Ricky Gervais: Armageddon

Ricky Gervais: Armageddon

Download Turkish Subtitle

Release info

Ricky Gervais Armageddon 2023 720p NF WEBRip DDP5 1 Atmos x264-EDITH
A Commentary by hadilan

Tags

webrip
web
x264
720p
720
BRip
1080
Web-DL
web-dl
WEB-DL
Published on: 2023-12-25
Downloads: 36
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Merhaba.

Teşekkürler.

Çok teşekkürler.

Sağ olun. Teşekkürler. Hayır. Tamam artık ama.

Teşekkürler. Durumu biliyorsunuz.

Çenenizi kapayın.

Teşekkürler. Yeni gösterime hoş geldiniz.

O kadar yeni ki hâlâ gelişme aşamasında.

Bu gece daha önce yapmadığım kısımlar var hatta.

Doğaçlama kısımları daha önce düşünmedim bile.

Bazı korkunç düşüncelerim de var.

Elinde değil. Düşüncelerini seçemiyorsun.

Öylece çıkıyor. Geçmiş olsun.

Aklına bir düşünce geliyor ve "Ben bir düşünceyim" diyor.

Sen de "Ha siktir. Bunu düşündüm" diyorsun.

Bazen de o düşünce sana "Hadi, söyle şunu" diyor.

Ben de söylüyorum ve...

Netflix.

Son gösterim SuperNature geçen sene Netflix'e düştü.

Çok tepki çekti, değil mi?

Büyük tepki çekti. İnsanlar "Bunu söyleyemezsin" dediler.

Söyleyebilirsin. Söylersin.

Söyledim de.

Gösterinin yılın en çok izlenen stand-up'ı olmasını sağlayan şu kaçınılmaz tepki.

Artık dersimi aldım.

Hayır, gerçekten dersimi aldım ve bu yüzden artık duyarlı biri olacağım.

Zamanı gelmişti. Kusura bakmayın. Artık duyarlıyım.

İlk yapmam gereken de Twitter biyografimi değiştirmek.

Çünkü şu anda, yaptığım gösterilerin listesi gibi.

Ama artık duyarlı olduğum için "anti-faşist" kelimesini kullanmalıyım.

Faşist olmadığımı bilsinler diye.

Çünkü bu şu anda büyük bir sorun yani.

İnsanlar gelip "Rick, gazetecileri hapse mi atıyorsun?" diyor.

"Hayır" diyorum. "İlginç" diyorlar.

"Yahudilere gaz mı veriyorsun?" "Hayır" diyorum.

"Biyografine yaz o zaman, aptal herif."

Evet, faşist değilim yani.

Faşist olmadığını söylemek tuhaf bir şey. Öyle varsayıyoruz zaten.

Sokakta birinin yanına gidip bunu yapmazsın.

"Bu arada, ben faşist değilim ha."

Gereksiz itiraz ediyorlar.

Bir okula gidip "Ben pedofil değilim" demek gibi.

"Hiç söylemedim farz edin. Çocuklar yanımda rahatça dolaşabilir.

İsterlerse çıplak bile gezebilirler. Pedofil değilim yani."

"Faşist" kelimesi de değişti tabii.

Eskiden faşist kelimesi,

militarizm ve şiddetle bireysel hakları baskılayan

aşırı sağcı otoriter bir rejimin üyesi anlamına geliyordu.

Şimdi ise "Joe Rogan tweet'ini beğenmek" anlamına bile gelebiliyor.

Yani kelimeler değişiyor, değil mi?

Artık duyarlı biri olmamın bir sebebi de bu.

Kelimeler değişiyor, ben de geri kalmak istemiyorum.

70'lerdeki büyükbabam gibi olmak istemiyorum.

O da "siyahi" aşağı, "lubunya" yukarı takılırdı.

Gerçi "lubunya" kelimesi şimdilerde yine kabul görüyor, yani...

Yeterince beklerseniz dönüp dolaşıp aynı yere geliyor.

Biraz sabırlı olun yeter.

"Lubunya" yı kullanabilirsiniz.

Doğrudan kullanamazsınız tabii, sadece dolaylı olarak.

Birine "Sen lubunyasın" diyemezsin

ama "Darren'ı duydun mu? O artık lubunya" diyebilirsin.

Darren kesin yumuşaksa tabii.

Darren'a öyle kafana göre bok atamazsın.

