The first 200 lines.
-Trenini kaçıracak, Frank. -Merak etme, Tommy.
Akşam yemeğine gelemediğin için üzgünüm.
-Ne yemeği? -Dün geceki.
Rose, Angie'yle konuşuyordu, dediğine göre meşgulmüşsünüz.
Bana bundan bahsetmedi. Evdeydik, televizyon izliyorduk.
Güzel bir yemeği kaçırdın Frank.
Angela'nın nesi var bilmiyorum.
Onunla konuşmalıyım.
Tam zamanında.
Seni seviyorum.
İnsanlar bunu her gün nasıl yapıyor?
Balık konservesi gibi.
Bak ne diyeceğim Angela…
hepsinin temelinde iyi saç kökleri vardır.
Sen şanslısın. Milyonda bir görülen saçın var.
Onunla Foodtown'da karşılaştım.
-Akşam yemeğine davet ettim. -Sahi mi?
Ama Angela meşgul olduklarını söyledi.
Sonra, bu sabah Tommy, Frankie ile konuşmuş.
-Meğer dün gece evdelermiş. -Deme.
Frankie'nin haberi bile yokmuş. Kocasına bile söylememiş.
Kendini ne sanıyor bu?
Bayan D, beğenmediniz mi?
Hayır, sorun kesim değil.
Teşekkürler Ray.
-Connie. -Selam bebeğim. Nasılsın?
Şuna bir bak. Bir kızıl.
Harika görünüyorsun.
-Merhaba Angela. Nasılsın ufaklık? -Selam. İyiyim. Sen nasılsın?
Beni bilirsin. Hep aksiyon ararım.
-Harika görünüyorsun evlat. -Teşekkürler.
-Frank sana göz kulak olsa iyi olur. -Evet, doğru.
Bu akşam kart oyununa geliyor musun?
Ne zamandır görüşmüyoruz.
Joey'ye ödevinde yardım etmeliyim. Okulda çok sorun yaşıyor.
Tabii ki sorun yaşar. Tony Junior ile takılıyor.
Kabul edin, bunlar Einstein olamayacak.
-Hadi gel, bu gece biraz eğlen. -Gerçekten yapamam.
Dinle, gitmeliyim tamam mı? Gerçekten üzgünüm.
İyi eğlenceler. Sizi görmek harikaydı çocuklar.
Hoşça kal. Dikkatli ol.
O sürtük. Kendini bir şey sanıyor.
Burada üç kartım var.
Biri kırmızı, bütün paramı alabilirsin.
Ve iki siyah, bunlarda kaybedersin.
İzle, takip et, nereye koyduğumu gör.
-İşte burada. -İşte burada. Budur.
Bana beş ver, 10 kazan.
-Tanrım, kıl payı kaçırdınız kızlar. -Şansınız yok kızlar. Tekrar deneyin.
Hey. Burada neler oluyor?
-Merhaba Bayan de Marco. -Merhaba Tara.
Hiç anne. Sadece oynuyoruz.
Parasına mı?
Hayır, Bayan de Marco, eğlencesine oynuyoruz. Değil mi çocuklar?
Hepinizin evinize gitmesini istiyorum.
Joseph Francis, seninle içeride konuşacağım.
Hemen geliyorum anne.
-Selam tatlım. -Selam bebeğim.
-Bu gece çıkacak mısın? -Evet, Tony çağırdı.
Connie'lerde kâğıt mı oynayacaksın?
Hayır. Ne arıyorsun?
Hayır mı? Neden?
Canım istemiyor.
Patronun karısı, kâğıt oynayalım derse gidersin.
Connie veya Tony her parmak şıklattığında atlamak zorunda değilim.
Son zamanlarda senin neyin var?
Diğer tüm erkeklerin eşleri iyi geçiniyor.
Tommy ve Rose'un davetine yalan söyleyip
bana anlatmıyorsun.
Onlar arkadaşlarındı.
Şimdi, birdenbire onlara katlanamıyor musun?
Beni kötü gösteriyor.
Ailede nasıl öne çıkabilirim?
Her zaman olduğu gibi. Yalan söyle, hile yap, çal, öldür.
Çok komik. Şimdi de komedyen mi oldun?
Şu koca adamı arayıp seni Star Search'e yollamalıyım.
Anne, tuvalete gitmem gerekiyor.
Hey, buraya gel.
Bir daha o çocuklardan para almanı istemiyorum.
Tony Junior'ın fikriydi.
Ne? Sorun kalmadı mı? Kendin düşünemiyor musun?
Hey, yine o çocuklarla üç kart mı oynuyordun?
-Evet. -Onlardan ne kadar aldın?
On iki dolar.
-Hiç fena değil. -Sağ ol baba.
Sağ ol Frankie. Ona bir şeyler öğretmeye çalışıyorum.
O daha çocuk.
Sen ne arıyorsun?
Altı patlarım nerede?
-Tanrım! -Buyur Baba.
Joey, onu bana ver.
Odana git Joey.
Hadi gel Şanslı.
