The first 200 lines.
SIMONE BARBES VEYA ERDEM
HEMEN GİRİN ÇABUK, ISLANDIM!
Çok insan var mı?
Aklın beş karış havada. Bir işe yaradığın yok.
Hiçbir şey umurunda değil ve ben bundan bıktım!
Biraz rahat ver ya. Benimle bu şekilde konuşma ayrıca.
Bir memnuniyetsizliğin varsa açıkça belirt.
Olay çıkarmana gerek yok.
Memnuniyetsizlik mi?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Comédie Française'de mi sandın kendini?
Sana kırk kere söyledim
ama faydası yok, hâlâ prenses gibi davranıyorsun.
10 dakika, 20 dakika, şimdi yarım saat.
Neden zahmet edip geliyorsan?
Paranı almak için haftada bir kez uğrarsın, yeter.
Bıktım. Anladın mı? Bıktım. Yetti artık.
Ama hiç hesapta olmayan bir durumdu diyorum.
Benjamin'le sorunlarım olduğunu biliyorsun.
Benjamin mi? Bu ismi duymayalı çok oldu.
Senin uzaylı sevgilin umurumda değil ama.
Duydun mu? Benjamin'inden gına geldi.
Yazık sana ya, hem de ne yazık!
Şu haline bir bak. Biraz kendini düşünsene.
Bu arada biz de para kaybediyoruz. Ben kaybediyorum yani.
Günde 12 saat çalışmamın nedeni sanat aşkım değil.
Sen buralara fazlaysan söyle Benjamin'e seninle evlensin.
Sonra sürpriz yaşama ama.
Evet, bitti yani. Yetti.
Peki. Madem öyle ben gideyim o zaman.
Affedersiniz hanımefendi.
Yarım saat sonra trene bineceğim.
- Öyle mi, ee? - Sanırım biletim sizde.
Kafadan hasta mısınız? Biletiniz mi? Delirdiniz galiba.
Gişeye sordum...
Bitti artık, hadi. Basta.
- Bakın, gişeye gittim ve... - Yeter artık ama!
Gidin, treninizi kaçırırsanız gelip başıma ekşimeyin.
Hadi çık artık.
Kıllı olacak, kıllı.
- Biraz yavaş olun! - Kes sesini ablacı!
Hayır, orada kal.
Orada kal. Ne yapıyorsun?
Bir karışıklık oldu.
Salon değiştirdiklerini unutmuş.
Beyefendi, biletiniz.
Bahşiş de.
- Bu film iyi mi? - Zevkinize bağlı.
- Özel bir tercihiniz var mı? - Yani, bilirsiniz işte...
Ne mesela? Macera mı, renkli mi, hareketli mi?
Bakın...
Burada Rüzgâr Gibi Geçti 'yi göstermiyoruz.
Yukarı.
Beş kuruş. Bu ne yüzsüzlük.
Ne kadar kalitesiz o kadar ucuz.
İster misin?
Bir parça al.
Al, ye.
Teşekkürler.
O sarışın yukarıda amma gürültü yaptı!
İnanılmaz. Gördün mü sen de?
"Üçünü de istiyorum! Üçünü de istiyorum!"
O kızı tanıyorum, biliyor musun?
Gözlerime inanamıyorum ama o, evet.
Makyaj bile yapmıyor, peruk falan takmıyor.
Çok acayip.
Sen onu nereden tanıyorsun?
Aynı yatılı rahibe okulunda öğrenciydik.
Ortamı tahmin edersin. Yukarıda haç falan var.
Şuradaki gibi bir portmanto. Pencere.
O da tam burnumun dibinde.
Örgülerine kurdeleler takardı. Hanım hanımcık bir tipti.
Duy da inanma.
Sence zevk alıyor mu gerçekten?
Nereden bileyim? Sorarım.
Yürüyüşe mi çıkıyorsunuz beyefendi?
- Tuvalet nerede acaba? - Diğer salonda.
İkinci salon lütfen.
Burası hayır kurumu değil beyefendi.
- Bunu hep yaparlar mı? - Her zaman.
Yaşlılar, gençler...
Aramızda kalsın, bunu yapan her zaman çulsuzlar da değil.
Demek böyle kocaman seviyorsun!
Ne var be!
- Ne oldu yine? - İkinci salon leş gibi kokuyor!
İğrenç. Midem kalktı.
Biraz sprey sıkacağım.
Girip filmin bir kısmını izleyebilir miyim?
- Biletiniz? - Yapmayın, ben yönetmenim.
Gişeye sorun o zaman.
Gişeye sorun.
Ne âlâ memleket!
Buyurun.
Baksanıza, gelen giden çok oluyor mu?
Bilmiyorum, saymıyoruz. İnsanları içeri alıyoruz, hepsi bu.
Ama sosyolojik açıdan bakarsak...
Ne tür müşteriler geliyor?
Hiçbir fikrim yok. Gözlerimizi sımsıkı kapatıyoruz.
Pek çok şeye yani.
Sizin durumunuzda buna bir göz atmak çok güzel olurdu.
Benimle içeri gelmek istemez misiniz?
Almayayım, müzikalleri tercih ederim. Üç numara.
