The Lady and the Duke (L'Anglaise et le duc)

The Lady and the Duke (L'Anglaise et le duc)

L'Anglaise et le Duc

Download Turkish Subtitle

Release info

Leydi ve Dük (2001)
A Commentary by mennoberg
MUBi

Tags

other
Published on: 2021-11-27
Downloads: 39
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

LEYDİ VE DÜK

Grace Elliott’ın “Devrim Sırasında Hayatım” eserinden uyarlanmıştır.

Devrim sırasında,

Champ-Elysées’nin kuzeyindeki yeni bir yol olan

Miromesnil Sokağı’nın ucunda,

Grace Elliott’ın konağı bulunuyordu.

”Büyük Leydi” olarak tanınan Elliott,

1760 yılında köklü bir İskoç ailesinde dünyaya geldi.

Fransa’da eğitimini tamamladıktan sonra,

Sir John Elliott’la evlendi. Sonra da onu terk edip

Galler Prensi’nin metresi oldu.

Yani müstakbel IV. George’un.

Ondan bir kızı oldu.

Sonrasında Orléans Dükü Prens Philippe’in dikkatini çekince

Dük onu 1786’da Fransa’ya getirdi.

İlişkileri bitse de aralarındaki derin arkadaşlık bağını korudular.

Dük’ün Paris’te iki evi vardı.

Biri Palais-Royal’de

Diğeri de bugün Monceau Parkı’nın bulunduğu…

ve Miromesnil Sokağı’na yakın bölgede.

Güzel çiçeklerim var!

Taze su!

Kim içmek ister?

Dük, İngiltere’den dönüşünde beni ziyaret etti.

Federasyon Günü arifesiydi. Bastille düşeli bir yıl olmuştu.

Düşmanlarımızın kafaları karışacak

ve biz çok şükür diyerek şarkı söyleyeceğiz!

Her şey yoluna girecek...

Söz verdik birbirimize sadık olacağımıza.

Tüm evrenin haberi olacak

Kalplerimizin ettiği bu şanlı yeminden.

Çok yaşa Orléans!

Milletimiz çok yaşa!

"Bay Tilki kokudan etkilenince ona seslendi.”

"Bayım... Bayım..."

"Günaydın Bay Karga."

"Günaydın Bay Karga Ne kadar da hoş görünüyorsunuz!"

"Ne kadar da güzelsiniz. Ne kadar da hoş görünüyorsunuz!"

Girin.

Orléans Dükü geldi.

İçeri gelsin.

Prens!

Bu ne hoş sürpriz!

Geldiğinizi duymuştum ama…

bu kadar erken geleceğinizi düşünmemiştim.

Oysa yolculuğunuz bana bir asır sürmüş gibi geldi.

Sizin adınıza İngiltere’den mektuplar getirdim.

Prens’i selamla lütfen.

Adın ne senin?

Julie.

Gidebilirsin Julie. Dersimiz bitti. Hadi oynamaya git.

Kusuruna bakmayın. Görgü kurallarını pek bilmiyor.

Daha hazırlanmam bitmedi ama kalabilirsiniz.

Oturun.

Birkaç aydır…

bu küçük kızla ilgileniyorum.

Annesi kocasını kaybetti.

ve diğer dört çocuğuyla büyük sıkıntılar çekiyor.

Zor durumdaki insanlara kendinizi adamanız beni şaşırtmaya devam ediyor, sevgili dostum.

Hristiyan hayırseverliğin

ve devrimci kardeşliğin birleşiminden de fazla bu.

Hiçbir övgüyü hak etmiyorum.

O çocuk hayatımın ışığı.

Kendi kızımın yokluğunda…

tek teselli kaynağım.

Onu gördünüz mü?

Evet. Çok güzelleşmiş.

Sizi istiyor.

Londra’daki herkes sizi bekliyor.

Oradaki yaşamın tatlılığı…

insanı birkaç yıl geriye götürüyor.

Neden daha uzun süre kalmadınız sevgili dostum?

Ne yazık ki bazı söylentileri defetmek için geri döndüm!

Geri dönmeye cesaret edemeyeceğim söyleniyormuş.

Yarın sabah Federasyon Günü kutlamalarında

kortejde benim de yürüdüğümü görünce çok şaşıracaklar.

Söylentileri ortadan kaldırmanın en iyi yolu bu.

Beni korkak bir göçmenle bir tutamazlar.

Korkaklık söz konusu olduğu doğru.

Onların endişelerinin haklı olduğunu da kabul edin.

Ama siz korkusuz dostum burada kaldınız.

Ben bir yabancıyım.

Ama son iki gündür, kutlamalara katılmaya gelen…

konuklarımı ağırlıyorum.

Bildiğiniz gibi eğer yeni fikirler ölçülü bir şekilde uygulanırsa

meşru otorite benim tam desteğimi alır.

Bu durumda ise meşru olduğunu söylediğiniz otorite, yani Louis...

onları asla uygulamıyor.

Özgürlüğün tüm dostlarından nefret ediyor.

Başta ben olmak üzere.

Nereden biliyorsunuz?

Bana hakaret edip duruyor.

Hatırlayın. Bastille’in düşüşünden sonra

Versailles’a gittim ve…

onun emirlerini beklediğimi söyledim.

Bana kaba bir şekilde cevap verdi.

"Size söyleyecek hiçbir şeyim yok."

Haklıydı!

