The first 200 lines.
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından dünya ekonomisi çökmüştür.
Faşizm yayılmaktadır. İnsanlar bir çıkış yolu arayışındadır.
Dr. Friederich Ritter ve Dore Strauch Almanya'dan ayrılıp
ıssız ada Floreana'ya giderler.
Dünyanın öbür ucuna, Galapagos'taki
Ritter buradaki izole yaşamını
arada bir geçen gemilerin taşıdığı mektuplarla
dünyaya aktarır.
POSTA KUTUSU
Ritter'ın amacı:
İnsanlığı kendisinden kurtaracak yepyeni ve radikal bir felsefe oluşturmak.
Hayatın gerçek anlamı nedir?
Acı çekmek. Acı çekerek gerçeği buluruz.
Gerçek de bizi kurtuluşa götürür.
Hayatta kalanların anlattıklarından esinlenmiştir.
Anne, bu mektup sana ulaştığında
biz bütün mal varlığımızı satıp
Galapagos'a tek yön bilet almış olacağız.
- Harry! - Küçük Harry'nin sağlığı
hâlâ kötüye gidiyor.
Ama doktorun tavsiyesine uyup
iki yıl sanatoryuma yatıracak paramız yok.
Friederich Ritter'ın daha iyi bir yaşam arayışı da
Heinz'ı heyecanlandırdı.
Floreana burası mı?
Ne bekliyordun? Cennet mi?
Veda etmeden ayrıldığım için özür dilerim.
Ama yine nasihat edecektin,
kocan savaşta aklını yitirmiş, diyecektin.
Nihayet!
Bana hep öğrettiğin şeyi yapıyorum,
kocama destek oluyorum.
Kendim için hayal ettiğim hayat bu değildi, doğru
ama kira ödemekle yemek yemek arasında
tercih yapmak zorunda kalacağımı da hiç düşünmemiştim. Artık bitti.
Unutma Harry,
Dr. Ritter'ın dişleri yok, gözünü dikip bakma.
- Bakmam. - Hadi üzerimizi değişelim!
Makalede tepeye çıkmanın yürüyerek 45 dakika sürdüğü yazıyordu.
Deli olduğumu düşünüyorsun, biliyorum. Belki de deliyim.
Ya da belki dünya delirmiştir,
yapılacak tek akıllıca şey kaçmaktır.
Zamanla anlaşılır.
Sevgilerimle, Margret.
KIŞ
Dua ediyorlar. Gidelim.
Saçmalama. Onlar ateist.
Merhaba!
Affedersiniz. Merhaba!
Kocaman gülümseyelim. Harry, sen de.
Affedersiniz. Benim adım Heinz Wittmer.
Bunlar da eşim Margret
ve oğlum Harry. Siz Dr. Ritter'sınız sanırım.
Siz de eşi Dore Strauch musunuz?
Hayır.
Dore değil misiniz?
Dore olduğum doğru ama eşi değilim.
Evlilik insanı hasta eder.
Floreana'ya neden geldiniz?
Siz getirdiniz.
Hikâyenizden ilham alıp her şeyi geride bıraktık.
Hikâyemizde bu üstünüzdeki safari kıyafetleri
ve ağ da var mıydı?
Özür dileriz. Gazetelerde böyle giyindiğiniz yazıyordu.
Ne gazetesi?
Mektupları yayımlıyorlar.
Almanya'da bir yıldır çok meşhursunuz.
Buraya yalnız kalmaya geldiğim yazmıyor mu?
Beni kambur gibi çizmişler.
- Bunlardan başka var mı? - Evet, çok var.
Burada.
Gelin.
Gelin, bahçemi görün.
Teşekkür ederiz.
Sıkı birer vejetaryen olduğumuzdan temel gıda kaynağımız burası.
- Kümes teli domuzları uzak tutuyor. - Burada domuz mu var?
Yaban domuzu. İnek. Köpek.
Çok haşere var.
Çok fazla.
Çocukken mi evlendin?
Anlamadım?
Yani... Oğlunun yaşına bakılırsa öyle.
Harry benim oğlum değil. Annesi vefat etti.
Heinz'ın ikinci eşiyim.
Selam vermek ister misin?
Tanrı aşkına, hepsi çok sığ.
Biraz sansasyonel, evet
ama buradaki yaşamınızın sihrini yansıtıyorlar.
Buradaki yaşamımızın sihirli bir yanı yok.
Bu çalıları temizleyip bahçe yapmam ne kadar sürdü, biliyor musun?
12 ay. Bir de su meselesi var.
Mesele mi?
Hiç su yok. Göl yok. Nehir yok. Hiçbir şey yok.
Sadece yağmur suyunu toplayan iki minik pınar var.
