Mank

Mank

Download Turkish Subtitle

Release info

MANK 2020 WEBRip Netflix
MANK 2020 WEB-DL Netflix
A Commentary by ChristopherCavco
Turkish

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
webrip
BRip
Published on: 2022-01-15
Downloads: 12
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

1940'ta, 24 yaşındaki Orson Welles

müthiş hikâye anlatma yetisine yaraşır bir sözleşmeyle

zor durumdaki RKO tarafından Hollywood'a çekildi.

Yaratıcılıkta mutlak bağımsızlık verildiği gibi,

hiçbir denetimden geçmeyecek, dilediği konuda dilediği filmi çekebilecek

ve dilediği kişiyle çalışabilecekti.

NETFLIX INTERNATIONAL PICTURES SUNAR

KUZEY VERDE ÇİFTLİĞİ

DIŞ ÇEKİM. VICTORVILLE - MİSAFİR ÇİFTLİĞİ GÜNDÜZ - 1940

Ben hallederim, sorun yok.

Buyurun.

Hapsolmuş gibi hissetmemen için sana burayı hazırlattım.

İki yatak odasını da hanımların kullanması mahallede dedikodulara yol açacaktır.

Ben kasabadaki pastoral spada kalacağım.

İnanır mısın, adı da Tüfek Omza.

Redaksiyonları oradan yapacağım.

Fräulein Freda sadece hemşire ve fizyoterapist değil,

memleketinde beslenmeye dair tahsil gördü.

-Değil mi sevgili Fräulein? -Evet, Herr Houseman.

Bu evde alkol yasak.

Çiftliğin sahibi içkiye müsaade etmiyor.

Gerçi sen Pensilvanyalısın, alışkınsındır elbette.

Tam zamanında geldin.

Şuraya koy lütfen.

Dikkatli ol.

Dikkat et. Teşekkürler.

Bak şimdi.

Bunlara erişmeye çalışacağın kesin.

İlk taslağını 90 gün içinde bitirdiğinde

bayağı bir form tutmuş olacaksın.

Rita, gelir misin lütfen?

Bayan Alexander'la tanıştırayım.

Dakikada 100 kelime yazdığı gibi yazdıracaklarını da sezer.

Rita Alexander, Herman Mankiewicz.

Nasılsınız Bay Mankiewicz?

Okkalı bir soru oldu bu.

Sen akşamları çalışıyorsun, Rita da Londra saatine göre.

Kocası Hava Kuvvetleri mücahitlerimizden.

-Spitfire pilotu muydu Rita? -Hurricane.

-Başınız sağ olsun. -Efendim?

Messerschmitt Bf 109'un hızı, yükselişi ve dönüş yarıçapı düşünülürse…

Baş sağlığına gerek olmayacaktır Bay Mankiewicz.

Duamızı ediyor, savaşımızı da veriyoruz.

Orson'la her hafta görüşüp ilerlememizi aktaracağım.

Muazzam şeyler bekliyoruz.

Ne demişti şu yazar? "Bildiğiniz hikâyeyi anlatın."

O yazarı tanımıyorum.

Alo?

Evet. Evet, kendisi burada.

Her şeyin mevcut olmalı. Unuttuğum varsa panoya yaz.

-Efendim? Alo? -Çağırıyorlar.

Dâhi çocuğumuzun dramatik anları yakalama hüneri var.

Orson, merhaba. Biz de yeni geldik.

-Merhaba. -Mank!

Houseman diyor ki istediğimiz kıvama gelmişsin.

Ne bahtlıyım.

-Bacağın nasıl? -"Uyluk kemiği kalça kemiğime bağlı."

Şahane. Büyük beyaz balinayı avlamaya hazır mısın?

Kaptan Ahab'den farksızım. Anladığım kadarıyla 90 günümüz varmış.

60 diyelim biz.

Bir ayı kesip attı.

Mercury'deki işini beş günde yapardım. Bu çok yavaş kaldı.

-60 gün sonra laklak ederiz. -Güzel bir laklak gibisi yoktur.

