200 rreshtat e parë.
CHICAGO DAILY TRIBUNE DEWEY, TRUMAN'I YENDİ
GİZLİ - FBI KANIT 1 - WATERGATE
17 Haziran 1972 gecesi hırsızlar,
Washington'daki Watergate iş merkezindeki
Demokratik Ulusal Komite'nin ofislerine girdiler.
Bu skandal "Watergate" olarak anıldı
ve sonunda Nixon'ın başkanlıktan istifasına yol açtı.
ÖNCELİĞİ "ULUSUN ÇIKARI"
Washington Post muhabirleri Carl Woodward ve Bob Bernstein,
inatçı soruşturmalarıyla haberi ortaya çıkardı.
Yine de bunu
"Derin Gırtlak" dedikleri kaynak olmadan yapamazlardı.
Onlara Washington'daki bir garajda
isimsiz olarak bilgi sızdırdı.
Bu, Başkanın Bütün Adamları filmiyle tarihe geçti.
Harika filmdir.
Ayrıca Derin Gırtlak'ın Woodward ve Bernstein'ın anlattıklarından
çok daha fazlasını söylediğini öğrendik.
-Neredesin? -Sıkıştım.
Haber tıkanıp kaldı.
Yardım edeceğimi mi düşündün?
Senden asla alıntı yapmam.
İsimsiz kaynak olarak bile senden alıntı yapmam.
Kimliğin tamamen gizli kalır. Bana güvenebilirsin.
Devam et.
Watergate hakkında bildiklerini anlatabilir misin?
Birkaç şey duydum.
Dinliyorum.
Ferguson Yatırım'ı biliyor musun?
Beşinci kattalar. İflas etmek üzereler.
Baba ile oğul, şirket yüzünden birbirine girmiş.
İşler gittikçe çirkinleşiyor.
Peki bunun hırsızlıkla ne ilgisi var?
Binadan bahsettin.
Watergate binasını kastettiğini sandım.
Hayır, bina umurumda değil. Watergate skandalından bahsediyorum.
Nixon'ın yeniden seçim kampanyası ve Watergate binasındaki
-Demokratik Ulusal Komite'nin dinlenmesi. -Anladım.
İşin içinde G. Gordon Liddy de. varmış. Bana Liddy'den bahset.
Duyduğuma göre kızının diş telleri gelecek hafta çıkacakmış.
Bir de ona yeni bisiklet alacaklarmış.
Diş tellerini taktı,
bisikleti kaptı.
Yani?
Şimdi de bisiklet istemiyormuş.
Midilli istiyormuş.
Çok pahalıdır.
-Evet, pahalıdır. -Bence almayacaklar.
Kolay manipüle edilen biri olduğunu mu anlatmaya çalışıyorsun?
Hayır, midilli almak istemediğini anlatmaya çalışıyorum.
Bunun Watergate ile ne ilgisi var? Liddy'nin kızından bana ne.
İşe yarayacak bir şey vermelisin.
Duyduğuma göre Haldeman'ların durumu kötüymüş.
Nasıl yani?
Karısı Joanne'in sırt problemi vardı ya.
-Evet. -Bir masaj terapisti tutmuş
ve anlaşılan çok daha iyiymiş.
Anlarsın ya.
-Kadını beceriyor. -Yani?
Adamı gördüm. Boyu en fazla 1,63.
-Tam bir cüce. -Yani?
Joanne ondan en az 10 santimetre uzun. Büyük yaş farkından bile beter.
Erkek büyükse kimse umursamaz ama kadın büyük olunca iş değişiyor.
Bunun Watergate ile hiçbir ilgisi yok.
Bu bilgiler umurumda değil. Ben senin...
-Bilgi var demiştin. -Az önce bilgi verdim ya.
Sence ilginç değil mi?
Watergate'te ne olduğunu
ve bunun Başkan Nixon'la bağlantısını ortaya çıkaracak bir şey lazım.
G. Gordon Liddy hakkında bir şey daha söyleyeyim.
Tamam.
Beyaz Saray,
G harfinin açılımının bilinmesini istemiyor.
-Açılımı ne? -Gordon.
Beyaz Saray, adının Gordon Gordon Liddy olduğunun bilinmesini istemiyor mu?
Evet, saçma geldi. Belki de Gus'tır.
Soruyor musun, söylüyor musun?
-George, Gary... -Kafadan mı atıyorsun?
G ile Gerry...
Boş ver. Bu tam bir zaman kaybı.
-Ben gidiyorum. -Bekle.
-Baksana Woodward. -Ne var?
-Bana otopark parası borçlusun. -Değilim.
Sana bir sürü bilgi verdim.
İşe yaramaz bilgiler.
Tamam, bilmen gereken birkaç şey daha var.
Dinliyorum.
Şehirde kendine "Çim Doktoru" diyen bir adam var.
-Ama doktor değil. -Evet, bahçıvan.
İnsanlar onu gerçek doktor sanıyor ama değil.
Sen de onu doktor sanıp
öyle olmadığını öğrenince kızdın mı?
Her ziyaret için 400 dolar alıyor.
-Çimin ne kadar büyük? -Bunu söyleyemem.
Beni neden buraya çağırdın?
-Sende bilgi olduğunu duydum. -Parçaları birleştir.
