Blinded by the Light

Blinded by the Light

Download Turkish Subtitle

Release info

Blinded by the Light 2019 720p BluRay x264-AAA
A Commentary by Detective.Kofiko
Official Subtitles

Tags

BluRay
x264
720p
720
Published on: 2020-03-28
Downloads: 13
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

"Bir hayali anlatıp gerçekleştirmeye çalış." Bruce Springsteen, Badlands

Gerçek bir hikâyeden esinlenilmiştir

Kuzey M1 - Londra M1 Luton berbat bir yer

Eylül, 1980.

En iyi arkadaşım Matt ile doğum günlerimiz aynı.

Ona yepyeni bir bisiklet aldılar.

Çok hızlı gidiyor ve çok havalı.

Bana da Rubik küpü aldılar

ama Matt istemediği bu günlüğü bana verdi

ve her gün buna yazacağım.

Ruslar tam 363 gündür Afganistan'dalar.

Madness'ın Baggy Trousers şarkısı en sevdiğim şarkıdır.

Matt, beraber Londra'ya gitmeyi iple çekiyorum.

Oraya giden şu insanlara baksana.

Evet. Kim bu otoyoldan Luton'a çıkmak ister ki?

-Hadi. -Peki.

Atla.

-Bindin mi? -Evet.

Hadi, gidelim.

Dâhice, Matt!

Sonsuza dek kanka olacağız!

LUTON SANDVİÇ ŞİRKETİ BEDFORDSHIRE'IN EN İYİ FIRINI

7 Yıl Sonra

Haftaya soğuk tavuklu var.

Harika. Güzel işti, sağ ol. Görüşürüz.

Javed, evlat, al bakalım.

Hoşça kal, peynir ve turşu. Yaz işim bitmiştir.

Soğuk Savaş devam ediyor.

Reagan ve Thatcher hâlâ bir numaralar.

Ama ben Luton'da takılı kaldım. Sürüden biri.

Eğlence yok, özgürlük ya da gelecek de.

Çünkü Luton öyle bir yerdir.

FERT BAŞINA VERGİ 1990'DA BAŞLIYOR

LUTON KENTİ

İşsizliğe karşı halk yürüyüşü

Çalışma Hakkı İçin Mücadele Edin

KÖR EDEN IŞIK

Matt.

J! Seni soytarı seni.

-İbiza nasıldı? -Dostum, acayipti.

Emma ile orada tanıştım. St. Albans'ta yaşıyor.

-HMV Müzik'te çalışıyor. -İyi misin?

İyi miyim...

İşten yeni çıktım. Grubun için sana yeni bir şarkı yazıyorum.

Soğuk Savaş hakkında.

Javed sürekli yazar. Günlük, şiir falan.

Bo Derek ile ilgili de bir şey yazıp ona göndermişti.

En iyi ödevlerini de ben yazdım.

-Hatırladın mı? -Evet.

Bu yılın en iyi şarkısını Pet Shop Boys yaptı.

Dostum, sana söyledim. Gelecek synth'lerde.

Neyse, doğum günün kutlu olsun, dostum.

Havaalanından aldım, bilirsin.

Balear Adaları'nın bereket sembolü.

Sağ ol.

Yani, belki bir gün kız tavlamana yardımcı olur diye düşündüm.

Daha önce hiç kız arkadaşı olmadı da...

Dinin mi yasaklıyor?

Hayır. Sağ ol, Matt.

-Sonra görüşürüz, dostum. -Görüşürüz.

Çok şey kaçırıyor.

Ne yapıyor bunlar?

Bununla nasıl arkadaş olabilirsin?

Hiç utanması yok.

Bury Park'a bunu görmek için taşınmadım.

Bunun kötü bir şey olduğunu ona söylemelisin.

İyi bir mahallede çok kötü bir davranış.

Baba, o İngiliz.

Kız kardeşin geliyor. Şu torbaları arabadan al.

Matt dönmüş.

Muhteşem hayatıyla bana işkence etmek için.

Bastır, evlat!

Bu da kim?

N'aber, J? Ona her şeyi ben öğrettim.

Bütün numaraları.

Çok memnun oldum, Prenses Emma.

Al bakalım tatlım.

19,50 paunt.

Yarın sabah 30 elbise daha bırakacağım.

Ne mutlu sana. Böyle yardımsever bir ailen var.

Şuraya bak. Benimkiler evi otel gibi kullanıyor.

Bak sana ne diyeceğim,

çocukları böyle yetiştirerek doğru yapmışsın.

-Hoşça kal, tatlım. -Güle güle.

Javed.

3 Eylül 1987.

Babam başka bir yüzyılda takılı kalmış.

Bana altı yaşında muamelesi yapıyor, 16 değil.

Javed, oğlum, gel!

Partin için hazırız!

Geliyor.

Doğum günün kutlu olsun.

Akıllanma zamanı. Artık çocuk değilsin, Javed.

KRAVAT ve MENDİL

Sağ ol, kuzen.

Kuzen değil. Kız kardeş.

Hadi, mumları yakalım.

Yasmeen, fotoğraf.

Gülümseyin.

Bir dilek tut, oğlum.

Çok para kazan, bir kızı öp, bu çöplükten kurtul.