Of, bu gece beni çileden çıkarmaya ant içmişler sanki!
Çok komikti!
O kadar sprey sıktım ki şu an hepsi hapşırıyor.
Gözlerinin yaşına bakmadım.
Görecektin.
Kımıldadılar mı peki? Alakası yok.
Onları istersen ateşe ver, fark etmezler.
Gelsinler konsantrasyon görsünler.
- Hoşuna mı gitti kaltak? - Yavaş biraz.
Onlara çok mu sert mi davranıyoruz sence?
Kafayı mı yemeye başladık?
Yine mi başladın!
Şimdi söylenmeye başlar.
Her gece aynı saatte aynı şey.
Saat 9 dedin mi kayış kopuyor. Şuna bakın!
Ama saat 22.30.
Ee nasıldı? Memnun kaldınız mı?
Bir şekilde vakit geçirdik işte.
Biraz daha iyi şimdi.
Daha iyisin, değil mi?
Sigara ister misiniz?
Çok naziksiniz ama hayır.
- O halde iyi geceler. - İyi geceler.
Olacak iş değil! Skandal!
Böylesini hiç görmedim. İğrenç!
Gösterim berbat, format yanlış, odak kaymış!
Kopya berbat. Kimsenin umurunda değil.
Hepsi susup oturdu, siz da buna gülüyorsunuz!
Brüksel'de sanat filmi gösteren yerler bile bundan iyidir!
Skandal resmen. Belçikalılara gülün bakalım. Sizi Fransız domuzlar sizi!
Bu film ibne filmi.
- Buraya bunu izlemeye gelmedim. - Bizlik bir durum yok.
İyi de müşterilere söyleyebilirsiniz.
Bunu yapın bari. Soygun bu.
Ayrıca salon gıcık ibnelerle dolu.
- Müdür nerede... - Siz aynada kendinize baktınız mı hiç?
Bu ne demek oluyor? Kendime bakıp bakmadığımı mı bilmek istiyorsunuz?
Çalışanlarla işim yok, bana yöneticiyi çağırın lütfen.
Tabii, önemli biri gibi davranın. Öncelikle buranın müdürü benim.
Ve sizden derhal gitmenizi istiyorum.
Makinisti çağırayım mı? Yallah!
Pislik! Domuz!
Sahiden salonda eşcinseller mi var? Ne işleri var burada?
Varsa var! Cüzzamlı mı bunlar?
- Bana vuracağını sandım. - Bir eksiğimiz oydu.
- Onlara çok mu sert davranıyoruz? - Yine mi başlayacaksın yahu!
Ah, zavallı ayaklarım!
Benim de bileklerim şiş.
Bak... Tatie.
- Tatie kim? - Tatie ya, amcam.
Merak etmeyin. Isırmaz.
Şimdiye dek bir sorun yaşamadık.
"Sonra hiçbir uyarıda bulunmadan,
"bir sabah aniden, hırsız gibi geldin,
"ve beni su sızdıran bir gemiyle
"gölgeler ülkesine yolladın."
Bu berbat oyunculuktan etkilenmedim şansen.
Siz ne bileceksiniz? Herkesin kendine has bir tarzı var.
Sen keçileri kaçırmışsın güzelim.
Benim için dua edin.
Bu nereden çıktı şimdi?
Bu saçmalıkla kimi etkilemeye çalışıyorsun?
Ben ciddiyim.
Hadi ama... Neyin var?
Bu nasıl bir saçmalıktır!
Benim halim ne olacak böyle?
Ben bu haldeyken, o sikiş peşinde.
Bu çocuk benim sonum olacak.
Yine başladık. Beyefendi yine çıktı meydana.
Terk et şunu Tanrı aşkına.
Bir de müşterilere akıl öğretir. Komik oluyorsun.
Bu kadar akıllı olmanın ne faydası var?
Hepiniz aynısınız. Çok moral bozucu!
Sensiz yapamayacağını biliyorsun. Önemli olan bu, değil mi?
Kendimi daha iyi hissetmem için söylüyorsun.
Kendini terk edilmiş bir eş olarak hayal edebiliyor musun?
Bunu düşünmek bile beni güldürüyor.
İlk sen ayrılırdın.
Bunların hepsini biliyorsun zaten. Yorma beni!
Gerçekten yoruyorsun!
Seninle evlenirse şaşırmam.
Tam öyle bir tip. Rahatına düşkün.
On yıla kalmaz eş değiştirir.
Gelip porno film izlersin sen de.
Söylediklerinde ciddi misin?
Aslında haklısın.
- Bu dediğin doğru. - Hepsi doğru, hepsi!
Bak! Bak! Baksana!
Başım o kadar çok dönüyor ki dans edesim geliyor.
İçmek ister misin? Ben ısmarlıyorum.
İyi olur.
Bouton'a gidiyorum.
Seni Bay Marki'ye bırakıyorum.
İyi akşamlar Bay Marki.
Ne var ne yok?
Hüsrana uğradım.
Büyük sanatçıları seviyorum. Gerçek sanatçıları.
Küçük Giselle Borgese'in bu işe ilk girdiği zamanlar...
Şimdiyse...
No comments yet. Be the first to leave one.