalı.

Bunun sadece, kendinize bir arkadaş bulabilmek için size verilen ikinci şans olduğunu düşünün.

Ancak o zaman bile dikkatli olmak zorundasınız.

Sizinle aynı tip bir hayvanı arkadaş olarak seçmeye ihtiyacınız var.

Bir kurt ile bir penguen ya da bir deve ile bir su aygırı,

beraber asla yaşayamazlar.

Bu anlamsız olurdu.

Bunu bir düşünün.

Bu görüşmenin size biraz nahoş gelmesini anlıyorum.

Ancak, hoşa gitmeyecek tüm ihtimalleri dikkate alarak, sizi psikolojik olarak

hazırlamak benim görevim.

Peki, her şeyin sonunda yalnız başınıza kalırsanız hangi hayvanı seçeceğinize karar verdiniz mi?

- Evet, bir ıstakoz. - Peki, neden bir ıstakoz?

Çünkü 100 yıl kadar yaşayabilen ıstakozlar,

aristokratlar gibi asil hayvanlar.

Ayrıca tüm hayatları boyunca doğurganlar.

Bu arada denizi de çok severim.

Delikanlılığımdan beridir yüzme ve su kayağında çok iyiyimdir.

Sizi bu konuda kutlamalıyım. Öncelikle, insanların çoğu bir köpek olmayı isterler,

bundan dolayıdır da dünya köpekle dolup taşıyor.

Çok az insanın alışılmadık hayvanları tercih etmesinden dolayı bir çok hayvanın nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Bir ıstakoz, harikulade bir seçim.

Lütfen, ayağa kalkar mısınız?

Bu yaptığımız size, iki kişi olmanın tek kişi olmak yerine, hayatı ne kadar da

kolaylaştırdığını gösterecektir.

Zaman zaman bunu unutmaya doğru eğilimliyiz.

Kelepçe, yarın aynı saatte kolunuzdan çıkarılacaktır.

- Sorun yok, Bob. - Umarım, burada geçirdiğiniz zamandan keyif alırsınız.

Hoşçakalın.

İyi günler dilerim.

Günaydın.

Oda 101.

44 gün kaldı.

Kahvaltı servisi yapıldı.

Nereye isterseniz oraya oturun.

İlk gününü asla unutmayacaktı.

Masasının hemen yakınında kahvaltısını yapan bir genç kadın başını arkaya doğru yatırıyordu.

Daha sonra öğrenecekti ki, kadının sıkça tekrarlayan burun kanaması vardı.

Genç kadının hemen yanındaysa en iyi arkadaşı vardı.

Kendisine kahve servisi yapan garsona teşekkür etti,

ve bir an için karısını düşündü.

Kahvaltıda Campari ve soda içen adama tereyağlı bisküvilerinden

ikram ediyormuş gibi görünen bir kadın vardı.

Daha sonra, arkasına dönüp baktı ve sonraları

kesinlikle kalpsiz birisi olduğunu öğreneceği bir kadın gördü.

Ayrıca çiftler bölümündeki bazı kişileri gördü,

ki otele geldiğinden beridir hiçbiriyle karşılaşmamıştı bile.

O sabah, gerçekten çok acıkmıştı.

Aslında koca bir tavuğu bile yiyebilirdi, ancak neredeyse hiçbir şey yemedi.

- Merhaba. - Merhaba.

Dışarıya çıkıp yeni arkadaşımla yürüyüş yapmaya karar verdim.

Seni tanıştırmama izin ver, bu Robert.

Benimkinin hemen yanındaki odada kalıyor, ayrıca kendisi peltek konuşuyor.

Tanıştığımıza memnun oldum. 101 numaralı odada kalıyorum.

Ben de aynı kattayım. Oda numaram 186.

- Bize katılmak ister misin? - Neden olmasın!

Günlerden bir gün, ben de oradaki yatlardan birinin içinde olacağım.

O yatlar nedir?

Salıverilmeden ve en zorlu olanına başlamadan önce, en zorlu sınavdır orası.

15 günlük yapayalnız bir tatil, sadece bir çift için.

- Kitapçığı okumadın mı? - Okudum.

John'un bacağını hiç daha önce gördün mü?

Hayır.

John, bize bacağını gösterebilir misin?

Tamam, anladım.

Oda 187, ikinci gün.

Herkese merhaba.

Babam, matematikte annemden daha iyi olan başka bir kadına aşık olduğu vakit,

annem babamı terketti.

Sanırım kadının yüksek lisansı vardı, halbuki annemin sadece lisans diploması vardı.

O zamanlar 19 yaşındaydım.

Annem bu otele geldi, ancak başarılı olamadı, daha sonra da bir kurta dönüştürüldü.

Onu gerçekten çok özledim.

Sonradan öğrendim ki bir hayvanat bahçesine götürülmüş.

Oraya onu görmek için çok sık gittim.

Ona çiğ et verdim.

Kurtların çiğ et sevdiğini biliyordum,

ancak kurtların hangisinin annem olduğunu bir türlü çözemedim,

ben de her birine birer ufak çiğ et parçası verdim.

Bir gün, parmaklıklardan içeri girmeye karar verdim,

onu çok özlemiştim ve ona sarılmak istiyordum.

Çiti tırmanıp içeriye atladım.

Kurtların hepsi birden bana saldırdılar,

ancak sadece ikisi hiç kıpırdamadan durdu.

Sanırım, o iki tanesinden biri annem olmalıydı.

Hayvanat bahçesi çalışanları beni hızlıca alıp hastaneye götürdüler.

Neyse ki bacağımı kaybetmedim, geriye sadece, ki aynı zamanda karakterimi de

tanımlayan bu topallama kaldı.

Karım, altı gün önce öldü.

Çok güzel bir kadındı, ve onu çok sevdim.

O da benim gibi topallıyordu.

Teşekkür ederiz John. Şimdi sandalyene geri dönebilirsin.

Hadi, bir sonraki konuğumuzla devam edelim.

Oda 104, ikinci gün.

Herkese merhaba.

Burada henüz ikinci günüm,

ancak şimdiden bu harika grubun bir üyesi olduğumu hissediyorum.

Harikulade gülüşüm karakterimi tanımlayan şeydir.

Biriyle hiç dans ettin mi?

Pardon?

Biriyle hiç dans ettin mi?

Evet.

Hangi tür dansı yaptın?

Müziğe göre değişir.

Oturmak mı istiyorsun?

- Hayır, hayır, hayır, kendimi dansa hazırlıyorum. - Anladım.

Buraya oturabilir miyim?

Üzgünüm.

- Buraya oturabilir miyim? - Elbette.

Size en iyi arkadaşımı tanıştırmama izin verin.

Konuştuğunuz o kadının herhangi bir duygusu yok.

Zerre kadar bir şey hissetmiyor.

Oteldeki en iyi avcı odur, sessiz ve oldukça da hızlı.

192 yakalamayla, kadınlar rekorunu elinde tutuyor.

Dans etmek ister misiniz?

More Turkish subtitles for The Lobster

கருத்துகள்

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left