Afternoon

Afternoon (Nachmittag)

Download Turkish Subtitle

Release info

Nachmittag (2007)
A Commentary by mennoberg
MUBi

Tags

other
Published on: 2021-12-01
Downloads: 32
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Bir Angela Schanelec filmi

Çok ağır.

Annette, yüzük...

- İlaçlarını aldın mı? - Güven bana.

Her gün sorman bıktırıyor.

Hakkımda bilmek istediğin tek şey bu mu?

Sen uyurken seni uyandırmaya cesaret edemedim.

İçimden bir ses seni uyandırmanın çok kötü olacağını söyledi.

Ama alt tarafı uyuyordun.

Beni neden uyandırmak istedin?

Tamam, tamam. Artık istemiyorum.

Sorun ne o hâlde?

Gençsin ve tek arkadaşın benim.

- Sorun o değil. - Ne o zaman?

- Tıkanıp kaldın mı? - Yazımlarımda mı? Hayır.

Duramıyorum.

Durmaya korkuyorum.

Normal değil bu.

Buna katlanamıyorum.

Artık hiçbir şey hissetmiyorum.

Sen nasılsın?

Sen iyi değilsen ben de değilim.

- Ama bana ihtiyacın yok, değil mi? - İhtiyaç mı?

İnsanın neye ihtiyacı olur?

Cesaret ve sağduyu. Umut.

İnanç.

Neye inanıyorsun peki?

Belli bazı anlara.

Çoğunlukla beklenmedik olanlara.

Çok bir beklentiye girmediğin sürece işler daha kolay oluyor.

Çok şey mi bekliyorum?

- Evet, ama beklediğin şey ne? - Hiçbir şey beklemiyorum.

Bir şeyler vermeye çalışıyorum. Anlıyor musun?

Anlıyor musun beni?

- Mavi. - Selam, küçük kardeşim.

Selam.

Ben de oynayabilir miyim?

- O da oynayabilir mi? - Sonra.

Yine.

- Daha ne kadar kaldı bitirmenize? - Bilmiyoruz.

Mimmi beni ezip geçiyor.

Kilim nerede?

Temizlikçide mi?

Kırmızı.

Acıktım.

Mavi.

Mimmi odamı almış. Haberim yoktu.

Bana sormadan vermişler.

Arayıp sorabilirlerdi.

Ama Mimmi bir şey istedi miydi...

Misafir odasında kalıyorum.

Artık kendime ait bir odam yok.

Dün gece uyuyamadım.

Uyur gibi olduğumda da yine uyandım.

Saat 01:30'da yine uyandım.

Her yerim kaşınırken, bir sağa bir sola dönerken,

yorgunken ve ter içindeyken insan nasıl uyuyabilir ki...

Kalkıp Mimmi'nin odasına gittim.

Senin odanın lambası yanmıyordu.

Eski yatağımda yatmış olan Mimmi'nin yanına uzandım.

- Uyuyabildin mi? - Evet.

Ara sıra uyanıp durdum ama o kadar da kötü değildi.

Sonra kuşlar ötmeye başladı ve hava aydınlandı.

Sonra aceleyle diğer odaya geçtim.

Kulağa aptalca geliyor ama beni orada bulmalarını istemedim.

Her şey değişmiş.

Selam, anne.

Buradasın.

Ne alacağımı bilemedim.

Gelecek sefere yanımda bir şeyler getiririm.

Yoğurt var.

- Agnes nerede? - Dışarıda.

- Ne yapıyorsun? - Hiç.

Gidip bir duş alacağım.

- Yiyecek bir şey ister misin? - Şimdi değil.

Çiçeklere bak.

Görmüştüm. Benim için mi? Teşekkürler.

Gidip duş alacağım.

- Anne. - Buradayım.

- Tahmin et kim kazandı. - Alex.

Hayır. İki on dörtlüğüm vardı.

Öncesinde elimde hiçbir şey yoktu.

Kartları değiştirdik. Alex istedi.

Sonra Alex mavi bir dörtlüğü yere bıraktı.

Bende mavi sıfır vardı, sonra kartları değiştirdik.

Alex'de on dörtlü yoktu, bendeydi onlar.

Elimde beş kötü kart vardı, Alex onları alınca ben kazandım.

Anlıyor musun? Ne yapıyorsun?

Bisikletimi tamir edip seyahat acentesine gideceğim.

Hangi seyahat acentesi?

Yakası dökülüyor.

Atamam.

Alex'e birkaç tişört daha almam gerekecek sanırım.

İyi geçiniyor musunuz?

Ne demek istiyorsun?

Sen ve Alex diyorum, iyi geçiniyor musunuz?

Bir şey söylesene.

Öyle sanıyorum.

Bu da ne demekti şimdi?

Merak etme. İyi geçiniyoruz.

