The first 200 lines.
İtfaiye aracı geliyor. Lütfen yolu açın.
MONSTER
Minato?
Yangın var.
Minato?
Gel bak.
Yangın var.
Düşme.
Bir insana domuz beyni nakledilirse o kişi insan mı yoksa domuz mu olur?
Ne diyorsun sen?
Bir araştırma varmış.
Bunu sana kim söyledi?
Öğretmenim Bay Hori.
Bu günlerde garip şeyler öğretiyorlar. Öyle insan olmaz.
Başladı!
Söndürün!
O kadar bağırmasana!
Söndürün!
Dur.
Bekle! Su şişeni unuttun!
Jimnastikte en alt sıradaki çocuklar düzeni belirler, dayan o yüzden.
Hadi bakalım.
Beyaz çizgiye basarsan cehenneme gidersin.
O ben çocukkendi!
Hâlâ çocuksun.
Pardon.
Evet, buyurun.
Buyurun! Ben hallederim.
Az önce yangın yerinden geçtim, tamamen kül olmuştu.
Ne yaparsın?
İtfaiye araçlarının sesi gece bire kadar susmadı.
Üçüncü katta konsomatris barı varmış, biliyor muydun?
Evet, kısa etekli bir kızı broşür dağıtırken görmüştüm.
Duyduğuma göre Bay Hori de oradaymış.
Konsomatris barına giden bir öğretmen…
Yalnızlık mı çekiyor acaba?
Böyle bir şeyin haberi çabuk yayılır.
Çok yorgunum.
Minato?
Banyoda mısın?
Kusura bakma, yemeği hemen hazırlayacağım.
Ne? Bu ne?
Ne yapıyorsun?
- Ne? - Çıplağım!
Ne? Neyin peşindesin sen?
Okul kurallarına aykırıymış.
Kurallara mı aykırıymış? Kıvırcık saçların mı?
Kamata mı dedi? Yine bir şey mi söyledi?
Ne demek oluyor bu?
- Merhaba. - Müdür, müşteri.
Ben geldim.
Hadi bakalım.
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar babacığım
Mutlu yıllar sana
Tamam.
Mumları üfle.
Pasta yine küçülmüş. Baban olsa iki ısırıkta yerdi.
O yiyemez ki, o öldü.
Seni duyuyor.
Ona hayatında olan bitenleri anlat.
Okuldan ve arkadaşlarından bahset.
Sesli bir biçimde.
Mezarında üzerine toprak attılar mı?
Önce yakılmıştı, o yüzden toprak yoktu.
Sence yeniden doğmuş mudur?
Doğduysa bizi görmeye gelmesini isterim.
Ya yeniden doğduğunda bok böceği olursa?
O daha asil bir şey olarak yeniden doğar.
Zürafa gibi mi?
- Sürekli yukarı bakmak zorunda kalırdım. - Bahçede buluşurdunuz.
At olmasını tercih ederim.
O atları severdi.
Ayrıca bizi gezdirebilirdi.
Ona hayatından bahset.
Eğer onunla konuşursam beni sen de duyarsın.
Tamam.
Ne oldu?
Doktora gidelim mi?
İyi misin?
Kalkıp hazırlanman lazım.
Tamam mı?
Bu bir deney.
Bilim için.
Beni bekle, acıktım!
Gaku onu en son ne zaman görmüş?
Bisiklete mi biniyordu? Nerede?
Ne?
Minato?
BURADAYIM
Canavar kim?
Canavar kim?
Minato?
- Canavar… - Minato!
Minato!
Özür dilerim.
Kulağın mı acıyor?
Ben…
babam gibi…
Baban senden çok daha kötüydü.
O bir ragbi oyuncusuydu.
Eve ağır bir kırıkla gelip bir şey yokmuş gibi davranırdı.
Ama ben babana söz verdim.
Sen evlenip kendi ailen olana kadar yanında olacağıma.
Her yerde görebileceğin sıradan bir aile olsa yeter.
