The first 200 lines.
SATILIK
-Çocukları var mı, söylediler mi? -Sormadım.
Hay sıçayım.
Will, bu ne?
Sıçandır herhâlde.
Her ne ise çoktan ölmüş.
Havuz berbat hâlde. Bataklığa dönmüş.
-Dur. -Sorun nedir?
Güzel olan evlerde oynaşmaya bayılırdın eskiden.
Burası beni aşıyor mu?
Karanlık bir tünelin ortasındaydım ve arabam bozuldu.
Orada tek başıma oturmuş, el feneri arıyordum,
derken yaklaşan bir tren duydum ama onu göremedim.
El yordamıyla araba anahtarını buldum, motoru çalıştırıp farları açtım
ama gitmişlerdi.
Trenin hızla yaklaştığını duyuyordum
ve arabadan çıkmaya çalıştım ama çıkamadım.
-Kıpırdayamıyordum. Donakalmıştım. -Sonra?
O kadar. Sence anlamı ne olabilir?
Belki yakalanmaktan korkuyorsun.
Merhaba. Ben Summer Elswick…
KAYNAŞMA TOPLANTISI
Hayatta kalmanın sırrı nedir?
Çoğu kalmazken biz nasıl hayatta kaldık?
Size sırrını söyleyeyim.
Ama ilk önce benim için bir şey yapmanızı isteyeceğim.
-Sakalını sevmedim. -Sevmezsin tabii.
Sana hiç yakışmıyor.
İşinizle ilgili bildiğiniz her şeyi alıp kenara koymanızı istiyorum.
Güzel. Tekrar.
Reklamcılık mı?
Kenara koyun.
Bir alıcı bulmak altı ay sürünce kendi kendimize
"Pazarlama sorunu olmalı" diyoruz
ama pazarlama sorunu değil bu.
Sorun
biziz.
Aslında
bu sektörde bir sürü şerefsiz var.
İyi haber de şu, bu durum sizin hayrınıza.
Ev gezdirenlerden olmayı hiç istemedim.
Çok gerilirdim.
Bill, Will'in babası, mekânı cennet olsun, ısrar etti.
"Camille, mecbursun. Bunu unutma hayatım" dedi.
Teşekkürler canım.
Neyse, dışarıda bir adam vardı…
Hangi cehennemdeydin?
Üzgünüm. Uyuyakalmışım.
Benim için önemini biliyorsun.
Peki sen neredeydin?
Uyuya mı kaldın?
Sorun değil.
Alo? Benim, Summer.
Tamam dinle, kapatmam lazım.
-İşi bağlamışsın. -Selam dostum.
Pardon. Çılgın bir gündü.
Şu ipotekli evler tam kelepir.
-Kaçırmamakla akıllılık ediyorsun. -Herkes para kazanmanın derdinde.
Arka kapı açık.
Selam, mutfaktayım.
WHITCOMB'A GELMEN LAZIM
HER ŞEY YOLUNDA MI?
-Bir yerde dursak olur mu? -Kafana göre.
Merhaba, ben Summer…
Bir saniye sürer.
Sorun değil.
Ön kapı açık.
Merhaba!
Merhaba!
Summer?
Fransa'ya mı yerleşiyorsun?
Bana bakmayın. Restoranı Tommy seçti.
Fransız olan her şeye bayılır.
-Fransız sosları, Fransız… -Erkekleri.
Fransız erkekleri, Fransız öpücüğü…
-Bakın, kimler gelmiş. -Biricik yeğenim nasıl?
Selam.
-Assolist gibi geç geldi. -Parti geç başladı zaten.
Ne oldu?
Elimi kestim. Mutfak kazası.
-Tam şurası, altı dikiş. -Hadi oradan. Judy bıçakladı.
Bunu hak ettin.
-Şunlara bak. -Genç âşıklar.
-Bize sesleniyorlar. -Ne içiyorsunuz? Hadi.
-…iki hafta seyahat. -Beğendiğin bir şey var mı?
-Bunu okuyamıyorum ki. -Peki…
Ben escargot alayım…
Wally, Oklahama'nın kovboy dansı yaptığını biliyorum da
Fransızcası olduğunu bilmiyordum.
Judy, işte başlıyoruz. Malta, Hırvatistan.
-Evet. -En son Scarborough Kalesi.
-Ben spagetti alayım lütfen. -Hayır, ona ördek verin.
-Ördek alayım. -Aferin sana.
-Güya periliymiş. -Korkuyor musun?
-Hayır, heyecanlıyım. -Allen'ın suratına bakın.
Hiç sevmediği dört adama akşam yemeği ısmarlamak için
Deena'ya, çocuklarına, doğum günlerine, Noel'e, tatile harcadığından
fazlasını harcamak üzere…
-Bir şey atladım mı? -Yok, hepsini saydın.
