72 HOURS

72 HOURS

Download Turkish Subtitle

Release info

[𝗖𝗼𝗳𝗳𝗲𝗲𝗣𝗿𝗶𝘀𝗼𝗻] 𝟳𝟮 𝗛𝗢𝗨𝗥𝗦 (𝟮𝟬𝟮𝟲) 𝗡𝗙𝗫 𝗪𝗘𝗕
A Commentary by Coffee_Prison
𝐑𝐄𝐓𝐀𝐈𝐋 𝐍𝐄𝐓𝐅𝐋𝐈𝐗 >> 𝟎𝟏𝐡 𝟒𝟓𝐦 𝟏𝟓𝐬 *𝘈𝘭𝘵 𝘺𝘢𝘻ı ç𝘦𝘷𝘪𝘳𝘮𝘦𝘯𝘪: Ö𝘮ü𝘳 𝘎𝘦𝘯𝘤𝘦𝘳

Tags

webdl
Published on: 2026-07-24
Downloads: 23
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

72 SAAT

Altı yıldır New York'un en seksi doktoru seçilen kadın aramış, ben seçtim.

Oy birliğiyle.

N'aber aptal? Dün gece seni özledim.

Ben de seni. Kaç hayat kurtardın?

- Sadece üç. - Üç mü? Beni saymadın mı?

Her gün kurtarıyorsun. Seninle hayatta hissediyorum.

Çok tatlısın.

- Belli ki keyfin yerinde. - Keyfim yerinde.

Adweek makalesi sağ olsun. Çok iyi.

Evet, işte benim erkeğim.

Masaya eğilmen çok tatlı.

Hayır, tatlı falan değil. Bu bir güç göstergesi.

Üstünlük gösteriyorum.

Güçlü bir çiftiz demek bu. Güçlü bir çiftiz.

Lafı açılmışken, Mayo Clinic hemen cevap bekliyor.

Büyük bir karar, baş cerrah olmanın önünü açıyor, değil mi?

Biliyorum ama içime sinmiyor.

Birlikte açacağımız yeni sayfa için çok heyecanlıyım.

- Miami karıları mı? - Düşündüm…

- Ne oluyor? - Kafa yordum.

- Ne oluyor lan? - Ve bunu yapmaya hazırım.

Hadi oradan. Yok artık daha neler.

Ciddi misin?

Bu ne lan? Hayır.

Yeni sayfa için heyecanlıyım derken bu cevabı beklemezdim.

Hayır, bir sürü alakasız mesaj geldi, fırıldak gibi dönen bir çükle noktalandı.

- Ona diyordum. - Belli ki şu an çok yoğunsun.

O yüzden ben seni tutmayayım, sonra ara, tamam mı?

Peki, sonra ararım, hey! Seni seviyorum.

- Ben de seni. - Hayatımı kurtarıyorsun. Açılın!

- Günaydın Joe. - Nasılsın?

- Selam Joe. - Günaydın Tracy.

Sunumda harikalar yarattınız. Göğsümü kabarttınız.

- Teşekkürler. - İşte geldi! Yeni kreatif direktörümüz!

Hayır Barry, yapma. Nazar değdirme.

Resmî bir karar yok. Karar verilene kadar kendini tut.

Patronun ilk seçimi sensin, herkes biliyor.

Kes şunu, tamam mı? Ne taktın? Suratındaki ne?

- Akıllı gözlük. - Ne?

Saçma giyilebilir ürünler için reklam hazırlıyorum.

İnternete bağlanıyor, müzik çalıyor, video kaydediyor.

Şu an beni çekiyor musun?

Bana öyle bakma. Gözlerin bir garip oluyor.

Sapıkmatik mi bu? Ne bu?

Birçok giyilebilir ürün var. Şu kolyeye bak.

O da mı kamera?

Seksi vücut kamerası.

Siktir, kampanya bu olabilir mi?

- Katiyen olmaz. - Tabii olur.