30 günü kesme sebebin RKO'nun görüşüne sunmak istemen mi?

Söyledim sanıyordum Mank. Filmin nihai işlerinden ben mesulüm.

Stüdyodan not gelmeyecek. Ancak kendimizi suçlayabileceğiz.

-60 gün ve bir laklak. -Hazırız Bay Welles.

Kapatıyorum. Karanlığın Yüreği üzerine denemedeyim.

Bak sen, Joe Conrad'cık demek.

Soranlara uyarlama yapıyorum dersin.

Buranın kanalizasyon sistemini bilmezsin azizim.

Hollywood ve Vine'da osursan

Santa Monica'da, ana boru patladı diye duyururlar.

Hayır, oraları henüz bilmiyorum.

Kalbim seninle Mank. Ayrıca hani daktilo sesleri duyamıyorum.

Not olmayacakmış.

24 yaşına giriyor daha.

Yandık.

İÇ ÇEKİM. MANKIEWICZ'İN EVİ AKŞAM - HAFTALAR ÖNCE

Üstünü çıkarayım.

Tam da mükemmel bir denge kurduğum anda kovdular beni.

Piyasadaki yapımcıların yarısıyla çalışmıyorum,

diğer yarısı da benimle çalışmıyor.

Bu ne? Yarış bülteni mi?

Okumayı bırakınca öğrenmeyi de bırakırsın.

Kıpırdama.

Uzan bakayım.

Sigara lütfen.

Hermie, şu an yanında kibrit yakılsa alev alırsın.

Köpeğin ismi bile rezalet.

Japon uşaklarınkine benziyor.

Şuraya yazıyorum bak Sara.

Oz Büyücüsü o stüdyoyu batıracak.

Uyu. Yarın New York'a gideceksin.

Doğudan trenle döndüğün zamanları anımsıyor musun?

Albuquerque'de gizlice trene binip kompartımanına çıplak hâlde girerdim.

Berlin'deki balayımı nasıl geçirdiğimi de anımsıyorum.

Tüm gece fahişelerin koşturma sesiyle çünkü cakalı eşim iyi bir otel tutamadı.

-Ne günlerdi. -Evet. Geceleri de fena değildi.

-Schnutz? -Son sözün olsun. Ne?

-Hangi yıldayız? -Herman…

Şimdiye kadar bir şey başarmam gerekirdi.

-Hermie… -Bana bir işaret ver Tanrım.

Ben de Musa gibi bir kulunum, gerçi onun kadar makul fiyata çalışmam.

Hadi uyu artık, meshuggener.

-Schnutz? -Ne?

Bana neden katlanıyorsun?

Bilmiyorum.

Ön bahçedeki çalılar

bu akşam tutuşursa bana haber verir misin?

Her türlü şeyi bilirsin sen.

Beşli ölçüdür, büyük şairlerin sözleridir.

İmzalama şekline ne diyorsun? "Daima, Ethel."

Ötesi olabilir mi? Yalnızca Ethel değil. "Daima, Ethel."

Tommy, akşam çökmeden medeniyete varabilirsek

bu düldülden inip soğuk bir martini içmek istiyorum.

Onu kastetmeseydi "daima" kelimesini yazmazdı.

Yalnızca "Ethel" yazardı, "daima" değil.

-Öyle değil mi? -Yola bak Tommy.

Dur buldum.

Kendin oku da ne demek istediğimi gör.

Beni seviyor, sence de öyle değil mi?

Mank?

Ben Orson Welles.

-Tabii ya. -Konuşmamızın vakti geldi bence.

Pür dikkat dinliyorum.

Bir zamanlar tepedeki bir şatoyken,

şimdi hatırasının küllerinden ibaret.

Tamamlanmayan, şimdiden çürümeye başlamış zevküsefa sarayında yapayalnız,

herkesten uzak duran, az ziyaret edilen, hiç fotoğrafı çekilmeyen,

havuzunun başında yalnız başına oturan,

piposu elinde, ropdöşambırlı yaşlı bir adam görürüz.

