The first 200 lines.
Çoğu zaman, sanki... Bilmiyorum.
Sanki her şeyi kaplayan kalın, kara bir bulut varmış gibi.
Sanki dünyayı görüyoruz
ama gerçekten göremiyormuşuz gibi, anlıyor musunuz?
Hepimiz sendeleyerek dolaşıyoruz.
Yönsüzce. Anlamdan ve amaç duygusundan yoksun.
Bunun çok iç karartıcı geldiğini biliyorum ama doğrusu bence bu, iyi bir şey.
Çünkü başka zamanları takdir etmemizi sağlıyor.
Işıkların bir an titrediği, kara bulutların dağıldığı
ve dünyanın gerçekte ne olduğunu gördüğünüz o kısa, üstün anlar.
Ve aniden anlam kazanır.
Aniden bir amaç olur.
Evet, sen...
Lanet olsun! Lanet!
Lanet olsun.
Şanslıysanız bunu hayatınızda bir kez yaşarsınız.
Lanet olsun, bu...
-Çok zarifti. -Evet.
Benim için...
Çok zarif.
...iki kez oldu.
İlki Josh'la tanıştığım gündü.
Ben Josh.
Ben de Iris.
Ve ikincisi de...
...onu öldürdüğüm gün.
Uyan Iris.
Selam uykucu.
Ne zamandır uyuyorum?
Epey oldu.
Evet, bayağı derin sızmıştın.
Harika bir rüya görüyordum.
Öyle mi? Benimle mi ilgiliydi?
-Bu çok hadsizce ama... -Evet.
-...evet. -Evet. Biliyordum.
Seksle alakalı mıydı?
Hayır, seni sapık.
-Birazcık seks? -Hayır, ben...
-Tişörtümü çıkarmış mıydım? -Hayır, tanıştığımız günü gördüm.
Her şey çok mükemmeldi.
Ne kadar mükemmel olduğunu hatırlıyor musun?
Evet, nasıl unutabilirim ki?
Süpermarket, portakallar.
Bu hangi yol? GPS'te görünmüyor.
Bunun ana yol olduğunu sanmıyorum. Yan yol olabilir.
Kusursuz Arkadaş
Gideceğiniz yere vardınız .
Teşekkürler Josh'ın arabası.
Teşekkürler araba.
Bagajı aç.
Bagajı açıyorum.
Vay canına.
Kat buraya "Ormanda küçük, rustik bir kulübe" dedi.
Sanırım "kulübe" kelimesinin anlamı konusunda farklı görüşlerimiz olabilir.
Ayrıca "rustik" de.
Ayrıca "küçük" de.
Ne oldu?
Iris. Hadi. Bana yalan söyleyemeyeceğini biliyorsun.
Sorun ne, söyle.
Aptalca bir şey yapacağım. Aptalca bir şey söyleyeceğim.
Seni utandıracağım. Bana gülecekler.
Benden nefret edecekler. Benden zaten nefret ediyorlar.
Tanrım Iris.
Bu geziyi aylardır planlıyorduk ve bunlar şimdi mi ortaya çıkıyor?
Lanet kapıdan 20 adım ötede mi?
Bak. Hey.
-Arkadaşlarım senden nefret etmiyor. -Kat ediyor.
Evet, belki ama Kat herkesten nefret eder.
Her şeyi mahvetmek istemiyorum.
Hadi Bip-Bop. Her şeyi mahvetmeyeceksin.
Sadece rahatla, anlıyor musun?
Asık suratlı ve garip olma.
Sadece gülümse ve mutlu davran.
Tamam mı?
Yaşasın! Geldiniz. Sonunda.
Tamam, uzak dediğinde
otoyoldan birkaç kilometre uzakta falan sandım.
Medeniyetin kıyısı demek istediğini anlamadım.
Abartma Josh. O kadar da uzak değil.
Kesinlikle katılmıyorum.
Merhaba Iris.
Merhaba Kat. Seni görmek çok güzel.
Çok güzel.
Millet, bakın kimi buldum.
-Selam Patrick. -Selam.
-Mutfakta olmana şaşırdım. -Evet, bana bak.
Hoş geldin. Sana sarılırdım ama ellerim batık. Kusura bakma.
Tamam, sağ ol. Şey nerede...
-Gelmişsin! -Selam!
Josh'cığım.
Selam dostum.
Sen de kızım. Gel buraya.
-Selam. Nasılsın? -Selam! Nasılsın?
İyiyim. Sarhoşum.
Güzel. Bu çok iyi.
-Sergey'i hatırlarsın Josh. -Selam.
Selam Sergey. Seni tekrar görmek güzel.
Aynı şekilde, dostum.
Bu güzel yaratık da Iris olmalı.
Merhaba.
