The first 200 lines.
Lütfen.
Onu görmem gerek.
Onu görmeye gelen herkese ne diyorsam...
sana da aynısını söyleyeceğim.
Git buradan.
Acını al ve git.
- Aradığın huzuru burada bulamazsın. - Huzur aramıyorum.
- Yanıt almak istiyorum. - Git evine.
Git evine.
Bu mülkün özel bir kiracısı var.
Bodrumda yaşıyor.
Mülke bağlı durumda.
Artık tapu senedinde adın olduğundan...
onun koruyucusu sensin.
Artık buradan kaçamazsın.
Onunla dış dünya arasındaki tek şey sensin.
Bu artık senin tek görevin.
Onun bodrumdan...
çıkmasına...
izin veremezsin.
Henüz onun ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyorsun.
Ama öyle. Göreceksin.
Ama bu gece onun laneti benimle son buluyor.
Eğer bunu izliyorsan başaramadım demektir.
Ama şunu bil...
sen çoktan öldün.
Neredeyse oldu.
İşte.
Aslında tahliye edildikten sonra daireye girmek...
- yasa dışı bir şey. - Evet Katie, biliyorum.
Doğru değil ama yaptı yine de.
Muhtemelen hakkımı aramak için param olmadığını biliyor.
Kusura bakma sen de.
Bak, şu burs olayından haber çıkar yakında.
- Peki. - Şu işleri halletmem lazım.
Depozito falan.
Sence Martin otelde yine iş verir mi bana?
- O iş berbattı ya. - Evet de...
- şu an hiç öyle... - Martin sapığın teki.
Doğru.
Hey.
Ne kadar sürerse sürsün, ben varım. Hallederiz bir şekilde.
Alo? Evet, kusura bakmayın ama...
Evet.
Nerede?
Evet. Evet, gelebilirim.
Tamam.
Ne oldu?
- Babam. - Babam öldü demiştin.
Evet. Şimdi öldü işte.
Gerçekten üzgünüm, Bayan Lark. Tek yakını sizsiniz.
Bu babanız mı?
Iris Lark.
Başınız sağ olsun.
Ben babanızın mülkünü temsil eden avukatım.
Mülkü nakde çevirdikten sonra babanızın mal varlığını gözden geçirebiliriz.
Pardon, ne mülkü?
Burası babamın mıydı?
Evet. Pek günümüz diskotekleri gibi değil.
Ama sizin dert etmenize gerek yok zaten.
İmzayı atıp beni tenfiz memuru olarak atadığınız takdirde...
satış ve devir işlemlerini halledebilirim.
İçeri baksak olur mu?
Buyurun. Burası.
Son 400 yılda çok el değiştirdi. Hepsi restore etmeye çalıştılar.
Babanız o kadar borç içindeydi ki pub'ı satmak...
finansal açıdan imkânsızdı maalesef.
Restorasyon yapmak da ciddi bir yatırım gerektiriyordu.
Neyse ki müşterilerim arasında bu tür harabe binalardan...
kurtulma konusunda deneyimli bir yatırımcı grubu var.
Hakikaten korkunç bir hadise.
Yukarıda ne var?
Taşınıyor muydu?
Mülkün satışa çıkarılmasıyla ilgili benim kayıtlarımda bir bilgi yok.
Dilerseniz işlemleri bugün öğleden sonra tamamlayabiliriz.
Ben avukatımla konuşmak istiyorum.
Tarihi binalar detaylarıyla uğraştırıcı olabiliyor.
- Bu tür işler... - Hayır, avukatım çok iyidir.
Bu gece burada kalsam olur mu?
- Nasıl bir yer? - Açıkçası biraz korkunç.
- Sen nasılsın? - İyiyim.
- Iris... - Evet, bilmiyorum.
Görüntüsünü unutamıyorum.
Vücudunu.
Düşünme öyle şeyler.
Onunla olan iyi anılarını düşün.
İyi anımız yok ki. Hiç anımız yok.
Iris, ben orada yanında olmalıyım. Geliyorum.
Hayır, endişe etme. Zaten uçak paramı sen verdin. İyiyim ben, tamam?
Hayır, geliyorum. Bilet aldım bile.
- Hiç şaşırmadım. - Iris!
Ben gelene kadar bir şey yapma. Tamam mı?
- Yakında görüşürüz o zaman. - Tamam, görüşürüz.
Hoşça kal.
Hayır.
Merhaba?
- Hayır. - Hay senin!
Dur. Bir şey yok.
Yaklaşma! Sakın yaklaşma bana!
Korkutmak istemedim. Yeni mal sahibi sen misin?
