The first 200 lines.
Minik Bo!
Haniymiş büyükanne?
Buraya bak, gülümse.
Minik Bo!
Neye bakıyorsun?
Anne, madem bu kadar boşsun neden gidip arkadaşlarını bulmuyorsun?
Minik Bo daha önemli ve konuşmayı öğreniyor...
“Büyükanne” dediğinde yanında olmak istiyorum.
Hâttâ şöyle bile diyebilir...
“Büyükannem gibi güzel ve akıllı olmak istiyorum!”
Olamaz! Ağlıyor! Ağlama!
Büyükanne yaramazlık yaptığı için mi ağlıyorsun?
Bak, üzümler ne kadar da güzel!
Mor!
Senin için. İster misin?
Babana mı vermek istiyorsun? Yoksa büyükannene mi?
Kucağına al ve döndür!
Büyükannesi gibi, dans etmeyi seviyor o da.
Büyükannene mi vereceksin?
Hadi, ver bana.
N'apıyorsun?
Memur Zheng, şüpheli biri var mı diye...
...eski videoları incelememizi söylememiş miydi?
Biliyorum.
Ama bu video geçen yıldan değil mi?
Sadece, hiçbir şeyi gözden kaçırmamak istiyorum.
Büyükannen, videolarını internette yayınlayacak.
Büyüdüğünde, videolarını herkese açık hale getirip getirmeyeceğine...
...Minik Bo'nun kendisinin karar vermesini istiyorum.
Dediğimi duydun mu?
Ne zamandan beri bu kadar dırdırcı oldun?
Bu videoyu üç gün önce izlememiş miydin?
Uyuduğunu sanıyordum.
Nasıl uyuyabilirim ki?
Sana kahvaltı hazırladım.
Nereye gidiyorsun?
Annem hâlâ parkta.
Karakola uğrayıp...
...herhangi bir gelişme olup olmadığını öğrenebilir misin?
Memur Zheng, bir gelişme olursa arayacaklarını söylememiş miydi?
Gerçi, hep böyle diyor.
STRANGER EYES
- Yaklaşık üç ay önce. - Üç ay önce mi?
Bu civarda kayboldu.
Gözümü dört açacağım.
Bize bu numaradan ulaşabilirsiniz.
Elinize bilgi ya da yardımcı olabilecek bir şey geçerse, lütfen iletişime geçin.
Tabii, geçerim.
Teşekkürler ve rahatsız ettiğim için özür dilerim.
Burada, herkes dikkatli olmalı.
- Burada mı kayboldu? - Evet.
- Çok teşekkürler. - Gözümüzü dört açacağız.
Baksana oğlum, bulana bir ödül verelim mi?
İnsanlar, başlangıçta yardım etmeye çok hevesliydi...
...ama artık ilgilerini kaybetmiş görünüyorlar.
İyiliğin bile bir son kullanma tarihi vardır demelerinin sebebi bu olmalı.
Az önce, kibar bir beyefendiyle tanıştım...
...o gün...
...parkta video çektiğini söyledi.
Bir şey var mı diye kontrol etmek için video kaydını tekrar izleyecek.
Son aylarda yeterince “kibar beyefendiyle” tanışmadık mı?
Ona, Minik Bo'nun kaydırakların etrafında kaybolduğunu söyledim...
...ama sen ne olduğunu görmediğini söylemiştin...
...bu yüzden ona ne söyleyeceğimden de emin olamadım.
Şu an senin oturduğun yerde oturuyordum.
Sonra, telefonum çaldı.
Arayan sendin.
Ayağa kalktım ve telefonu açtım.
Sanırım, iki dakika konuştuk...
...beş dakikadan fazla konuşmadık.
Kaydırağın oradaydı.
Her zaman olduğu gibi...
...diğer çocuklarla birlikte değildi.
Sonra da...
...birden ortadan kayboldu.
Parkın her tarafına baktım...
...diğer ebeveynlere de sordum...
...ama kimse bir şey görmemiş.
Bu çok doğal.
Ebeveynler sadece kendi çocuklarına göz kulak olur.
Neden bahsediyorduk?
Kızını nasıl kaybettiğini anlatıyordun.
Hayır, Minik Bo'nun kaybolduğu gün telefonda ne hakkında konuştuğumuzu kastetmiştim.
Böyle şeyleri kim hatırlar ki?
Hatırlamıyor musun?
- Bu, kayıp küçük kızımız. - Üzgünüm, teşekkürler.
Aramamıza yardım edin.
- Numaram burad... - Hayır, teşekkürler.
Ne hissettiğinizi anlayabiliyorum. Gerçekten.
Ben de bir anneyim.
Ama etrafta neler olduğuna bir bakın...
Herkes gitmiş.
Eskiden buraya çocuklarını getiren başka aileler de vardı.
