The first 200 lines.
SPOOKY IN LOVE
CEO CHEON YEO-RI
2. BÖLÜM
REINA OTELİ SEUL
Niye her karşılaştığımızda kaçıyorsunuz Bayan Cheon?
Kaçmadım, sizinle görüşmekten kaçındım.
Niye kaçınıyorsunuz? Virüs müyüm ben?
Peki. Benden kaçındınız.
Bir suçunuz yoksa bunu niye yapasınız?
Suçsuzlar da birilerinden kaçınmak isteyebilir.
Ya, demek herkesi görmezden geliyorsunuz.
Açıkçası size katlanamıyorum.
-Kötü bir ilk izlenim bıraktınız. -Sizinki daha iyi değildi.
Peki ne öğrenmek istiyorsunuz?
Haewang Dağı'ndaki cesedi siz bildirdiniz, değil mi?
Suçluyu yakaladınız ve cesedi buldunuz.
Kimin bildirdiği önemli mi?
Birden fazla suçlu olabilir
ve cesedin yerini bilmeniz büyük bir şüphe yaratıyor.
Suç ortağı
olduğumu mu söylüyorsunuz?
Bir sorun varsa her ihtimali düşünmek gerekir.
Savcılık hezeyansız olmuyor sanırım.
Olguları kontrol etmek için buradayım.
Cesedin yerini nereden biliyordunuz?
Sormak istediğiniz her şeyi sordunuz.
Lütfen gidin.
Cevap alamayınca soru sormanın ne önemi var?
Tek bir şey söyleyin.
Cesedin yerini nasıl öğrendiniz?
Bana söylediler.
Kim söyledi?
-Bir hayalet. -Ne?
Benimle kafa mı buluyorsunuz?
İnanmayacaksanız niye soruyorsunuz?
Hayaletlerle konuştuğunuza göre medyum
-ya da şaman mısınız? -Bayan Cheon.
Hassas bir noktaya mı değindim? Durup dururken suçluluk hissettim.
Hey!
Seni gördüğüme inanamıyorum.
Böyle bir yerde ne işin var?
Arama emirleriyle sık sık böyle yerlere gelirim.
Nasıl buldun? Çok lüks, değil mi?
Bu otelin sahibi müstakbel eşimin kuzeni.
Nüfuzumu kullanıp seni buraya üye yapayım mı?
Otellere özel bir ilgin var galiba.
Jang Eun-ju da bir oteldeyken kaybolmamış mıydı?
Niye şimdi ondan bahsediyorsun?
Biraz daha bekle.
Ne kadar iyi saklamış olursan ol,
Jang Eun-ju'nun cesedini bulacağım.
Hayal gücün çok gelişmiş.
Montun güzelmiş. Sana yakışmış.
Hayaletler seninle konuşuyor mu?
Ne söylüyorlar?
Hiçbir şey.
Şaka yapıyordum.
Şaman Baek, hayalet görmemen için bir hapsetme ritüeli yapmıştı.
Başarısız mı oldu?
Tabii ki hayır.
Fevri davranma.
Yerin kulağı var.
Zaten garip bir söylenti yayıldı.
Ne söylentisi?
Şaman olarak atanmışsın.
Sanırım eski nişanlının ailesi bunu yaydı.
Dedikodu malzemesi olmaktan kaçın.
Dikkat ederim.
Ha, doğru.
Rekabetçiliği İyileştirme Stratejisi konusunda…
Lüks markaların en üst segmentleri için yaptıkları gibi Reina için de
segment yükseltme önerdin sanırım.
Reina Seul yükseltme ve iyileştirme stratejisine bağlı kalacak.
Busan ve Gyeongju şubeleri için de aynısı geçerli.
Ama markanın bütününü düşününce yapımızı değiştirecek
stratejik bir yenilemeye ihtiyacımız var.
Hemen şimdi alınacak bir karar değil
ama CL Raymond Oteli'ni izliyorum.
Marka stratejilerini çok cazip buluyorum.
CL Grubu ilk otelini açarken
başarılı olmak için küresel otel zinciri Raymond'la iş birliği yaptı.
Küresel otel zincirlerinin sadece Seul'e değil,
diğer büyük şehirlere de girdiği bir gerçek.
Yine de buna karşıyım. Sırf bir isim için para ödemeye ne gerek var?
Geçen yıl açıldı ve çok büyüdüğünü biliyorsun.
Fena bir fikir değil.
Bir düşün.
Benim. Neredesin?
Nerede olacağım? Ofise gidiyorum.
Bugün izin almadın mı?
Neden izin alayım?
Benim gibi insanların izin kullanma lüksü yok.
Geçen aydan beri sürekli hatırlatıyorum.
Bugün Maymun Saati'nde bir iyilik yapmalısın.
Lisede miyim ki üniversite için iyilik puanı biriktireyim?