Pop şarkısı yazman gerekiyordu.

Kim nükleer savaş ve Thatcher'la ilgili şarkı yazar ki?

Hep depresif şeyler hakkında yazıyorsun.

Param yok ya da Rocky'yi televizyonda izleyemiyorum gibi.

Bu doğru değil. Ayrıca politika ve Reagan ekonomisi...

Javed, dört sene harcadın, dostum,

kahrolası babana takılı kaldın.

Sana 32 kilobayt RAM'i olan bir Acom Electron bile aldırmadı.

32 kb sanal belleği de vardı.

Evet, ama sen ve baban hakkında şarkılar söyleyemem, değil mi?

Seni sınavlar için de zorluyor mu?

Hayır. Kendim için çalışıyorum. Üniversiteye gitmek istiyorum.

İyi notlar almam beni üniversiteye sokar.

Buradan kurtulmamın tek yolu bu, dostum.

Şu an New York'ta sabah dört, Tokyo'da akşam dört ve Luton'da sabah dokuz.

Radyo LUVIC'i dinliyorsunuz.

Luton Sixth Form Koleji'nin resmî radyosu.

Ben, Colin Hand. Pikabın efendisi olan el.

İşte size yılın ilk dersi

ve konusu da, Lessons in Love.

İlk gün. Zirvede başla ve orada kal.

Çok çalış. Benim gibi hayatın boyunca fabrikada çalışmak zorunda kalma.

Tamam, baba.

Başarılı olmak istiyorsan sınıftaki Yahudileri izle.

Yahudiler ne yapıyorsa onu yap. Onlar başarılı insanlar.

Bu biraz ırkçı oldu, baba.

Gerçek bu.

Hey, buraya okumaya geldin, tamam mı?

Evleneceğin kişiyi ben bulurum. Bunu bana bırak.

Unutma, kızlardan uzak dur! Yahudileri takip et!

'87 Sınıfı Hoş Geldiniz!

ÖĞRENCİ Postası

Özür dilerim. Kırdım mı?

-O kim? -Patron.

Kimin patronu?

Hepimizin patronu.

BAYAN CLAY

NEDEN BURADASINIZ?

Tamam, herkes burada mı?

Adım Bayan Clay ve neden burada olduğunuzu bilmek istiyorum.

-Kim söylemek ister? -Sınavlarımı vermek için, hocam.

Thatcher sağ olsun,

en iyi dereceyle geçip mezun olsanız bile

sizi bekleyen pek iş kalmadı.

Neyse, benim bu sınıfta yapmak istediğim

duruşunuzu ve düşüncelerinizi öğrenmek.

Bu yıl çalışacağımız yazarlar ölümsüzler.

Temaları evrensel. Shakespeare, Dickens, Woolf.

Burada hanginiz onlar gibi sonsuza dek yaşamak istiyor?

Burada kim yazar olmak istiyor?

-Bayan Clay? -Evet...

Eliza.

Bir yazarın işi, dünyayı değiştirmek için bir fark yaratmak değil mi?

Evet, o bir başlangıç. Beğendiğim yazarlar bir fark yaratırlar.

Dünyaya duyulması gereken şeyleri söylerler.

Adın neydi senin?

Javed.

Javed, elini kaldırdın ama sonra indirdin.

Bayan Clay, on yaşından beri şiir ve günlük yazıyorum.

Ama çok ilgi çekici değiller.

O zaman neden yapıyorsun?

Bilmiyorum.

Sanırım düşüncelerimi dökmek için.

Bakın, benim evimde babamdan başka kimse düşüncelerini söyleyemez.

-Ne istersin, tatlım? -Kızartma ve fasulye, lütfen.

Bu yer kötü.

Acayip kabilelerin Birleşmiş Milletleri gibi.

Gotikler var, Salt-N-Pepa tayfası,

Wham! çocukları, Bananarama kızları...

sonra Eliza da var. Akıllı, küstah

ve Nelson Mandela'nın özgürlüğü için mücadele ediyor.

Bir de ben varım.

Benim kabilem yok.

Alo.

Arkadaşsız Bilal.

N'aber?

Ne yazıyorsun?

-Hiçbir şey. -Makale mi?

Şimdiden mi? İnek falan mısın?

Hayır, sadece günlük.

Peki, bana Patron'dan bahset.

Bruce, bu dandik dünyanın tüm gerçeklerine çıkan yoldur.

Gerçekten mi?

Bizim dünyamız hakkında ne bilir ki?

Bunları hayatın pahasına koru, tamam mı?

Bana sonra teşekkür edersin.

PAKİLER DIŞARI

Bugün bir çocuk bana tükürdü.

Duvara pisliğini kustuktan sonra.

Bu sefer kaçmamayı denedim.

Bu sefer dik durdum ve dedim ki:

"Korkmuyorum aptal palyaço. Benden daha üstün değilsin."

"Burası benim de şehrim."

Ona karşı gel. Neden kaçıyorsun?

Zavallı Nazi pislikle yüzleş. Bundan daha iyisin.

-Matt nerede? -Biraz meşgul.

Emma! Bu hâlinle neden kapıyı açıyorsun?

-İyi misin, dostum? -Evet.

Sözlerim hazır mı?

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left