The Butcher Boy

The Butcher Boy

Download Turkish Subtitle

Release info

The Butcher Boy 1997 1080p AMZN WEB-DL DD2 0 x264-ABM
A Commentary by 1see0ne
TV-Rip

Tags

webdl
web-dl
x264
hd
1080p
Published on: 2025-02-03
Downloads: 62
Hearing Impaired: No
FPS: 23.976

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

TV-Rip: Burak ŞAHİN

Neden Francie? Neden? Zavallı annenin kalbini kırabilirdin.

Özür dilerim, Bay Leddy.

Delikanlılık çağlarımda, bundan yirmi, otuz veya kırk yıl kadar...

...önce Bayan Nugent'a yaptıklarım yüzünden bütün...

...kasaba peşime düşmüştü. Joe ile aramıza girmeye...

...çalışmasaydı bunların hiçbiri olmazdı.

- Ben Geronimo. Sen kim olmak? - Oturan Boğa'yım.

Savaş narası atmak biz.

Şimdi biz var aramak beyaz adamı.

Sanırım yaptığım yaramazlıklardan ilki...

...elmalarla ilgili olanıydı. Her şey elmaların yüzünden başladı.

Francie'nin elma yemek için bir yılanın kandırmasına...

...ihtiyacı da yoktu.

- Hadi! - Ne demek, "hadi"?

O kadar yüksek değil. Merak etme, ben seni tutarım.

Francie, acele et biraz!

- Kaç tane oldular? - Sen sallamaya devam et.

Biraz daha sallarsam ağacın başı dönecek.

Yüz tane daha topladık mı tamamdır.

- Nugentlar bizi hayatta geçemez. - Mümkün değil!

O sırada kim geldi dersiniz? Zihni "suyun kaynama sıcaklığı" ve...

..."sineğin gözlerinin sayısı" gibi inanılması güç gerçeklerle dolu...

...olan Phillip Nugent.

Sensin değil mi, Phillip? Yine kitap mı okuyorsun?

- Çizgi roman mı, Francie? - Onlar bizim olmalı, Joe.

Bak ne diyeceğiz, Phillip. Takas edelim. Annenin elmalarına...

...karşılık senin çizgi romanların. - Adil bir takas, Phillip.

O kadar da kötü biri değilmiş, Joe. - Ne yapıyorsunuz bakayım siz?

Çıkın dışarı! - Tanrım, Francie!

Bu Bayan Nugent. Koş Joe! Deliler gibi koş.

Olamaz!

Bunun çocukları tanımakla bir ilgisi yok! İngiltere'ye gitmeden...

...çok önce tanırdım ben sizin gibileri. Küçük Phillip'imin...

...onun gibilerin yanına gitmesine izin vermemeliydim.

Hata çocukta değil ki! Babası hiç eve uğramazsa çocuk ne yapsın?

Sabahtan akşama kadar meyhanelerde sürtüyor adam.

Çocuğun bu hâlde olması bile bir mucize. Başka şansı yok ki.

Ama bir daha Phillip'imin yanına yaklaşırsa başı belada demektir.

Şuraya yazıyorum. Domuzlar! Hepiniz domuzsunuz!

Bütün köy biliyor bunu.

İhtiyar Bayan Nugent. Onu ne yapacağız?

Onu bilmem de sana ne yapacağımı çok iyi biliyorum.

Babamın gerçekten domuz olup olmadığını bilemem.

Ama bir konuda haklıydı. Babam çok içerdi. Köyün alemcisiydi.

İnsanlık bir rüyasını daha gerçeğe dönüştürdü.

Şimdi bunu kontrol etmek zorunda.

Bir milyon milyar trilyon doların olsaydı ne yapardın?

Bir milyon milyar trilyon tane şeker alırdım, Francie.

- Balıklar, bakın ne diyeceğim size. - Defolun.

- Buna ne dersiniz, balıklar? - Okumu geri verin.

Doğduğunda sadece 2250 gramdın, biliyor musun?

Anne, sandalyenin masanın üzerinde ne işi var?

Beni hiç hayal kırıklığına uğratmazsın, değil mi?

Uğratmayacağımı biliyorsun, anne.

Ben şehre iniyorum, Francie.

Alo Amca'nın Noel partisi için yemek pişirmem gerekiyor.

Hapların düşmüş anne.

Dr. Boyd bana iyi geleceklerini söylemişti.

Bence beni daha çok hasta ediyorlar.

Hadi, Annie.

- Annem yine tatile gidiyor, Joe. - Nereye gidiyor, Francie?

Bozuk olduğunu duymuştum, Joe. Nesi bozulmuş acaba?

Bozulmuşsa seni tamirhaneye götürürler. Bir çekici gelip çeker.

Bence bu köyün harika bir havası var. İngiliz anahtarını uzatsana.

Sanırım Bayan Brady'nin birkaç tahtası gevşemiş.