Ne demek istediğini tam anlamadım gerçi ama...

- Alex berbat görünüyor. - Öyle mi?

Evet, bir süre onu görmezsen sen de bunu fark ederdin.

- Bir şey söyle. - Adam bitkisel hayata girdi neredeyse.

Efendim?

Dinlemiyorsun.

- Doktor düzenli geliyor mu? - Evet. Baştan aşağı zayıflamış.

Daha da zayıflayacak, o yüzden ona karşı nazik olmalıyız.

Bazıları 80'inde elden ayaktan düşer, bazıları da 60'ında.

Bazıları da kim bilir ne zaman.

- Kilimler nerede? - Satıldı.

Ciddi olamazsın!

Temizliğe gönderdik.

- Hangisine? - Sattım onları.

Ama idare ediyoruz.

- Parayı ne yaptın peki? - Anne.

Onlar antika halılar.

- Odandaki halı duruyor hâlâ. - Parayı ne yaptın?

Bir şey yapmadım, anne. Ne yapacaksın parayı?

O tişörtü biraz nemlendir, yoksa saatlerce ütülemek zorunda kalırsın.

Normalde nemliyken ütülüyorum da, şimdi çok hızlı kuruyorlar.

Neden ütülüyorsun? Ben hiç ütülemedim.

Hayır, ütülemedin.

O halıları görmeye daha fazla katlanamadık.

Onları görmeye katlanamadık.

Karşılığında para falan almadık. Satılığa verdik sadece.

O zaman gidip ben alayım.

Tabii eğer nerede olduklarını söylersem.

- Alex uyuyor mu? - Evet, muhtemelen.

- Ne kadar uyuyor? - 16:30'a kadar uyur.

- Bunu yiyecek misin? - Hayır.

- Agnes, baban seni arıyor. - Ne istiyor?

- Biraz kiraz alabilir miyim? - Elbette.

- Yıkaman gerek onları. - Bahçeden topladık ama.

- Sıkıldım. Yüzelim mi biraz? - Sonra.

Babam ne istiyormuş?

Sen git, ben bitiririm.

Çöpü çıkaracağım.

Araba niye çalışmıyor?

Ne için lazım araba?

Bir randevum var.

- Şehirde mi? - Evet, şehirde.

- Senin arabana ne oldu? - Neden bir taksiye atlamıyorsun?

Taksi mi?

Taksiler çok pahalı. Bir de geri dönüşü var bunun.

- Ya da metroya bin. - İptal de edebilirim.

Hadi ama, ver şu arabayı, söz dikkatli süreceğim.

Çok dikkatli ol.

Ben içeri geçiyorum.

Niye?

Anneme arabayı veriyorsun, bana vermiyorsun.

Ona da vermek istemedim.

- Yeni bir sevgilisi var. - Biliyorum.

Üstüne bir de arabası oldu.

Sana verseydim o arabayı bir daha göremezdim.

Eski bir tişört muamelesi yapıyorsun arabaya.

- Öldüğümde alırsın. - Öldüğünde mi? - Evet.

- Neler oluyor burada? - Hiç, anahtarı arıyorum sadece.

Evet, ama kendisi burada değil.

Evet, ama size yardımcı olamam. Ajansıyla iletişime geçin.

Üzgünüm, yardımcı olamayacağım.

Alex?

Neden herkes uykuda?

Sen de uyuma.

Ne yapıyorsun?

Hataları düzeltiyorum. Ama çok yok.

O kadar çok okudum ki, muhtemelen hiç hata kalmadı.

Yollamalısın.

Neden yollamıyorsun?

Okuyor musun?

Evet, okuyorum.

- Ne zaman yazdın bunu? - Ne zaman mı?

Yeni yazdım.

"Biz siperlerden denize bakarken çalılar bacaklarımızı çiziktirdi."

Sonu bu mu?

Sana gölge yapıyorum.

Biraz gölge yapayım sana.

İstemiyor musun?

Evet, istiyorum.

Bu şapka dökülüyor.

Dört buçuk.

Bu uzun ikindilerde ne yapıyorsun?

Yazıyorum.

Bazen Alex ile satranç oynuyorum.

Geçenlerde belgelerini ve hesaplarını gördüm.

Daha doğrusu onlardan geriye kalanları.

Bazen uyuyorum.

Ve seni düşünüyorum.

Neler yaptığını, neler giydiğini düşünüyorum.

Kimlerle konuştuğunu.

Eminim sen beni düşünmüyorsundur.

Seni kaybettiğime eminim.

Birini, bir insanı kaybetmek çok tuhaf bir his.

Bilmiyordum.

Neyi?

Beni kaybettiğini.

Farkına varmadın.

Biliyor musun, bu çok korkunç...

Ne?

Senin bu öz güvenin.

Afternoon subtitles in other languages

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left