12 Angry Men

12 Angry Men

Download Turkish Subtitle

Release info

12 Angry Men 1957 1080p UHD BluRay FLAC1 0 DoVi HDR x265-PTer
12 Angry Men 1957 2160p UHD Blu-ray Remux HEVC DV HDR FLAC 1 0-KL
A Commentary by 1see0ne
Amazon Prime altyazısıdır. Süre: 01:36:01.340

Tags

bluray
uhd
2160p
1080p
bluray
dv
hdr
remux
x265
Published on: 2025-02-03
Downloads: 241
Hearing Impaired: No
FPS: 24

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

ADALETİN DOĞRU SAĞLANMASI İYİ BİR YÖNETİMİN EN SAĞLAM DİREĞİDİR

2. KAT ASLİYE CEZA MAHKEMESİ

Harika bir iş başardın.

Başardın. Başardın!

Uzun ve karmaşık bir dava dinlediniz.

Birinci dereceden cinayet.

Kasten adam öldürme, mahkememizde yargılanan en ciddi suçlamadır.

İfadeleri dinlediniz ve bu konuda yasaların ne dediğini öğrendiniz.

Şimdi göreviniz oturup gerçekle yalanı birbirinden ayırmaya çalışmak.

Bir adam öldürüldü, bir diğerinin canı söz konusu.

Aklınızın bir köşesinde makul şüphe varsa,

en ufak bir şüphe, o zaman sanığın suçsuz olduğuna karar vermelisiniz.

Ama hiçbir şüphe duymuyorsanız ve vicdanen rahatsanız sanığı suçlu bulun.

Kararınız, ne olursa olsun, oy birliğiyle alınmalıdır.

Sanığı suçlu bulmanız hâlinde yargıç sanığın affına karar veremez.

Bu davada idam cezası zorunludur.

Büyük bir sorumlulukla yüz yüzesiniz.

Teşekkürler beyler.

Yedek jüri üyeleri ayrılabilir.

Jüri şimdi çekilebilir.

Bunu dene.

- Sakız ister misin? - Hayır, teşekkürler.

- Kımıldamıyor. - Öyle mi?

- Yardım edeyim. - İşte oldu.

- Biliyor musun… - Neyi?

Bu sabah hava tahmin bürosunu aradım. Bugün yılın en sıcak günü olacakmış.

En azından klimamız olsaydı.

- Adınız ne efendim? - Şuradaki benim adım.

Sağ olun.

Pekâlâ beyler. Herkes burada.

Bir isteğiniz olursa kapının hemen önünde olacağım.

- Tıklatmanız yeterli. - Tamam.

Günaydın. Kapıyı kilitlediklerini bilmiyordum.

Elbette kilitlerler. Ne sanmıştın?

Bilmem. Aklıma gelmemişti.

O ne için?

Gizli oylama yaparız diye düşündüm.

Müthiş fikir. Belki onu senatör bile seçeriz.

Bu çok önemli bir dava.

- Beğendin mi? - Bilmem, oldukça ilginçti.

- Öyle mi? Ben neredeyse uyuyacaktım. - Daha önce hiç jüride bulunmamıştım da.

Öyle mi? Ben birçok kez jüri üyeliği yaptım.

Avukatlar böyle kolay neticelenecek davalarda bile konuşur da konuşur.

- Bu kadar laf salatası duymuş muydun? - Ama buna hakları var bence.

Hakları var. Sistem böyle ama ben olsam

o sert çocuklar daha sorun yaratmadan tokadı basarım.

Zaman ve paradan tasarruf olur.

- Hadi başlayalım artık. - İyi fikir.

- Evet. Başlayalım. - Hepimizin işi vardır.

Beş dakika aradan sonra başlarız.

- Beylerden biri lavaboda. - Sorun nedir?

Sıralı mı oturacağız?

Bilmiyorum. Galiba.

- Benim yerime oturmuşsunuz dostum. - Özür dilerim.

Sorun değil.

Manzara fena değil, ne dersin?

Bu dava hakkında ne düşünüyorsun? Yani, bence çok ilginç.

Kör nokta yok. Anlarsın ya.

Cinayet davası olduğu için şanslıyız.

Ya tecavüz veya hırsızlık olsaydı?

Acayip sıkıcı olurdu!

Woolworth Binası değil mi şu?

Doğru.

Ne tuhaf.

Hayatım burada geçti ama o binaya hiç girmedim.

