The first 200 lines.
1923'te daha önce… DAHA ÖNCE
Memur bey! Kurbanı tutukluyorsunuz efendim.
Burada ayrılamayız. Bu toprağı bilmiyoruz.
Fazla uzun sürmez.
Söz ver.
Birimiz bile kaçmadık.
Yetiş peder. Onları bulduk. Deh!
- Nereye gidiyorsun? - Montana.
Planın buraya gelip bir savaş başlatmaksa Teksas'ta kalsan daha iyi.
Bildiğim kadarıyla savaş başladı bile. Ve sen durdurmadın.
Halama eve geldiğimi söyle.
- İyi misin? - Gayet iyiyim.
Bebeği olacak!
Onların peşine düşecek miyiz? Bize yaptıkları için.
Evet. Hepimize yaptıkları için.
Çocuklar kümeste işlerini bitirdi.
Pray'de tavuk satan bir kadın var.
Soruyu bekliyorum.
Bir soru gelmiyor.
Sadece kümesin tamir edildiğinin ve Pray'de tavuk satan bir kadın
olduğunun bilgisini veriyorum.
Haklı olarak o tavuklardan birkaç tanesini alıp
kümese koyacağımı düşünebilirsin.
Bu kahvaltıda son fasulye yiyişim.
Bu kahvaltı değil, akşam yemeği.
Hangi yemek olduğunu biliyorum Jacob, ben hazırladım.
Ama yarın kahvaltı hazırlayacağım
ve yumurtasız hazırlayacağım.
Öğlene kadar çözeceğim bir sorun.
- Sanırım yarın ata bineceğim. - Doktor bekle dedi.
Bir hafta oldu. Bir hafta her şeyi iyileştirmeye yeter.
Bir haftada iyileşebilecek bir şey bile düşünemiyorum.
Bir kesik bir haftada iyileşmez.
Grip iyileşmez. Morluklar iyileşmez.
Hatta kemiğin iyileşmesi için altı hafta gerekir.
Sana yemin ederim, kafandaki kemiğe açtığımız o delik iyileşmedi.
Artık kahvaltıda fasulye yiyemez miyiz?
- Ne? Hey, komik olan ne? - Bir şey yok. Özür dilerim.
Savaş öncesinden beri bu masadaki her sandalyenin
dolduğu ilk an.
Evet, öyle.
Fark ettiğinden emin değildim.
Fark ettim.
Jacob.
Şerif.
Biri mi öldü?
- Kimse ölmedi. - Birinin başı mı dertte?
- Yardımcılar niye geldi? - Amarillo'nun marşalı aradı.
Bozemanlı Spencer Dutton'a kefil olabilir miyim diye sordu.
- Bunu neden yaptı? - Ona denk gelmiş.
Buraya geldiğini söyledi.
- Biliyor muydun? - Umuyordum.
Bana telefonla ulaştı Jake.
Telefon operatörleri her kelimeyi duydu ve onlar çok konuşan ağızlardır.
- Livingston trenine mi binecek? - Bilmiyorum ama bence öyledir.
Tren programı lazım.
Ve o gelene kadar garın çevresine yardımcılarını koymalısın.
Sonra oraya gidiyoruz.
- Birkaç kovboy göndereceğim. - Kovboyların burada dursun.
Benim de rozetim var Bill.
Ve onu kullanmak için iznine ihtiyacım yok.
Bir savaşı önlemeye çalışıyorum.
Bu önlenemez! Onun istediği bu.
Burayı bizden almak için ihtiyacı olan şey bu.
- Ne zaman aradı? - Bu öğleden sonra.
Amarillo'dan. Trenle iki gün sürer.
Denver açıksa.
Değilse Fargo'ya gider ve en az üç gün sürer.
Sakin kal Jacob!
Whitfield öğrenirse onu öldürür Bill.
Ve bunu yaparsa yemin ederim,
o içindeyken evini yakıp kül ederim!
Sanırım ata binebilecek misin öğreneceğiz.
Ne oldu? Jacob Dutton, dur!
Spencer eve geliyor.
- Onu neden öldürdün? - Çünkü kaçtı.
Kaçmak suç değildir.
Benden kaçmak öyle.
Bunca ölüme yol açtın
ve adalete hiç yaklaşamadık.
Bu çocuk bir Crow.
Onun halkı.
O olmasa niye burada olsun?
Komançi gibi geliyor mu?
Yüzüne bakarak kabilesini anlayamam.
Sen de.
Crow olduğunu anlayacak kadar gördüm.
Bir kızı arıyoruz
ama sen aradığımız kızı bilmeyen
oğlanları ve adamları öldürüp duruyorsun.
Bir şey bilmeyen mi? O bir gözcü.
Onun için su arıyor.
Görevin bir katili adaletin önüne çıkarmaktı!
Ama sen katilsin.
Adalete ihtiyacı olan sensin.
Senin yolun lanetlenmeye giden yol.
Ve bunu seninle yürümeyeceğim.
Harika. Sorun değil.
Montana'ya geri dön.
Beni duydun mu peder? Siktir git.
Şimdi gidip şeytanla çığlık at.
