The first 200 lines.
Ben görünmezim, anlayın çok basit çünkü insanlar beni görmeyi reddediyor...
...gördükleri şey sadece çevrem, kendileri, ya da hayal ürünü...
...şeyler; gerçekten, ben hariç her şey ve herhangi bir şey.
Ralph Ellison Görünmez Adam
H A P İ S
Gergin misin?
Neden gergin olayım ki?
En önemli üniversitelerden gözlemciler gelecek...
...ve senin, benim ve Jordan'ın tüm hayatımızı değiştirebilirler...
...ama, hayır...
...gergin değilim.
Peki, ne diyorsun?
Çok gerginim diyorum.
Dinle.
Farz et ki, ben ve Jordan YMCA'da senin yüzüşünü seyrediyoruz.
- Sen ve Jordan mı? - Evet.
Pekala.
Ne lazım?
Gel buraya, ufaklık.
Neyin var bakalım? Ver şunu.
Beni aldatmaya çalışmasan iyi olur.
Malıma iyi bakın. Hemen geleceğim.
Evet! Oh, Cashmere!
Hey, Cash!
Cashmere!
Lanet olsun.
Ne yapıyorsun?
İşim var.
- Ya bu işin? - O işi bitirdim.
Şimdi tek düşüneceğin iş o hapishaneye gidip...
...mallarımı Temizlik'e vermek.
Anlaştık mı?
- Anlaştık. - Hitler, haydi gel.
Haydi. Gidip biraz para yapalım.
Şu köpeği yanıma getirmesene.
Bütün günüm yok. Paramı ver.
Sen de şu iti orada tut.
- Niye bu kadar telaşlısın, oğlum? - Vakit nakittir de ondan.
Yüzme toplantısına gideceğim.
Yüzme toplantısı mı? Zenciler yüzmez ki, oğlum.
Benim oğlum Avery Montgomery yüzer.
Onu tanıyorum. Herif kendini Flipper falan sanıyor.
Zenciler bildikleri işi yapmalı.
Buralarda kokain satmak gibi.
Ben nasıl kokain satacaksam, o çocuk da bir yerlere gelecek.
Anladım. Ben de bir yerlere geleceğim.
- Para eksik. - Sen neden bahsediyorsun?
- Paramın tamamından. - Ne?
Sağır mısın? Paramın tamamı nerede?
- Sana söyleyecektim. - Çabuk ver paramı!
Sakin ol. Dinle bir dakika.
Beni kollaman gerek.
Saçmalama. Eğer Temizlik burada olsaydı, bir bok isteyemezdin.
Defol gözümün önünden. Sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun?
Lanet olası paramı ver.
- Seni orospu çocuğu! - Ne var, pislik?
İster misin? Ne olur?
Pekala, oğlum.
- Tamam. - Evet.
Paramı getirmek için yarına kadar vaktin var!
Beni öldürmeliydin!
Paramı görsem iyi olur.
- Görüşeceğiz, oğlum! - Serseri it.
- Haydi, oğlum! Bütün günüm yok! - Geliyorum, dostum.
- Lanet olsun. - Arkaya geç, bebeğim.
Hitler!
Ne haber, Hitler? Sana geleceğimi söylemiştim.
Nasıl yapıyorsun, bilmiyorum.
- Neyi? - O cehennem gibi yerde onca saat.
Ben olsam çikolata gibi erirdim.
Liseden terk olunca beni işe almak için can atan pek kimse olmadı.
Neden benimle çalışmıyorsun? Neden korkuyorsun?
Annem ve Krista varken mi, dostum? Git işine.
Kokain işine girersem, canıma okurlar.
Sıraya girmeleri gerekir, çünkü önce ben senin canına okurum.
Oğlum, ben o işlere bulaşmam. Bundan emin olabilirsin.
Başka bir isteğiniz var mıydı?
Başka bir isteğiniz var mıydı?
Başka bir şey istiyor musun, oğlum?
Ketçap ve patates kızartması.
Patates kızartması ve ketçap. Ketçap vermeyi unutma!
Lütfen pencereye doğru gelin.
Borcunuz 6.50$. Başka bir isteğiniz var mıydı?
Bütün paraları bana ver.
- Ver şu paraları! - Acele et!
- Hayır! - Paraları ver!
Kapa çeneni!
Tüy çabuk!
Dördüncü kulvarda yüzen Danielle Gold için alkış lütfen.
- Merhaba, baba. - Merhaba, bebeğim.
Şu avukatlık şirketi seni masana zincirledi sanıyordum.
Şu bahsedip durduğun büyük olay çabuk bitse iyi olur. Çünkü işe dönmeliyim.
Görürsün.
Lanet olsun! Şu kızlardaki vücuda bak, dostum.
Deme oğlum, her yerlerini görebiliyorsun.
Ben de onu diyorum.
Hey, oğlum, işte annem ve Krista orada.
- Kayınbirader Avery nerede ki? - Avery senin kayınbiraderin değil ki.
Ama aileden. O aileden.
Kız kardeşinin bebeğinin babası. Kayınbiraderin değil.
- Sıradaki etap: 100 m serbest. - İşte geliyor.
- Hey! - Avery!
- Avery, ne haber? - Hey, ne haber, oğlum?