Anladınız mı?

Bu ülkede, eşcinsel olmayan birine eşcinsel dediğin için dava açılabilir.

Homofobik bir yasa.

Tam tersi bir dava açılamaz çünkü.

Eşcinsel birine, eşcinsel değil dediğin için dava açılamaz.

Bu biraz adaletsiz değil mi ya?

Mesela İngiltere'nin en büyük geyine gidip

"Pekâlâ Elton" desem?

Buna bayılırdı. Hastası olurdu.

Madem derdin bu, madem en üstte olmak istiyorsun.

Değil mi?

"Pekâlâ Elton" derim. "Evet" der.

Ben de "Ha, ha, ha, ha, ha" derim.

"Ha, ha. Sen gey değilsin."

"Tabii ki öyleyim! Seni dava edeceğim!" der.

"Edemezsin" derim. "Edemezsin."

"Ama ben eşcinselim" der. "Hiç sanmıyorum" derim.

"Bana inanmıyorsan eve gel de yaptıklarımı gör" der.

Tabii "lubunya" kelimesi de değişti.

Eskiden "lubunya" kelimesi,

kendisiyle aynı cinsiyetten hoşlanan biri anlamına geliyordu.

Gey bir adam.

Şimdi "lubunya" kelimesi,

ilgi isteyen heteroseksüel adam anlamına gelebiliyor.

"Ben artık lubunyayım." "Öyle misin?"

"Evet, hem de tam lubunyayım ya. Olmaz mıyım?"

"Öyle misin?" "Evet."

"Peki ya kız arkadaşın?" "Evet, o da lubunya. Biz...

Biz iki lubunya öyle takılıyoruz."

"Al, bir sakso çek." "Olmaz.

Hayır, pek sanmıyorum. Ben o tarz bir lubunya değilim."

"Ne tarz bir lubunyasın ki?" "Saçımı maviye boyadım."

"Büyükannem de boyamıştı ama sike bayılırdı,

ne diyorsun sen?"

Buna dair bir kanıtım yok.

O konuşmayı hiç yapmadık.

Kelimeler değişiyor diyorum yani.

"Özürlü" kelimesi mesela.

Eskiden kibar bir kelimeydi,

sakatlar için falan hep böyle deniyordu, değil mi?

Ama sonra "Engelli olmak istiyoruz" dediler.

Engelli olmak istemediler tabii. Sadece şey dediler...

"Engelli olarak anılmak istiyoruz" dediler.

"Artık 'özürlü' lafını sevmiyoruz. Kullanmayın. 'Engelli' deyin."

"İyi, tamam" dedik. Harika.

Kuralları söyle yeter. Kurallara çok bağlıyımdır.

Ben plajdayken bir kadın koşarak gelip

"Yardım edin! Özürlü çocuğum boğuluyor!" dese

"Pardon, neyin canım? Ne?" derim.

"Özürlü çocuğum boğuluyor, yüzme bilmiyor."

"Dur bakalım. 'Engelli' çocuğun mu boğuluyor demek istedin?"

"Evet" derdi. Ben de "Hadi gidip..." Öldü bile.

Öldü.

Duyar kasarak çok zaman harcadım, değil mi?

Artık duyarlıyım, kanıtlayabilirim.

Alın bakalım. Kaçak göçmenlere bayılıyorum.

Evet, beni dava edin isterseniz.

Bazen Dover'a gidiyorum mesela. Şöyle bir ufku tarıyorum. Şöyle...

İçinde 60 kişi olan bir tekne görüyorum.

"Buraya gelin" diyorum. Böyle.

Onları kıyıya çekiyorum. "Önce kadın ve çocuklar" diyorum.

"Kadın ve çocuk yok ki" diyorlar. "Sadece siz mi beyler? Gelin beyler."

Eğer oraya gittiğimde hiç tekne yoksa moralim çok bozuluyor. Canım hiç...

Şehirde dolanıyorum, trafik ışıklarında falan takılıyorum

ve büyük bir kamyon gelmesini bekliyorum.

Onun altına bakıyorum, oraya tutunmuş bir genç oluyor.

"Nereye?" diyorum. "Gary Lineker'ın evine" diyor.

"Şu tarafta" diyorum.

Evet.

Sikmişim sınırları. Sınırlara ihtiyaç yok, değil mi?