Kendine ait bir ailen olana dek en büyük hazinenin ailen olduğunu…
Minato?
Minato!
Minato!
Mugino Minato!
Muayene odasına gelin.
Hadi.
Buyurun.
Buyurun lütfen.
İyileşeceksin.
Bir göz atacaklar sadece.
Dışarıda oğlunuzu bekleyin lütfen.
Arabayı geri alamaz mıyız?
Alamazsak karakolu birbirine katarım.
Merak etme.
Anne, sen…
röntgenlere baktın mı?
CT taramasına mı? Tabii ki.
Her şey normal görünüyordu.
Hay aksi, cehennemlik oldum.
Gerçekten iyisin.
Bir sorunun yok.
Ne oldu?
Ne oldu?
Okulda bir şeyler mi oldu?
Yavaş yemek yemenle dalga mı geçtiler?
Saçını neden kestin?
Ayakkabının tekini neden kaybettin?
Burana ne oldu? He?
Bu bir domuz beyni. Beynimi bir domuzunkiyle değiştirmişler.
Bu yüzden garibim!
Canavarım ben…
Bunu sana kim söyledi?
Kamata mı söyledi? Kamata söyledi, değil mi?
Bunu sana kim söyledi?
Minato, bunu sana kim söyledi!
Bunu kim söyledi?
Bay Hori.
- Güle güle. - Güle güle.
Müdür hanım…
Bunu evde de kullanıyorum.
Güle güle.
Üzgünüm.
Beşinci sınıf Mugino Minato'nun annesiyim.
Spor çantasını koridora atmışlar,
derse hazır olmadığı için öğle yemeği yemesine izin vermemişler.
Bana bunları kendisi anlattı.
Evet.
Kulağını öyle bir çekmişler ki kanamış.
"Bay Hori, yapmayın, acıyor!" demiş.
Bay Hori de ona, "Senin beynin domuz beyni,
canın acımadan anlamazsın." demiş.
Evet.
Kusura bakmayın geciktik.
Mugino Hanım, görüşmeyeli çok oldu. İkinci sınıf öğretmeniydim.
Kanzaki Bey, merhaba.
Şimdi ne yapıyorsunuz?
- Birinci sınıflara ders veriyorum. - Çok zor olsa gerek.
Tam bir savaş alanı.
Oturun lütfen.
Buyurun.
- Lütfen endişelerinizi paylaşın. - Az önce müdür hanıma açıkladım.
Müdür hanımın önemli bir işi var.
Ama bu öğrencisiyle alakalı bir durum, başka ne işi olabilir ki…
Müdür hanım kısa bir süre önce torununu bir kazada kaybetti.
Randevusu bununla alakalı ama ısrar ederseniz…
Hayır.
Üzgünüm, bilmiyordum.
Ne oldu?
İşte onu böyle kandırdık!
Belki de yalandır. Bu kadar kolay mı inanıyorsun?
Televizyonda olduğu için yalan olduğunu biliyorsun.
Cildim süper esnek!
Süper esnek!
İLKOKUL GİRİŞ TÖRENİ
Sizi beklettik.
Bizimle paylaştığınız endişelerinizle ilgili olarak,
Bay Hori sizden özür dilemek istiyor.
Ayağa kalk.
Bu vakada, Mugino'ya yönelik talimatım
böyle bir yanlış anlaşılmaya yol açtığı için
son derece üzgünüm.
Resmi olarak sizden özür dilerim.
Sonra?
- Gerçekten çok üzgünüz. - Böyle olmaz.
Böyle olmaz!
Durun lütfen.
Bakın…
Hepimiz otursak olmaz mı?
Oturun lütfen.
Benim oğlum
öğretmeninin ona ettiği acımasız sözlerle yaralandı.
Bu bir yanlış anlaşılma değil.
Biz kendisinin ettiği sözlerin doğru anlaşılmadığına inanıyoruz.
No comments yet. Be the first to leave one.