The first 200 lines.
BİR OCAK
Selam.
Günaydın.
Yeni yılınız kutlu olsun!
-Adın ne? -Grzegorz.
Dąbrowski Grzegorz.
-Asistan dedektif. -Evet? Milli olmaya hazır mısın?
Evet efendim.
Burası leş gibi kokuyor.
Alışırsın.
Midem biraz zayıftır, bir de…
…dünyanın sonu… Benim hatam… Bütün arkadaşlarım öldü… Niye?
Ne varmış burada?
Özür dilerim, ben sadece…
Sadece… Midem falan…
Sağ olun efendim.
Şimdi iyiyim.
Tanrım.
Komiserim, efendim…
Herhâlde o kâğıdı cebinizden çıkarmışsınızdır, değil mi?
Komiserim, efendim!
Efendim, muhtemelen demin kilit delili yok ettik.
Bunu bildirmeliyiz.
Çüş.
Burada ne olmuş böyle efendim?
Senin anlayacağın dilde söylersek…
Epic fail.
-Ne? -Boş ver.
Bu katliam sırasına anne baba neredeymiş, ilk önce onu söyle.
Tatra Dağları'nda tatildelermiş.
Dağ tatili.
Ne kadar orijinal.
Onlar orada tepeye çıkmış, burada her şey tepetakla olmuş.
-Anladınız mı? -Espri mi yapıyorsun?
Hayır efendim. Üzgünüm.
Şimdi neredeler peki?
Hastanede. Eve geldiklerinde anne psikojenik şok geçirdi.
İlaç verdiler. Babaya da. Sakinleştirici yaptılar.
Adam intiharın eşiğindeydi.
Evde silah bıraktığı için kendini affedemiyor.
-Silahı ruhsatlı mı? -Evet. Adam amatör koleksiyoncu.
Genel olarak silahlara çok meraklı.
Ne facia ama.
Ah ya, sen nasıl düştün buralara?
Güzel kız, değil mi?
Evet, öyle.
Kolye size ne söylüyor efendim?
Karımın kesin çok beğeneceğini.
Gel.
Yani şimdi anne baba hastanede, kızları ayyaş nezarethanesinde…
-Çocuk misafirhanesi. -Peki oğulları?
Marek.
-Marek bu mu? -Marek bu.
Marek evde yalnızmış.
Kevin gibi. Görünüşe göre o da partinin bokunu çıkarmış.
-Espri konusunda ne dedim? -Hiç kalkışma, dediniz.
Yaz bunu. Bu da ikinci kural.
Görünüşe göre bu adam ağzına top tıkılmasından ötürü
kendi kusmuğunda boğularak ölmüş.
Ne berbat bir ölüm şekli.
Son ortağımın iş başında öldüğünü duymuşsundur.
Ne düşünüyorsunuz komiserim?
Tüm ipuçlarına dayanarak
şöyle bir özet yapabilirim:
Bir terslik olmuş.
-Şimdi yapabilir miyiz? -Olur.
Gel.
Bir tane çekiver lütfen.
Yeni ortağımla her zaman bir fotoğraf çektiririm.
BİR GÜN ÖNCE
-Heyecanlı mısın? -Evet.
-Sonunda arkadaşlarınla tanışacağım. -Evet, Marek ve diğerleriyle.
-Harika. -Sorun mu var?
-Her şey yolunda. Gece uyuyamadım sadece. -Uykucum benim!
Oda tutun be kendinize!
-Oliwia! -Selam güzellik.
-Ne işin var burada? -Benden saklanabileceğini mi sandın?
Annem aradı. Üniversiteden oğlu geldi diye sevinçten havalara uçuyor.
-Bize de kızıyla ilgili nutuk çekti. -Ne dedi?
Aman işte el âlemle yatıp kalkmanın tehlikeleri,
zührevi hastalıklar… Müthiş bir Noel sofrası sohbeti.
Keş olmandan korkuyor.
-Sen ne dedin? -Kork dedim.
Merhaba! O niye geldi? Onu çağıran olmadı ki.
Sen!
Sen Angelica olmalısın.
Bu adam seni o kadar anlattı ki sutyen bedenini bile biliyorum.
Aynen, 34B!
Gel bakalım! Espri de yaparmış!
-Selam kanka. -Merhaba.
Kural gereği üst kat hariç her yere girebilirsin.
Annemlerin kuralı. Tuvalet burada. Parti alanı salon. İçki ve yemek mutfakta.
Filip! Fotoğrafımızı çeksene.
Olur.
O da Filip. Parti fotoğrafçımız. Rehabilitasyondan yeni çıktı.
-Kimseye söylemeyecektin hani? -Sana önce de dedim ya!
İyileşmenin ilk adımı sorunun olduğunu kabullenmektir.
Harika biri değil mi ya? Eşi benzeri yok. Biricik Marek'imiz bizim.
Filip… Zor bir uyuşturucu süreci atlattı ama çok iyi çocuktur.
Biraz fazla hassas ya da belki histerik. Ama ufak ve zararsız işte.
Ah, bu iki eski muhabbet kuşu da Anastasia ve Jordan.
Eskiden mutluydular
ama mutluluklarından geriye pek bir şey kalmadı.
Kız spiritüelliğe düşkün, oğlan Post Malone olmanın peşinde.