Teşekkür ederim Joey.
Bu harika, Frank. Bu gerçekten harika.
O dolu değil Angela.
Sana inanamıyorum.
Pekâlâ, bundan sonra kilitli tutarım.
Sorun sadece silah değil, Frank. Sorun her şey.
Bütün bu hayat.
Hayatın çok mu kötü?
Güzel bir evin var. Çok paran var.
Harika bir çocuğun var. Seni seven bir kocan var.
-Benden daha ne istiyorsun? -Normal bir hayat istiyorum.
Kumardan, silahlardan bıktım usandım,
seni hapisten çıkarmaktan, eve ne zaman geleceğini,
eve gelip gelmeyeceğini bilmemekten!
Şuraya bak.
Giydiğimiz ve sahip olduğumuz her şey çalıntı.
Sakin ol bebeğim. Mantıklı konuştuğunu düşünmüyorum.
Ben bu eve bakınca ne görüyorum?
Güzel mobilyaları olan harika bir ev görüyorum.
Joey'nin odasına çıktığımda ona verdiğimiz şeyleri görüyorum.
Büyürken senin ve benim hiç sahip olmadığımız şeyleri.
Frank, anlamıyor musun? Her şeyin üzerinde kan var.
Burada oturup bu saçmalıkları dinlemek zorunda değilim.
-Ben de değilim. -Öyle mi?
-Öyle! -Öyle mi?
-Öyle! -Ne yapacaksın bu konuda?
Boşanmak istiyorum.
Bir saniyeliğine Dr. de Marco'yu dinle sevgilim. Tamam mı?
Yukarı çık, bir Valium al.
Uzanıp rahatla. Kendini çok daha iyi hissedeceksin.
Seni seviyorum.
Olur mu?
Olur mu tatlım?
Bak…
Bakın burada kim varmış?
Bu "Yılan" Nick ve yeğenleri, "Solucan" Al ve…
sakın söyleme "Sümüklü Böcek" Vinnie.
Sıradan serserileriniz.
Ve iti an çomağı hazırla "Hıyar" Frank de Marco.
Çetenin hepsi burada Mike.
Tony "Kaplan" Russo dışında herkes.
İşte Tony
"Kaplan"
Ve size söylemekten çekinmem millet
Buradaki mikrofondan
O, Tony, hey, Tony, boş laf yok
"Kaplan"
O, güneşin daima üzerinde parladığı dost
O Tony "Kaplan"
-Affedersiniz, Bay Russo. -Elbette.
-John. -Tony.
-Château Lichine geliyor. -Umarım Çernobil öncesidir.
-Hey dostlar! -Tony!
Butch. Nick.
Tom? Birkaç bardak ve bir siparişin var.
-Tony. -Frank.
-Angela ve çocuk nasıl? -İkisi de iyi, çok iyi. Teşekkür ederim.
-Bu senin. -Çok teşekkürler Tony.
Trendeki iş harikaydı.
Güzel bir yolculuktu Tony.
Git yukarıdaki adamlarla ilgilen. Hemen geliyorum.
İki kişilik masa mı beyler?
-Evet. -Lütfen.
Bu taraftan lütfen.
-Tanrım, Tony. Bu çok güzel. -Sensin güzel.
Hayır, bu gece senin için çok çok özel bir şey yapacağım.
Beni tavladın. The Fantasia.
-Eski odamız. On yedi. -Oda 17.
-10.12. -On geçe.
Evet, 12.10.
THE FANTASIA 'TEMALI' ODALAR!
XXX EGZOTİK 'SALON'! ÖZEL GİRİŞ
02.00. Çıkış saati.
Ama güzel bir akşam yemeğini kaçırdın.
-Rosie'nin Fransız tavuğunu biliyor musun? -İtalyan peynirli mi?
Soslu deniz kabukları. Sonrasında cannoli.
Ne, kalıyor musun?
Evet, gitmeden önce banyo yapacağım.
Bir sorun mu var Tone?
Evet.
Yatakta sigara içmemelisin. Yangın çıkaracaksın.
Bu bir su yatağı.
Pekâlâ, gitmeliyim. Bana bir öpücük ver.
Teşekkürler.
Lafı bile olmaz.
Şimdi doğruca evine git lolipop.
Frank?
Frank, erken geldin.
Bunu şuraya koyayım.
Karen?
Karen?
Karen.
Bana da biraz sabun ayır Karen…
çünkü bu gece fazla kirli hissediyorum.
Tony, Karen'ı öldürdüğünü bilmiyordum.
Tahsilat zamanı Frankie.
Tony, bu beni şok etti.
Seni bir baba gibi sevdim.
Beni hayal kırıklığına uğrattın.
Git buradan!
Ben Downey.
Geliyorum.
Özel Ajan Downey, FBI.
Bırakın geçsin.
Dün sabah, "Şişman Adam" tek yönlü bilet alıyor
Long Island Trenine.
On dokuz saat sonra "Hıyar" Frank de Marco banyoyu yapıyor.
No comments yet. Be the first to leave one.