The first 173 lines.
Üzgünüm efendim.
Bu işi kabul edemem.
Neden? Parası yeterli değil mi?
Hayır, ben yeterli değilim.
Verdiğiniz paranın önemi yok. Bu işi ben yapamam.
Nam Gi-jun'dan mı korkuyorsun?
Evet.
Ben de oradaydım.
On bir yıl önce oradaydım.
İnanıyor musunuz?
Nam Gi-seok.
Onu çoluk çocuk mu öldürdü sanıyorsunuz gerçekten?
Böyle bir şey mümkün olabilir mi?
-Merhaba peder. -İyi akşamlar.
-Merhaba. -İçeri girelim.
Hava berbat, değil mi?
-Jun-mo nerede? -Kim Chun-seok'la birlikte.
Jun-mo'yu Yangpyeong'daki güvenli eve götürsün.
Yok, o işi git de sen hallet.
Bizim oğlanlara da polisin ağzını arat.
Polis mi efendim?
Nam Gi-seok'u ilk kim bulmuş,
davaya kim bakıyor, gerçekten serseriler mi yapmış, öğrenelim.
Her ayrıntıyı öğren.
Emredersiniz.
MERCY FOR NONE
Bay Gu.
Hemen gitmemiz gerek.
Başkan sizi Yangpyeong'daki güvenli eve götürmemi istedi.
Yola çıksak iyi olur.
Babama nereye derse oraya mı gideceğim?
Efendim.
Nam Gi-jun sizi arıyor.
Yani?
Bir piç yüzünden mi bütün bu tantana?
Efendim, Nam Gi-jun'un ciddiyetinin farkında değilsiniz sanırım.
Nam Gi-jun'un olayı ne ya?
Niye hepinizin ondan ödü kopuyor?
Hop!
Ne oluyor be?
Herkes dışarı.
Derdi ne bunun?
Burada ne yapıyorsun?
Gitmemiz gerek. Sizi ben götüreceğim.
Ne yapıyorsun?
Sizi Yangpyeong'a götürüyorum.
Daha ne kadar pisliğini temizleyeceğiz ya?
Evet.
Bu tarafa geçemezsiniz.
"Jun-mo'yu Yangpyeong'a götür."
"Gerekirse döv." Başkan'ın emri böyle.
Aklını mı kaçırdın?
Siz işinizi düzgün yapmadığınız için ben yapıyorum.
Seni kahrolası piç!
Gu Jun-mo yukarıda mı?
Siktir, bırak be!
Bırak onu!
Deli misin?
Dediğini yap pislik.
Siktir.
Efendim, gitmeniz gerek.
Derhâl buradan çıkın.
Bir sakin olun ya.
Lanet olsun. Bir kez olsun beni dinlesenize be!
-Hadi, izlemek istiyorum. -Efendim, cidden…
Göt herif buraya geldi ya.
Lütfen kalkın. Beni dinleyin, lütfen!
Seni şerefsiz!
Gi-jun! Lütfen dur, tamam mı?
Benim hatırım için duramaz mısın? Lütfen dur.
İyi yürüyorsun.
Efendim, iyi misiniz?
Kalk. Hadi, kalk!
Çıkar onu.
Kalk. Hadi!
Gitmemiz gerek. Buradan çıkmalıyız!
Siktir.
Size kaç kere beni dinlemenizi söyledim?
O kim be? Lanet olsun.
Cheon Hae-beom denen aşağılık.
Gu Jun-mo!
-Hop! -Elini kapıdan çek.
-Dur! -Defol git!
Lanet olsun! Siktir git!
Seni aptal!
Jun-mo iyi mi?
Evet efendim. Biraz sarsıldı ama bir şeyi yok.
Onu Yangpyeong'a götürüyorum.
Güvenliği sıkı tutun. Orada olduğunu kimse bilmesin. Tamam mı?
Merak etmeyin efendim.
Bu yol bitmeyecek mi ya?
