The Producers

The Producers

Download Turkish Subtitle

Release info

The Producers 2005 NF BluRay X264-AMIABLE
A Commentary by tedi
Retail NF Resync for BluRay

Tags

bluray
Published on: 2026-07-01
Downloads: 4
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

SHUBERT TİYATROSU MAX BIALYSTOCK SUNAR

KOMİK ÇOCUK HAMLET'İN MÜZİKAL UYARLAMASI

-Açılış gecesi -Açılış gecesi

Bu gece açılış gecesi

Max Bialystock'un son gösterisi

Batacak mı çıkacak mı?

Oyuncular veriyor son selamı

İşte geliyor seyirci de

Açıldı kapılar Hepsi gelmek üzere

Bakalım ne diyecek onlar

Yine başardı Yine başardı

Max Bialystock yine başardı

İnanamıyoruz biz de

Aklınız almıyor sizin de

Nasıl başardı bunu?

Şehrin en kötü şovu

Orada oturmuş iç geçiriyorduk

Ağlayıp sızlanıyorduk

Kimse inkar edemez bunu

Şehrin en kötü şovu

Ayağa kalkmak ve çalmak istedik Protesto ıslıklarımızı

Gördük beterin beterini Ama hiç görmedik böylesini

Max Bialystock yine başardı

Şarkılar rezildi Kitap berbattı

Onun Shakespeare'e yaptığını Booth, Lincoln'a yapmıştı

Bunu özellikle Max Bialystock için hazırladık.

KAPANIŞ GECESİ

Gidemezdik bundan hızlı daha

KOMİK ÇOCUK! HİÇ DE...

Ne felaket ama

Şoktayız hala

Kim yaratmış bu kepazeliği?

O Max Bialystock denen iğrenç adi

Ne beş para etmez adam

MAX BIALYSTOCK TİYATRO YAPIMCISI

Kimse yok mu?

Bay Bialystock?

Kimse yok mu?

Bay Bialystock?

Sen kimsin? Burada ne arıyorsun?

Ne istiyorsun?

Konuş ahmak. Konuş!

Neden konuşmuyorsun?

Korkudan. Konuşamıyorum.

Pekala. Özür dilerim.

Sakinleş. Kendine hakim ol. Benimle gel.

Hadi. Hadi.

Hadi. Buradan. Dikkat et.

Bak...

Derin bir nefes al.

Yavaşça dışarıya ver.

-Sen kimsin? -Adım Leopold Bloom.

Muhasebeciyim. Whitehall & Marks'tanım.

-Mali işleriniz için buradayım. -Demek öyle. Dinle o zaman.

-Kim o? -Sarıl Bana-Dokun Bana.

Sarıl Bana-Dokun Bana'ymış. Finansörlerimden biri.

Dinle önemli bir yatırımcıyla görüşmeliyim.

Bana bir iyilik yap. Tuvalete git.

-Ama ihtiyacım yok. -Dene. Niyagara Şelalesi'ni düşün.

Hemen geliyorum, hayatım.

Sarıl Bana-Dokun Bana. Sarıl Bana-Dokun Bana nerede?

Öp Beni-Hisset Beni, Sar Beni-Çimdikle Beni...

...Yala Beni-Isır Beni, Em Beni...

İşte buradasın, Sarıl Bana-Dokun Bana.

İşe yaradı. Niyagara Şelalesi'ni...

-...düşünür düşünmez oldu. - Geri, geri! Ses çıkarma!

Geliyorum! Geliyorum.

Daha iyi.

Merhaba dünya güzeli.

-Sarıl bana, dokun bana. -Kapıyı kapar kapamaz.

Çeki getirdin mi?

Bialy çek olmadan oyunu sahneleyemez.

İşte burada.

Ama önce, bir oyun oynayabilir miyiz lütfen?

Küçük yaramaz bir oyun.

Pekala benim küçük seks böceğim.

Ne oynayacağız?

"Sosyete Dilberi ve Kaldırım İşçisi"ni mi?

Yo, hayır.

"Haham ve Lastik Kadın"a ne dersin?

Onu seversin, seni esnek tutuyor.

Biliyorum.

"Bakire Süt Sağıcı ve Koca Aletli Seyis"i oynayalım.

Buna gücüm olduğunu sanmıyorum.

-Ah, merak etme. Nazik olacağım. -Pekala.

Ah Tanrım.

Bu süt öyle ağır ki. Eve hiç ulaşamayacağım.

Orada mısın, koca aletli seyis?

Bana yardım eder misin, lütfen?

Elbette, benim küçük sütçü prensesim.

Önce, sütünü alacağım.

Sonra da bekaretini!

Hayır! Hayır! Asla! Asla!

Evet, evet!

Becer beni, koca aletli. Becer beni.

Hayatım! Bekle! Daha kahvemi bile içmedim.

-Yavaş ol. Yavaş ol. -Aman Tanrım!

Beni aya gönder, seni hayvan. Aya gönder!

Evet. Evet hayatım. Perşembe. Perşembe tekrar uğra.

Perşembe seni aya yollayacağım. Hatta eşlik bile edebilirim.

Ama önce çek.

Çek nerede? Hadi. Hadi. Çeki bul.

Al bakalım.

Bana söylediğin gibi yazdım. Oyunun adına:

Nakit.

Nakit , bir oyun için komik bir ad.