Bütün ıvır zıvırı çözümlemek gerekiyor. Sinema olayı gibi.

Evet. Hele şu bıçak hikâyesine ne demeli? Caz yapıyorlar, yetişkinler buna kanar mı?

Öyle sansınlar. Neyle uğraştığımız belli.

Evet, bence de. Tamam, kornan çalışıyor. Şimdi de farları dene.

- Üşüttün mü? - Hem de nasıl.

Yaz nezlesi insanı mahvediyor. Burnuma dokunamıyorum bile.

Evet, ben de yeni atlattım.

Hadi sayın jüri başkanı, başlayalım.

Ama adam hâlâ lavaboda.

Bir havadis var mı? Bu sabah gazete okuyamadım.

- Borsanın nasıl kapandığına bakıyordum. - Borsada mı çalışıyorsun?

Simsarım.

Benim de kurye firmam var.

Hazır ve Nazır Kurye.

İsim karımın fikriydi.

Sıfırdan başladık, şimdi 37 çalışanımız var.

Evet beyler. Yerlerimize oturalım mı?

- Sıraya bakıyorum. - Adınız var mı? Oturun.

Çabucak bitirelim şu işi. Sizi bilmem ama benim bu akşamki maça biletim var.

Yankees ile Cleveland.

Bizde Modjelewski de oynayacak.

Gerçekten boğa gibi. Bilirsin.

Öyle falsolu top atıyor ki. Bilirsin.

Tam bir beyzbol fanatiğisin, değil mi?

Nasıl oturuyoruz?

Bence numara sırasına göre oturalım.

1, 2, 3, 4, 5 gibi sırayla oturalım. Sizce de mahzuru yoksa.

- Olur. - Ne fark eder?

Sıralı oturmamız mantıklı.

- Öyle olsun. - Siz 12 numarasınız, şöyle geçin.

- Evet, 12. - Siz 1 numarayla başlayalım.

- 2, 3, 4, 5, 6. - 2, 3, 4.

Savcının konuşmasını nasıl buldunuz?

Affedersiniz?

Gerçekten zekiceydi.

Olayları tek tek, mantıklı ve sıralı bir şekilde açıkladı.

- Ben çok etkilendim. - İşini ustaca yaptı bence.

Enerjisi de yüksekti. Çok yüksekti.

Evet beyler. Bir dakika duralım.

Beyler?

Başlayalım diyoruz. Pencere kenarındaki beyefendi.

- Başlamak istiyoruz. - Affedersiniz.

Anlamak zor, değil mi? Çocuk babasını öylece öldürür.

Rakamları analiz etseniz bunun hep olduğunu görürsünüz.

Bu çocukları başıboş yetiştiriyorlar.

Belki de babası hak etmiştir. Anlarsınız.

- Herkes burada mı? - Yaşlı adam içeride.

- Kapıyı çalar mısınız lütfen? - Tabii.

- Yankees taraftarı mısınız? - Hayır, Baltimore.

- Baltimore mu? - Evet.

Her gün kafaya levye yemek gibi.

Sizde kim var ki? Birkaç iyi çim görevlisi dışında kim var?

- Başlamak istiyoruz. - Bağışlayın beyler.

Sizi bekletmek istemezdim.

Baltimore mu?

Tamam beyler, lütfen dikkatinizi verin. Olayı istediğiniz gibi ele alabilirsiniz.

Kural koyacak değilim. Önce konuşup sonra oylayabiliriz.

Elbette yöntemlerden biri bu.

Ya da hemen şimdi oylayabiliriz.

Başta bir oylama yapmak âdetten olsa gerek.

Evet, oylayalım. Kim bilir, belki hemen çıkıp gideriz.

Evet.

Öyleyse hepinize burada birinci dereceden cinayetle uğraştığımızı hatırlatırım.

Oylarımız suçlu olduğu yönünde çıkarsa o çocuğu elektrikli sandalyeye göndeririz.

ERKEK - KADIN

- Bu zaruri. - Bence bunu biliyoruz.

- Evet, bakalım kim ne diyor. - Bakalım.

- Oylamayı istemeyen var mı? - Bence mahzuru yok.

Mutlaka 12'ye karşı sıfır olmalı, ya suçlu ya suçsuz.

Kanun böyle söylüyor. Hazır mısınız?

Suçlu diyenler lütfen el kaldırsın.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7,

8, 9, 10, 11.

