The first 200 lines.
Siktir!
Tamam. Az kaldı.
- Siktir! Kahretsin. - Nefes al JP.
Nefes almaya devam etmelisin.
Billy iyi mi?
Bıçağı verdim. Beni koruduğunuzu sanıyordum.
Dinle, hiçbir şey değişmedi. Anlaşma hâlâ aynı.
Elindeki telefonu canın pahasına koru, tamam mı?
Herhangi bir nedenle telefonuna ulaşamazsan
ve tehlikede olduğunu düşünürsen işaret ver.
- İşaret mi? Ne? - Evet, elini yumruk yap,
ağzının üstüne getirip üç kez kısaca öksür. Göster bana.
Hayatımda görmedim.
- Hayır mı? - Hayır.
Tanrım.
Onu gördüm.
- Nerede? - Kaçıp kaybolduğunda.
Aramaya gittik…
KAPAT
KAPANIYOR
Nasıl o? JP nasıl?
Saint Katherine's yoğun bakımında.
Sıhhiyeciler mi aldı?
Hayır.
Ben aldım.
Doktor ne dedi?
Testler daha bitmedi
ama nefes alırken yardım gerekiyor, akciğerlerinde hasar,
sırtında yanıklar, kaburgalarında çürükler var.
Hepsi bu.
- Pardon. İzninle. - Evet.
Dan.
- Neredeler? - Cosmo mu?
Spor salonuna dönüyor.
Çete M11 çıkışındaki bir kafede toplandı.
Mesafemizi koruyoruz.
İzleme ekibi gözlüyor.
Acaba…
Şunu söyleyeyim, dün gece…
Vahimdi…
…ve şahsen küçük düşürücüydü.
Bu bir ilk.
June, JP… O…
Olanları anlatabildi mi?
Hayır. Bilinci gidip geliyordu. Yani…
Peki, o binaya dalmaya neden karar verdi, biliyor muyuz?
JP'yi bilirsiniz, fevridir.
Öyledir.
Yapma dedim ama kaynağın canından endişe etti.
Yasal yükümlülük. O konular.
Duyduğuma sevindim.
Gerçekten de. Ella'ya haber verdik.
Ella mı?
Kız arkadaşı mı?
Nişanlısı.
- Evleniyor mu? - Evet. Bu yıl sonunda.
İlk uçakla geliyor, şeyden… Norveç miydi?
İzlanda sanırım.
Tamam. Kim, olanları anlatır mısın?
Evet. Ben…
- Evet, bir beyanım var. - Öyle mi?
Evet, hepsini yazdım, yani siz…
Sorun şu.
Okuma gözlüğüm arabada kaldı.
Tamam. Peki…
Evet.
Benim fikrime göre, mühimmat kazara patladı.
- Gerçekten mi? - Evet,
Craig'in raporunu beklememiz lazım ama evet, gördüğüm kadarıyla…
Kazaydı.
- Talihsizlik. - Ama patlamadan sonra…
Ona bakma.
Çıkarmaya ya da engellemeye çalışmadın.
Ateşli Silahlar yoldaydı. Bir memur yaralanmıştı. Önceliğim oydu.
Binada başkası var mıydı?
- JP dışında mı? - Evet.
Billy.
- Billy. - Evet.
- Kaynak mı? - Amirim…
- O iyi mi? - O…
Fena kesikleri vardı.
İşte. O…
Evet, ağır yarası yoktu.
- Tanrı'ya şükür. - Başkası?
Hayır. Sadece ikisi ve…
Ve Yedinci Şüpheli.
Yedinci Şüpheli mi?
Kim, telsizde değiliz.
Yedinci Şüpheli kim ya da ne peki?
Marco Rivelli.
- Ne? - Rivelli mi?
Bomba yapımcımız mı?
Suffolk Meydanı şüphelimiz orada mıydı?
Üzgünüm.
Neden
bunu ilk kez duyuyorum?
Amirim, durum hızla gelişti.
Gelirken Craig ve ABPL ekibi bilgilendirdi.
- Hâlâ ormandalar. - Tamam. Ne dedi peki?
Rivelli patlamada ölmüş.
Öldü mü?
Ne yazık ki.
Otopsi olabilecek mi?
Craig'e göre, kalıntılarına bakılırsa
Rivelli patlayıcının yakınındaymış
ve bu yüzden… "Buharlaştı" kelimesini kullandı.
- Amirim. - Onu tutuklamalıydık.
Ne oldu?
Bakın, onu Suffolk Meydanı cinayeti yüzünden tutuklayamadığımıza
benden daha çok üzülen yoktur…
Tamam.
…ve bu arada Craig'e göre patlamaya çok yakın durduğu için
Craig'in deyimiyle "canlı kalkan" görevi görmüş
ve orada olmasaymış
JP'nin ölmesi neredeyse kesinmiş.