İyilik ancak insanın içinden gelirse makbuldür.
Kötülükten kaçınmak için uğurlu bir günde iyilik yapmanın ne anlamı…
Aman Tanrım.
Biricik torunum hiçbir sözümü dinlemiyor.
Bana bu kadar az değer veriyorsan
daha fazla yaşamamın bir anlamı kalmadı.
Artık dünyada yerim kalmamış.
Hadi ama, böyle söyleme. Torununu üzüyorsun.
Geleceğim, tamam mı?
Öğleden sonra izin kullanacağım.
Dikkatli olun.
Bundan istemiştin.
-Dikkatli olun. -Bu benim!
-Bir, iki, üç, hadi! -Hadi!
İleriye at.
Topu kaybettik!
Olamaz.
-Hayır, topu kaybetme! -Yakala!
Hey, olmaz.
Faul! Faul yapıyorsunuz!
-Kurtaramadın mı? -Çok iyi vurdu.
-Hayır, sadece… -Nasıl kaçırdın?
-Çok kötü. -Olamaz.
O camı daha üç gün önce değiştirmiştik.
Müdür şu anda işte, değil mi?
Evet.
Delili yok edeyim.
Müdürün ofisi kilitli ve bizde anahtar yok.
Her zaman bir yol bulunur.
Yol mu?
Topu buldum!
Jang kaybolduğu sırada yakın odalarda kalanlar mı?
Evet, yan, alt ve üst odalarda kalanlar,
otele giriş çıkış saatleri ve o sırada ne yaptıkları.
Anladım.
Peki.
Park Seung-jae, şampiyonada art arda harika atışlar yaptı
ve üçüncü turda lider durumda.
Vay be, bir rock yıldızı gibi şov yapmışsın.
Mahcup oldum. İçkimizi içelim.
Bay Park, harikasın.
Aramızda kalsın
ama bu skor eski oyunlarına göre bir mucize değil mi?
Sonuçta istatistik bir bilimdir
ama şans bilimin önüne geçebilir.
Sanırım şansım yaver gitti.
-Hepsi bu. -Evet, güzel.
-Anne. -Efendim?
Şansının tükenmemesi için Şaman Baek'ten
ona bir tılsım yazmasını isteyelim mi?
Yani…
Niye olmasın? Şansı hayaletler kontrol edermiş.
Şaman Baek, ruhları kontrol etmekte çok iyidir. Yeo-ri'de etmişti.
Ha-ri.
Bayan Cheon'a bir hayalet mi musallat olmuştu?
Yok canım.
Musallat olma değil.
Kendisi hayalet. Başkalarını aşağıya çeken türden.
Geçen gün hakkında kötü şeyler söyledi.
Benim hakkımda mı? Ne dedi?
Ne demişti?
Eski sevgilini param için bırakmışsın ve asalakmışsın.
Hey, boş ver.
Ne var? Öyle dedi.
İzinsiz giremezsiniz.
Ne istiyorsun?
Bayan Cheon, hakkımda ileri geri konuşuyormuşsunuz.
Asalakmışım ve Ha-ri'nin parası için
sevgilimi terk etmişim.
O alaycı gülümseme de ne?
Cheon Yeo-ri, benden bu kadar mı nefret ediyorsun?
Kuzenine layık değil miyim?
Layık olmadığını söylemek yetmez.
İşin aslı şu ki Jang Eun-ju
kaybolmadan önce otelimize geldi.
Merhaba hanımefendi.
Onunla ben konuşurum. İzin verir misin?
Elbette.
-Siena Salonu'nu tutmak mı istiyorsunuz? -Evet.
Bir sorun mu var? Neden bizzat görüşmek istediniz?
Hayır, bir sorun yok.
Sadece damadın adını duyunca
tanıdığım kişi olup olmadığını
merak ettim.
Evet, o.
Bakın, yapabileceğim bir şey yoktu.
Buraya gelmekten başka çarem yoktu.
Bana evlenme teklif edip parmağıma bu yüzüğü taktı
ama sonra benden ayrılıp başka biriyle çıkmaya başladı.
Hamileyim.
Seung-jae olmadan yaşayamam.
Lütfen yardım eder misiniz?
Ne saçmalıyorsun?
El ele tutuşmaktan hamile kaldığını mı sandın?
-Yani senden değil miydi? -Tabii ki hayır!
Blöf ve yalan konusunda uzmandır.
Ona inanmıyorsun, değil mi?
Sanırım bunu öğrenmenin tek yolu
üçlü bir buluşma ayarlamak.
Üçlü buluşma mı?
Sen, ben ve başka kim?
Jang Eun-ju.
Bir ölüyle nasıl toplantı yapabilirsin?
Ölmediğini, saklandığını söylemiştin.
İddian bu değil miydi?
No comments yet. Be the first to leave one.