Başarımız seni aldatmasın Herr Wittmer.
Başka kimse hayatta kalamadı
çünkü burada yaşam acımasız ve can sıkıcı.
Başarısız olmak kaçınılmaz.
O çantada yiyecek mi var?
Hayır, yapma. Ürkütme. Goliath çıyanı o.
Zehri ölümcüldür.
Bu adadaki her şey ölümcül.
Biz de dinlenmeye gelmedik zaten.
Tam olarak niye geldiniz peki?
Oğlum verem oldu.
Doktoru sanatoryum dedi ama Almanya'nın hâli belli,
benim gibi memurların bile
ona parası yetmez.
Friederich onunla ilgilenmeme kızıyor.
Neden?
Hayvanlara sevgi göstermek
sürekli ilgi görme isteğimizin yansımasıymış.
Burro.
Almanya'da durum ne kadar kötü?
İğrenç seviyede.
Hayır, kaçınılmaz.
Onu bilemeyeceğim.
Özgürlük için savaşmayı herkes sever.
Sonra tembellik ederiz.
Demokrasi faşizme, o da savaşa götürür.
Demokrasi. Faşizm. Savaş. Sonra tekrar.
Frau Strauch'un MS hastalığının geçtiği doğru mu?
Geçecek.
Ne güzel. Nasıl peki?
Kitabımı bitirdiğim zaman sen de bütün dünya ile birlikte öğreneceksin.
Dore!
Eşeği Wittmer'lara ödünç ver.
Geldik.
Şu mağaralarda kalırsınız.
Bunları yıllar önce korsanlar yapmış. Yağmurdan biraz korur.
Suyu şuradaki pınardan alırsınız.
Eşeği akşama geri getirin yoksa Dore kafanızı uçurur.
Su kaynağımız o mu?
Onlardan hoşlanmadım.
Kadın basit bir ev hanımı, adam da saf bir bürokrat.
Hele oğulları... Çok fazla yardıma ihtiyaçları olacak.
Yalnız kalmaya gelmiştik,
şimdi bu aile kalabalık yapacak.
İnsanlığa da haksızlık,
çalışmanı bitirmen insanlık için şart.
Nietzsche ne diyor?
Kalabalık kaostur.
"Komşu sevgisini mi öğütlüyorum size?"
Hayır...
Hayır. "Komşundan kaçmayı."
Onları mağaralara yerleştirdim.
Tanrım.
Orada bahçe kurmak imkânsız.
Evet. Dâhisin sen.
Yağmurlar bitmeden giderler.
Buradan nefret ediyorum!
Nefes al! Nefes al. Hadi.
Aynı rüya mı?
Heinz, gecikti.
Üç aydır âdet görmüyorum.
Emin misin?
Tebrik ederim aşkım.
Çıkın! Yürüyün! Hey! Çıkın!
Her şey yoluna girecek.
Tarih boyunca
azıcık gayret etsek ulaşacağımız daha iyi bir dünyanın olduğuna
kendimizi inandırdık.
Hristiyanların "gök cennet",
Hinduların "nirvana", Müslümanların "cennet" dediği şey buydu.
Bense buna "yalan" diyorum.
Tanrı öldü. Sadece insanlar kaldı.
Merhaba!
Merhaba Dr. Ritter.
Daha iyi bir dünya istiyorsak çözüm...
Rahatsız ediyorum ama Burro'yu ödünç alabilir miyim?
Kalan erzağı taşıyacağız.
Yiyeceğimizi yaban köpekleri aldı.
Maalesef Burro meşgul.
Dünyayı yaşarken düzeltmeliyiz, ölümden sonrasını beklememeliyiz.
Kitap nasıl gidiyor Dr. Ritter?
Sular seller gibi akıyor.
Sevindim.
Acı çektikleri belli.
Sevişsek mi?
- Sıkıntılı ayağın mı? Peki. - Evet. Sorun yok.
Evet. Tamam.
Nefesini kontrol et. Odaklan.
Hayır Dore. Gözlerini kapat.
Biliyorum.
- "Sakin olan zihne..." - "Sakin olan zihne..."
"...tüm evren teslim olur."
Sana teslim oldum.
- Pardon. - Dur Dore.
- Hayır, dikkat et. - Ne?
- Dişim. İltihaplı. - Ne?
- Dore. - Geçer.
Bana bak. Bak.
- Bakıyorum. - Nefes al.
- Nefes. - Nefes.
Geri zekâlılar.
Señorita. Kayık hazır,
plajdaki her şey de istediğiniz gibi.
Geliyorum.
Ben mükemmellik timsaliyim.
OSCAR WILDE DORIAN GRAY'İN PORTRESİ
No comments yet. Be the first to leave one.