Aralarındaki bağlantıyı görebiliyor musun?
Paranın izini sür.
"Paranın izini sür" mü?
Hangi para? Hiçbir şey anlamıyorum.
Bernstein nerede?
Alınma ama senden biraz daha akıllı.
Bu saçmalık. Bana işe yarar bir şey ver.
Beyaz Saray'la ilgili herhangi bir şey.
Tamam ama bu kesinlikle kayıt dışı.
Tabii ki.
Pat Nixon'ın Bendel'de hırsızlık yaparken yakalandığına dair
bir söylenti var.
Çantasında bir ayakkabı bulmuşlar.
Tek ayakkabı. Bir düşün.
Düşünüyorum. Tek ayakkabı.
Ayakkabısını mı kaybetmiş?
Ayakkabıyı çalmış.
Neden tek ayakkabı çalsın? Tek ayakkabıyı giyemez.
Aynen öyle. Buna hazır mısın?
Hayır, sanmıyorum.
Gerald Ford torunlarıyla şeker toplamaya çıkmış.
Kimse onu tanımayınca çocuklara şekerleri geri verin demiş.
Neden...
-Torunları onunla konuşmuyormuş. -Ne saçmalıyorsun sen?
Umurumda değil. Şeker toplama umurumda değil.
Midilliler, diş telleri, yasak aşklar umurumda değil.
Hiçbiri umurumda değil. Vaktimi boşa harcıyorum.
İşe yarar bir şeyin var mı?
Charles Colson, Beyaz Saray'daki toplantıda terlik giymiş.
Nixon umursamamış ama Haldeman bunu büyük mesele yapmış.
Tamam, işimiz bitti.
Benim de gitmem lazım
çünkü çamaşırlarımı ortak kurutma makinesine attım
ve birinin çıkarıp almış olmasından korkuyorum.
-Tamam. Kolay gelsin. -Peki...
Her şey için teşekkürler. Minnettarım.
Yanında bozukluk var mı? Tekrar çalıştırmam gerekirse diye.
Pek iyi görünmüyorsun.
Eve dönebilecek misin? Araban var mı?
Otobüsle geldim.
Otobüsle mi geldin? Az önce otopark parası istedin.
Para koparmaya mı çalışıyordun?
-Onu da sen çöz. -Siktir et.
Boş versene. Beni bir daha arama. Gidiyorum.
-Beni Bernstein arasın. -Bernstein'i de arama.
Beni rahat bırak.
Tanrım!
Tuhaf biri.
15 Temmuz 1903'te
Henry Ford, Detroit, Michigan'da
Ford Motor Company'nin ürettiği Model A otomobili için
ilk siparişini aldı.
Yıl sonuna kadar fabrikada 1.000 araç üretildi
ve otomotiv devrimi başlamış oldu.
Ford sadece bir mucit ve sanayici değildi,
aynı zamanda koyu bir Yahudi düşmanıydı.
The Dearborn Independent'in sahibiydi.
Bunu "Uluslararası Yahudi" gibi yazıları yayınlamak için kullanıyordu.
DÜNYANIN EN BÜYÜK SORUNU
Ne adam ama.
Yakında Amerika'nın her yolunda otomobiller olacaktı.
Ford dünyanın zirvesindeydi
ama köyde dedikleri gibi,
kader bazen insanı tam kıçından tekmelemeyi iyi bilir.
Evet?
Bay Ford, Detroit'in ileri gelenleri geldiler.
-Onları içeri al genç Clifton. -Tamam.
Saygıdeğer beyefendiler, Bay Ford sizi küçük bir gezintiye çıkarmak istiyor.
...işler ve...
Beyler, bu...
-Başkomiser Mahoney. -Memnun oldum.
-Bay Hudson. -Henry.
Siz kimsiniz?
Ben Haham Shmuel Ben-Yanklovitz.
Belediye meclisine yeni seçildim.
Tebrikler.
Böylesine tarihi bir ana tanıklık etmek büyük bir onur.
Heyecandan titriyorum. Buna ne diyorsunuz?
Buna "otomobil" diyoruz.
-"Otomobil." Evet. -Olağanüstü.
-Bu Model A. -Bakabilir miyiz?
Elbette. Sadece dokunmayın. Yine de akabilirsiniz.
Gerçekten muhteşem.
Bay Ford, siz gerçekten...
-Bu inanılmaz bir başarı. -Çok etkileyici.
-Harika. -0'dan 7'ye bir dakikada çıkıyor
ve iki atın gücünde enerji üretebiliyor.
Muazzam bir başarı Bay Ford.
Çok teşekkür ederim.
Kraków'da
Hymie Fordberg diye biri var.
Akrabanız mı? Fordberg'den Ford'a mı geçtiniz?
-Kısalttınız mı? -Adımı kısaltmadım.
-Bence kısaltmışsınız. -Fordberg diye biri yok.
-Kısalttınız mı? -Hayır bayım.
Hadi gidelim.
Kesinlikle.
Evet.
Ne yazık ki araba yalnızca iki yolcu ve beni alabiliyor, o yüzden...
Ama ben dört koltuk görüyorum.
Ağırlık sınırı var.
Ağırlık sınırı.
-Ağırlık sınırı, evet. -İlginç.
Ne yapabilirsiniz ki?
No comments yet. Be the first to leave one.