Adım Neil.
Evet?
Ne istiyorsun?
Onu görmek istiyorum.
Kusura bakma. Biliyorum beklemeliydim.
Sana zaman tanımalıydım ama...
Lütfen, yanlış anlıyorsun. Ben...
- Bilmiyorum. Bilmi... - Onu görmeliyim.
Neden bahsettiğini bilmiyorum.
2 bindi.
Değil mi?
Tam olarak ne için o?
Bodrumdaki kadın için.
Lütfen.
Eşimi görmek istiyorum.
Kusura bakma ama eşin burada değil. Kimse yok burada.
Hayır, burada.
Aşağıda.
Şaka mı bu?
Kafa falan mı buluyorsun benimle?
Bulmuyorum. Hayır.
Ne kadar istersin?
4 bin?
Lütfen.
Kalanını yarın getiririm.
İnan bana, deli falan değilim. Tamam?
Başkaları da aynı nedenle geliyor buraya.
Evet...
Parayı alsan sen?
Ben ne yapacağımı biliyorum.
Şu anda anahtarım yok.
- Yarın akşam gelsen olur mu? - Olur.
- Bu bende kalsın. - Tamam.
Oldu. Yarın.
Bak, teşekkürler. Teşekkürler.
Bir daha kapıyı çal.
Açık konuşmalıyım. Kararınız beni çok şaşırttı.
Umarım sizin için en doğrusu olur.
Fazla değil. Babamın eski mekanında biraz kalmak istiyorum sadece.
Sanırım bu şeylerin her nedense zamanla ortaya çıkma özelliği var.
Bazen yanlış bir yol da bizi doğru yere götürür.
Eminim aradığınız şeyi bulmak için fazlasıyla zamanınız olacaktır.
IRIS, 3 AYLIK
Son sayfa.
Bu eski gelenekleri olan eski bir bina.
Artık sizin ellerinizde.
- Her şey için teşekkürler. - Bir şey daha.
Babanız...
The Queens Head'in el değiştirebileceğini düşünmüştü.
Yeni mal sahibi için talimatlar bıraktı.
Talimatlar ne için?
Muhatap ben değilim. Yeni mal sahibi için bırakıldılar.
TALİMATLAR
İlginç olacak.
- Çoktan attın imzayı? - Bak, pub şu an bana ait.
- Sonra istediğimde satarım gider işte. - Tamam ama neden?
Peki. Dinle Katie. Çok uçuk gelecek duyunca.
- Ciddi olamazsın, Iris. - Biliyorum, biliyorum.
Ama 4 bin avro! Kalan kısmını da akşam getirecek.
Adamın tekini davet ettin! Belki de psikopat?
Tamam, bak. Bir dinle.
Eminim bir sürü kişi buraya gelip babama para vermiştir.
Sırf inip biraz korku heyecanı yaşamak için.
Yani dalgasına işte.
Odur.
Bu.
Merhaba?
Oradaysan çık dışarı.
- Belki tuvalete gitmiştir. - Bok gibi kokuyor burası.
- Çık dışarı, neredeysen çık dışarı. - Bir bekle.
El falan mı tutuşsak?
- Tamam. Denedik işte. İstersen... - Şşş!
- etrafı gezdirelim? - Dinleyin!
O ne?
Iris.
Iris. Gidelim.
Iris!
Yardımına ihtiyacımız var. Eşim geçen sene vefat etti.
Onunla konuşmak istiyorum.
- Nasıl ya? Hayır, o değil! - Iris, kaç! Yaklaşma!
- Geri git! - Dur. Dokunma bana.
Geri çekil. Geri çekil!
İtaat ediyor sana. Tabii ki!
Sandalyeye oturmasını söyle.
Fiyat ikiye katlandı.
- Ne istersen. - Iris, hayır! Delilik bu.
Bir şey olmaz.
İtaat ediyor bana.
Sandalyeye otur.
Eşimle konuşmak istiyorum. Yapabilir misin?
Dur! Eşimindi o.
- Ne oluyor, Neil? - Bilmiyorum.
- Ne oluyor? - Daha önce yapmadım hiç. - Ne!
Onu sandalyeye bağlamamız gerek.
- Sandalyeye bağla onu! - Sen bağla!
Sarah?
Hayır, hayır, hayır! Hayır, olmaz. Olmaz...
Emin ol bunlara gerek yok. Biraz gevşetebilir misin?
Bu olmaz. Yapamam. Eşimle konuşmak istiyorum dedim.
Baştan yapmamız gerek.
No comments yet. Be the first to leave one.