The first 200 lines.
Senin Hamlen: fil at 4 ü yer.
Benim hamlem: at kale 3 ü yer.
Zavallı bebek, kaybetmeye başladın değil mi?
Senin hamlen: şah piyon 3 ü yer.
Benim hamlem: Piyon at 6 yı yer.
şah Mat. şah Mat.
Seni hileci sürtük.
Childs, n'apıyor O?
Kampın etrafını turluyor
Kim O?
- Yanında Norge gibi bir şey yazıyor. - Bu Norveçli.
- George, iyimisin? - Evet, evet, iyiyim.
Evet. Neler oluyor orada?
Seyret!
Yavaş.
Sakin Ol. Sakin ol.
Sakin. Evet.
Kahrolası kışın ilk haftası.
Oh, hadi. Dört dikiş sadece. Azıcık sıyırmış.
Bu kadar alçak uçarak ne yapıyorlardı,
- Köpeğe mi ateş ediyorlardı, bize mi? - Hmm, kafayı yemiş burada,
kimbilir belkide, kabin sıcağı delirtti?
U.S. Number 31, arayan McMurdo. Cevap verin
U.S. Number 31, arayan McMurdo, acil! Cevap verin.
Harika.
- Hadi, hadi. - Kimse yok!
Hiçkimse yokmu? Birine ulaşın. Kim olursa olsun ulaşın. Bu durumu rapor etmeliyiz!
Bak, ıki haftadır hiç bir b..a ulaşamadım.
Bu kıtada birisinin bir başkasıyla konuştuğundan şüphe ederim,
ve sen bana birini bul diyorsun!
Belkide Norveç'le savaş halindeyiz.
Ben de Bay Kaptan ne zaman mantar silahını ateşleme fırsatı bulacak diye merak ediyordum.
- Ne kadardır istasyondalar? - Burada sekiz hafta diyor.
- Bu adamların delirmeleri için yeterli değil. - Saçmalık, Bwana.
Beş dakika birisini burada delirtmek için yeterli.
- Çok doğru. - Yani , Palmer' a bak.
ılk günden beri bu şekilde.
- Grupta kaç kişiydiler? - 10 kişi ile başladılar.
- Geriye sekiz kişi kalmış olmalı. - Nereden biliyoruz?
Bu kadar delilerse bizden önce kendilerine daha çok zarar vermişlerdir.
- Yapacak birşey yok. - O, evet var. Yukarı çıkmak istiyorum.
- Bu havada mı? - Bennings?
- Bir kaç saate kalmaz rüzgar hızlanacak biraz. - Biraz mı?
Ben göz yumamam, öte yandan kısa bir süre olursa eğer.
Bir saat gidiş , bir saat de dönüş.
- Kahretsin, Doktor, Ben götürürüm seni. Sorun değil. - Boş ver , Palmer.
Düşündüğün için sağol !
Patlayıcı dolu 15 tane kutu saydım.
- MacReady! - Mac, teçhizatlarını giy.
- Bir hafta hava açılmayabilir, ve onlara en yakın da biziz. - Benim için sorun değil, Doktor.
- Sadece söylüyorum biz şansımızı deniyoruz - Hadi, MacReady.
Beyaz sise yakalanırsak, bir doktorla pilotu yerden kazırsınız.
Hava ince gerçekten. Kalkar kalkmaz açılacak.
Sen bilirsin, Mac.
Uçmak istemezsen uçmayız.
- Sen bu deli ısveçlileri gerçekten kurtarmak mı istiyorsun , ha? - Norveçliler.
- Ne taraf, Doktor? - Güneybatı.
Ben meşgul olduğum için harita işi sana ait.
Mac gerçekten uçacak mı, ha?
O ne yaptığını bilir.
Nauls, bu pisliği kısarmısın? Bu gün vuruldum, uyumak istiyorum biraz.
- Tamam, Bwana. Kısarım. - Very superstitious
Writing's on the wall
Very superstitious
Kimse var mı?
Hey, ısveçli?
ısveçli değil onlar, Mac, Norveçli.
Mac!
Tanrım! Ne cehennem olmuş burada?
Hadi, Doc.
Portatif video cihazı.
- Başka bir şey? - Bunlar Norveççe.
- Ne yapıyorsun Doktor? - Önemli olabilir, yanımda götürmek istiyorum.
Geç oluyor. Hadi acele et.
Kalan bir kaç odayıda kontrol edeyim.
Hey, Copper,buraya gel!
Belki bir fosil buldular, Bazı hayvanların buza gömülmüş artıklarıdır.
- ve kazıp çıkardılar. - Fakat bu neresi? şuna bak.
Bu nedir?
Oradaki bir adam mı yoksa başka biir şey mi?
Her neyse aceleyle gömmüşler.
Kürek bulmama yardım et Doktor.
- Bunu bulduk. - Yüce ısa!
Blair, derhal otopsiye başla.
- Hala kimseye ulaşamadın mı? - ulaşmak mı?
Binlerce mil uzakta ıssız bir yerdeyiz adamım,
ve iyi olacağına daha da kötüye gidecek!
Pekala, işine yapış, Windows, sımsıkı yapış.
Bu Norveçlinin bir şeyi yok, Psikolojik olabilir.
- Uyuşturucu, alkol, hiçbir şey. - Hmm.
Pekala, elimizde olan şey yada görünen şey her neyse,
normal bir takım iç organlar.
Kalp,
akciğerler, böbrek, karaciğer,
bağırsaklar.
Normal görünüyorlar.
...bir, iki nolu kapı, üç nolu kapı.
Bence bu Dawn Screen daha değerli. ılk sana geldim.