Buna eşlik edecek öfkesi olan bir savaş kahramanı.
Savaş kahramanı mı? Hepimiz savaştaydık.
Kahraman görmedik.
Siperden ilk çıkanlar kahramandır, ilk ölenler.
Argonne 1'inci Piyade Taburu'nda Onur Madalyası kazandı.
Bu Dutton 1'inci Tabur'da mıydı?
Bu Jacob'ın oğlu mu?
Sanırım yeğeni.
Söylenene göre o döndüğünde Yellowstone onun olacakmış. O işletecekmiş.
Adı ne?
Spencer.
Savaş altı yıl önce bitti.
O zamandan beri neredeymiş?
Bence Paris'te bir şişenin dibinde.
Afrika diyorlar.
İngilizlerin avcısıymış, onlar yol yaparken aslanları falan öldürüyormuş.
Peki bu Spencer ne zaman geliyor?
Bilmiyoruz. Demir yolunda olduğunu söyledi. Her an olabilir.
Görünüşe göre sonunda o rozetleri kullanabileceksiniz.
Tren garına gidin.
Spencer Dutton adımını atarsa ona bir delik açın.
Ben ihtiyarla şansımı denerim.
Asker bir oğlanın ordu yetiştirdiği bir çatışmaya girmeyeceğim.
Birkaç adam daha alabilir miyim?
Sen yeğeni öldürdükten sonra hepsini öldüreceğiz.
İlk iş adamları platforma götüreceğiz.
Ben Judge, Carl ve Spade'le gara gideceğim.
Bir süre orada duracağız, hangi trenle geleceğini bilmiyoruz.
Denver'dan, Fargo'dan
ya da Deadwood'dan gelebilir.
Fargo'da geç kar yağdı.
O kar yığınları genelde tren yollarını kapatır.
Geri kalanı devriyede kalsın.
Kapıya iki kişi koy.
Kalanlar burayla çiftlik arasında gezsin.
Sen evi tut.
- Peki ben? - Sen de kapıdasın.
Bir çatışma olacaksa içinde olmalıyım.
En kıymetli iki şeyimiz orada oturuyor.
Senden onları korumanı istiyorum.
Tamam efendim.
Dikkatli ol derdim ama nefesimi boşa tüketmiş olurum.
Olabildiğimce dikkatli olacağım.
Onu eve getir.
Evet.
Kendin de eve gel.
- Söz ver. - Buna söz veremem.
Vereceksin yoksa seninle gelirim.
- Deneyeceğime söz veriyorum. - Hayır, bu yetmez.
56 yıl boyunca bana verdiğin her sözü tuttun.
Bugünün farklı olmasını beklemiyorum.
Şimdi, söz verecek misin, montumu mu alayım?
Söz veriyorum.
Vay be. Çalışkan bir arı gibiymişsin.
İyi iş çıkardım, değil mi?
Çok iyi iş çıkardın.
Meydan okuman, onun hoşuna gitmesini sağlamak olacak sevgili Lindy'm.
Sence bunu yapabilir misin?
Acının ve korkunun ötesini görmesini sağlayabilir misin?
Bedeninin şu anda hissettiği paniğe ihanet etmesini sağlayabilir misin?
Bedenini sana teslim ederse
ona her şeyi yaptırabilirsin.
Bunun gibi. Sen dene.
Evet. Öyle.
Şimdi değil.
Efendim, Banner Creighton. Acil olduğunu söylüyor.
İçeri gönder.
Bu Lindy'yi iyi bulmuşsun Banner.
Politikacıları manipüle edecek türden.
Onu eğitmeyi bitirdiğimde son derece faydalı olacak.
Jacob Dutton'ın bir yeğeni var. Savaş kahramanı.
Afrika'da Kraliyet için avcılık yapıyormuş.
Jacob ona haber yollamış gibi.
Bir adam mı Banner? Bir adam ne yapabilir?
Diğer adamlara liderlik eder. Onlara taktikleri öğretir.
Jacob bu yüzden bir şey yapmadı. Bekliyordu.
Bu yeğen şimdi burada mı?
Trenle geliyor.
O zaman ayak bastığı an onu karşılamanı öneririm.
Adamlarım şu an oraya gidiyor.
Sınırdaki küçük korunağımızı buldun mu?
Buldum.
Onu oraya at. Geri kalanları da yanına at.
- Şerif onun tarafında. - Mahkemeler de benim.
Endişeleneceğin tek şey hepsini öldürmek olsun.
Tarih, geçmişteki olayları anlatmaz.
Tarih, galibin anlatmayı seçtiği olaylardır.
Yaptıklarımızın esiri değiliz Banner.
Yaptıklarımıza karar veririz ve kararımız gerçek olur.
Biliyorsun, o birinin kızı.
Öyle.
Annesi burada olsaydı
ona da aynı şeyi yapardım.
Çıkarken kapıyı kapat lütfen.
Şimdi zevk ver.
Şimdi acı.
Gördün mü Lindy?
Artık farkını anlamıyor.
Ateş yakabilir miyiz?
No comments yet. Be the first to leave one.