Ne büyük zevk. Bunun hakkında çok şey duydum.
Sahi mi? Umarım hepsi iyidir.
Göl eviniz gerçekten muhteşem.
-Evet ve çok tenha. -Evet.
Yani, sanırım geçtiğimiz son yer 15 kilometre gerideydi.
Yirmi sekiz ve bunun için para ödedim.
Gizlilik ucuz değildir dostlarım. Hem de hiç değil.
Sakın bütün göl benim deme.
Hayır. Saçmalama. Sadece etrafındaki tüm arazi benim.
Ama size bir içki alalım. Ne içersiniz? Bira, kokteyl, şarap?
Ben böyle iyiyim. Sadece bir duşa ihtiyacım var.
Katyonak , hangi odadalar?
Merdivenlerden çıkın, koridorun sonunda, soldaki son kapı.
-Tamam. Sonra görüşürüz. -Görüşürüz. Hoşça kal.
Gülümse.
Mutlu davran.
Tamam, devam et. Hikâyeye devam et.
Her neyse, gülünç derecede detaylı Drakula kostümünü giymiştim
ve dediğim gibi tek bir kişiyi bile tanımıyordum.
Atıştırmalık masasının yanında durmuş havuç
-ve humusa benzeyen bir şey yiyordum. -Humus değildi.
Humus değildi, sanmıyorum ama ben
omzuma bir dokunuş hissettim.
Arkamı döndüm
ve karşımda yeşil, kabarık bir dinozor bana bakıyordu.
Kafasının içinde, çok boğuk, çok sinirli bir sesin şöyle dediğini duydum:
"Kuyruğumun üzerinde duruyorsun."
Arkamı dönüp aşağı baktım
ve gördüm ki onun minik dinozor kuyruğunun üzerinde duruyorum.
Üzerinden inip özür diledim.
O da kafasını çıkardı
ve hayatımda gördüğüm en güzel adama bakıyordum.
Bu güzel adamla Eli'yla tanıştıktan sonra mı tanıştınız yoksa...
Tamam, bak... Kapa çeneni.
-Deniztarağı mıydı o? -Deniz tarağıydı.
-Beni vurdu. -Evet, beyzbol dersi aldım.
Evet, aldın.
Peki, ne zaman öğrendin?
Neyi?
O...
Onun aradığın kişi olduğunu.
O anda ve orada.
Klişe geleceğini biliyorum ama o an...
Göz göze geldiğimiz an, içimde bir şey
yerine oturdu.
Hiç de klişe gelmiyor.
Anlıyorum.
Sanki kırıldığını bile bilmediğin bir parçan varmış gibi...
Sonra,
birdenbire düzeliyor.
Bu yabancıya bakıyorsun...
Daha önce tanışmadığın bu insana...
ve anlıyorsun ki...
hayatının geri kalanında
o kişiyi mutlu etmek için ne gerekiyorsa yapacaksın.
Değil mi?
-Evet. -Evet.
Evet, kesinlikle.
Patrick, bu yemek inanılmaz. Teşekkür ederim.
Teşekkürler Sergey. Çok naziksin. Beğendiğine sevindim.
Beni şımartıyor.
Yemin ederim çıkmaya başladığımızdan beri dört kilo falan aldım.
-Sadece dört mü? -Kapa çeneni. Tamam mı?
Ne iş yapıyorsun Sergey?
Birçok tarakta bezim var.
Ellerim temiz değil dostum.
Bu çok kirli bir iş.
Sergey...
İyi birine benziyor.
Evet.
Bir erkekte aradığın her şey onda var.
Evet, zengin, zeki.
Güzel bir karısı var.
Karısı mı? Yani, Sergey evli mi?
Ama birbirinizi seviyorsunuz?
Aşk mı? Hayır.
Önce beni bir insan olarak görmesi gerekir.
Anlamıyorum.
Ben bir aksesuarım. Lanet arabası gibi
Ne isterse onu giyerim. İstediğini yerim.
İstediği zaman sevişirim.
Kiminle konuştuğuma bak.
Benden hoşlanmıyor musun Kat?
Senden hoşlanmadığımdan değil Iris.
Senin olma fikrini sevmiyorum.
Bana kendimi çok değiştirilebilir...
...hissettiriyorsun.
Değiştirilebilir mi?
Kimse senin yerini alamaz Kat.
Sen Kat'sin.
Çok korkusuzsun. Bu ilham verici.
Keşke senin gibi olabilseydim ama...
Ben o şekilde yaratılmadım.
Ben sadece...
İçimde her zaman beni durduran bir şey varmış gibi geliyor.
Hayır.
Hadi.
-Kalk sürtük. -Hayır.
-Kalk! Hadi! -Hayır. Tanrım.
-Hadi! -Aynen.
No comments yet. Be the first to leave one.