He Got Game

He Got Game

Download Turkish Subtitle

Release info

He Got Game 1998 WEB-DL DSNP
A Commentary by ChristopherCavco

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
Published on: 2022-07-22
Downloads: 49
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

ATTICA ISLAHEVİ

Shuttlesworth!

N'aber kanka?

Müdür seni görmek istiyor.

Müdür mü?

-Ne istiyor? -Bilmiyorum.

Bilmek de istemiyorum.

Git onu getir dedi.

Sağ ol Books.

Dışarıda bekle.

Jake, lütfen otur. Otur.

Sahada olduğunu duydum.

Evet, sağlıklı kalmaya çalışıyorum.

Biliyorsun, öyle işler.

Zihnimi de meşgul ediyor.

Zaman geçirmek için iyi yöntem.

Dr. James Naismith işini biliyordu.

Harika bir oyun, değil mi?

Basketbol, evet.

-Oynadın mı? -Gençken biraz.

-Deniyorum. -Oğlana koçluk yapıyorum.

Mahalle merkezini yönetiyordum.

Haydi. Göster bana.

Bu güzel, güzel!

Ama alan değiştirdin. Uzaklaştın.

-Koçluk mu yaptın? -Hayır, sayılmaz.

Dışarılarda yardıma ihtiyacı olan bir çocuk gördüm,

ona bir iki ipucu verdim.

-Hangi el? -Sağ.

-Hangi elle atmalısın? -Sol.

Ama bugünlerde Müdür Bey

sözünüzü dinlemiyorlar.

Her şeyi bildiklerini düşünüyorlar.

Öyle bir şeyler. Temel bilgileri

bayağı eksik.

Bununla karşılaşmadım.

E tabii sen...

Çocuklar akıllı.

Seni dinlemezlerse sonları burası. Biliyorlar.

Hiç böyle düşünmemiştim.

Pernell'e mi oy verdin?

Hiç oy kullanmadım.

Neyse. Ama Vali oldukça sıkı, büyük

bir basketbol hayranı.

Üniversitede, Big State için dört yıl oynamış.

Fena değilmiş.

Big State'in en büyük destekçisi.

Kanı kırmızı akar.

Evet, televizyonda görmüştüm.

Jesus Shuttlesworth adında bir oğlun var mı?

Evet.

Oğlun Amerika'daki en büyük oyuncu adaylarından

biri olarak mı adlandırılıyor?

Bazılarına göre evet.

-Biliyorsunuz, iki, üç, altı. -Haydi ama Jake.

Mütevazı olma. Gurur duymalısın.

Bir tavus kuşu kadar gururlu.

Hep gurur duydum.

Tüm dünyadaki bir numara sporcu adayı olmadan önce.

Mütevazı değilmişsin.

Tanrı benim yanımda.

Vali, oğlunun Valinin okulu, Big State'e

kaydolmayı düşünmesini talep etti.

Oğlunu bunu yapmaya ikna edersen Vali, buradaki süreni

en aza indirmek için elinden geleni yapacağını söyledi.

Vali bunu yapabilir mi?

-Yani, yapabilir... -Yapabilir.

15 senem var müdürüm, bu...

Bu gerçek mi?

Valiyi mutlu edebilirsin.

Ona iyilik yapanları asla

unutmamak gibi bir huyu vardır.

Ona kötülük yapanları da unutmaz.

Ben burada, yani bu parmaklıkların...

Parmaklıkların, duvarların arkasında

Yani böyle bir şey...

Telefonda falan konuşulmaz.

Derhal işe koyulmalıyız.

Çocukların seçim yapması için son tarih bir hafta sonra.

-Bir hafta mı? -Yedi gün.

Her şey ayarlandı.

Bulls'un Knicks'e karşı hiçbir kozu yok.

Tek konuştuğun Jordan şöyle, Jordan böyle.

Muhafız!

Sen üstüne düşeni yap, oğlunu getir. O da

-Muhafız! -...kendine düşeni.

Muhafız!

-Neler oluyor? -Bu geçici rahatsızlığın

kusuruna bakma ama bir aktör olarak yeteneklerine güvenemeyiz.

Hataya yer yok.

-Çekilin. -Gidelim Doktor.

-Acele edin. -Nereye götürüyorsunuz?

-Sorunu ne? -Bilmiyorum.