Efendim.
Geldik.
-Bunu da parçalayayım mı? -Ne bileyim, ağzına sıçayım.
Kendiniz karar verin işte!
Dinle, bizi yakalayıp ağzımızı burnumuzu dağıtırlar yine.
Böyle çekip gidemeyiz.
Stratejist mi kesildin lan başımıza?
Derhâl toparlanmanı söyledim ama 40 dakikadır tuvalettesin göt.
Fırsatımız varken kaçmalıyız, seni beyinsiz.
-Aslında… -Bay Sim.
Bongsan şu anda Nam Gi-jun'la ilgileniyor,
yani kaçacaksak bu tek şansımız.
Sana kahve getireyim.
Bir yere mi gidiyorsun?
Yo, hiçbir yere gitmiyorum.
Yeni döndüm.
İş için şehir dışındaydım.
Çok yorgunum.
Gu Jun-mo'nun yerini biliyor musun?
Hadi ama.
Dedim ya, iş seyahatinden yeni geldim.
Muhtemelen saklanıyordur. Mezarlık bile onu bulamaz.
Bul onu.
Bir günün var.
Ne dersiniz Bay Choi?
Kazandığınızdan fazlasını mı kaybedersiniz?
Bay Lee.
Sebep ne?
Nasıl yani?
Dinleme cihazı.
Niye bana söyledin?
Bay Choi.
Ben savcıyım, babam da mafya babası. O yüzden biliyorum.
Savcılar ve gangsterler çok da farklı değiller.
Çoğunluğu tek bir kişiden üstün tutarlar.
Ne dersiniz Bay Choi?
Bay Nam'ın ölümünü hasır altı etmek şirket için en iyisi mi?
Başkanın kararının arkasındayım.
Babamı anlıyorum.
Gu Jun-mo'nun ölümü bir savaş başlatır.
Tabii ki korkuyor.
İnşa ettiği her şey bir anda darmadağın olabilir.
Ama ben bunu bir fırsat olarak görüyorum.
Bongsan Grup'u ilelebet çökertebiliriz.
Juwoon Grup
her şeye sahip olabilir.
Bu haftalık geridönüşüm işini sen halleder misin canım?
Bir süre eve gelemeyeceğim.
-O yüzden… -Bay Kim!
Bekle.
Canım, kapatmam lazım. Kapatıyorum.
Bay Kim Chun-seok!
Beni mi çağırdınız?
Dün gece kaldığımız yerden devam edelim.
Nasıl yani?
Nam Gi-jun.
Bana ondan bahset.
Gi-jun mu?
Sonunda merak etmeye başladınız demek…
Nam Gi-jun.
Bay Gu.
Onu ne kadar tanıyorsun?
Vakti zamanında
Nam Gi-jun'a hepimiz tapardık.
Çünkü Juwoon ve Bongsan'ı bugünkü hâline getiren oydu.
Patron! Busan çetesi…
Lee Ju-woon ve Gu Bong-san Başkan Oh için çalışırken
Busan'daki en büyük çeteyle çatıştılar.
Başkan Oh Japonya'ya açılacaktı, Busan Limanı'nı ele geçirmesi gerekti.
Busan'ı indirmesi için ikisini yollayacaktı ama çok geç kaldılar.
Önce Busan çetesi saldırdı.
Ellerinden geldiği kadar dayandılar ama karşı taraf çok güçlüydü.
Yenilmek üzereydiler.
Hepsini öldürün!
İşte o anda Nam Gi-jun geldi.
Öldür onu!
Geber!
Seni piç kurusu!
Ne oluyor be?
Bir kez daha anladık ki
karşımızda kim varmış, kaç kişilermiş, Nam Gi-jun için hiçbir bir önemi yoktu.
Lee Ju-woon ve Gu Bong-san'ın gücü o andan itibaren önemli ölçüde büyüdü.
No comments yet. Be the first to leave one.