The End of the F***ing World

The End of the F***ing World

Download Turkish Subtitle

Season 2

Release info

The End of the Fucking World S02E02 1080p HDTV H264-PLUTONiUM
A Commentary by mennoberg

Tags

HDTV
hdtv
1080
HD
Published on: 2019-11-06
Downloads: 34
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 112 lines.

Ben Alyssa.

19 yaşındayım.

Hayatımın en boktan günü geride kaldı sanıyordum.

Prenses gibi görünüyorsun.

Ama bu daha beter.

Yaptığım şey için kamu hizmeti cezası aldım

ama okula dönmek daha kötüydü.

Böyle bir olayın sonuçları çok da kolay olmuyor.

Boktan bir ünün oluyor.

Başka biri oluyorsun.

Kendine karşı da.

Ama eski hâline dönüşün olmuyor.

Sanırım annem başıma gelenleri benden daha kötü algıladı.

Lütfen Tony, beni terk etme.

Tony'yi kovdum.

Kovmamıştı.

O aşamadan sonra annem resmen delirdi.

Kendinden üçüncü şahıs olarak bahsetmeye başladı.

Gwen'in kestirmesi lazım.

Peki.

Orada kalmak ağır gelmişti.

O evde, o kasabada.

Biz de ikizleri alıp gittik.

Mezuniyeti kaçıracaktım ama annem olsun, dedi.

Daha sonra bitirirsin ya da iş bulursun.

Veya zengin koca bulursun.

Pardon.

Leigh teyzemin yanına gittik.

Annemin üvey kardeşi.

Bir kafe işletiyor

ve meme kanseri yüzünden deodoranta güvenmiyor.

Onu sevdim.

Onunla istediğimiz kadar kalabileceğimizi söyledi.

Bir seneyi aşkın süredir buradayız.

Bence bu kadarını kastetmemişti.

Annemin konuşabileceği biri olması güzel.

Benim açımdan.

İyi hissetmemi kolaylaştırıyor.

Ve gerçekten iyiyim.

Artık bir şey hissetmiyorum.

Hissetmemek güzel bir şey.

Sanki süper güç gibi.

Leigh bana bir iş verdi.

Sanırım yapacak bir şeyim olsun diye.

İşte ironi diye buna denir.

Marvin bana muzlu tatlı yapabilir miymiş, git bak, seni am...

Ne alırdın?

Gerçek adın mı o?

Öyle olduğunu biliyorsun.

Billy, Leigh'in evlatlığı.

Bok gibiymiş.

İyi bir çocuk.

Peki.

İş çok sıkıcı.

Ama Todd'la tanıştım.

Selam.

Çocuklara kano öğretiyor ve çok kati fikirleri var.

Finlandiya var ya?

Aslında gerçek değil.

Soğuk Savaş sırasında Rusların uydurduğu bir yer.

Tabii.

-Randevuda mıyız? -Evet.

Güzel.

Biraz köpek gibi.

İyi anlamda.

Ayrıca çok iyi öpüşüyor.

-Teyzemin göl kenarında kulübesi var. -Süper.

Görünen o ki seks kötü bir şey değil.

Çok da önemli bir şey değil.

Ona her şeyi anlattım.

Ha siktir.

Evet.

Tavuklu fajita sever misin?

Beni anlıyor.

Evlenmek ister misin?

Sikerler, niye olmasın?

Aynen öyle, sikerler.

Annem düğün için çok heyecanlı.

Kendini resmen buna adadı.

-Bunu yine niye yapıyoruz? -Neyi tatlım?

Düğün yarın, gelinlik üstüme oluyor.

Önceki provada da olmuştu.

Ama şimdi...

Mükemmel oldu.

Bugünlerde erken evlenmek yapabileceğiniz en asice şeylerden.

Annem masrafları boşanma tazminatıyla ödüyor

ki bu da pek asice.

Mutluyum.

Uzun süredir ilk kez gerçekten mutluyum.

Postayla mermi almak korkutucu olmalı.

Ama adınızı doğru yazamayan birinden korkmak zor.

Belli ki adresimi de bilmiyor.

Affedersin.

İntiharı düşündün mü?

-Ne? -Bahşiş de dâhil mi, dedim.

Hayır, bahşişe gerek yok.

-Üstü kalsın. -Sağ ol.

-Araba kimin, biliyor musun? -Hayır, neden sordun?

Bilmem.

Boş ver.

Eskiden izlendiğimi anlamakta çok iyiydim.

Ama artık bilemiyorum.

Muhtemelen paranoya yapıyorum.

-Ben ofisteyim. -Tamam.

Ne oluyor be?

Kimsin sen?

Aman Tanrım.

Çok uygun bir sondu.

Bitmeye mahkûm bir aşk hikâyesi.

Mükemmel bir trajedi.

Ama hayatta kaldım.

Mahkeme tarihini beklerken 24 saat gözetim altındaydım.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left