The first 200 lines.
Bana suratını dağıttırma
Suçu melanine atmayı denedim
İyi niyetliyim ama ben bir Seven-Up’ım
Fazla tatlısın, içine limon kattım
Onlar bizim toprağımıza botlarıyla bastı
Ben de köklerimi onların toprağına saldım
Gerçeğimi bu şarkıya döktüm
Esmer gerçeğimi tükürüyorum
Biriktirdiğin para zerre umurumda değil Ya da kafatasındaki taç
Sen Basquait veya Danimarka Prensi değilsin
Zeddy oğlum, kalıplarına işe
Ta ki beyaz çocuklar Pakistanlı olmak isteyene dek
Esmer gezegen
Olacağı budur adam kızgın, panik Ve benim gitmemi istiyor
Ama ben olağanüstüyüm Çünkü sürüden ayrılıyorum
Ve benim durduğum yerde Plaketler asılacak
New York!
Tarafını seç, ya başarırız ya ölürüz Çünkü tek yaptığımız ölmek
Ya onlar bizi bombalar ya da biz intihar ederiz
Biz döner etiyiz Denemek istemez misiniz?
Evet! Bir savaşa uyandık
Neden kendi ırkınla savaşıyorsun Ben domuzla savaşmayı seçiyorum
Silahlı çatışmaya neden tweet getiriyorsun
Evet! Hepimizi öldürmek istiyorlar Ama hepimizi öldüremezler
Bana Karafatma diyorlar. Ama ben karayım Fatma değil.
Ve onlar taşaklarımızı tekmelediklerinde Çüküm daha da büyüyor
Bu cami ve konser alanı için
Hiçbir şeyimiz yok Ama bu var
Aletimi em ve bütün parayı bana ver orospu
Hepimizi öldürmek istiyorlar
Ama hepimizi öldüremezler
Vaseem!
- Bekle, bu gece kim buradaydı? - Ha?
- Kim buradaydı? - Ne?
Ne demek ne? Kim buradaydı?
Müzik şirketlerinin yöneticileri, organizatörler herhangi birisi?
- Evet, Amerikalılar. - Ben yaparım, ben yaparım.
Hemen ümitlenme.
Ben...
Amacımız bu değil mi?
Senin dışarıda insanlarla konuşuyor olman gerekmiyor mu?
Ben sizi biraz yalnız bırakayım.
Yoksa üzerinde “Bana albüm yapın” yazılı kahrolası bir tişörtle ben mi gitmeliyim?
Bırak ben hallederim.
Nelerle uğraştığımı görüyor musun?
Şunu çıkarıyorum.
Çıkarmalısın, çıkarmalısın. Çıkar, çıkar.
Bekle, bekle, bekle Instagram’dayım.
- Hey! - Vaseem yanımda. Ne diyordun?
Dur bir şey yapacağım.
Ben de gidip Dante’nin adamlarıyla konuşacağım.
O! O! Hey siz!
Buna ne dersiniz? New York, bu turneyi az önce bitirdik.
- Zed! Instagram’ındayım. - Tüm biletler satıldı.
Bugüne kadar yaptığımız en büyük turne.
Hepinize geldiğiniz için teşekkür ederim.
Hepinize geldiğiniz için teşekkür ederim.
Gelemeyen herkes için. Bu sefer gelemeyen herkes için.
Yo! Zed! Zaheer, evet.
- Sizi görüyorum. - Londra ekibi de burada.
Evet, evet.
Büyük bir alkış, Londra tayfası da burada.
Hey, kahrolası sesiniz çıksın!
Geri döneceğiz.
Mum üretiyoruz.
Satın alınan her mum için, Pakistan’da bir ev aydınlatıyoruz.
- Peki... - Hey, konuşmamız lazım,
- Dante’nin adamları burada. - Kahrolası RPG’nin
burada olduğunu biliyor muydun?
- New York’ta ne işi var? - Siktir et RPG’yi. Beni duymadın mı?
Hayır, duymadım. Sen beni duydun mu?
Dante kahrolası Smith Avrupa turnesinde konserlerinin açılışını yapmanı istiyor.
- Bildiğimiz Dante mi? - Evet, o Dante.
Ah. Evet. Siktir, siktir!
Haftaya başlıyoruz.
- Haftaya mı? - Haftaya başlıyoruz, evet.
Ne demek haftaya?
- Neden? Başka planların falan mı var? - Hayır, ben sadece.
Hayır, sorun yok.
- Hallederim. Hallederim. - Süper.
Nefes al.
Dante Smith, demek? Heyecan verici.
Evet, baya manyakça.
Londra’da başlayacak dedi, turne yani.
Harika. O zaman önceden mi gideceksin? Aileni görmek için?
Sen benden kurtulmaya mı çalışıyorsun?
Hayır, seninle takılırım diye düşünmüştüm.
- Ne? Ne? Bir sorun mu var? - Ne? Hayır sorun falan yok.
Hayır bir sorun var. Bütün akşam şu bok kafalı rapçiyle sohbet ettin.
- Neler oluyor? - Aman Tanrım. Senin derdin ne?
- Ne var? - Neden kendine güvenin bu kadar az?
Benim mi kendime güvenim az?
Bugün benim büyük gecem ve sen,
ve sen gidip başka bir adamla konuşuyorsun.
Daha ne kadar ilgi istiyorsun? Her şey seninle alakalı.
İçeride götünden ayrılmayan 100 kişi vardı.
Peki, sadece seninle beraber vakit geçirmek istemiştim.
- Hayır, istemiyorsun. - Evet, istiyorum.