Sence bunu tek kollu adam mı yaptı?

- herhâlde o yapmıştır. - P. ç herif! Onu geberteceğim!

Bayan Nugent, İngiltere'den geldiği için herkese hava atar...

...köy sanki onunmuş gibi davranırdı.

Ama bu yavru domuz, öyle olmadığını gösterecekti.

Demek buradasınız, Bayan Nugent ve Phillip.

- Bırak da geçeyim. - Geçiş ücreti bir şilin.

- Ne demek istiyorsun? - Phillip indirimli tarifede.

Sizin için bir şilin, Phillip için altı peni.

- Toplamda bir şilin altı peni ediyor. - Caddede yürümek için para mı...

...vereceğiz? - Vergi borcu namus borcudur.

Ödemezseniz diğerlerine haksızlık etmiş olursunuz.

- Vergi mi? Ne vergisi? - Domuz vergisi, Bayan Nugent.

Yapacak işlerim var. Bütün gün burada duramam.

Bir şilin altı peni rica edeyim. - Bu saçmalığa bir son ver.

Bu seferlik geçmenize izin vereceğim, Bayan Nugent.

Bir dahaki sefere domuz vergisi elinizde hazır olsun. Ciddiyim!

İnsanlar geçiş vergisini vermezlerse başlarına kötü...

...şeyler gelir, Joe. - Ne vergisiymiş bu, Francie?

Sen de başlama, Joe.

Teşekkürler, Bay Leddy.

- Merhaba, Bay Leddy. - Francie.

- Demek buradasınız, hanımlar. - Geldin demek, Francie.

Başka nereye gidebilirdim, hanımlar? İki kutu sardalyeyle...

...bir somun ekmek alabilir miyim? - Annen nasıl oldu, Francie?

Uçuşa geçti yine. Garaja çektiler. Yakında eve döner. Sıkı bir...

...bakım uygulayacaklar. İngiliz anahtarını uzatın...

...Bayan Brady'nin kafasında birkaç vida gevşemiş!

- Çok komiksin, Francie. - Eve sen mi bakıyorsun, Francie?

İnanılmaz Francis Brady. Şimdi izin verirseniz, geçiş vergisi...

...olayıyla ilgilenmeliyim. - Geçiş vergisi mi?

Hiç duymamıştım. Nedir o? - Ben icat ettim.

Ama Nugentlar ödemiyorlar bir türlü.

Eli çok sıkıdır. Ama şuraya yazıyorum, gelecek sefere...

...bu kadar kolay kurtulamayacak. - Neden kurtulamayacak?

Elimden tabii. Başka neden olabilir?

Eşine az rastlanır birisin, Francie. Kesinlikle öylesin.

- Öyle miyim? - Fark ettiniz mi, nasıl da-

Bozuk. Aldığım günden beri bozuk.

- Bozuk televizyon, ne olacak? - Traymor gibilerine...

...güvenilmeyeceğini bilmeliydim. Bozuk televizyon satarsın demek.

Bunu yanına bırakmayacağım. Çalış! Görürsün bakalım...

...el mi yaman, bey mi yaman?

Babamın bir zamanlar inanılmaz biri olduğunu söylüyorlar.

Harika bir müzikçiymiş. Ünlü biri olabilirmiş. Ne de olsa...

...Eddie Calvert'i tanıyormuş. "Eddie Calvert de kimin nesi?"...

...diye sorardım ona.

Bütün kovboyların sonu böyle oluyor galiba. Baba, evde...

...yiyecek bir ekmek kırıntısı bile kalmadı. Sağır mısın?

Sanırım iş yine Francie'ye kaldı. İnanılmaz Francie Brady.

Kovboylar yok artık, Joe. Kovboylara güle güle.

- Neden? - Babam.

Televizyonu temelli halletti. John Wayne bir daha buralara uğramaz

Biraz da sen buz kır. Hadi?

- Buz mu kırıyorsunuz, çocuklar? - Buz kırıyoruz, peder.

Hava ne kadar soğuk. Sence de öyle değil mi, genç Brady?

- Benim gördüğüm en soğuk kış. - En soğuk kış dedi yahu.

- Öyle dedi. - Baban nasıl?

- Çok iyi. Bundan iyisi can sağlığı. - Güzel. Annen de yakında...

...döner herhâlde. - Noel'e kadar tamir ederler.

Alo Amca için pasta pişirecek. - Alo Amca! Bu köy, onunla...

...ne kadar gurur duysa azdır. Baban Londra'daki işini anlattı.

-10 kişiyi çalıştırıyormuş. - Ben gitsem iyi olur.

Benny Meguire'a Tanrı'nın iyiliğini götürmem lazım.

Güle güle. Ben Maguire'ın Tanrı'yla ne işi olur ki?

- Belki at arabasından düşmüştür. - O at arabaları bir garip zaten.