Evet. Buz adam Geliyor da öyleydi.

Perşembe görüşürüz.

Hoşça kal.

Evet, evet. Evet.

Seni yaşlı, yaramaz şahin.

Artık banyodan çıkabilir miyim, Bay Bialystock?

-Evet, elbette. -Yaşlı hanımla oynaşmanıza tanık...

-...olduğum için gerçekten özür dilerim. -"Yaşlı hanımla oynamak mı?"

Sağ olun, Bay Tact.

-Paltonuzu alabilir miyim? -Ah, teşekkürler.

Demek muhasebecisiniz, öyle mi?

Evet öyleyim, efendim.

Öyleyse kendi muhasebeni yap bakalım!

Neden yaşlı kadın kıyafetlerine bakıyorsun? Biraz sapıkça değil mi?

Ne düşündüğünü biliyorum.

Her şeyi bilmeden beni nasıl ayıplarsın?

-Bay Bialystock, sizi ayıplamıyor... -Kes sesini!

Burada tek taraflı bir konuşma yapmaya çalışıyorum!

Benim eskiden kim olduğumu biliyor musun?

Evet. Max Bialystock'tunuz.

-Broadway'in kralı. -Hayır ben Max Bialy... Doğru. Doğru.

Ve lütfen yanlış anlamayın ama Bay Bialystock...

...sadece yaramaz yaşlı bir adam...

-...olmadığınızı da söyleyebilir miyim? -Teşekkür ederim.

Siz aynı zamanda müthiş bir Broadway yapımcısısınız.

Ve benim hakkımda bir şey bilmeniz gerekiyor.

Küçükken...

... Bialy-Gösterişi '42 şovuna gitme şansına sahip olmuştum.

Ah, Bialy-Gösterişi .

Evet. Hala bilet parçasını saklarım.

Ah, şuna bak.

Ve o günden beri...

...gizlice bir Broadway yapımcısı olmayı arzularım.

Demek gizli bir arzu öyle mi?

Bak evlat, sana bir tavsiyede bulunayım mı?

-Evet, efendim. -Bırak gizli kalsın.

Muhasebe defterlerini tut. Lütfen. Soldaki üst çekmecede.

Aman Tanrım.

Şuna bakar mısın?

İşte bu, bebeğim. Sahip olduğunda hava at! Hava at!

Bay Bialystock, sizinle bir dakika görüşebilir miyim?

-Bir dakika mı? -Evet.

-Sadece bir dakika mı? -Evet.

Hesap defterlerinize bakarken şu sütun...

58 saniyen kaldı. İki saniyeyi harcadın.

-Zaman mı tutacaksınız? -Vakit nakittir.

Hesap defterlerinize baktım. "Gelirler" yazan sütunları kontrol ettim.

-Ve rakamlar birbirini tutmuyor. -48 saniye. Acele et.

-Rakamlarla ilgili bir problem var. -28 saniye. Zamanın daralıyor.

-Tik tak, tik tak, tik tak. -Dikkatinizi bana verir...

On beş saniye. On iki. Dokuz.

Bu koşullar altında çalışamam.

-Beni aşırı derecede geriyorsunuz. -Ben sadece...

O nedir? Bir mendil mi?

Hangisi? Bu mu? Hayır, önemli bir şey değil. Önemli değil.

Eğer önemli değilse neden görmeme izin vermiyorsun?

Battaniyem! Mavi battaniyem!

Mavi battaniyemi geri verin!

Battaniyemi geri verin! Verin! Verin! Battaniyeyi verin!

Verin! Verin!

Al tamam, tamam.

Panik olma. Panik olma. Panik olma.

Özür dilerim.

Mavi battaniyeme kimsenin dokunmasından hoşlanmam, hepsi bu.

Önemli değil. Ufak bir takıntı.

İstersem bunun üstesinden gelebilirim.

Ama bebekliğimden beri onu taşırım. Beni çok rahatlatır.

Biraz uzanmam gerekiyor.

Bütün kaçıklar buraya geliyor. Hepsi buraya geliyor.

Beni nereden buluyorlar?

Hey evlat. Hey.

Hu hu.

Şu hale bak.

Sana nasıl yardım edebilirim?

-Sorun ne? -Üzerimde zıplayacaksın.

-Ne? -Üzerimde zıplayacaksın.

Üzerimde zıplayacağını ve beni bir böcek gibi ezeceğini biliyorum.

Lütfen üzerimde zıplama!

Üzerinde zıplamayacağım! Üzerinde zıplamayacağım!

Kendini toparla! Kes artık! Kes!

Yeter! Kes! Sakinleş!

Bana dokunma! Bana dokunma!

-Şimdi ne var? -Ben histeriğim.

Histeri nöbetleri geçiririm.

Böyle davranmaya başladığımda duramam. Ben histeriğim!

Bunu görebiliyorum. Pekala. Pekala. Sakinleş.

Geliyorum! Geliyorum! Sakin ol!

Pekala! Geliyorum! Sakinleş! Pekala! İşte böyle! Pekala!

Sırılsıklam oldum!

Sırılsıklam oldum! Histeriğim ve sırılsıklam oldum!

Canım acıyor.

Canım acıyor! Sırılsıklamım!

Ve hala histeriğim!

Pekala, pekala. Ne yapabilirim? Beni de histerik yapıyorsun.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left