Geceyi beraber geçirecektik hani? Benim için önemini biliyorsun.
-Şimdi değil bebeğim. -Ne zaman peki?
Çekilir misin başımdan?
Odaklanmaya çalışıyorum. Dikkatimi dağıtıyorsun.
-Sonra beraber takılırız. -Peki…
O da Jacques. Kendisi Fransız.
-Mormonmuş meğer. -Mormon mu?
Dün iki misyoner kapımı çaldı.
Onları Yehova Şahidi zannedip azarlamaya başladım.
Oysa kaybolan cüzdanımı getirmişler.
Anladınız mı? Tanrı varsa beni seviyor olmalı.
İyi karma olsun diye teşekkür niyetine onları partiye çağırdım.
Tek o geldi. Lehçesi kötü ama iyi biri.
O neydi be?
Şunlara bakın.
Robert ve Rafał. Bizim Salak ile Avanak. Hep yıldızlara uzanır,
sonunda birinin anasının fotoğrafıyla otuzbir çekerler.
Komedi tipler işte.
Kerhanede bile karı götüremez bunlar.
Burada da çapkın yakışıklımız Dariusz var.
-Ateşli hatunlar hep onun etrafında döner. -Kardeş misiniz yoksa?
-Evet! -Öyle mi?
Astral kardeşler.
Anaokulundaki kızlarla başladı.
Her süper kahramanın bir doğuş öyküsü olur.
Ve de büyük güç beraberinde büyük sorumluluk getirir.
Seni adi! Sürtüklerle mi takılıyorsun?
-Susun be kaltaklar! -Renia, yapma.
-Peace! -Kızlar, sakin.
-Bu karılar kim lan? -Ne işin var burada?
-Ara verelim demiştin. -Evet, ara verelim.
Ara vermek, gördüğün her sürtüğe atlayabilirsin demek değil.
Öyle demek aslında. Hem ne sürtüğü? Ne hoşlar, baksana.
Bebeğim, beraber harikayız demiştin.
-Harikayız biz! -Hayır Pembiş.
Bir kere yattık ama sen aylardır peşimdesin.
-Üç aydır! -Aynen.
-Hey! -Ne oluyor lan?
Üstüme işemene izin verdim!
Ne büyük olay, artık herkes herkesin üstüne işiyor.
Yapma, bu ara öpüşmekten farkı yok.
-Üstüme işemek yok! -Tüh.
-Benim de! -Yapmayın kızlar.
Saçmalıyor işte. Zamanla geçer.
Güle güle!
Pembiş, sakin ol! Beni dinle kaçık karı. Ayrıldık artık. Tamam mı?
Finito. Bekâr. Kaput. Game over.
Kapı orada işte. Çık git ve bırak da hayatımı yaşayayım.
Boğul emi! Geber!
Baksana Daro!
Dalga geçmeyi bırak. Aurayı bozacaksın.
Hadi bakalım, parti yeni başladı!
Asla senin üstüne işemem, biliyorsun.
Biliyorum.
Ne tatlısınız. Romeo ve Juliet.
Size iyi eğlenceler. Partinin tadını çıkarın.
Erkeklerin hepsi domuz!
-E, sevdin mi? -Neyi sevdim mi?
-Kolyeyi. -Evet, çok hoş.
-Beğenmedin. -Beğendim tabii ki!
Faturası duruyor, geri verebiliriz.
Paweł, gerçekten çok güzel. Hadi ama, rahatla.
Kimler gelmiş!
-Selam Marek! -Adamım benim!
-Bu Gloria. Bu da Marek. -Merhaba.
Bu ne sürpriz. Uzun zamandır mı çıkıyorsunuz?
-Üç ay oldu. -Çıkmıyoruz.
Yani…
Birkaç aydır görüşüyoruz.
-Ama birlikte değiliz, çıkmıyoruz. -Yok, asla şey yapmıyoruz.
Yani şey yapıyoruz tabii ama bir ilişkimiz yok. Bu…
-İçki var mı? -Tabii ki.
-Ne istersin? -Şarap.
Şarap…
O yok galiba.
Ama şampanya var. Gece yarısı için ama istersen senin olsun.
Tabii ki isterim! Harika.
Harika.
Siz nasıl tanıştınız?
-Cenazede tanışmıştık. -Süper!
Yani şey için süper değil tabii.
Sorun değil.
-Nalları diken için mi? -Bogdan!
Jordan! Bogdan değil. Kaç kez söyleyeceğim?
Paweł'in ninesi öldü. Kızı, yani annesi arkadaşım.
Müthiş ya! Evren insanları nasıl bir araya getiriyor.
Oynayalım mı?
Olur.
Hayatınızdaki gereksiz şeyleri eleyince
sizin gibi ruh eşlerini bir araya getirmesi için
evrene yer açarsınız.
Adamın ninesi Gloria'ya yer açılsın diye mi ölmüş yani?
Bu kadar basit olmasana ya! Hayatta başına gelen her şerde
mutlaka bir hayır vardır.
-Anladım. Aslan Kral gibi. Hayat döngüsü. -Evet, Aslan Kral gibi. Aynen.
Yaşam döngüsü kutsal ve ilahi evreni simgeler.
No comments yet. Be the first to leave one.