Arkadaşın Anna' yı getirdin. Show boyunca Anna'ya danıştın,
- Birkez daha danışma hakkın var. - Sonunu biliyorum bunun.
Clark, bu köpeği diğerlerinin yanına götürür müsün?
Evet, tamam.
Yürü.
Devam et. Ne bekliyorsun?
Orada ne cehennem varsa bilmiyorum.
- Her neyse acayip ve sinir bozucu. - Bennings, git Childs' ı getir.
Bu ne? Neler oluyor?
- Hey, Palmer, bu ne? - Bilmiyorum.
Childs! Mac alev silahını istiyor!
- Mac ne istiyor? - Söylediği bu!
- şimdi, kıpırda! - Kahretsin!
- Geri dur. - Mac, bu ne?
Hayır!Hayır!Tanrım!
- Sakın!Sakın!Hayır! - Get back! Get back!
Buraya gel, yak şunu!
Kahretsin, Childs, kızart şunu!
Oh, tanrım.
Oh! Ohh!
Bak.O....çocuğu.
Burada bir organizmadan bahsediyoruz...
diğer canlı-şekillerini taklit ediyor ve bunu çok mükemmelce yapıyor.
Bu şey köpeklerimize saldırdığında,
onları sindirmeyi, içine almayı denedi.
hücreleri onları taklit etti.
Örneğin bu, köpek değil.
Taklit.
Bitirmeye zamanı yetmeden onu yakaladık.
Neyi bitirmeyi?
Köpeklerin taklidini
Sakin ol.Sakin ol. Güzel.
Sakin ol.Sakin ol.
- Clark? - Evet?
Köpekte herhangi bir şey, garip bir şey dikkatini çekti mi?
Garip mi? Hayır.
Kayıt odasında köpek ne yapıyordu?
Bilmiyorum.
Tüm gün kampın çevresini dolaştı.
Sen bana köpeğin kulübeye dün akşama kadar konulmadığınımı söylüyorsun?
-Doğru. -Köpekle ne kadar yalnız kaldın?
Bilmem, bir yada bir buçuk saat olabilir.
Ne cehenneme bana böyle bakıyorsun?
- Bilmiyorum. - Ne?
Bilmiyorum. Muhtemelen hiç bir şey.
Hiç de değil.
Bu şey ne kadardır burada?
- Oh, dokuz saat diyebilirim. - Bundan bir şey öğrenemeyeceğiz.
Sanmıyorum.
Bunları nerede çekmiş olabilirler?
Çok zaman harcamışa benziyorlar...
kamplarına 5 - 6 mil mesafede kuzeydoğuya doğru küçük bir yerde
Bu ne?
Buzun altına gömülü bir şeye benziyor.
Ve şuna bak, termit patlayıcı yerleştiriyorlar.
Her neyse, bulduğunuz buz bloğundan daha büyükmüş.
Burası
Bu işte, zamanlarının çoğunu harcadıkları yer...
- Dışarısı çok kötü. 35 knot rüzgar. - S.....et. Herşeye rağmen çıkıyorum.
Tam doğuya yarım mil.
ısa adına! Bu ne kadardır buzun altında sence?
Eh, geri saçılım etkisi maddeleri dışarı atar...
uzun zaman içinde.
Diyebilirimi-- Diyebilirim ki gömülü bulunduğu buz...
100,000 yıllık en azından.
- Ve bu Norveçliler havaya uçurdular - Evet.
Bilmiyorum.
Binlerce yıl önce bu şey çarpıyor ve bu şey...
dışarı fırlıyor yada sürünerek dışarı çıkıyor ve buzun içinde donuyor.
- Bu voodoo saçmalığına inanmıyorum. - Childs,
Her zaman olur adamım.
Gökyüzünden sinekler gibi düşüyorlar.
Hükümet hepsini biliyor değil mi Mac?
- Sen bu voodoo saçmalığına inanıyor musun, Blair? - Childs?
Childs,Tanrıların Arabaları, adamım.
Pratik olarak Güney Amerikaya sahipler.
Yani, ınka'lara bildikleri her şeyi öğrettiler.
Öyleyse, hadi, MacReady.
Norveçliler buna ulaştılar...
- ve buzun dışına çıkardılar. - Evet, Garry, kazıp çıkardılar,
arabayla geri taşıdılar, ve buzu tamamen eridi.
muhtemelen çok iyi bir ruh durumunda değildi uyandığı zaman.
- Bilmiyorum-- - Bu kadar saygısız olan hanginiz beyler!!!
Mutfak çöpüne hanginiz kirli iç çamaşırlarını atmış? Ha?
Bundan sonra mutfağım temiz olacak!Mikropsuz!
Bu pislik bunca yıl sonra buzdan çıkıp nasıl uyandı?
- Ve bir köpeğe benzedi? - Bilmiyorum.
Görüyorsun bizden farklı
Dış uzaydan gelme. Bana sorma git ona sor.
Siz bunlara inanıyormusunuz, Blair?
Mac, bu şeyleri laboratuardan depoya taşıyoruz
Gel eşyalarını al
Bir dakika sonra geliyorum doktor
_
Kapıdan.
Tam oraya Tam oraya
Afedersin , Mac. Eşyalarını taşıman lazım--
Doktorun dediğine göre buraya saklayıp kilitlemeliymişiz.
- Konuşmamız lazım. - Konuşmaktan sıkıldım, Fuchs.
Kulübeme gitmek ve sarhoş olmak istiyorum.
- Mac,bu önemli. - Ne var?
- Dışarıda. - dışarısı eksi 40 derece.
No comments yet. Be the first to leave one.