Şimdiyse herkes serbestçe dolaşan bir sapık olduğunu düşünüyor.
Artık kimse buraya gelmeye cesaret edemiyor.
Sizin kızınız mı? Minik Bo'muza çok benziyor.
İzninizle.
Dikkatli olun...
Bay bay...
Bazı insanlar ebeveyn olmamalı.
Ariel, bu oyuncağı beğendin mi?
Beğenmedin mi?
Buna ne dersin peki?
Kitap alayım mı sana?
Bunu mu istiyorsun?
Tamam, ne istiyorsun peki?
Ne istiyorsun?
Pardon, müsaadenizle.
Buradakilere ne dersin?
İstemiyor musun? Peki.
Merhaba, o iyi mi?
- Yardıma ihtiyacınız var mı? - N'oldu bilmiyorum... Durmadan ağlıyor.
- Merhaba! Adın ne bakalım senin? - Normalde böyle değildir.
Sâkin ol.
İyi misin? Acıktın mı yoksa?
Aslında, az önce karnını doyurdum.
Neden bu kadar çok ağlıyor bilmiyorum.
Belki de dikkatini dağıtacak bir şeylere ihtiyacı vardır?
Merhaba! Ne kadar tatlısın sen böyle!
Merhaba! Bak buradayım!
Bizimle oynamak ister misin?
Aç mısın? Sandviç aldım.
Televizyona bağlayabildin mi?
İyi olmuş.
Şimdi daha fazla ayrıntı görebilirsin.
- Neyi kaydediyordun? - Bunu ben kaydetmedim.
Az önce biri bıraktı.
- Kim? - Tanımıyorum.
- Ne zaman bıraktı? - Bir saat kadar önce.
Kapının altında buldum.
Bir de dvd oynatıcı mı bıraktı?
Dvd oynatıcı annenin.
Eski dans kayıtlarıyla birlikte buldum.
Ne zamandır bunu izliyorsun?
Video, yaklaşık yirmi dakika uzunluğunda.
Birçok kez izledim bile.
Ne gördün peki?
Alışveriş yapıyorsun...
...ödeme yapıyorsun...
...sonra da ayrılıyorsun.
Yakın zamanda bile çekilmemiş.
Minik Bo'ya baksana.
Daha çok küçük.
Devamında ne oluyor?
Devamında kasaya ödeme yapmaya gidiyorsun...
...ve kasiyerle flört ediyorsun.
Bu kadar.
Sandviç aldığını mı söylemiştin?
Bugünlerde kim hâlâ dvd kullanıyor ki?
Bir çeşit satış numarası mı?
Dolandırıcılığa karşı dikkatli olsanız iyi olur.
N'oldu?
Başka bir tanesini daha yeni izledik.
Bu sabah parkta olan kadın değil mi bu?
Neden onu takip ediyordun?
O olabilir mi acaba?
Bu da neydi böyle?
Bu kadar mı?
Polisi arayalım.
Alo?
Ben, Chen Peiying.
Memur Zheng orada mı?
Işıkları kapatın.
Eski usûl yöntemler. Hâlâ en iyisi.
Takip edilemez.
Parmak izi bile yok.
Çünkü herkes kenarlarından tutması gerektiğini bilir.
Peki, şöyle yapsak...
Evinizin dışına bir kamera koyabiliriz.
İki kez geldiğini söylemiştiniz değil mi?
Belki üçüncü kez de gelir?
O zaman biz de gözetim altında olmaz mıyız?
- Teyze, bu sizin güvenliğiniz için. - Bana “teyze” deme.
Minik Bo'yu geri getirmek için ne gerekiyorsa yapın.
Amirim, kopya tamam.
Kopyasını mı aldınız?
Elbette.
Eski usûl yöntemler...
...onlara güvenemezsiniz.
Şimdi ne yapacağız?
Şimdi geri dönün ve benden haber bekleyin.
Sabaha, kamerayı kurmaya birini gönderirim.
Sonra da irtibatta kalırız.
Tamam mı?
Burayı imzalayın.
- Nedir bu? - Endişelenmeyin. Basit bir onay formu.
Affedersiniz, bayım.
Bir şey mi arıyordunuz?
Dün bu dükkândaydım ve telefonum kayboldu.
Anlıyorum. Ama bugün hiç telefon görmedim.
Dün de görmemiştim.
Modeli ya da rengi neydi?
Mağazanın kamerasına bakabilir miyim diye düşünüyordum...
...belki düşürmüşümdür ve biri almıştır.
Mağaza politikası gereği, insanlara görüntüleri göstermemiz yasak.
Ama güvenliğe durumu iletirseniz...
...incelenmesi için kayıtları onlara iletebilirim.
Gerek yok, başka bir yere bakacağım.
Hop, fotoğraf makinem!
Dur!
No comments yet. Be the first to leave one.