Seksi vücut kamerası.

Hedef kitlen kim bilmiyorum ama ben değilim.

- Dünyayı meme uçlarınızın arasından görün. - Şuna bak.

Bu sabah alakasız bir grup sohbetine alındım.

- Nasıl? - Bilmiyorum.

Beyler, kankalar,

yirmi dört saat sonra Miami'ye inip.

Mason Moses'ı, yani Emily'nin kaltağını evlendiriyoruz.

Kaltağı mı?

Pozitif bir tavırla gelin. Sana diyorum Hunter.

Ayrılman kimsenin umurunda değil seni koca, beyaz amcık.

Deluxe BNB'den

anlaştığımız bütçeye uygun diyerek tarif edebileceğim bir ev kiraladım.

Tanrım, hapishane hücresine benziyor.

Evet, hiç tekin durmuyor ama fakiriz, ne yapalım?

Mason penisini çük hapishanesine sokmadan önümüzdeki üç gün boyunca bizim.

Bu çocuklara yardım edeceğim.

- Ne yapıyorsun? - Selam beyler, ben Joe.

Aranızdan biri aptal ve yazmayı beceremiyor.

Bu yüzden gruba beni almış.

Sorun değil, ben de bir ara genç ve fakirdim.

Size hediyelerim var.

Venmo üzerinden 200 dolar gönderiyorum.

İlk içkileriniz benden olsun.

Onlara para mı gönderdin?

Evet, gönderdim.

- Peki. - Harbi, harbiyi tanır.

BU MORUK KİM?

Bu çocuklar durmuyor.

Beni davet ediyorlar.

- Miami'ye mi? - Evet, çağırıyorlar.

Joe, hazırlar. Terry sunumu merakla bekliyor.

- Sunum hazır mı? - Evet.

Bu iş bende.

Her kuşağın kendini bulduğu bir an vardır.

Atmıyorum.

Rakipler kazanmaya başlayınca "Eyvallah, sıra bizde aga" deriz.

Çünkü havamıza bakıyoruz.

Şimdi bizim vaktimiz geldi ve satacağız cakamızı.

Unlimited Premium Votka.

Sat cakanı.

Barry.

Sat cakanı.

Alkışa gerek yok.

- Alkışlamanıza gerek yok. - Senin adına utandım resmen.

- Evet. - Pardon, ne dedin?

Senin adına utandım Joe.

Odayı boşaltabilir misiniz?

Joe, biraz bekler misin?

Son üç reklam kampanyanda Z kuşağını hiç yakalayamadın.

İki şişenin kendilerini artık erkek olarak tanımlamayıp

leziz ve ferahlatıcı olarak tanımlamaktan bahsettiği Fanta reklamı…

O neydi lan öyle?

- Kapsayıcı olmak içindi. - Satışlar dibe vurdu.

Yönetim Kurulu, Unlimited'ı müşteri olarak alamazsan

başka bir yol izleyip baş kreatif direktörlüğü için

daha genç birini bulmamız gerektiğini söyledi.

Daniel gibi birini.

- O Daniel'ı mı diyorsun? - Evet.

Gençlerin kültürünü artık anlamıyorsun.

Ajans olarak hayatta kalmak istiyorsak yaşlı görülmemeliyiz.

O zaman izin ver, Unlimited kampanyasını geri kazanayım.

Bana bir şans ver.

Terry, bana 72 saat ver.

Kampanyayı kazanayım.

Unlimited kampanyasını alabilirsen baş kreatif direktörlük senindir.

Ama bana yamuk yaparsan işinden olursun.

Sana yamuk yapmayacağım.

Bu işi kaybedemem.

Kendi işini kurmaktan bahsedersin. Belki şu an tam sırasıdır, ben de gelirim.

Çok şey söylüyorum. Söyledim diye yapacak değilim.

On yıldır şirket merdivenlerini tırmanıyorum.