Vikingler gibi olalım. Onlar sınırları umursamıyordu.

İçimde biraz Viking kanı var.

Hepimizde var aslında, o tecavüzler yüzünden.

Tecavüz ve yağma diyorlar ama bence esas dertleri tecavüzdü.

Yağma kısmını karıları için eklediler bence.

Şöyle, "Hanım, biz İngiltere'ye gidiyoruz."

"Niye ki?" "Biraz yağma yapacağız da."

"Sadece yağma mı?" "Sadece yağma tabii yavrum."

"Peki. Neden tecavüz şapkanı taktın?"

Bu gösterinin adı Armageddon.

İnsanlığın sonunun nasıl geleceğini düşünerek koydum,

epey bir fazla olasılık var çünkü.

Felaketin eşiğindeyiz.

Birçok nedenden dolayı olabilir.

Küresel ısınma, pandeminin yükselişi,

nükleer savaş ya da kendi aptallığımız yüzünden.

Çünkü tür olarak gittikçe aptallaşıyoruz. Buna şüphe yok.

Artık Taylor Swift üniversitelerde ders olarak okutuluyor.

Akademik olarak daha ne kadar alçalabilirsin ki ya?

Londra'da, Çiçek Aranjmanı Okulu diye bir okul var.

Geçerken gördüm. İnanamadım. "Çiçek Okulu."

İçeri baktım, ders gören insanlar vardı.

Çiçek aranjmanı!

Annem her gün bahçeden çiçek toplar, keser, evdeki vazolara koyardı.

Hiç kimse de gelip "Bunları hangi vasıfsız yaptı?" demedi.

Dünya berbat bir hâlde ve bu benim suçum, benim neslimin suçu.

Ve bir önceki neslin, Boomer'ların.

Ormanları yok etmeleri, fosil yakıtları,

ozon tabakasını mahvedip sıcaklığı birkaç derece artırmaları.

Yani parazitler, bakteriler, hayvan kaynaklı salgınlar falan

giderek daha da kötüleşecek.

Şu an 20 yaşındaysanız orta yaşınız benden çok farklı olacak.

Ben tarihin en iyi 60 yılını yaşadım.

Ama şu an 20 yaşındaysanız, 40 sene sonra,

evinizde ağzınızda bir maskeyle oturup

ağlayacaksınız.

Şu an esprilere ağladığınız gibi.

Bunu görecek kadar yaşamam

ama bunun kesinlikle gerçekleşmesi için tüm servetimi özel jetlere harcayacağım.

Yürü be Ricky!

Gelecek nesillerin kıskanacağı ilk nesil biz olacağız.

Her şeyimiz vardı ve hepsini tüketiyoruz.

Tüm tatlı suyu tüketiyoruz. Tüm fosil yakıtları tüketiyoruz.

Genelde tarihe bakıp üzülürsünüz.

"Ah canım! Böyle nasıl yaşamışlar? Nasıl idare edebilmişler?

Evlerinde tuvaletleri yokmuş."

Evimde tam dokuz tuvalet var.

Bazen eğlencesine sırayla sifonlarına basıyorum.

40 sene sonra Greta Thunberg bokunu mecburen camdan atsın diye.

28 radyatörüm var. Her zaman hepsini sonuna kadar açıyorum.

Klimayı da sonuna kadar köklüyorum

ve içerisi 20 derece civarında sabitleniyor.

Güzel oluyor. Kedim böyle seviyor.

20 derece civarını seviyor. Kedimi hep şımartırım.

Kedi beslemeyi seviyorum.

Kediler harika ama onları dışarı salınca eve en iğrenç şeylerle dönüyorlar.

Benimki geçen hafta eve bir uçuk kapmış Liverpool köylüsüyle döndü.

Tam ölmemişti üstelik, bacaklarından tutup kafasını masaya çarpmak zorunda kaldım.

Boş versenize.

İnsanlık şu an yok olsaydı Dünya birkaç yüzyıla cennete dönerdi.

Arılar giderse çöle döneriz.

Bizse o kadar önemli değiliz.

Biz narsist bir maymun türüyüz sadece.

Sosyal medyada bazıları maymunuz deyince sinirleniyor.

Dindar tipler işte, Amerikalılar falan.

Herifin biri bana "Kendi adına konuş. Ben maymun değilim" dedi.

"Öylesin. Hepimiz maymunuz" dedim.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left