Aşçıma ya da arabacıma kıyasla

kendimi ona hep daha yabancı hissetmişimdir.

O sizin kuzeniniz.

Benim ailem millettir.

Fransız olmam Bourbon olmamdan önce gelir.

Tüm saray maiyeti düşmanla işbirliği yapıyor.

Bir Jakoben gibi konuşuyorsunuz.

Evet…

ve oğlum Chartres Dükü’nün aralarına katılma isteğini tüm kalbimle destekliyorum.

Bir Orléans’ın orada işi olduğunu düşünmüyorum.

Vatanseverler neredeyse biz de oradayızdır.

Sahte dostlarınızım sizi getirdiği noktaya bir bakın!

Biron Dükü’nü ayrı tutuyorum.

Onu akşam yemeğinde bize katılmaya davet ettim.

Çok memnun oldum.

Onun tek eksiği fazla zayıf olması.

En azından o size sadık.

Ama…

Talleyrand’lar...

Mirabeau’lar...

Bu dönekler sizi terk edip canavarların merhametine bıraktı.

O sırada Merlin de Douai ve aşağılık destekçiniz Laclos

bütün hataları partinize yükledi.

Laclos az bulunur bir zekâya…

ve çok derin bir anlayışa sahip.

Şu rezil kitabın yazarı…

O kitabı pek önemsemediğimi söylemeliyim.

O kadar sıkıcıydı ki…

okurken uyuyakaldım.

Fazla okumadığım bir gerçek.

Bu konularda hüküm veremem.

Grace...

Sizinle bir araya geldiğim için o kadar mutluyum ki.

Varlığınız benim için çok değerli ama

ağzınızdan benimle ilgili sadece acı gerçekler duyuyorum.

Ama doğru değiller.

Yanlış yoldasınız…

ama…

içten olduğunuza inanıyorum.

Kral taraftarları kafanızı karıştırmış.

Baldırı çıplaklar sizin kafanızı daha çok karıştırmış.

Kaybeden siz olacaksınız.

Grace, beni dinleyin.

Yurdunuza geri dönün.

Bu sağduyulu tavsiyemi dinleyin.

Asıl devrimcileriniz yüzünden siz kaybedeceksiniz.

Sizi kaybedince, Kral’ı da kaybedecekler.

Çünkü siz onu kurtarabilirsiniz.

Louis’yi kurtarmak mı? O egemen halkın idaresine

karşı çıkıp kendi mezarını kazarken mi?

Şu sözlerinize bir bakın!

Benim tanıdığım tek egemen güç...

Kral’dır. Başkası değil.

Sadece krallardan ve prenslerden hoşlanan gururlu bir İskoç’sunuz.

Sonradan geldiğim ülke söz konusu olsa da Kralımı seviyorum.

Louis’den neredeyse hiç hoşlanmıyorum.

Kraliçemi seviyorum.

Ondan nefret ediyorum.

Sizi onun etkisinden kurtarmayı bir türlü başaramadım.

O, oldukça nazik bir insan.

Yanımda sizinle ilgili…

en ufak bir kötü söz söylemedi.

Ve sizinle dostluğumuz...

onun bana tüm kalbiyle güvenmesine engel olmuyor.

Bu yüzden sizi bir görev için Belçika’ya gönderdi.

- Biliyorsunuz! - Casuslarım var.

Endişelenmeyin. Aramızda kalacak.

Biliyorum. Ama inanın bana…

Paris’teki birçok insan sussa iyi eder!

Yaşadığımız dünya…

iftiracılarla dolu.

Ben onlara inanmıyorum.

Kraliçe ya da sizin hakkınızda

söylenenlere inanmıyorum. Size de iftira atıyorlar.

Sizin Ekim ayındaki olayları kışkırttığınıza...

Fransız muhafızlara rüşvet verdiğinize inanmıyorum.

Saçmalık!

Tüm bu yalanlar La Fayette ve grubunun başının altından çıkıyor.

O sırada Kraliçe... Hayır, kapatalım bu konuyu.

Ona verdiğiniz değeri hak etmeyen bu monarşiye yakın hissetmenizi anlıyorum.

Devrim hakkındaki fikirleri yüzünden de kimseyi suçlamıyorum.

Onların da benimkilere saygı duymalarını istiyorum…

ama ne yazık ki onlar benim kadar anlayışlı değiller.

Grace,

size yalvarıyorum, ülkenize geri dönün.

Hâlâ vaktiniz var.

Olayların hız kazanmasından korkuyorum.

Sizi seviyorum ve zarar görmenizi istemiyorum.

Yokluğunuz bana çok zor gelecek ama gidin!

Kraliçe’yi arada sırada da olsa...

görebildiğim sürece görevimin burada kalmak olduğunu düşünüyorum.

10 Ağustos günü

Nanon!

Avusturyalı kadına ölüm!

Yüce Tanrım. Geçen ay Kral’ı kırmızı başlık takmaya...

zorladıkları zamanki gibi yine başladılar.

Herkes Tuileries Sarayı’nda! Faubourg Saint-Marcel ve Saint-Antoine halkı…

ve taşradan gelen temsilciler!

Her şey yoluna girecek! Aristokratları ipe çekin!

Bir saat içinde Kral’ın işi tamam.

Bay ve Bayan Pasta Yesinler gidici!

Sus bakayım!

The Lady and the Duke (L'Anglaise et le duc) subtitles in other languages

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left