On yıldır tırmanıyorum. Atlamaya hazır değilim.

Jen'e ne bok diyeceğim? Daha yeni yanıma taşındı.

GELİYOR MUSUN?

Çocuklara bak. Hayır, partiye çağırıyorlar.

Yirmili yaşlarında çocuklarla kopmaya gitmem, yok, kalsın.

Tanrım.

Grup sohbeti. Bekârlığa veda partisi.

Ne olmuş?

Belki de bu görülmemiş biçimde aralarına sızmam için süper bir fırsattır.

Hatta sunumum onların ağzından doğruca CEO'nun kulağına gidecek.

Seni çağırdıklarına emin misin? Dalga olmasın.

Emin değilim, önce bir nabız yoklayayım.

- Bakalım ne diyecekler. - Aynen.

Beyler, gelmemi istiyorsanız bir şartla düşünürüm.

Biri yazıyor.

DALGA GEÇİYORUZ JOE!

Dalga geçiyorsunuz, peki.

YABANCIYI NİYE İSTEYELİM?

Bu evi ben tutsam nasıl olur?

MİAMİ'DE EV - 9 ODALI - 13 YATAKLI - 10,5 BANYOLU

NE? OLUR TABİİ!

Hey, Just for Men'imi gördün mü?

Burada ama bence ihtiyacın yok. Kır saç sana karizma katıyor.

Hayır, beyazlar çıkınca boyamak lazım.

- Bu yüzden lazım, aşağıda mıydı? - Evet.

Orada burada bırakıyorum, deliriyorum.

Nereye gidiyorsun?

- Panik yapma, sakinliğini koru. - Tamam.

Tamam mı?

- Terfiyi alamadım. - Ne?

- Sunum berbattı. - Ne oldu?

- Terry yaşlandığımı düşünüyor. - Yapma.

Üzgünüm canım.

Sorun değil, yaşlandığıma ben katılmıyorum

ama o böyle düşünüyor işte.

Bence saçmalıyor ama durum bu.

Olsun, bu sayede önceliklerimi gözden geçirir,

kendimi toparlar,

bir erkek olarak benim için önemli olan şeyleri düşünebilirim.

Büyük bir atılım derken değişimden bahsediyorum.

Değişimden korkmamalısın.

İkimiz için daha iyi kararlar almak istediğim bir noktadayım.

- Evet. - Daha çok şey yapmak.

- Evet. - Kendimi daha çok vermek istediğim.

Miami'ye gidiyorum.

Ne?

Beni grup sohbetine aldılar ya? Oraya gidiyorum.

Onları inceleyip sunumu düzeltebilirim.

Tanımadığın birinin bekârlığa veda partisine mi?

Evet.

Aptal gibi hissediyorum.

Ha…

Peki.

Evlenme teklifi ettiğimi düşünmedin, değil mi?

Evet, bağlanmak, düzenli hayata geçmek.

Evlilik teklifini nereden çıkardın?

Joe, diz çöktün.

Evet, bavuluma eşya koyuyorum çünkü.

Tamam, bekle.

Tanrım.

Canım, olanların ciddiyetinin farkında değilsin bence.

O yüzden sana açıklayayım, olur mu?

İşimi kaybetme tehlikem var.

Bu da birlikte geleceğimizi tehlikeye atıyor.

Üzgünüm bebeğim, aklımdaki son şey evlilik.

Anlamadım?

Ne dedin sen? Ne demek bu?

Biz çocuğuz, daha çok genciz. Neden böyle…

Çocuk falan değiliz.

Şu an ne oluyor?

Ne yapmamı istiyorsun?

Büyümeni mi bekleyeyim?

Bunu yapma bana.

Partide çok eğlenirsin umarım.

Çok naziksin, teşekkür ederim.

CUMA

Selam bebeğim, Miami'ye şimdi indim.

Öyle ayrılmamız bana biraz garip geldi.

More Turkish subtitles for 72 HOURS

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left