Sen bir numarasın, oğlum! Haydi, Avery!
Sen bir numarasın! Kazanacaksın!
- Susun. - Ne bakıyorsunuz?
Sinir oluyorlar çünkü bütün sporlarda öne çıkıyoruz.
- Yüzmede de öne çıktık. - Ne yapıyor bunlar?
- Haydi, oğlum! - Yürü, oğlum!
- Avery. - Koç.
Altıncı kulvardaki çocuk var ya? Arizona State'e gidiyor.
- Parlama sırası artık sende, oğlum. - Sağ ol.
Yüzücüler, öne çıkın.
İyi şanslar.
Yerlerinizi alın.
Bastır, Avery!
Haydi, Avery!
- Arayı açma! Arayı açma! - Yüz be oğlum!
Haydi, bebeğim, yüz!
- Yüz! Yüz! Yüz! - Haydi, oğlum!
Evet! Evet! Evet!
Haydi, Avery, yüz! Yüz, Avery!
Yüz! Evet! Yüz, yüz!
Haydi, bebeğim, haydi!
Baba kazandı!
Ve kazanan, dört numaralı kulvardaki, Avery Montgomery.
Sikerim. Kimse Broadway'le oynayamaz.
Paran bende, Cashmere. Bakalım bundan nasıl yırtacaksın.
Orospu çocuğu.
SADECE YÜZÜCÜLER GİREBİLİR
- Hey, bebeğim. Harikaydın. - Teşekkürler.
- Annen Jordan'ı nereye götürüyor? - Uyuya kaldı.
Gözlemciler nerede, bebeğim?
Neredeler?
Bilmiyorum. Ama yarışı kazandın.
- Çok iyiyim. - Hayır.
Avery Montgomery.
Evet.
- Nasılsın? - İyiyim.
Ben Charles Pierce. Birkaç üniversitenin gözlemcisiyim.
Şu anda üniversiteye gidiyor musun?
Şu anda, hayır. Bir sene halk üniversitesine gitmiştim.
Ama, son bir buçuk senemi dondurdum. Bir oğlumuz oldu.
- Bu kız arkadaşım, Krista. - Merhaba.
Memnun oldum.
Son 3 yüzüşünü izledim. Sürelerin her seferinde daha da kısalıyor.
- Bu geceki neredeyse 2 saniye kadardı. - O çocuk çok iyiydi.
Kimse beni bu kadar zorlamamıştı.
Peki, yüzmeye nasıl başladın?
Bilmiyorum. Bana evimdeymişim hissini vermişti.
Evet, onu havuzdan çıkaramıyorum.
Bu geceki sürenle, seni isteyebilecek üç okul biliyorum.
Bu harika. Bu harika, dostum.
Bak ne diyeceğim.
Beni ara. Önümüzdeki hafta.
Tamam. Teşekkür ederim.
Ülkenin en hızlı adamı!
Haydi, seni koca, siyahi Su Kuşu. Haydi gel kutlayalım!
- Olmaz, dostum. Karım var. - Haydi ama!
Önemli değil. Git sen.
- Emin misin? - Evet, eminim.
- Fikrimi değiştirmeden önce git haydi. - Haydi, dostum.
Sonra görüşürüz. Fazla gecikmem.
İşte böyle olmalı. Ne olursa olsun, birbirimizin hep yanında olmalıyız.
- Hiç şüphesiz. - Doğru.
Ben hep senin yanındayım, bebeğim. Bu şişeyi de o yüzden aldım.
Şerefe.
Sarhoşun teki olduğunu kız kardeşine söyleyeceğim.
Haydi, dostum.
Gerçekten.
Hey, işte!
Lanet olsun, dostum!
Hey, hatırlıyor musunuz, biz çocukken senin sarhoş amcan bu şarkıyı çalardı?
Bize şarkıyı söyletip, dans falan ettirirdi.
Arka koltuktaki bu silah da nesi?
O benim değil. Benimki evde.
- Peki bu nereden geldi? - Ben nereden bileyim?
Bu araba senin, ve bizi de tehlikeye atıyorsun!
Söyledim ya, silah benim değil.
- Atıyorum şunu. - Ver onu bana!
Silaha dikkat et, dostum!
- Kurtul ondan. - At şu silahı.
Baker 1-3-3. Hamburgercideki silahlı saldırıda kaçan arabanın...
...tarifine uyan beyaz Mustang'in peşindeyiz.
- Kimin olduğunu anlamaya çalışıyorum. - At gitsin!
Dostum, haydi at onu!
Lanet olsun, polis! Ne yapacağız?
Kenara çekeceğim.
Bakın, her şey yolunda, tamam mı?
Herkes sakin olsun, tamam mı? Çok sakin.
Kenara çekecek bir yer bulacağım.
Dön buradan. Dön buradan.
Hey, dostum! Hey, dikkat et! Dikkat et!
Eller yukarı! Ellerinizi göreyim!
Ellerinizi yukarı kaldırın ki görebileyim!
Yavaşça arabadan inin!
Sürücü, dışarı!
Arabadan dışarı çık!
Gri eşofmanlı, ön tarafa geç.
Parmaklarını başının arkasına koy! Mavi gömlekli, yavaş ol!
No comments yet. Be the first to leave one.