-Gıda zehirlenmesi. -Emin misin?

Bilmiyorum, yeni getirdiniz.

Hemen karantinaya alınmasını istiyorum.

Hapishanede bir şeyler yemiş.

Bir önceki seferde hapishanenin

yarısı hastalandı.

Karantinada.

-Bulaştırabilir. -Tanrım!

Son bir şey.

MARCEL WYATT MÜDÜR

Hile yapmayı deneme.

Üçkâğıt yaparsan anlaşma biter.

Şunu susturamaz mısın?

Herif acı çekiyor.

O zaman ilaç ver.

İki saatimiz daha var. Bunları duymak istemiyorum.

İki şartlı tahliye memuru atanacak.

Spivey, bir zenci. Onu seversin, o da seni.

Diğer refakatçin Crudup.

Sessizdir. Ama babam sessiz olanlara dikkat et demişti.

Spivey, çok hastayım dostum.

Al.

Şunu iç.

İç işte.

Spivey ve Crudup, benim tarafımdan seçildi, en iyisidirler.

Onlara gerektiğinde

ateş etmeleri için izin verildi.

Sen veya hasta olman umurumuzda değil.

Kusacaksan bize söyle, sağa çekeriz.

Oraya kusarsan

adamım Crudup hepsini, hem de en ufak damlasına kadar yalayıp

temizlettirir.

Anladın mı dostum? Kapiş?

Evet, kapiş.

Kenara çeker misin?

Lütfen?

Adamım Spivey'nin dediğini unutma.

Arabaya kusma, tek bir damla bile.

- Çok hızlı gitme -N'aber?

-Kontrole devam et. -N'aber?

-Bu herif hep şarkı söylüyor. -Biliyorum ya.

-Biraz top oynayalım. -Bence de dostum.

Sahayı ele geçireceğiz.

-Tamamdır. -Kafan karışmasın

-Adamım diyorum ki, sağlam oynamalıyız. -Sadece istemen

bitirmek istemen gerek...

-Haydi. Rodman'a bak. -Bende bir şey yok.

Hey! Sonraki bende!

-İşte. -Çocuklar.

-Şu herifleri ezip geçelim. -Gerçekten.

Haydi, top oynayalım!

Haydi, koca adam.

-Şu herifi dizginle. -Ne oldu? Gidelim bebek.

-Çıktı. -Mola.

Haydi G!

Hey!

İşte bu!

-Haydi. -Hareket ettir.

-Bana ver. -Blokla.

Hiç bir şeyin yok.

-Kahretsin. -Geri al.

-Haydi. -Aldı.

Topu ver. Boştayım.

O bizim topumuz.

İyi atıştı Johnny!

İyi pastı James!

At.

-İyiydi. -Bana haber et.

Haydi dostum, haydi.

Haydi Boogs!

Aldım.

-Buraya. -Haydi, gidelim.

Zıplıyorum bebek, zıplıyorum. Ne?

-Orta saha. -Sende.

Smaç.

Haydi Boogs.

Yeniyoruz.

-Çaldın. -Bir şey göster.

Aldım!

Tamamen! Havada!

Şov zamanı!

Lincoln Railsplitters'ız bebek!

Ne...

Gazete okumadın mı evlat?

İSA KURTARIR

Railsplitters! Bu!

Jesus Railsplitters'ı Vaat Edilen Topraklara götürdü hem de

geride olmalarına rağmen.

Koç Cincotta'nın takımı ölmeyi reddetti.

Kazanmak için döndüler ve salondaki herkes çıldırdı.

Birinci.

Basket bana sevgi ve mutluluk getiriyor.

Adım Sip Rodgers.

Abraham Lincoln'a gidiyorum.

Ben forvetim.

Biz Railsplitters'ız. Kimse bize bulaşamaz.

Basket görsel bir şölendir.

Sahaya girersin, önünde savunma oyuncusu vardır.

Onu soluna alırsın, sonra sağına

sonra arkada kalır, sonra da hop basket.

Sonra ona bakar, "ne var?" dersin.

Basketbol tüm hayallerim,

olmak istediklerim, başarılarım ve hayattan

istediklerimin doğduğu yer.

Kortta kendimi yakışıklı hissediyorum. Biriymişim gibi.

OTEL

Bu Bay Shuttlesworth. Anahtarı?

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left