The first 200 lines.
Reggie Jackson inanılmaz bir gece yaşıyor.
İkide iki yürümeyle dört vuruş yaptı
ve bu gece iki tur vuruşu tamamladı.
-Ve kalabalığı dinleyin. -Reggie! Reggie! Reggie!
Reggie! Reggie!
-Reggie! Reggie! Reggie! -Hadi Reggie! Bir tane daha vur!
-Bir tur vuruşu daha yap! -Coop iki tane yaptı bile.
Sağ tarafta uzağa uçan bir top var.
Bu çok geride olacak.
Ve bu gidecek.
Reggie Jackson oyunun üçüncü tur vuruşunu yapıyor.
Pekala.
-İyi tutuş, Coop. -İnanamıyorum.
Yani tamamen tutmuştum ama gözlüklerim kaydı.
Biliyor musun Remer? Bir gün, ben de büyük bir spor yıldızı olacağım.
Sen öyle diyorsan Coop.
Sadece izle beni ahbap.
Sen sadece izle beni.
Bir zamanlar Amerika'da atletik kahramanlıklar
bir adamın asaletinin metaforu olarak kullanılırdı.
Tarihi anlar sahte oyun sevgisiyle
insan potansiyelinin mükemmele ulaşması için kutlanırdı.
Zaman geçip ülke milenyuma yaklaşınca,
bir şeyler ters gitti.
Manning sağa kayıyor. On ve beşte Brown var.
Touchdown, Dallas.
Sportmenlik ideali
abartılı kutlamaların gölgesinde kaldı.
Atletler oyun sergilemekle ilgilenmek yerine
tribünün kaba haline ve takip eden
daha yavan başarılara yöneldiler.
Oyunların kendisi para arayışından daha aşağıda kaldı.
CORESTATES MERKEZİ PHILEDELPHIA
KUZEY-GÜNEY HAVAYOLLARI ARENASI NASHVILLE
BİRLEŞMİŞ ULUSLAR STADYUMU CHARLOTTE
HAZIRLIK H ARENASI
Stadyum ve arenalar ticari ürünlerin pazarlandığı
dev reklam panolarına dönüştü.
MAXI TAMPON STADYUMU
Oyuncular hizmetlerini en yüksek ödeme yapana sattılar,
tıpkı vahşi batının kiralık silahşorları gibi.
Teşekkürler.
Ve New England, San Diego, Houston, Saint Louis için oynadıktan sonra,
bir yıl da Toronto Argonaut'ları için,
ve bir sezon Desert Inn'de oynadıktan sonra
en sonunda burada güzel Miami şehrinde oynamaktan mutluyum.
TOWNSELL
Minnesota.
Her neyse. Lanet olsun.
Kısa sürede bütün takım için şehir değiştirmek sıradanlaştı
daha büyük kâr arayışı için.
Minneapolis Lakers Los Angeles'a taşındı, ki burada göl yok.
Oiler'lar yağ olmayan Tennessee'ye.
Jazz müziğe izin verilmeyen Salt Lake City'ye taşındı.
Oakland Raider'lar LA'e ve sonra yeniden Oakland'a taşındı.
Los Angeles'ta hiç kimse fark etmemiş gibiydi.
Daha yeşil çayırlar arayışının şiddeti azalmadan sürdü.
Devam eden genişleme yetenek havuzunu azalttı,
takım sahipleri hapishane, akıl hastanesi ve Teksas'tan
daha sert adamlar toplamaya zorladı.
Yumruk dövüşü ve tartışma her spora sızdı.
Atletik müsabakalara gölge düşürerek.
Problemler arttıkça,
spor fanları daha az ilgilenir olmaya başladı.
Trendi tersine çevirmek için büyük sporlar inter lig oyununa başladı.
Bu yenilik eskiyince, sporlar arası oyunu denediler
ama büyük sporlar ne kadar uzağa giderse gitsin,
bu fanlarını geri getirmeye yetmedi.
Fakat atletik müsabaka ruhu kesinlikle ölmemişti.
Tohumları gençlerin hayallerinde uykuda kaldı.
Biliyorsun Remer, bir gün ben büyük bir spor yıldızı olacağım.
Biliyorsun Remer, bir gün ben büyük bir spor barı sahibi olacağım.
Acele et, Coop.
Bekle. Bitkileri sulamalıyım.
Liseden kaybedenlerle bir partiye gitmek istemiyorum.
Ama bu Brittany Kaiser'in evi, onunla gerçekten yatmak istiyorum.
-Dr. Kaiser. -Dr. Kaiser.
Coop ve Remer.
Brittany ile birlikte mezun olduk.
Siz mezun mu oldunuz?
Tabii ki mezun olduk önder. Bira?
Adamım burası bir Dockers reklamına benziyor.
-Ah, merhaba Steph. -Coop. Remer.
Hey bira ister misin?
Aman Tanrım siz çocuklar liseden beri değişmediniz.
-Havalı ha? -Hayır, değil.
Önder.
-Selam, kıç izi Steve. -Selam ahbap.
Ah, havalı. Sen hâlâ takılıp Nintendo mu oynuyorsun?
Eğer bilmek istersen, tıp okulunun ikinci sınıfındayım
ve yaz oyunları için antrenman yapıyorum. Siz ikiniz ne yapıyorsunuz?
Sadece takılıp, Nintendo oynuyoruz. Önder.
-Buradan çıkmaya can atıyor musunuz? -Ben hazırım. Eğlenceli olmalı.
Selam Brittany.
Coop, Remer.
Sizin geleceğinizi düşünmemiştim.
Şey, senin partini kaçıramazdık.