Hayır, istemiyorsun. Çünkü sen, sen yine kaçıp gitmek üzeresin.
Buna kaçıp gitmek denmez, bu benim işim.
Turneye gitmek benim işim.
Bak, bir gün bir hafta. Bu hiçbir şeyi değiştirmeyecek.
Değiştirmeyecek derken ne kast ediyorsun? Ne?
Demek istiyorum ki değişen bir şey olmayacak.
Gidip seni mutlu eden şeyi yapmanı istiyorum.
Ama Face Time üzerinden bir ilişki yürütmek istemiyorum.
Yine başladık işte.
Peki, açıkça söyle. Ne söylemek istiyorsan söyle.
Ne demek istiyorsun?
Sürekli kökleriyle ilgi rap yapan biri olduğunu düşünürsek.
En son ne zaman evine gittin?
En son ne zaman ailenle
vakit geçirdin?
Mogullar için aşk bir güldü
Bizim gibi Mowgliler içinse esrar
Sınırlardan kaçak sokulan bir aşk Yetkililer onu durdurmaya çalıştı
Çıktığımız ilk esmer insanlar
Öz nefret bunu neredeyse durduracaktı Belki de sevdiğim dikenleridir
Kesikler deriyi sertleştirir
Kazanmam gereken mücadeleye ihtiyacım var
O yüzden savaşı seviyorum
Belki de arızalıyım Ama hepimiz öyle değil miyiz?
Sevilmek için doğmadık.
Bize çamur attılar, bizi paramparça ettiler
Sevilmek için çok kirli olduğumuzu söylediler
Ve sevilmeye değer olmadığımızı
O yüzden kendimi ispat etmek için yaratıldım.
Kabullenilmek işe yaramıyor
Aşk kendimi ve savunmak için doğduğum mirası kaybetmeme sebep olur
Ben tamamlanmış bir ürün değilim
Bu halimle seviyorsan beni sen de arızalısın demektir
Karşılıksız destekler fethetmelerine yardımcı olmayacak.
Olay sadece para kazanmak değil
Ve Porsche ve dergi kapağına çıkmak, divalar, golf sahaları ve ödüller değil
Hepsinden çok istediğim parlamak
Zirveye tırmanmak, Yukarı çıkarken
Her darbenin gücünü hissetmek Tıpkı bir yol gösterici gibi
Meşalemi yakmak Ve ölümsüz olmak, aşkım
Miras aşktan uzun yaşar
Miras aşktan uzun yaşar
Bunu plastik kaplı kanepeler için yaparım
Ketçaba bulanmış samosalar
Dolapların üzerindeki bavullar ve güneşte yanmaktan korkan kızlar için
İyi kızlar için, iyi ahbaplar, hafif kızlar ve çete için
Bir zamanlar ben hayranlardan biriyken Sahnede olmasını hayal ettiğim adam için
Ailem için, pek anlamasalar da
Asla sahip olamayacağımız çocuklar için
Babalarıyla daha çok gurur duymaları için
Ve ben mal değilim.
Haşhaşım yaz boyu
Sanatım sonsuza dek!
Salacak köklerim yok Otları söküyorum
Haşhaş sadece bir ot
Benim yetiştirdiğim şeyin sevgiye ihtiyacı yok.
Gittiğim yerde sevgiye ihtiyaç yok
Selam genç adam, benim adım Charles Ve gördüğün gibi evim sadece...
Bu tarafa! Ben, ben!
Evet. Ona bittiğini söyle.
- Zuzu! - Selam.
Bekle bir dakika şunu alayım. Şunu alayım.
İki yıl oldu.
- İki yıl olmadı. - İki yıl, Face Time yok hiçbir şey yok.
Nedir bu?
Google sana evin yolunu gösterdi demek?
- Nedir bu? - İşten döndüm.
- Ha? Ne? - Seni baykuş surat!
Uçak indiğinde bana mesaj atmalıydın.
Telefonumun şarjı bitti.
- Her şey yolunda mı? - Evet.
Ne var?
- Zayıflamışsın. - Ne demek istiyorsun?
- Yeterince yemek yemiyor musun? - Her zaman aynı şeyi söylüyorsun.
- Oruç tutuyor musun? - Hayır.
İyi. Seyahat ederken gerek yok.
Tüm bunlar nedir?
Ammi bu işi sonra yapsan?
Neden çamaşır makinası hala orada duruyor?
Eskisi gayet iyi.
Bu dört aydır orada mı duruyor?
Bir koku alıyor musun?
Ummi, o yeni makinayı senin için aldım.
Biberlerin kokusu yok.
Üzerinde nazar var.
Bina mıydı Şina mı, o nasıl?
İyi mi?
Babam nerde?
Orucu açmadan önce bir şekerleme yapıyor.
Madem şekeri var neden hala oruç tutmakta ısrar ediyor?
Onu ikna etmeye çalışmadım mı sanıyorsun?
Senin kadar inatçı.
Bunu açıyorum.
- Ne yapıyorsun? - Bunu.
Sana söyledim ya eskisi çalışıyor.
Hayır, bunu şimdi açmazsam iade etmeye çalışacağını biliyorum.
Zed bir iki. Zeedy Boy 96.
Hey eğlenceli müzik seven çocuk arkanı kollasan iyi olur
Zed şeytani laflarıyla geri döndü.
Şarkı sözleri saldırısından korunmaya çalışma
Ben akmayı bitirdiğimde her şey bitmiş olur
Bu arenaya girdiğimde etkilemek için baştan aşağı markalarla
No comments yet. Be the first to leave one.