Hayır, orada olmasa bomba olmayacaktı çünkü cinayetten yargılanıyor olacaktı.
Tamam, kımıldamayın.
Terörle Mücadele'ye haber vereceğim.
DEPO
GÖLGE MAHZENİ KARANLIK AĞ BAĞLANTISI KURULUYOR…
KESİNLİKLE POLİS İNECEK SÜRTÜK
PİSLİK DOMUZ! ARTIK GERÇEK DÜNYADASIN SÜRTÜK
Devam edelim.
Samphire.
Operasyon başarısız oldu.
Bu adamları tutuklayacağız, dün geceki…
Dikkat çekici deliller yüzünden.
Tamam mı?
Üzgünüm.
Bence henüz o noktada değiliz.
- Hayır, suç atmaca oynamak istemiyorum… - Ciddi misin? Neden acaba?
…ama her şeye yetişemeyen küçük bir ekibiz…
Peki.
…ve bildiğiniz gibi defalarca ekstra eleman talep ettim ama durum bu.
Biri öldü
- ve Rohaan'ın ailesi huzur bulamayacak. - Bu senin operasyonun.
O patlamada senin de sorumluluğun var.
Peki.
…ama boşa olmadı. Söylesene… Söyle, elimizde ne var?
Tekneden izler. En iyi ihtimalle belirsiz.
Peki ama ormandaki bomba.
Tanrım, elimizde dizi dizi delil var.
Evet. Ben olsam ormandakilere çok yakından bakmazdım.
- Tamsin, acaba… Mümkünse… - Dur biraz.
- Ne bu? - Dün gecenin telsiz konuşmaları.
- Bende neden yok? - Demin aldım.
- Paylaşmamda mahzur var mı? - Yok.
Yedinci sayfaya, 20:59'a bakın.
MG. Bu, Mavi Gözlü. Billy yani.
Şöyle diyor. "Savaş var sanıyordum. Askeriz sanıyordum.
Ne zaman küçük orospular gibi sızlanmayı kesip savaşacağız,
bir şey yapacağız?" "Ne zaman savaşacağız, bir şey yapacağız?"
- Bu… - Kışkırtma.
Ne olmuş? Patlayıcılar zaten oradaydı.
Olay yerindeki minibüsün arkasında. Ortaklıktan hepsini tutuklayın.
- Hayır. - Ne diyorsun?
Bunlar kabul edilemez mi?
Daha da kötüsü.
Kaynağımız Billy, kendisini suçun ortasına yerleştirdi.
Kendisini kışkırtıcıya çevirdi
ve dediğiniz gibi patlamayı kışkırtıyor. Hukuk departmanınıza sorabilirsiniz ama…
Korkum, bizi, hepimizi açık etmesi, her şeyi.
Teklifin ne?
İyi bir yönü de var.
- Tanrım. - Essex'te bile
birileri görmeden bomba patlatamazsın.
Bir şey diyeyim mi? İnsanı ayıltıyorsun.
Yani Cosmo ya korktu
ve gizlenecek
ya da olası bir saldırıya günler ya da saatler var
ama bizim çocuğu, kaynağımızı dinliyor.
Yani sakin olalım.
Patlamadan 25 dakika sonra kaynağın telefonunun kapandığını
biliyor musunuz?
- Peki. - Bunu neden yapsın?
İletişimi bile bile neden kessin?
Özellikle siz ondan kesmemesini istemişken.
Buna bakınca şaşırtıcı değil.
Beşinci sayfa.
Burası.
- İşaret veriyor. - Bak…
- Üç öksürük. - Evet.
- Birçok nedeni olabilir. - Altınca sayfada da aynı şeyi yapıyor
ve bir şey yapmadınız. Hiçbir şey olmadı.
- June… Ne diyorsun? - Yoldan mı çıktı diyorum.
- Hayır. - Hâlâ bizim tarafımızda mı?
- En çok ihtiyaç duyduğumuz anda… - Hayır.
…güvenini mi kaybetti?
Hayır. Alınma ama isteri bu.
- Yanlış oldu. Geri alıyorum. Durun… - Samphire'ı bitirin.
- Hayır. - Hâlâ yapabiliyorken bitirin.
O patlayıcıları almalıyız. Bakın, Billy'yi tanıyorum.
Bu genç adamı tanıyorum.
Onu tanıyorum. O bir savaşçı.
O yüzden sakin kalalım
ve tuzağımızı kuralım.
Tanıyor musunuz?
Tanıyor musunuz?
Amirim, kaynak Billy Fielding'le ilk kez ne zaman bağlantı kurdunuz?
Ne?
No comments yet. Be the first to leave one.