Silo

Silo

Turkish வசனம் பதிவிறக்கம்

சீசன் 3

வெளியீட்டு விவரம்

Silo S03E01 720p ATVP WEB-DL DDP5 1 Atmos H 264-playWEB
கருத்துரை வழங்கியவர் BartuW

குறிச்சொற்கள்

webdl
வெளியிடப்பட்ட தேதி: 2026-07-03
பதிவிறக்கங்கள்: 99
காது கேளாதோருக்கானது: No

Turkish வசனங்களின் மாதிரிக்காட்சி

முதல் 200 வரிகள்.

İşte vitaminlerin.

- Akşam yemeğine ne istersin? - Çorba.

Her zaman çorba alırsın.

- Başkan Hanım. Selam. - Selam Tony.

- Bu akşam ne var? - Mantar.

- Mantar mı? Mantar sever miyim? - Mantarı kim sevmez?

- Tepsiyi sonra alırım hanımefendi. - Tamam. Sağ ol Tony.

Bunu dememden sıkıldığını biliyorum

- ama diyeceğimi biliyorsun. - Biliyorum. Söyle.

Unutma, Silo senin sayende

- huzur içinde. - Benim sayemde.

Çünkü geri döndün.

- Evet. - Sabah görüşürüz.

Güle güle.

İyi geceler.

İşte buradasın.

Nasıl uyudun?

- İyi. - Öyle mi?

- Evet. - Güzel.

Yarınki Konsey toplantısı için bazı detayların üzerinden geçmeliyiz.

- Tamam. - Çok heyecan verici.

Ama bunu haftalık konuşmandan sonra kafeteryada yapabiliriz.

Böyle kendini göstermeyi sevmediğini biliyorum

ama insanların seni görmesi gerek.

Evet. İnsanların beni görmesi gerek.

Başkan Hanım! Başkan Nichols!

İşte orada! Juliette!

Onları dert etme. Bir şeyin yok.

Elimde ilginizi çekebilecek bir şey var.

ŞERİF BİRİMİ

Bakabilir miyim?

Dokunabilir miyim mi demek istedin?

Hayır.

Ne kadar?

Ben takas düşünüyordum aslında.

- Ne o? - Bir oyuncak.

Ona ya da kardeşine ait olduğunu sanıyoruz.

Onu babasının evinden alan kişiyi tanıyorum.

Gitmek istiyorum.

- Gitmek istiyorum. - Tamam.

HUGH HOWEY'NİN SİLO KİTAP SERİSİNDEN UYARLANMIŞTIR

Kapılar açılıyor. İnenlere izin vermek için geri çekilin.

Binerken lütfen aracın ortasına doğru ilerleyin.

Geri çekilin. Kapılar kapanıyor.

Alo?

Bay Jones'la mı görüşüyorum?

- Evet? - Ben Kongre Üyesi Daniel Keene.

Bugün nasılsınız?

Beni dinle Kongre Üyesi.

Beni "aramayın" listesine alırsanız bir sonraki seçimde oyum sizindir.

Tekrar ararsanız

karşınızdaki aday kim olursa olsun ona oy vereceğim.

Tamam.

ARAMAYIN

Merhaba.

Dediğimi yaptın mı?

Ne dedin ki?

Dediğimi yapmazsan boğazını yumruklarım dedim.

Bunu kesinlikle istemeyiz.

Evet, iki trene, iki taksiye bindim, geri döndüm...

Sana tatlı çay aldım.

- Bol buzlu. - Evet, burada ona buzlu çay diyorlar.

Ben buralı değilim. Sen de değilsin.

Neler oluyor Charles?

Görev yerinde değilsin ama izinde de değilsin.

Üniformalı olman gerekmiyor mu?

Telefonda para için sakso çekmen gerekmiyor mu?

Vay be.

Donanmada çok uzun kalmışsın. Annem ve babam şu an yaşasa...

Tabutlarından çıkmak için...

...çılgınca pençe atıyor olurlardı.

Niye bunu randevu olarak düşündün?

- Ne? - Şu muhabir.

Helen Drew.

- Nasıl... - Ona bir Pez verdiğini söyledi.

- Komik olduğunu düşünmüştüm. - Öyle miydi?

Ayrıca New Orleans'ı da konuşmaya dâhil ettiğini söyledi.

Güzelmiş.

Kolorduyu küçümsüyordu. Onu doğru yola getireceğimi düşündüm.

New Orleans büyük bir olaydı. Ben de büyük bir parçasıydım.

Kimsenin aklına gelmeyen şeyler yaptık...

Doğru ya. Unutmuşum. Matkapları sen icat ettin.

Ne dediğimizi nereden biliyorsun?

Bir haber üzerinde çalışıyor.

Ona yardım edemedim. Seninle konuşması gerektiğini söyledim.

Tamamen işe yaramaz olmayabileceğini söyledim.

Thurman'ın İran Komitesi'ne girebilirsen.

Herkes onu istiyor.

- Sana borçlu değil mi? - Ne için?

Onun hakkında iyi şeyler söyledin.

Kongre seçimlerine giriyordum. O bir senatör.

İkimiz de Peach State halkını temsil ediyoruz.

Tabii ki hakkında iyi şeyler söyledim.