Atılmış sayfalar ayağının dibine saçılmış.

Anlatıcı konuşur:

"Bir basın imparatoru

çöküşteki imparatorluğunu yönetmeye devam ederken,

uzun zaman evvel onu dinlemeyi bırakmış bir ulusun kaderine de

bir zamanlar yaptığı gibi beyhude yere hükmetmeye çalışıyordu."

Yok. "Ona güven beslemeyi bırakmış."

Ağaçların arasından bir yaverin güzelce biçilmiş çimenlikte

tekerlekli sandalyesindeki yaşlı bir adamı ittiğini görürüz.

Anlatıcı konuşur:

"Ve geçen ay,

tüm insanoğlunun başına geleceği gibi, ölüm…"

Çay alabilir miyim Bayan A?

Kim olduğunu anladım.

Ya da kimi kastettiğinizi.

Birini kastettiğimi nereden çıkardın?

Yapmayın. İngilizce bilen herkes kim olduğunu hemen anlayacak.

O da aynen böyle derdi.

-O adamı tanıyor muydunuz? -Belki de.

Eskiden tanırdım.

-Gazetesinde mi yazıyordunuz? -Tanrı esirgesin.

Sevgilisinin filmlerini finanse etmesinden sonra tanıştım.

Marion Davies'i tanıyor muydunuz?

-Biri tanıyorsa, o da benim. -Sahi mi?

Nasıl biri?

Neden ağırbaşlı ve resmî bir İngiliz talebesi izlenimi çizerken,

Hastings Muharebesi hakkındaki tüm bildiklerini unutmuş

bir sinema hayranına dönüştün?

Hastings. 14 Ekim 1066.

10 derece.

DIŞ ÇEKİM. PARAMOUNT FİLM STÜDYOSU GÜNDÜZ - 1930 (GEÇMİŞ)

CHARLIE, DERHÂL GEL.

KAZANILACAK MİLYONLAR VAR VE RAKİPLERİNİN HEPSİ BUDALA.

Mank?

Mankiewicz burada dediler.

Burada zaten. Ben gelecek vadeden kardeşi Joe.

-Herman'ın kardeşi olduğunu bilmiyordum. -Kimse bilmez zaten.

Tahmin edeyim.

"Kazanılacak milyonlar var ve rakiplerinin hepsi budala."

-Bu kadar. -Nereden bildin?

Üç kelimeyi bir araya getirip cümle kurabilen herkese bunu gönderiyor.

Buyur hadi.

Öğle arası yeni bitti. Bir iş yetiştiriyoruz. Yoğun olabilir.

-Endişen olmasın, rahatsızlık vermem. -Onu kastetmemiştim.

DÂHİLER OYUNDA GİRMEYİN!

-Yapmayın! Borcum borçtur. -Beyler.

Büyük oynanıyor şu an.

-Yazı. İşte bu! -Lanet olsun!

Pekâlâ, iki katı ya da hiç.

Bu kez yere atacaksın pörtlek gözlü piç.

-"Pörtlek göz." -Piç mi?

Mank'le bir yaprağın düşme hızına beş kâğıdına iddiaya girmiştik.

-Ödemek için idareden para aldı. -Beş papel için mi?

Beş bin.

Hadi.

Tura çık şerefsiz!

Sizinle iş yapmak bir zevkti beyler.

Selam Charlie.

Hoş geldin. Algonquin miçolarından Charlie Lederer'ı hatırlarsınız.

Fakir ama yetenekli dergi yazarımız ekibimize katılmak için Batı'ya geldi.

-Herkes tanıdık sayılır. -Bay Kaufman.

George de evlat.

-Bay Perelman. -Memnun oldum canım.

Sidney mi SJ mi diyeyim?

Hangisini dersen de. Bu da meşhur Charles MacArthur.

Sizi tekrar görmek güzel.

Elinden her iş gelen üyemiz Shelly Metcalf.

-Selam. -Bay Metcalf.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left