11 kişi suçlu diyor.

Suçsuz diyenler?

1. Tamam.

11 suçlu, 1 suçsuz.

Ne durumda olduğumuzu gördük.

Aman be! Her zaman biri çıkar.

Peki şimdi ne yapıyoruz?

- Konuşuyoruz galiba. - Aman be!

Masum olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Bilmiyorum.

Siz de duruşmadaydınız, siz de duydunuz. Çocuk tehlikeli bir katil, belli.

- 18 yaşında! - Yeterince büyük.

Öz babasını bıçaklamış, göğsüne 10 santim. Mahkemede bir düzine delille ispatladılar.

- Listeleyeyim ister misiniz? - Hayır.

- O zaman ne istiyorsunuz? - Sadece konuşmak istiyorum.

Konuşulacak ne var ki? 11'imiz suçlu olduğunu düşünüyoruz.

Sizden başkası ikinci kez düşünme gereği duymadı.

Size bir şey sormak istiyorum. Hikâyesine inandınız mı?

Bilmiyorum. Belki de inanmadım.

Öyleyse neden suçsuz oyu verdiniz?

Suçlu diyen 11 oy vardı. Elimi kaldırıp bir çocuğu

öncesinde konuşmadan ölüme göndermek benim için kolay değil.

- Kolay olduğunu kim söyledi? - Kimse.

Ne yani, sırf hızlı oy verdim diye mi? Suçlu olduğuna gerçekten inanıyorum.

100 yıl da konuşsanız fikrimi değiştiremezsiniz.

Fikrinizi değiştirmeye çalışmıyorum. Sadece…

Birinin canı söz konusu. Beş dakikada karar veremeyiz.

- Ya yanılıyorsak? - Ya yanılıyorsakmış!

Ya bina tepemize yıkılırsa?

- Her şeyi varsayabilirsiniz. - Doğru.

Ne kadar sürdüğünün ne önemi var? Beş dakikada yaptıysak ne olmuş?

Bir saat konuşalım.

Maç sekizde başlıyor.

- Söz isteyen var mı? - Ben bir saat oturmaya razıyım.

- Harika. Dün gece nefis bir hikâye duydum. - Ama burada bunun için oturmuyoruz.

Pekâlâ, öyleyse siz söyleyin: Burada ne için oturuyoruz?

Bilmem. Belki de sebebi yoktur.

Bakın, bu çocuk ömrü boyunca tekmelenmiş.

Kenar mahallede doğmuş, dokuz yaşındayken annesi ölmüş.

1,5 yıl yetimhanede kalmış. Babası kalpazanlıktan hapisteyken.

Pek mutlu bir başlangıç sayılmaz.

O yabani, öfkeli bir çocuk. Hep öyleydi. Neden, biliyor musunuz?

Çünkü her gün bir başkası kafasına vurdu. Bayağı sefil bir 18 yıl yaşadı.

Bence ona birkaç kelime de olsa borçluyuz, hepsi bu.

Şunu söylemekte sakınca görmüyorum bayım: Ona borçlu değiliz. Adilane yargılandı.

Bu davanın maliyeti ne sizce? Şanslıymış ki duruşmaya çıktı.

- Haklısınız. - Bakın, hepimiz yetişkin insanlarız.

Gerçekleri dinlemedik mi?

Bu çocuğun ne olduğunu bile bile bana ona inanmam gerektiğini söyleyemezsiniz.

Hayatım onların arasında geçti. Tek kelimelerine inan olmaz.

Bunu biliyorsunuz. Hepsi doğuştan yalancıdır.

- Buna ancak cahil biri inanır. - Dinleyin…

Sizce doğru doğuştan sizin tekelinizde mi? Bu adama bazı şeyleri göstermek lazım.

- Bugün pazar değil, vaaza gerek yok. - Yapacak işlerimiz var. Bitirelim şu işi.

Rice Pops. Ajansta bu ürün üstünde çalışıyorum.

"Yerinde duramayan kahvaltı".

- Sloganı ben yazdım. - Çok akılda kalıcı.

- Evet. - Müsaade eder misiniz?

Affedersiniz, alışkanlıktan bir şeyler karalarım hep.

- Net düşünmemi sağlıyor. - Yapmamız gerekenler var.

- Ebediyen burada kalmanın âlemi yok. - Özür dilerim.

Tamam.

More Turkish subtitles for 12 Angry Men

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left