-Müsaadenizle, açmam lazım. -Müsaadenizle mi?
Banka arıyor.
-Jesse James'i anlatsana. -Sen daha iyi anlatıyorsun.
Anlat onlara!
Vakti zamanında bir gün Jesse James ve çetesi bir tren soymuş.
Adam herkesi silah zoruyla rehin almış ve demiş ki "Pekâlâ,
paranızı verin, yoksa kadınları öldürür, erkeklere tecavüz ederiz."
Bir adam elleri havada "Affedersiniz" demiş. "Erkekleri öldürür,
kadınlara tecavüz ederiz mi demek istediniz?"
Sonra arka taraftaki gey bir adam da demiş ki
"Pardon da Bay James nasıl tren soyacağını biliyordur bence."
-İsteyen var mı? -Evet, isteriz.
Bize şu geziyi anlatın.
İki hafta sürecek.
Son durağımız da İngiltere, Scarborough'da bir kale.
Güya periliymiş. Üç gece orada kalacağız.
Bundan hoşlanmayacak.
Güya perili olduğunu bilmiyor.
Beklemede kal 7-2, Batı 21. Sokak, Numara 3.
Sır tutabilir misin?
Tabii.
Hastayım.
Nasıl yani?
MS hastasıyım.
Geçen hafta öğrendim.
Merak etme, senin yanında ölüp gitmem.
Aman tanrım.
Şu insanları karşıya alın.
Basın yok. Kimse basınla konuşmasın. Cleary, olay ne?
Ölü bir emlakçı var.
-Dava numarasını aldın mı? -Evet. 19H-012.
…bir de çatı üstündeki saçaklar.
Böyle evlerde girinti çıkıntı çoktur. Her yere bakıldı mı?
Arka tarafta merdiven falan var mı?
Bodruma bakıldı mı? Bodrumda ne var?
Arka bahçeye bakın. Orada barakalar falan var.
O tip yerleri çok iyi aramanızı istiyorum, tamam mı?
Katil bir şey unutmuş demek.
O kadar sert bıçaklanmış ki bıçak kalçasına saplanmış.
O benim.
Adın ne?
Joe.
Joe, o kapıdan içeri girince
12 kişilik bir jüri seni izliyor olacak. Anladın mı?
Evet efendim.
Park eden bir araba duydum. Ön kapıya giden bir adam gördüm.
-Bir dakika Brenda. Sen neredeydin? -Şuradaki evdeydim.
Dışarıda sigara içiyordum.
-Orada mı yaşıyorsun? -Hayır, o evde bakıcıyım.
Arabanın park ettiğini duydun.
Bu tarafa baktın.
Sonra ne oldu?
Bir adamın eve girdiğini gördüm.
-İşini yap be! -O adamı hiç gördün mü?
-Sakin olun. -Hayır.
-Sence kaç yaşındaydı? -Bilmiyorum.
-Tipi nasıldı? -Göremedim. Üstünde kapüşonlu vardı.
Ama şunu diyeceğim, bir tuhaf yürüyordu.
Nasıl yani?
Topallıyordu sanki.
Merhaba Will.
Tom. Scarborough Cinayet Masası.
Her şey kayda alınıyor.
Başlamadan önce şunu söylemek isterim ki olanlar için çok üzgünüm Will.
Summer'la ne zamandır birlikteydiniz?
Yaklaşık bir buçuk yıl.
İlişkinizi nasıl tarif edersin?
Normal.
İnişli çıkışlı.
Sanırım birçok ilişki gibi.
Onu en son ne zaman gördün?
Bu sabah gördüm.
Onda bir tuhaflık fark ettin mi?
Hayır.
Yani aslında dün gece
tartışmıştık.
Ne konuda?
Şu an bir önemi yok. Bir etkinliğim vardı.
O gelmedi.
Evde kiminle buluşacaktı, biliyor musun?
Bilmiyorum.
İsmini bilmiyorum. Bana…
Bana hiç söylemedi.
Onunla evlenecektim.
Anneme söylemiştim.
Tanıştığımız gün.
Dedim ki…
"Onunla evleneceğim."
Niye evlenmedin?
Kendisi teknik olarak hâlâ evli çünkü.
Kulağa tuhaf geliyor, biliyorum ama ayrılmışlardı.
Kocasının adı ne?
Sam Gifford.
Will, ileride yalan makinesine girmeye razı olur musun?
Evet.
Güzel.
Aç.
Kolunu kaldır.
Peki yalan makinesi?
Sana bol şans dilerim.
Adamı makineye bağlayıp ne diyeceğini görmek istiyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.