- Ama adımı bile biliyorsa şaşırırım. - Niye bilmesin ki?

Amerika'da böyle bir şey var. Buna parti sistemi deniyor.

- Biz aynı partide değiliz. - O komiteye girmeye çalışmalısın.

Neler oluyor?

Planladığımız şey için mi görevlendirildin?

Görevlendirilseydim bile sana söyleyemezdim sivil domuz.

Ben ordudaydım.

Sen mühendistin.

Şimdi de kongredeyim.

Sanırım kardeşim İran'ı bombalayacak mı, bilmeye hakkım var.

Gitmem lazım.

Taksi ve tren değiştirme olayını seninle iki dakika için mi yaptım?

Özür dilerim. Telefonda konuşma

- riskini alamazdım. - Bana olanları anlat.

Anlatıyorum.

O komiteye gir ve muhabire ne söyleyebiliyorsan söyle.

Bir şey unuttun.

Tüm yaptıklarımdan ve fedakârlıklardan sonra,

hiç önemi olmadığını öğrenmek.

Belki de öyle değil.

Ne demek istiyorsun?

- Selam. - Selam.

- Ne oldu? - Ben...

Bir rüya gördüm.

- Bilmiyorum. Evet. Ben... - Rüya mı?

Basınç odasının dışındayım.

Bernard ve biz...

Basınç odasının dışındayız ve...

- Juliette. - Bilmiyorum. Ben...

- Hey. - Hayır. Bir şey var...

Yapmam gereken bir şey var.

- Bir şey yapmalıyım. - Ne gibi?

Bilmiyorum. Yapmak zorundayım... Ben...

Bilmiyorum. Bilmiyorum ama oradaydı.

Tamam, dur. Dur.

Hadi egzersiz yapalım.

Keşke Bernard'la konuşabilsem.

- Bu mümkün değil. - Biliyorum.

- Bana bak. - Tamam.

Nefesime uy. Yavaş.

Üç saniye boyunca. Bekle.

Ve ver.

Güzel. Bir kez daha.

Üç saniye tut.

Nefes almaya devam et. Güzel.

Güzel. Bir daha.

Güzel. Şimdi iyisin. Nefes almaya devam et, devam et.

Üç dakika orada kaldın.

Kapı açılıp da arkadaşların seni çıkarmadan önce

bir ateş kutusunun içinde üç dakika kaldın.

Otuz saniye sonra tüm oksijen gitmişti.

Kıyafetin, normal bir temizlik kıyafeti değildi.

Yalıtımlıydı.

Seni korudu.

Bernard o kadar şanslı değildi.

Alevler kıyafetindeki delikleri eritti ve zehir içeri girdi.

Bir çiftlik cenazesi riskine giremezdik.

Merdivenler boşaltıldı.

Kimsenin merkez şafta girmesine izin verilmedi.

Onu yakma fırınına götürmek altı taşıyıcının altı saatini aldı.

Bernard sana yardım edemez.

Çünkü onun yanışını izledim.

Karım, onunla ilgili bir şey hatırladığını söyledi.

Yapman gereken bir şey varmış.

Hayır, hatırlayamıyorum.

Umarım hafızanın daha fazlasını geri kazanırsın.

Gerçekten umuyorum.

Özellikle karımı ve oğlumu neden silah zoruyla rehin tuttuğunu

hatırlamanı umuyorum.

Kimsin sen?

Sen kimsin?

Ben Robert Sims.

- Silo'nun yargıcıyım... - Hayır. Biliyorum.

Bunu söyledin.

Seni tanımıyorum.

Seni tanımıyorum. Kimseyi tanımıyorum, değil mi?

Aynada kendime bakıyorum ve bana bakan kişiyi de tanımıyorum.

Ve...

Belki bir şeyler hatırlamışımdır diye düşündüm

ama gitti.

Bana bunun bir rüya olduğunu mu söyleyeceksin? Rüya mı?

Bilmiyorum.

Tamam, önceki dosyayı aç.

Evet, işte.

- Bunların hepsinin çıkarılması gerekecek. - Tamam.

Ona ne söyledin?

Bernard'ın zehirden öldüğünü.

Teşekkürler.

New Orleans'ın kahramanı değil mi bu?

New Orleans'ın bir kahramanı.

O projede 500 ordu mühendisi vardı.

Ama Kongre Üyesi Keene kilit isimdi, değil mi?

Setleri tünellerle değiştirme fikrini siz bulmuştunuz

ve yukarıdaki toprağı bozmayan bir matkap icat etmiştiniz, değil mi?

Kampanya metnimi okumuş gibisiniz.

Kampanyanız iyi yazılmıştı.

Ailemizdeki yazar Anna'dır.

Basın bültenleri değil. Mevzuat. Tasarıları ben yazarım.

Onları düzenler.

Onları boya kalemiyle kabul etmeye başlarlarsa bana ihtiyacı kalmaz.

Nasıl yardımcı olabilirim Kongre Üyesi?

İran'a karşı bir misilleme olacak mı?

Ülkemizin başkentinde kirli bir bomba patlattılar,

elbette misilleme olacak.

İran Komitesi'ne atanmak istiyorum.

Bekleme listesi için bile bekleme listesi var.

Sırayı atlamak istiyorum.

More Turkish subtitles for Silo

கருத்துகள்

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left