Richard Kimble, dünyaya son bir kez bakarken kaderini...

...merak ediyordu. İleride sadece karanlık vardı. Ve kader...

...ağlarını o karanlığın içinde örmüştü.

- Koş bakalım, kaçak! Kaç! - Şekilsiz p. çin tekisin...

...tek kollu adam. - Evet, çok çirkinsin.

En azından Richard Kimble'ın iki kolu var.

Lanet olsun! Şekilsiz o... geliyor!

Domuzlardan daha kötü olan tek şey, taşralıların Noel alışverişidir.

Keplerini, botlarını giyip en yakın meyhanede soluğu alırlar.

Buna dans etmek diyorlar ama daha çok çamurda yürümeye...

...benziyor.

- Bu dans da neyin nesi, Francie? - Buna "taşra tangosu" denir, Joe.

- Taşra tangosu mu? - Popo dışarı, baş yukarı.

Yüzüm burada, k. çım da yoldadır.

Karşınızda inanılmaz Joe Purcell, hanımlar beyler! Ve partneri...

...Joe Brady. Taşra tangosu yapacaklar.

- Francie! - Hoş geldin, anne.

- Ne kadar büyümüşsün! Tanrım! - Garaj işini iyi biliyormuş.

Yine yollardasın anne. Her zamankinden iyisin.

Her zamankinden iyiyim. Gel, sana bir şey göstereceğim.

Beni bıraktığınız için teşekkürler, komiser.

Senin için her şeyi yaparız, Annie. Biliyorsun.

- Hadi, anne. Hadi. - Bir sürprizim var.

Annem garajdan dönmüştü ve tutmak mümkün değildi.

Çat burada, çat kapı arkasındaydı. Bir de kafede çalan plaktan...

...almıştı. Yemek pişirmeye de başlamıştı. Alo Amca...

...Noel için Londra'daki büyük işinden gelecekti. Evin için...

...Noel partisi için pişirilen pasta ve kurabiyelerle doluydu.

Pastalar, pastalar. Kurabiyeler, kurabiyeler.

Annem kurabiyelerin kadını olmuştu.

Bir şey soracağım, Joe. Alo Amca kaç pasta yiyebilir?

Nereden bileyim, dostum.

Şimdi jeton düştü. - Görüşürüz Joe.

Hoşça kal, Francie.

"Butcher Boy"u daha önce dinlememiştim. Bir gün içinde...

...100 kere dinlemiş oldum. Annem "tekrar dinlemek...

...ister misin?" diye sorsaydı, "hayır, teşekkür ederim" derdim.

Bir sandviç bile yapmamışsın. Midem kazınıyor!

Garajda sana ne yapmışlar, anne? Pasta makinesine dönmüşsün.

Alo pastaya bayılır. Sevdiği bir tek şey varsa, o da pastadır.

- Bir de kurabiyelere bayılır. - Haklısın. Biraz daha yapayım.

- Canlarım. Zor iştesiniz galiba. - İşiniz zor dedi.

- Duydum. - Bana yer yok galiba.

- Herkese yerimiz var, peder. - Ne haber, çocuklar?

Alo Amcam gelmezse bizim ev patlayacak.

- Neden patlayacak? - Pastalardan. Kurabiyeleri de...

...unutmamak lazım. - Alo Amcan en iyilerine layık.

Ta Londra'dan geliyor. -10 kişiyi çalıştırıyor.

-10 kişiyi çalıştırıyorum. - Alo Amca! Vay be!

- Mutlu Noeller, peder. - Tanrı seni korusun.

Hakkımızda ne düşündüler acaba.

Bundoran Bundoran olalı bizim gibisini görmemiştir.

Bu adamı da unutmayalım. Gösterinin yıldızıydı.

Misafir salonunda adamlara her gece trompet çaldı.

- Doğru. Kesinlikle. - Her şeyi duydum.

Yalan mı, Charlie? - Kesinlikle doğru.

Bayan Thompson'ın Benny Brady'ye aklı çıkmıştı.

Onlara "aşk kuşları" derdi. Aşk kuşları.

Ve balaylarında her gece trompet çalardı. Değil mi Benny?

Elimden geldiğince tıngırdattım bir şeyler.

Kesinlikle doğru. Hepsi bu da değil. Pekâlâ, kızlar...

...bu tarafa bakın. Genç Benny, ben ve Annie kumsalda yürüyoruz.

Sonra bu adam geldi. "İki ve altı. İki şilin altı peniye ormanların...

...kralı olabilirsiniz" dedi bana. Onun gibisini görmemişsinizdir.

Benny kafasını boşluktan geçirdi. Kafası Tarzan'ın vücudunun...

...üstündeydi. "Seni yakalayacağım, McGlone"...

...diye bağırıyordu. "Seni yakalayacağım!"

Doğru mu, baba? Tarzan'ın vücudunun üzerindeki kafa...

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left