Hayır yani sizi davetli listesine koyduğumu hatırlamıyorum.
Ted bize söyledi.
Özür dilerim.
Ted, neden bu kaybedenlere benim partimden bahsettin?
-Etmedim. -Ne yapıyorsun?
Bu parti çok sıkıcı. Hadi kaçalım.
Hayır ahbap, yukarı Brittany'nin odasına gidelim.
Remer buraya gel.
Şuna bak.
Brittany'nin iç çamaşırları ahbap.
Ah ahbap.
Ahbap. Ahbap. Ahbap.
Seni çok kıskanıyorum.
Evet.
Affedersiniz.
Brittany.
Annemin odasında ne yapıyorsunuz siz?
Çıkın buradan.
Tanrım.
Ahbap biz asla Brittany Kaiser gibi bir piliç bulamayız.
Ya da başka bir piliç.
Ama bu sadece işimiz yok diye
ve üç aydır kira ödemedik diye
ve gazımızı kesmek üzereler diye.
Kızlar ne ister ki zaten?
Yani görünüşe göre tamamen kaybedenleri değil.
Basketbolda çok iyiyiz.
Koşmamız, zıplamamız, top sürmemiz ve bir şey yapmamız gerekmediği sürece.
-Beni anlıyor musun? -Bu bok zaten fazla abartılmış.
-Evet. -Hey.
-Küçük bir oyuna ne dersiniz çocuklar? -Tabii ki.
Hadi daha ilginç yapalım.
Mesela 20 dolar koysak?
-50'ye ne dersin? -Anlaştık.
-Hadi bakalım. -Hadi. Gidiyoruz.
Ahbap bizim 50 dolarımız yok.
20 dolarımız da yok. Bak, önemli değil. Ne kadar iyi olabilirler ki?
-Anladım. Sıraya gir bebek. -Evet, bu harika.
-Yap hadi bebek. -Lanet olsun.
Haydi hop. Haydi hop.
-Evet. -Tamam.
Hadi hanımlar. Oynuyor muyuz oynamıyor muyuz?
Evet ama sizin mahallede kıçı kırık ikiye iki oynadığınız gibi değil.
Ne? Daha iyi bir fikriniz mi var?
Evet, ama bu yeni bir oyun... Mahallede öğrendik.
-Ne peki? -Tamam.
Tamam, nereden istersem vururum değil mi?
Ve senin de aynı atışı yapman gerek yoksa bir harf alırsın.
At gibi mi?
Hayır, at gibi değil.
Bu...
Bu beyzbol kuralları.
Evet, mesela bir tekli serbest atış çizgisinden.
Doğru. Çiftli anahtarın tepesinden.
Aynı yerden iki kez atamazsın.
Üçlü buradan, geriden.
Tur vuruşu ise buradan köftelerin arkasından.
Kaçırırsan, çıkarsın. Hazır mısın?
-Ara. -Ne?
İsterseniz yavaş anlatabiliriz. Sporcu tipler değilsiniz herhalde?
-Hayır. Hayır. -Hayır. Hayır. Anladık, anladık adamım.
Kaybedenler başlasın.
Yani ne? Şunu anlayayım. Bu bir tekli değil mi?
Evet. Tur vuruşu köftelerin arkasından.
Hadi vuruşunu yap arkadaş.
-Atış yaparken bira tüküremezsiniz. -Bir dışarı.
Hayır, böyle oynuyoruz. Kaçırman için ne istersem yapabilirim.
-O haklı. Bir dışarı. -Bir dışarı.
Bir dışarı?
Ver şu kahrolası topu bana.
Kız kardeşinle yattım.
Coop bir çiftli için hazırlanıyor.
Tamam ikinci ve üçüncüde adam var.
Üçüncüde kaçak var. Bu onu eve getirebilir.
-Evet. İki dışarı. -Tanrım bu aptalca.
Hadi.
Vur şunu adamım.
-Ted Nugent. -Hayır.
Ah ucu girdi, iki oyun. Bu üç dışarı.
-Ne? -Sıra bizde. Bu ikili oyun budala.
-Bu iyi, cidden iyi. -Sekizincinin dibi. Bu işi mühürleyebilir.
Bunu basitmiş gibi gösterdi.
Kahretsin. Hadi adamım, ne?
Brittany'nin annesinin pübik kıllarından biri.
Tanrım.
-Hadi adamım. -Ahbap kazandık oyunu.
-Ahbap bu tatlı bir korkutmaydı. -Ahbap, al bir tane daha.
Buraya gel.
Biliyor musun, bu ne şimdi? Biz kazandık ve piliçleri onlar aldı.
-Bu berbat ahbap. -Ahbap, sana söylüyorum, bu işler.
İş bulmalıyız, sonra hakileri alıp sonra da piliçleri alacağız.
Yarından itibaren oyun oynamayı bırakmalıyız.
Kaçır. Steve Perry. Steve Perry.
-Evet üç dışarıda. Sıra bende. -Pekala. Beşincinin dibinde.
Joseph R. Cooper?
-Bu bir tekli. Birincide oldu. -Sen Joe Cooper mısın?
Saçmalığı kes Squeak. Kim olduğumu biliyorsun.
Bu form bana senin mülkiyetine girme izni veriyor
ve hizmetleri bütün faturalar ödenene kadar kesiyorum.
-Ne? -Ahbap o buraya gazı kesmeye geldi.
Ahbap sen şimdi gaz şirketi için mi çalışıyorsun?
-Beyler... -Çiftli. Adam ikinci ve üçüncüde.
Köpeğiniz evde kapalı veya güvenli şekilde bağlı mı?
No comments yet. Be the first to leave one.